Gündem ve tansiyon hızlı değişir benim ülkemde, çoğu Adeniz coğrafyasında görüldüğü üzere. Biraz araba kullanmamıza benzer bu huyumuz; aceleci, öfkeli ve sonucunu kadere bağladığımız hareketlerimiz... Ancak son iki-üç dekad diğer Avrupalı Akdeniz ülkelerinde hızlı bir değişme yaşanmış; artık bizim gibi araba kullanmıyorlar. Avrupa Birliği bu Akdenizli karakterini değiştirmiş. Çok daha sakin ve kurallara uyarak sürüyorlar arabalarını ve sonuç son derece yüz güldürücü: Trafik kazalarındaki şampiyonluklarını kaybetmişler. Gerçekten de buraya geldiğim bir ayı aşkın bir süre bir tane bile kaza görmedim. Halbuki bulunduğum küçücük şehirde bile ciddi bir park sorununa yol açabilecek sayıda çok araba var. Bu başarıyı birkaç gözle görünür faktörle kazanmışlar. Birincisi yol koşullarını iyileştirmiş ve yol yapımının bir bilim ve mimari sanat olduğunu görüp, uygulamışlar.
İkincisi araba kullanırken hoşgörülü olmayı, yaşanacak çok zamanları olduğunu, acele etmenin ecele gitmek olduğunu öğrenmişler ve bunu da herkese öğretmişler. En önemlisi ise kurallara uymanın önemini kavramışlar. Sonuç mükemmel; hiç kaza yok ve arabalar pırıl pırıl. Daha önceki gelişlerimde gödüğüm kaotik, öfke dolu, saygısız sürücülerden eser kalmamış. İnsan aynı insan; peki, nasıl bu kadar göreceli kısa sayılabilecek sürede bu ilerleme? Eğitim ve altyapı yatırımları bu sorunun yanıtı. Nüfus artışının durmuş olması, ancak eğitebileceğiniz ve insanca yaşatabileceğiniz sayıda insanla daha insancıl yaşamanın mümkün olabileceğinin kavranılması. Kısacası iyi yönetim ve kendinden çok toplumu düşünen politikacılar, aydınlar.
Peki biz ne durumdayız? Kesinlikle söyleyebilirim, hiç de iyi gözükmüyoruz. Yaşadığımız güncel olaylar, üzerimize oynanan ve Atlantik ötesinde senaryolanmış, rejisörü de oraya göç ettirilmiş uzun vadeli bir oyunun son sahnesi gibi geliyor bana. Toplumun ayrıştırılmaya çalışıldığı ve bu tehlikeli gidişin eğitimi yeterli olmayan bizim gibi bir toplumda son derece endişe verici sonuçlar doğuracağı, iyi yönetilemediğimiz görülüyor. Peki bizi yönetenler bunu göremiyor ve hissedemiyor mu? Ama demin de söylediğim gibi büyük oyun Atlantik ötesinden yönetiliyor. Ve daha da önemlisi, oyunun yazarlarının elinde son perdeyi olayların gelişmesine göre düzenleyebilecek alternatif birçok yazım teknikleri ve kurgusu önceden yapılmış final sahneleri bulunuyor. Bizi 85 yıldır belli bir barış içinde yaşatmış “kanla, irfanla” kurulmuş Cumhuriyet’imizin temelleri silkelenmekte. Bu dışarıdan (belki de özlemin verdiği ruhla) daha belirgin hissediliyor. Bu temellerde üç ana unsur bulunuyor ki, hepimizin bildiği üzere bunlar mülkiye, tıbbiye ve harbiye. Bu temel taşlarının hepsini ele geçirmeden veya pasifize etmeden kan dökülerek, devrim yapılarak, güç kullanılarak atılmış bir temelin sadece siyasi çoğunluğa bağlı ve toplumsal mutabakat sağlanmadan değiştirilmeye çalışılması eskilerin değimi ile sadece bir “abesle iştigal”. Bu temel taşlarının birinde belli bir birikimin sağlanmış olması, bir diğerinin enflasyonist bir politika güdülerek kalitesiz bir hale getirilmeye çalışılması, üçüncü temel taş üzerinde sindirme harekatı yapılıyor olması sonucu değiştirmeyecektir. Bu uğraş modası geçmiş, bir zaman diliminde denenmiş ve başarısızlığı bunu deneyen politikacıların hayatlarına mal olmuş bir boşa uğraştır. Akdeniz ruhu taşır ve trafikte ne sonuç veriyor ise aynı sonucu politik arenada da verir. Kaliteli bir yönetim ve eğitim ancak kaliteli aydın insanlar tarafından yapılabilir, ayrıca bunun için de eğitilecek kitlenin sayısı sınırlı olmak gerekir. Aksi enflasyonist bir modeldir ve toplumu ileri götürmez. Tam tersi, toplumu uyutarak bir sürü haline getirir. Örneğin, içinde temel bilgileri dahi veremeyecek yeterli sayıda öğretim üyesi olmayan tıp fakülteleri açmak sadece ilaç ve medikal ürün tröstlerinin işine yarayacak doktorları yetiştir. Bunun üzücü sonucu diğer meslek dallarımızda görülmüştür; ancak sağlık alanında görülmesi çok endişe verici sonuçlar doğuracaktır. İşte çok tipik, popülist yaklaşımlı, kalitesiz bir yönetim anlayışı size! İşte “manzara-i umumi böyle gözüküyor dışarıdan. Yazımı bir Akdenizli gibi bitireyim: “Allah bizi ve özelikle de idarecilerimizi her türlü kazadan, beladan korusun: Amin” |