Ülkemizde halen yürürlükte olan sistem nedeniyle üniversitelerde mobbing mağdurlarına sıkça rastlanır. İsterseniz kendi alanınızda dünyanın en iyisi olun, isterseniz uluslararası dergilerde yayınlanmış onlarca makaleniz olsun, yandaş değilseniz her an baskı ya da mobbinge maruz kalabilirsiniz. Ne yazık ki birçok rektör için kurumun yitirdikleri, öğretim üyelerinin zamanlarını eğitim, öğretim ve araştırma yerine soruşturmalara yanıt yazmakla uğraşması ve kurumsal motivasyonun bozulması hiçbir önem taşımaz. Önem taşıyan tek konu egemenliğini (?) tam olarak ilan edebilmektir. İşin asıl üzücü tarafı öğretim üyelerinin bu orantısız yasal güç kullanımı karşısında savunmasız olmalarıdır. Bu yazıda kendilerini yalnız hisseden ve sanki onu destekleyen hiç kimse yokmuş duygularına kapılan mobbing mağdurlarına çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Sabırlı olun: Yaşanan olumsuzlukların yarattığı duygular ve düşünceler nedeniyle mobbing mağdurları her şeyin çok hızlı biçimde değişmesi beklentisi içine girerler. İşin aslına bakacak olursanız haklıdırlar da; çünkü yaşadıklarını en iyi onlar bilirler. Fakat haklı da olsanız yasal gücü elinde tutan ve onu cahil cesaretiyle kullananlarla mücadelenin zaman aldığını unutmayınız. Özgüveninizi, özsaygınızı ve değerlilik duygunuzu koruyun: Mobbing mağdurları kendilerinin yanlış yapmadığını bilseler bile kendilerine olan güveni kaybeder; kendisini bir iş beceremeyen değersiz bir insan olarak görmeye başlarlar. Bu nedenle özgüven, özsaygı ve değerlilik duygunuzu korumak için elinizden geleni yapın.
Kendinizi geliştirin: Uğradığı haksızlıklar bazen insanların her şeyden vaz geçmesine neden olabilmektedir. Oysa böyle bir süreçte insanın eksikliklerini belirleyerek onları tamamlamaya çalışması ya da yeni bir açılım sağlayabilmek amacıyla başka alanlarda kendini geliştirmeye yönelmesi uzun dönemde daha yararlı olmaktadır.
Kendinizi toplumdan koparmayın: Mobbing mağdurları çevrelerindeki insanlardan bekledikleri desteği alamadıklarını düşündükleri için, çoğu zaman kendilerini toplumdan soyutlamaktadırlar. Bazen de yöneticilerin yıldırmaya çalıştığı öğretim üyesinin yalnız kalması için diğer öğretim üyelerine baskı uyguladıkları görülmektedir; böyle bir durumla karşı karşıya iseniz bunu kırmak için elinizden geleni yapın.
Yaşadıklarınızı yakın arkadaşlarınızla paylaşın, dertleşin: Yaşadığınız öfkeyi, hayal kırıklığını, küskünlüğü ve çaresizliği dostlarınızla konuşun. Fakat hayatın devam ettiğini, yaşadığınız haksızlıklara ve onların yarattığı duygulara saplanıp kalmanın da yarardan çok zarar getirdiğini unutmayın.
Sosyal destek sisteminizi harekete geçirin: İnsanın yakın ilişki içinde olduğu dostlarının olması ruh sağlığını koruyucu işlev görür. Arkadaşlarınızla, dostlarınızla daha çok birlikte olmak için özel çaba harcayın ve size yeni bir açılım yapma konusunda nasıl yardımcı olabileceklerini araştırın. Ancak bu çabanın sürekli yalnız az sayıdaki insanla birlikte olmak ve toplumdan uzaklaşmak gibi bir sonuç yaratmamasına dikkat edin.
Kişiselleştirme ve genelleştirme içinde olup olmadığınızı gözden geçirin: Çeşitli olumsuzluklar yaşayan insanların çoğunun kendileri ve diğer insanlarla ilgili olumsuz genelleştirmeler içine girdikleri görülmektedir. Böyle bir eğiliminiz varsa kendinize ve başkasına “yanlış yapma hakkı” tanıyın.
Değerlerinize sahip çıkın: Mobbingin en olumsuz sonuçlarından birisi de mobbinge maruz kalan kişilerin değerlerini sorgulamaya başlamasıdır. Hatta bu sorgulama bazen değerlerde aşınma yaratabilmektedir Bazen bu aşınma dünyanın ve insanların tümüyle olumsuz gözle değerlendirilmesine kadar varabilmekte; iyiliksever, özverili, çalışkan insanların bencil bir insan olmanın arayışına düştükleri görülebilmektedir. Yaşadıklarınızın sahip olduğunuz değerlerin yanlış olduğu anlamına gelmediğini; sizi siz yapan en önemli özelliğinizin sahip olduğunuz değerler olduğunu, değerlerinizi yitirdiğinizde yaşamın eski tadını vermeyeceğini unutmayın. Hayal kırıklığınızın size egemen olmasına izin vermeyin, değerlerinizin aşınmaması için elinizden ne geliyorsa yapın.
Her yerde herkese, haklı olduğunuzu, size haksızlık yapıldığını kanıtlamaya çalışmayın: Haksızlığa uğradığını düşünen kişilerin en çok kullandığı başa çıkma düzeneklerinden birisi de yaşadıklarını her gördüğüne anlatmaktır. Bitmek tükenmek bilmeyen onaylanma ve haklı olduğunun teslim edilmesi gereksinimi yıpratıcı bir süreçtir. Yaşadığınız haksızlığı dertleşmeden öte aşırıya kaçarak bıkıp usanmadan tekrar tekrar anlatmanın insanların sizden uzaklaşmasına yol açabileceğini unutmayın.
Geleceğe bakın: Ne kadar örseleyici bir sorun olursa olsun yaşanan olumsuz olaylar uygun bir şekilde atlattıldığında o kişinin ruhsal gelişimine katkıda bulunmaktadır. Yaşananlar bir yandan da insanları ve insanın kendisini daha iyi tanıması için bir fırsattır.
Her şeyin dışında bir gün her şeyin döneceğini, fakat bir şekilde dönmese bile mutlu olmanın ve yeni bir dünya kurmanın yine de mümkün olduğunu hayatın bir çok kez gösterdiğini unutmayın. |