|
2006 yılı sonu itibarıyla 200’ün üzerinde doçent ve profesörün tıp fakültelerindeki görevlerinden istifa ederek Sağlık Bakanlığı ve özel hastanelere geçtiği bildirildi
Helin Aygün /Ankara
Tıp fakültelerinde görev yapan 206 profesör ve doçent, kurumlarından ayrılarak büyük oranda Sağlık Bakanlığı kadrolarına ve özel hastanelere geçti. Sağlık ve Maliye Bakanlıklarının uygulamaları nedeniyle, üniversite hastanelerinin hem kadro hem mali açıdan büyük bir krizin eşiğine getirildiği kaydedildi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) eski Başkanı Erdoğan Teziç dönemine ait YÖK faaliyet raporunun özeti yayınlandı. “Yükseköğretim Kurulu Faaliyet Raporu Özeti, 9 Aralık 2003-9 Ararlık 2007” isimli raporda, 4 yıllık süre içinde üniversitelerde yaşanan gelişmeler değerlendirildi. “Tıp Fakülteleri Hastanelerinde Yaşanan Kriz” başlığıyla bir bölüme de yer verilen raporda, “Dört yıldan beri sürdürülen ücret politikaları nedeniyle, üniversitelerin tıp fakültelerinde görev yapan profesör ve doçent düzeyindeki 200’ün üzerinde öğretim üyesi, kurumlarından ayrılarak büyük bölümü Sağlık Bakanlığı kadrolarına, bir bölümü de özel hastanelere geçmiştir. 2006 yılı sonu itibarıyla, üniversitelerin tıp fakültelerinden ayrılan öğretim üyesi sayısı 206’dır” denildi.
Krizin eşiğine geldi
Raporda, Sağlık ve Maliye Bakanlıklarının uygulamaları nedeniyle, üniversite hastanelerinin, hem kadro hem mali açıdan büyük bir krizin eşiğine getirildiği vurgulandı. Bunun nedenleri olarak öğretim üyelerinin istifalarının yanı sıra, üniversite hastanelerinin döner sermayelerinden kesilen payın yüksek oluşu ve üniversitelerde yardımcı sağlık personeli için performans kriterlerinin uygulanmaması gösterildi.
Raporda şu ifadeler yer aldı:
“Hastanelerin döner sermayelerinden kesilen yüzde 15’lik Hazine katkı payları, Maliye Bakanlığının 5 Mayıs 2007 tarihli genelgesi ile Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yüzde 1’e düşürülürken, talep üniversitelerden gelmesine rağmen, üniversite hastanelerine bağlı döner sermayeler bu uygulamadan yararlandırılmamaktadır.
Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde çalışan yardımcı sağlık personeline uygulanan ‘Performans Kriterleri’nin üniversite hastanelerinde uygulanmaması nedeniyle, tıp fakülteleri hastanelerinde görev yapan hemşireler, istifa ederek Sağlık Bakanlığının ilan ettiği 32 bin hemşire kadrosuna geçmeye, bu gelişme sonucunda üniversitelerin hemşire kadroları hızla boşalmaya başlamıştır. Somut bir örnek olarak, Van 100. Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesinin durumundan söz edilebilir. 550 yatak kapasiteli bu hastanenin, Sağlık Bakanlığının belirlediği standartlara göre 415 hemşire ile hizmet etmesi gerekmektedir. Son iki yılda hastaneden 100’e yakın hemşire istifa etmiş, 2005’te 213 olan hemşire sayısı 124’e düşmüştür.”
Hakim, vali ve albaylar daha yüksek maaş alıyor
Raporda, yükseköğretime ayrılan kaynağın düşük oluşunun en önemli yansımalarından birinin, öğretim üye ve yardımcılarının maaşları olduğu dile getirildi. Kıdemli profesör ücretinin 2 bin 785 YTL, 7. derecedeki araştırma görevlisi ücretinin ise 1080 YTL olduğu belirtildi.
Son yıllarda izlenen ücret politikaları nedeniyle, öğretim elemanlarının öteki devlet kuruluşlarındaki emsalleriyle arasındaki makasın, üniversite çalışanları aleyhine önemli oranda açıldığı kaydedildi. Buna göre, 1997’de, profesör, vali, hakim, genel müdür ve kıdemli albayın ücretleri birbirine çok yakınken, bugün için profesör aylığının, öteki meslek alanlarına göre geride kaldığına dikkat çekildi. Raporda, öğretim elemanlarının ücretlerinin iyileştirilmesi konusunun, her yıl TBMM Bütçe Plan Komisyonu görüşmelerinde dile getirildiği, Milli Eğitim Bakanlığına ve Başbakanlığa yazılı olarak müracaat edilmesine karşın, bu teşebbüslerden bir sonuç alınamadığı bildirildi.
Raporda, üniversitelerdeki durumla ilgili şu tespitlerde bulunuldu:
2006 yılında üniversitelere herhangi bir nedenle, boşalan öğretim elemanı kadrolarının yüzde 80’nini kullanabilme izni verilirken, 2007 yılında bu oran yüzde 50’ye çekildi. Bu uygulama nedeniyle, 32 yeni üniversite kurulmasına rağmen bir önceki yıla göre kullanılabilecek kadro sayısı yüzde 38 oranında azaldı.
Son dört yılda devlet üniversitesi sayısı 57’den 85’e çıkarken; açıktan atama yapılabilecek araştırma görevlisi kadrosu 4 bin 250’den 1410’a düşürüldü.
Ekim 2007 verilerine göre, yeni açılan 32 üniversitedeki öğretim elemanı sayısı, 128’i profesör olmak üzere 4 bin 42. Bu üniversitelerin öğretim üyesi ihtiyacı ise 19 bin 125. Ancak yakın gelecekte bu ihtiyacın karşılanması zor görünüyor.
Son 4 yılda araştırma görevlisi kadroları 4 binlerden 1400’lere, hatta 1000’lere düşürülmek yerine 5 binlere, 10 binlere çıkarılsaydı şimdi bu üniversitelerin kadro sorunu yaşanmayacaktı. Yükseköğretimde kapasite arttırmanın çözümünü, üniversitelerden çok hükümetlerin politikaları belirliyor. Hükümetler, öğretim üyesi yetiştirmek için yeterli kadro vermek yerine, şartları oluşmadan yeni üniversite açma politikasını tercih ettiler. Bunun da kapasite artırmada bir yararı olmadı.
Üniversitelere verilen idari ve akademik kadro sayısı 2007’de 4 bin, 2008’de 2 bindir. Bu verilere göre 2006, 2007 ve 2008’de üniversitelere açıktan atanabilecek araştırma görevlisi 2 binin altına indiriliyor.
Son 4 yılda tıpta uzmanlık öğrenci sayısı 10 bin 556’dan 11 bin 884’e; öğretim elemanı sayısı 77 bin 65’ten 86 bin 522’ye; araştırma görevlisi sayısı 28 bin 426’dan 30 bin 495’e; öğretim elemanı başına öğrenci sayısı ise 25’ten 28’e çıktı.
|