Daha önceki yazılarda bahsettiğim, başka yazarların da değindiği gibi genel olarak ‘üniversitelerin objektif kriterlere kavuşması’ diyebileceğimiz bir durum karşımızda. Bugüne kadar yazılanlara, çeşitli kurum ve ilgili kuruluşların daha önceki önerileri ve eleştirilerine baktığımızda sorunu çözmek için karşımıza iki seçenek çıkıyor.
Birincisi bu kurumların özel ve özerk hale gelmesi; dolayısıyla bu sistemin doğası gereği serbest ve rekabetçi bir anlayışla problemin aşılması. Dünyadaki hiçbir özel üniversitede aşırı şişirilmiş kadrolar yok, hak etmeyene veya hatır için, siyasi görüşü için, oy için açılan üniversite kadroları yok. Demek ki yapıyı bozan bizim devlete arkamızı yaslayıp rahat hareket ederek, uzun vadede devlete ve millete fayda yerine yük ve zarar getirmemiz. Kısa vadede birinci seçenek gerçekleşmeyebilir.
İkinci seçenek ise mevcut sistemimizi aslında çok basit bir iki yasal düzenleme ile revize etmek. Hukukçu veya yasama organı üyesi değilim ama, aklıma ilk gelenleri sıralayabilirim.
1- Detaylı ve uzun vadeli planlama. (DPT) Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü gibi kamu kurumları başta olmak üzere bağımsız ve objektif kriterleri ölçü alan kurumlarca yapılacak uzun vadeli planlara göre; yeni kurulacak üniversite sayıları, yerleri, fakülte sayıları, öğrenci sayıları, öğretim üyesi sayıları, araştırma görevlisi sayıları belirlenerek o plan çerçevesinde yapılanmaya gidilmelidir. Öğrenci sayısı ve hizmet yüküne göre norm kadrolar yapılandırılmalıdır. Bölge ve il özellikleri planlamalarda göz önünde bulundurulmalıdır.
2- Yardımcı doçent kadrolarını; DPT önerileri göz önüne alınarak her yıl veya yılda iki kez merkezi olarak ilan etmek. Objektif, bilimsel kriterler dikkate alınarak; sınav, yayın değerlendirme ve kadro alımlarını merkezi olarak TUS benzeri bir sistem ile gerçekleştirmek. Başarılı ve çalışkan kişilere her üniversitede fırsat eşitliği sağlamak.
3- TUS dışındaki araştırma görevlileri alımlarını da merkezi sistem ile gerçekleştirmek. Bütün fakülte ve branşlar dahil olmak üzere araştırma görevlisi, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin merkezi ve objektif olarak alımı sağlanmalıdır. Hem fırsat eşitliğinin sağlanması, hem de bilimsel kaliteyi artıracak sistemin oluşturulması öngörülmelidir. Böylece şaibe ve torpil sıkıntısından üniversite yöneticileri de kurtarılmalıdır.
4- Doçentlik sınavlarına objektif ve adaletli bir ölçü kazandırmak amacıyla; bilimsel ve objektif bir yayın puanlama sistemi oluşturulup, buna göre yayınların değerlendirilmesi. Bilim sınavının ise merkezi olarak TUS veya yeterlilik (board) sınavı benzeri bir sınavla; gerekirse geçme notu 80 olmak üzere düzenlenmesi. Böylece kalanların hak ederek kalması, geçenlerin hakkıyla geçmesi sağlanabilir ve hocası, babası olanlar da zan altında kalmazlar.
5- Hizmet içi kalitenin devamı için belli sürelerle, periyodik ve objektif ara değerlendirmeler yapılmalıdır. Yayın sayısı, kuruma maddi katkı, yetiştirilen araştırma görevlisi, lisans, yüksek lisans, doktora öğrencisi sayıları, mesleki bilgilerde güncellik gibi kriterlere göre değerlendirmeler sağlanmalıdır.
Bunlar ilk anda benim aklıma gelenler. Kolaylıkla, hemen yapılabilecek işler ve düzenlemeler diye düşünüyorum. Yeter ki isteyelim, yeter ki ertelemeyelim. |