|
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, YÖK ve üniversitelerin bütçelerini görüştü
YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İsa Eşme, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna yaptığı bütçe sunumunda, tıp fakültesi hastanelerindeki kadro ve bütçe sorunlarını anlattı. Bu yıl üniversite hastaneleri büyük bir krizin eşiğine geldiğini ifade eden Eşme, Sağlık Bakanlığı’nın döner sermaye politikası ve kadro yetersizliği nedeniyle hastanelerde büyük sıkıntılar yaşanmaya başladığını kaydetti.
2002-2008 yılları arasında bütçe rakamlarına bakıldığında, YÖK'ün bütçesinin zannedildiği kadar artış göstermediğini söyleyen Eşme, 2005 yılından itibaren döner sermaye ve diğer gelirlerinin bütçeye dahil edildiğini, bu nedenle YÖK bütçesinde sanal bir artış görüldüğünü savundu. Eşme, 85'i devlet, 30'u vakıf olmak üzere üniversite sayısının 115'e çıktığını ifade etti.
Eşme, üniversitelerin yayın sayısının 1981-2005 arasında 25 kat, uluslararası atıfların ise 46 kat arttığına işaret ederek, Avrupa yükseköğretim sisteminin yapısında bir bütünselliğe gidilmesi için başlatılan “Bologna Süreci”ne göre de üniversitelerin performansının iyi olduğunu söyledi.
“Araştırma görevlileri büyük mağduriyet yaşıyor”
Eşme, sunumunda şu bilgileri verdi:
Mesleğe yeni başlayan bir profesör 2 bin 370 YTL, doçent 1483 YTL, yardımcı doçent 1410 YTL, araştırma görevlisi 1080 YTL maaş alıyor. Yeni başlayan bir sınıf öğretmeni ise ek dersle birlikte 1200 YTL alıyor. Yan ödenekleri de olmayan araştırma görevlileri büyük mağduriyet yaşıyor. Ücret dengesi son 10 yılda araştırma görevlileri aleyhine büyük değişime uğradı.
Araştırma görevlisi kadrosunda düşüş
4 yılda devlet üniversitesi sayısı 57’den 85’e çıkarken, açıktan atama yapılabilecek araştırma görevlisi kadrosu 4 bin 250’den 1410’a, son iki yılda daha düşük rakamlara indirildi. 500 bine yakın öğrencinin okuduğu meslek yüksek okullarında 68 öğrenciye bir öğretim elemanı düşüyor. Yeni açılan 32 üniversitedeki öğretim elemanı sayısı 19 bin 215 olması gerekirken, 4 bin 170 kişi görev yapıyor.
Öğretim üyeleri ayrılıyor
Son 4 yılda, 200 profesör ve doçent, Sağlık Bakanlığı kadroları veya özel hastanelere geçti. 2006 sonu itibariyle tıp fakültelerinden ayrılan öğretim üyesi sayısı 2006’yı buldu. Türkiye'de yüksek okullaşma oranı yüzde 26-27, bu AB ülkelerinde yüzde 50'nin üzerinde. Yeni açılan üniversitelerle bu giderilmeye çalışılıyor, ancak bu üniversitelerde kapasite yaratılmalı. Eğer kapasite yaratılmazsa, gerekli kaynağı ve kadroyu sağlayamazsanız üniversite tabela üniversitesi olmaktan ileri gidemez. Yeni açılan üniversitelerin birçok sorunu var. En önemli sorun da, öğretim üyesi. Şu an 19 bin ihtiyaç var, öğretim elemanı bulamıyoruz. Yok, çünkü yetiştirilmedi. Yetişmesi için yeterli kaynak verilmedi.
Türkiye’de 82 bin civarında öğretim elemanı bulunuyor. Bunun 34 bini öğretim üyesi. AB standartlarında düşündüğümüz zaman, bu sayısının 3-4'le çarpılması gerek
Hazne katkı payları kaldırılmadı
Hastanelerin döner sermayesinden kesilen yüzde 15’lik Hazine katkı paylarının kaldırılması üniversitelerin talebiyken, sadece Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yüzde 1’e düşürüldü. Üniversiteler bu uygulamadan yararlanamadı. Sağlık Bakanlığı’ndaki lise mezunu personel döner sermayeden yararlanırken, üniversite hastanelerinde aynı statüdeki personele bu hak verilmedi.
Sağlık Bakanlığına kaçış
Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki yardımcı sağlık personeline uygulanan, ‘Performans kriteri’nin üniversite hastanelerinde uygulanmaması nedeniyle hemşireler, Sağlık Bakanlığı’nın 32 bin hemşire kadrosuna geçmek için istifa ediyor. Üniversitelerin hemşire kadrosu hızla boşalmaya başladı. 550 yatak kapasitesi 100. Yıl Üniversitesi Hastanesi’nde standartlara göre 415 hemşire çalışması gerekirken, 2005’te 213 olan hemşire sayısı 124’e düştü.
“Başarısız olan görevden alınsın”
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Özbayrak, komisyondaki sunumunda rektörlerin kral yetkileriyle donatıldığını, keyfi uygulamaların önünün açıldığını öne sürdü. Özbayrak, üniversite rektörlerinin, şirketin başına CEO seçilir gibi bir mütevelli heyeti ya da Meclis tarafından seçilmesi ve başarısız olan rektörlerin bir süre sonra görevden alınması gerektiğini söyledi.
“Kadro sıkıntısı çözülmeli”
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek ise üniversite açmanın yeterli olmadığını, buralara yeteri kadar personel tahsisi yapılması gerektiğini dile getirdi. Özyürek, YÖK'le tartışmayı bir kenara bırakıp YÖK'ün kadro sıkıntısının çözülmesi ve üniversitelere öğretim elemanı yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ankara’ya 2., 3. tıp fakültesi
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ise, üniversitelerde ataerkil bir yapı bulunduğunu savunarak, katı bir hiyerarşik yapı olduğunu ve bunun bilimsel gelişmeyi engellediğini belirtti. Ünüvar, yeni açılacak üniversitelere, diğer üniversitelerde öğretim elemanı yetiştirilip gönderilebileceğini, ayrıca Ankara'daki üniversitelere ikinci, üçüncü tıp fakültelerinin açılabileceğini belirtti.
|