Damak Yarıklı Hastalardaki Konuşma Bozuklukları ve Tedavileri
27-03-2010 / 27-03-2010
Kullanıcı Girişi
Şifre:
ÖZEL DOSYALAR
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
HABER
27-11-2009
Yoksa domuz gribinin nedeni teknik bir kaza mı?
Nur Demirok-REFERANS
Her şey Almanya'da geçen eylül sonunda bir kişinin domuz gribinden öldüğünün duyurulmasıyla başladı. Alman Robert Koch Enstitüsü "A tipi H1N1" virüsünün daha önce domuz gribine yol açan "H1N1" virüsünden çok daha öldürücü olduğunu açıkladı. Enstitü Başkanı J. Heinrich Hacker tek kurtuluş çaresi olarak aşıyı gösterdi.
Kimi sivil toplum kuruluşları bu açıklamaya tepkiliydi. Robert Koch Enstitüsü'nü ilaç şirketlerinin borazanı olmakla suçladılar. Acaba aşının içeriğine niçin etki artırıcı maddeler konmuştu? Bunlar yan tesir ve ikincil hastalıklar anlamına gelmiyor muydu?
Bunun üzerine başta Şansölye Angela Merkel olmak üzere bazı kabine üyeleri "özel hazırlanmış" aşı kullanmayı tercih ettiler. Olay kısa zamanda bir skandala dönüştü ve diğer ülkelerin başkentlerinde de büyük yankı uyandırdı.
Bu domuz gribi nereden çıktı Henüz bilimsel gerçekliği ispat edilememiş çok daha ilginç bir iddia daha var. Konu bu kez domuz gribinin niçin birdenbire ortaya çıktığıyla ilgili! Şimdi aşının niteliği değil, grip türünün "çıkış noktası" tartışılıyor. Durum henüz kamuoyuna tam olarak yansımadı ama yanıtı aranan soru şu: Domuz gribi acaba deney hayvanlarına nakledilen yanlış bir gen nedeniyle mi meydana geldi?
Bazı bilim çevrelerine göre sorunun açılımı şöyle: Gen teknolojisindeki olağanüstü gelişmeler insanlığın geleceği adına çok şey ifade etmesine rağmen, bazen bilimsel hatalar olabiliyor. Örneğin Meksika'da hastalığın görüldüğü coğrafyada birkaç domuz "biyoreaktör" olarak kullanılırken beklenmeyen bir "iş kazası" meydana gelmiş olabilir.
"Biyoreaktör" terimi gen teknolojisiyle birlikte literatüre girmiş bir kavram. Bugün başta "ensülin" olmak üzere çeşitli hormon ve proteinler hayvanların vücut salgılarında üretiliyor. Elde edilen materyal için kapsayıcı bir genellemeyle "rekombinant ürün" ifadesi kullanılıyor. Bir anlamda yaşayan herhangi bir organizma insan genomuna uygun kimi ihtiyaçların üretilmesi için canlı bir laboratuvar işlemi görüyor.
"Rekombinant" terimi ise doğal yolla oluşmamış DNA'ları kapsayan gen klonlanması işlemini ifade eden bir terim.
Klonlamada yanlışlık mı yapıldı
"Biyoreaktör" bir mikrop da olabilir, domuz gibi memeli bir hayvan da. Örneğin son yıllarda özellikle sporcularda ve yaşlılarda kullanılan "human growth hormonu"nun (insan büyüme hormonunun) bazı elemanları özel yetiştirilmiş farelerin hedef dokularında üretiliyor.
Fare ve domuz, insan organizmasına nispeten yakın türden iki memeli. Nitekim gen teknolojisi ortada yokken bu gerçek biliniyor ve ilaçların organizma üzerindeki olası etkileri (farmakodinamik etkiler) bu hayvanlarda yapılan testlerle gerçekleşiyordu. Bu süreç günümüzde de kobay veya fareler üzerinde altın kural olarak halen işlevini sürdürmekte.
Bugün nakledilebilir bazı genleri kendi gen bütünlüğü içinde çok rahat taşıyabilecek hayvanların başında ise domuz var. Domuz "transgenik bir hayvan" olarak insan için üretilecek bazı dokuları kendi organizması içinde geliştirebiliyor. Karaciğer ve kalp nakli için ileride "transgenik dokular" bu hayvanın yaşam evresi içinde üretilebilecek. Halen orijinal kalp kapakçıklarının "yetiştirildiği" kaynaklardan biri de yine domuz.
Tüm bu kısa bilgilerden sonra başa dönecek olursak yukarıdaki iddianın pek de yabana atılmayacak bir görüş olduğu ortaya çıkıyor. İnsan organizmasına bu denli yakın olan bir canlının üzerinde viral hastalıklarla ilgili birtakım araştırmalar yapılırken böyle bir yol kazası meydana gelmiş olabilir mi?
Yeni bir mutasyon başlayabilir
Sözü burada işin uzmanlarına bırakıp biraz da moleküler biyolojinin sınırları dışına çıkalım: Bilindiği gibi domuz gribi, başlangıcı domuzlarda görülen bir hastalık. Pandemik (salgın) özelliği kazanması ise geçirdiği mutasyonla ilgili. Son günlerde magazin haberi gibi sunulan ve domuz gribi virüsünün Norveç'te mutasyona uğradığı dedikodusu önemli bir uyarı! Çünkü aşı olmamakta direnenlerin sayısı çoğaldıkça mutasyon denilen başkalaşım riski doğuyor. Kısacası ağır aksak yürüyen aşılama kampanyası içinde aşının bizzat kendisi de mutasyonu tetikleyen bir faktör olabilir. Bilim insanları bunu aşıya karşı rezistans gelişmesi olarak açıklıyor.
İşte tam bu noktada "domuz gribi ekonomisi"nde de yeni bir perde açılabilir. Neyse ki şimdi süreci hızlandırmak adına daha düşük dozda antikor düzeyi elde edilebilecek bir aşı Amerika'da geçen hafta devreye girdi. Doz başına antijen içeriği azaltılarak aynı bağışıklık seviyeleri elde edildi.
Bu süreç hem aşılama süresini kısaltıyor hem de "adjuvan" olarak bilinen baz maddenin olası yan etkilerini minimum düzeye indiriyor. Asıl kazanç ise aşı adedinin artması nedeniyle daha seri aşılanma yapılacak olması. Örneğin salgın yüzünden okulların kapanma riski ABD'ye milyarlarca dolarlık ek yük getirecekti. Hızlı operasyon en azından bunu önleyecek gibi görünüyor. Bu gelişmeler yakında bizde de tartışılacak. Sağlıklı bir bayram dileğiyle...
Prof. Dr Sibel Çubukçu Fırat
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr Sibel Çubukçu Fırat
Kliniklerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Şefi Doç. Dr. Yıldız Dallar