Ana sayfa
  Künye
  Hakkımızda
  Türkiye Klinikleri
  İletişim
 

 

25-07-2008  

 MEDİANKET
Reçeteye ilaç yazarken en çok önem verdiğiniz hangisi?
Fiyatı
Firması
Tecrübelerim
İlaçla ilgili mümessil çalışması
İlaçla ilgili bilimsel yayınlar
Hastanın sosyal güvencesi
Anket Sonuçları

 KÖŞE YAZILARI
Dr.  İbrahim   ERSOY
Eczacılar isteklerini alıyor ya hekimler!
Dr. İbrahim ERSOY
Prof. Dr.  Nesrin   AŞTİ
Demans ve Polifarmasi
Prof. Dr. Nesrin AŞTİ
Prof. Dr.  İsmail Hakkı   AYDIN
Yunus’ta Estetik ve Mikrosanat – 2
Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN
Prof.Dr.  Nurettin   BAŞARAN
İnsan Olmanın Farkı Nedir?
Prof.Dr. Nurettin BAŞARAN
Prof Dr.  Ayşegül   DEMİRHAN ERDEMİR
Hekimlikte Şarlatanlık Var Mı? – II
Prof Dr. Ayşegül DEMİRHAN ERDEMİR
Prof.Dr.  Erbil   DURSUN
Eşitsizlikler, Yabancılar ve Şarlatanlar
Prof.Dr. Erbil DURSUN
 ETKİNLİKLER
  • XII. Internatioanal Congresses of Bacteriology-Applied Microbiology and Mycology
  • 04-08-2008 / 08-08-2008
  • XIV. International Congress of Virology
  • 11-08-2008 / 15-08-2008
  • 25. ULUSAL TÜBERKÜLOZ VE GÖĞÜS HASTALIKLARI KONGRESİ
  • 18-09-2008 / 20-09-2008
     ÜYE GİRİŞİ
      Kullanıcı Adı  
      Şifre  
        Beni Hatırla  
         
      Şifremi Unuttum  
      Üye Olmak İstiyorum  
     
    Nobel İlaç
     HABER
    29-05-2007
    TTB, üniversiteler ve özel hastanelerin yeni tebliğlerle ilgili değerlendirmeleri

    NTV’de 29 Mayısta yayınlanan programın tam metni
    Konu: Sağlıktaki yeni uygulamalar
    Konuklar: Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Mehmet Altuğ ve Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras

    Oğuz Haksever: Sosyal güvenlik reformunun memurların ya da başka bir deyişle kamu görevlilerinin belirli ayrıcalıkları olmalı, onların düzenlemeleri ayrı olmalı gerekçesiyle anayasa mahkemesi'nden dönmesinden sonra beklenen B planı açıklandı, yürürlüğe giriyor. Bir anlamda yüksek mahkeme'nin iptalinden sonra sekteye uğrayan genel sağlık sigortası sistemi kısmen uygulamaya konuluyor. Sosyal güvenlik kurumu ve maliye bakanlığı ayrı ayrı tebliğler yayımladı. Sosyal güvenlik çatısı altında bulunan bütün hak sahipleri yani işçi ve esnaf da ve o arada tabi yeşil kartlılar da anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarına sevksiz başvurabilecekler. Daha önceleri sevksiz olarak sadece emekli sandığı'na bağlı olanlara hizmet veren üniversite hastaneleri de SSK ve Bağ-kurluların yeşil kartlılarının başvurularını sevksiz kabul edecek. Uygulama 15 Haziran'da yürürlüğe girecek, tartışmalar var. Sağlık alanındaki başat demokratik kitle örgütü tabipler birliği uygulamaya karşı. Gerekçeleri; yığılma olacak, üniversite hastanelerinde kalite düşecek, bu kuruluşların asıl işlevleri yani araştırma etkinlikleri zayıflayacak. Bu programı hazırlayanların araştırmalarında görüşlerine rastlayabildiği üniversite rektörleri ise pek öyle düşünmüyorlar. Zaten hasta sayımız azalmakta görüşleri dikkat çekiyor. Özel sağlık kuruluşlarının da bazı çekinceleri var, fiyatlandırma ve ücretlendirme konularında. Hasılı sağlıktaki yeni uygulama üzerinde durulası bir konu. İyi günler. Sağlıktaki yeni uygulamaları Yakın Plan’a alıyoruz. Çeşitli konuklarımız var, Profesör Doktor Gençay Gürsoy, Türk Tabipleri Birliği Başkanı ilk konuğumuz. Önce kendisine hoşgeldiniz diyoruz, merhaba sayın Gürsoy.
    Gençay Gürsoy: Merhaba, merhaba.
    Oğuz Haksever: Ne dersiniz, ben kabaca sizin başkanı olduğunuz veya içinde bulunduğunuz demokratik kitle örgütünün bu konudaki genel görüşlerini satır başlarıyla aktardım. Biraz ayrıntıları almakta yarar var, gerekçelerini söyledikleriniz.
    Gençay Gürsoy: Gayet iyi aktardınız aslında. Türk Tabipler Birliği bu görünüşte vatandaşın sağlık hizmeti almasını kolaylaştıracağı izlenimi veren bu uygulamaya karşı. Çünkü demin ifade ettiğiniz gibi özellikle üniversite hastanelerinde ve eğitim hastanelerinde baş edilmez bir yığılmaya sebep olacaktır, bunda hiç kuşku yok. Çünkü bu hastaneler sonuçta üçüncü basamak, hatta ikinci değil üçüncü basamak başvuru hastaneleridir. Yani diyelim ki birinci basamakta çözülemeyen problemler ikinci basamağa gönderilir, orada çözülemeyenler üniversite hastanelerine gönderilir. Yani daha ötesi yok. En üst bilimsel değerlendirme mekanları diyelim, kurumları. Buralara siz daha sadece diyelim ki başı ağrıyan basit bir aspirin ile çözüleceği ihtimali ön planda olan ki istatistiklere baktığımız zaman ilk başvuru hastalarının yüzde 70’i, yüzde 80’i bu tip hastalardır. Yani onlar çok basit bir muayene ile tedavi ile sorunları çözülebilecek hastalardır. Siz bunları getirip bilimsel bir titizlikle işleri çözmesi beklenen o bilgi birikimine ve o hazırlığa sahip olan kurumlara yığarsanız herşeyi altüst edersiniz. Olan da budur. Bugün göreceksiniz yakın zamanda üniversite hastanelerinin poliklinikleri ana-baba gününe dönecek, oralarda başka iş yapılamaz hale gelecek, eğitim aksayacak, araştırma aksayacak, şimdi bazı rektörlerin bundan şikayetçi olmadığı ifade ediliyor.
    Oğuz Haksever: Evet o konuda soru planlıyordu sunucu size. Acaba onlar istisna mı? Genel olarak siz iyi bilirsiniz, o alemin içindesiniz. Genel yaklaşımları ne üniversite rektörlerinin?
    Gençay Gürsoy: Bütün rektörlerin aynı düşüncede olduğunu zannetmiyorum ama bunu açıklayabilecek çok hazin bir neden var, bu da şu; üniversite hastaneleri ekonomik sıkıntı içinde ve bu para sıkıntısını başlıca kamu kaynaklarından yeteri kadar destek almadıkları için çekiyorlar. Alacaklarını zamanında tahsil edemiyorlar ve hastalar özel hastaneler devreye girdikten sonra üniversite hastanelerine çok fazla başvurmamaya başladılar. Zaten sevkle geldikleri için güçlükler de vardı. Dolayısıyla para kazanırız ve ekonomik sıkıntıdan kurtuluruz endişesi ile bir çok rektör varsın bize daha çok hasta gelsin demeye başladı. Bu tabi yani ticari bir zihniyetle düşündüğünüz zaman durumu kurtarmak için bir işe yarayabilir ama üniversiteler gerçekten bu boğulmayla nasıl başedecekler zaman gösterecek.
    Oğuz Haksever: Çok kısaca sizden bir konuda da daha görüş alabilir miyim sayın Gürsoy? Yığılma olacak, muazzam bir yığılma olacak dediniz. Neden hemen öyle bir şey başladığındna doğrudan üniversite hastanelerine gitsinler, öyle bir soru akla geliyor.
    Gençay Gürsoy: Genel eğilim böyledir ama. Yani üniversite hastaneleri herşeye rağmen Türkiye’de bilgi birikimi bakımından halen problem çözme becerisi olan kurumlar bilinir, halkın eğilimleri de böyledir. Eğer bu değişmişse zaten o zaman başka daha .....nedenler düşünmek lazım.
    Oğuz Haksever: O konuyu hiç düşünmesek daha iyi olur. Peki efendim çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için.
    Gençay Gürsoy: Kolay gelsin.
    Oğuz Haksever: Gerekirse belki sizi yeniden ararız, bağlanırız. Mehmet Altuğ, Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı da Ankara stüdyosunda konuğumuz, sayın Altuğ hoşgeldiniz.
    Mehmet Altuğ: Hoşbulduk, teşekkürler.
    Oğuz Haksever: Ne dersiniz olur mu bu iş? Yani yeşil kartlı bile özel sağlık kuruluşlarına başvurabilecek, ayrım gözetmeden hizmet alabilecek? Biraz böyle rüya gibi geliyor ama, sevksiz tabi.
    Mehmet Altuğ: Evet şu ana kadar biliyorsunuz SSK, Bağ-kur, Emekli sandığı ve devlet memurları özel hastaneler hizmet alabiliyorlardı.
    Oğuz Haksever: Sevkli.
    Mehmet Altuğ: Sevk ile hizmet alabiliyorlardı. Bu yeni tebliğ ile maliye bakanlığının tebliğinde yer alan tebliği de yeşil kart hak sahiplerinin de özel hastanelerden hizmet alabilecekleri ifade ediliyor. Yani sizin de ifade ettiğiniz gibi burada yeşil kartlılar sadece özel hastanelerden hizmet alamıyordu, yeşil kartlılar ilave olmuş oldu, maliye bakanlığa tebliği ile. Bunun dışında tabi ilaveten poliklinik ve tıp merkezlerinden de artık önceden hizmet satın alamayan Bağ-kur ve SSK’lı hak sahipleri bu tebliğler ile oralardan da hizmet satın alabilecekler.
    Oğuz Haksever:
    Altından kalkabilecek mi özel sağlık kuruluşları? Çünkü ücret konusunda çekinceleriniz var, öyle biliyoruz.
    Mehmet Altuğ: Şimdi haklısınız ve bu tebliğler ile ücretlerde herhangi bir artış olmadı ve hatta bazı hizmet kalemlerinde azalmaya gidildi. Yine sizin de ifade ettiğiniz gibi enflasyonist bir ortamda yaklaşık 3-4 yıldır hizmet fiyatlarında artış yapılmıyor, hatta zaman zaman azalmalar gördük. Geçen yıl bildiğiniz ve bizim de ısrarla karşı çıktığımız 1 Temmuz ile uygulamaya başlayan vak’a başı ödemesi yine bu tebliğle de sosyal güvenlik kurumunun yayınlamış olduğu tebliğde de yeralıyor. Yine burada da çekincemizi ifade etmek istiyoruz. Vak’a başı uygulamanın bizden ziyade hastalar açısından da olumsuz sonuçlarını geçen yıl yaşadık ve Kasım ay’ı sonu itibariyle de Danıştay bu tebliği iptal etmişti hatırlarız hep beraber. Burada maliye bakanlığı sadece yine hizmet başına devam ediyor. Biliyorsunuz iki tebliğ yayınlandı geçtiğimiz Cuma günü akşam ve maliye bakanlığı tebliği yine hizmet başına devam etme kararı aldı. Sosyal güvenlik kurumunun çatısı altında bulunan, SSK, Emekli sandığı ve Bağ-kur hak sahipleri de vak’a başı uygulama ile bundan sonraki tebliğ ile devam edecekler.
    Oğuz Haksever:
    Peki o zaman ne olacak? Bir anlaşma herhalde yapıyor bir çok özel sağlık kuruluşu. Altından kalkamayacağı, daha doğrusu özel sağlık kuruluşunun bakış açısına göre zararına bir hizmet söz konusu olacak. Bu ne gibi bir sonuçlara yolaçabilir?
    Mehmet Altuğ: Şimdi haklısınız. Burada biz şunu hep öteden beri söyleyegeldik; özel sağlık kuruluşlarının, özel hastanelerin, kamu hastanelerini ve kamu sağlık kuruluşlarına göre bir takım artı harcamaları var. Özellikle de personel ve hekim giderleri bizim en büyük gider kalemimizi teşkil ediyor ve biz dolayısıyla bu sebeplerle başvuran hastalarımızdan fark almak zorunda kaldı geçtiğimiz uygulamalarda. Bundan sonraki dönemde çok daha sıkıntılı günler aslında bu anlamda, ekonomik anlamda bizi bekliyor. Biz ücret artışını beklerken aynı ücretlerle karşılaşmak bizim açımızdan çokta hoş olmadı. Bunun mutlaka hizmet sunumuna ve hizmet kalitesine olumsuz yansıyacağını düşünüyoruz.
    Oğuz Haksever:
    Anladım. Bunun ayrıntılarını alırız sizden sayın Altuğ, bir süre bekleteceğiz. Profesör Doktor Nusret Aras, Ankara Üniversitesi Rektörü telefon hattımızda. Sayın Aras iyi günler efendim.
    Nusret Aras: İyi günler efendim.
    Oğuz Haksever: Daha önce sunucu, buna benzer bu konuda sizinle yine böyle yine bu programda bir bağlantı yapmıştı, oradan da biliyoruz. Ayrıca verdiğiniz demeçlerden biliyoruz. Üniversite hastanelerinde hasta sayısının azalmakta olduğundan bahsediyordunuz. Böylelikle bu sistem bir ölçüde bunu azaltacak. Fakat biraz önce sayın Gürsoy’a bağlandık. Ona göre, dediğine göre üniversite hastanelerinin yaygın olarak tabi istisnalar olabilir, üniversite hastanelerinin bunu hoş karşılamalarının sebebi ekonomik sıkıntı içinde olmaları ve bu sistemin yürürlüğe girmesinin onlara ek bir kazanç sağlayacak olması, öyle mi?
    Nusret Aras: Evet efendim teşekkür ederim. Şimdi ben tabi sayın Gürsoy gibi düşünmüyorum. Bu hastalarının hepsinin başvurması bize fazla bir kazanç sağlayacak değildir. Bu ek hizmetler bizim görmemizi gerektirmektedir. Evet üniversite hastaneleri büyük bir mali sıkıntı içindedir ve bugüne kadar da çözülmemiştir. Bütün üniversite hastaneleri ödeme güçlüğü içindedir. Hastanelerin yürütülmesi için yapmış oldukları hizmet alımlarını ve malzeme alımlarını geri ödeyememektedirler. Şimdi bunlar çözülürse tabi vatandaş açısından herkesin tercih ettiği hastaneye gitmesi çok iyi bir şeydir. Bu hastaneler arasında da bir iyi yönde bir gelişmeyi sağlayabilir. Çünkü her kurum kendisine elbetteki hasta çekmek isteyecektir. Her aşamadaki, her derecedeki kurum. Bu bakımdan bir tatlı yarış olabileceğini bunun sonuçlarının da insanlarımız açısından daha iyi hizmeti ortaya koyacağını düşünmekteyim. Ancak hastalara istediğiniz yere gidin demekle iş bitmemektedir. Çünkü bu hastalar hastanede hizmet alabilmeleri için iyi bir üniversite hastanelerinin altyapıya sahip olması lazım. Artık biz altyapılarımızı döndüremeyecek duruma geldik. Eğer hastalara buyrun istediğiniz yere gidin ama ondan sonra ödemeleri geciktirirse ve maliyetinin altında ödemeyi bize zorla kabul ettirirse maliye bakanlığı, bu sistem tabi hastalara sıkıntı getirecektir. Bir süre sonra hiçbir hizmeti veremez duruma geleceğimizi belirtmek isterim.
    Oğuz Haksever: Üniversitelerin araştırma işlevlerinin zaafiyete uğrayacağı söyleniyor. Bunlarla uğraşınca asıl işlevi o aslında. Ona ne dersiniz efendim?
    Nusret Aras: Efendim öyle bir şey olmaz. Ben buna katılmıyorum. Çeşitli hasta gelmesi üniversiteler için olmazsa olmazdır. Şimdi üniversite tıp fakültelerinin tıp fakültesi eğitiminin birinci basamağını yani tıp eğitiminin birinci basamağını yaptığımızı düşünürsek nezleden kansere kadar her türlü hastalığın zaten tıp fakültelerine gelmesi lazım. Bu öğrencilerimizi yetiştirebilmemiz için olmazsa olmaz bir şeydir. Tıp fakültesinde araştırmalar da temel tıp dışında bir çok araştırma klinik bilimlerde yapılmaktadır. Bunun için de hastaya ihtiyaç vardır. Yani bu durmadan tıp fakülteleri sadece hasta bakacaktır anlama gelmez ki. Hasta bakan birimleri ayrıdır, polikliniklerde görevli hekimler ayrıdır. Kliniklerde araştırma laboratuvarlarında ya da klinik araştırmalarda çalışacak personelimiz, bölümlerimiz, öğretim elemanlarımız ayrıdır. Herkes kendi işini yaptığı taktirde bilimsel araştırmalarda hiçbir kötüye gidiş olacağını ben zannetmiyorum.
    Oğuz Haksever:
    Evet. Hocam bir başka konu yığılma sözü edildi. Siz böyle bir yığılma bekliyor musunuz üniversite hastanelerine? Çünkü hakikaten üniversite hastanelerinin bir problem çözme, bir takım böyle kimsenin altından kalkmadığı, çözemediği hastalıkları yakalayabilme yeteneği var, Türkiye’de bunu biliyoruz hepimiz.
    Nusret Aras: Evet efendim bu dünyada böyle zaten. Üniversite hastaneleri üçüncü basamak hastaneler. Diğer hastaneler de çeşitli tıbbi imkanların eksikliği nedeniyle çözülemeyen hastalar elbette başvurur ama başta söylediğim gibi bizim her türlü hastaya ihtiyacımız var. Yığılma üniversiteler iyi hizmet verirse elbette olabilir ama diğer hastaneler de kendi durumlarını düzeltip daha kolay hizmet alınan yerlere hastanın gitmesi kendiliğinden olabilecek bir şeydir. Yani hiç kimse kendine eziyet etmek için illaki üniversite hastanesine gideyim de 3-5 saat sırada bekleyeyim demez. Daha iyi bir hizmeti aldığı yere gider. Bu bakımdan yani çok büyük bir izdiham olacağını zannetmiyorum. Ülkemizde şimdi çok sayıda hastane, çok değerli hekimlerimiz, çok iyi donanımlı hastanelerimiz var. Hem üniversite hastaneleri içinde, hem de sağlık bakanlığına ve diğer kurumlara ait hastaneler Türkiye’de gerçekten çok iyi durumda. Bir ölçek vermek gerekirse Almanya’nın doğusuyla, Japonya’nın batısı arasında tıp alanında en iyi durumda olan ülkenin Türkiye olduğunu söyleyebilirim.
    Oğuz Haksever: Evet, bunlar gönül rahatlatıcı bilgiler. Sayın Aras son bir soru, biraz bunun da üzerinde durmak lazım. Üniversite hastanelerinin paraları ödenmiyor, mali sıkıntı içerisindeler. Neden, bu YÖK sorunu size de mi yansıyor?
    Nusret Aras: Efendim bu YÖK sorunu ile ilgili olduğunu zannetmiyorum. Bu tabi ülkenin bir sistemi ile ilgili, mali sistemiyle ilgili geri dönüş ne yazık ki olmuyor. Çünkü üniversite hastaneleri, mesela ben Ankara Üniversitesi örnek verirsem, 16 bin tane saymanlıkla çalışmaktadır. Çok bir il’imizin uç noktasından gelen yılda bir kaç tane hasta için oradaki sayman çok alarm içinde olmamaktadır. Aman bu parayı ödeyeyim, işte üniversitelerin ihtiyacı var diye. Halbuki bunlar biriktiği zaman büyük bir toplam oluşmakta ve bu da bizleri sıkıntıya sokmaktadır.
    Oğuz Haksever: Peki efendim. Sayın Aras çok teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgiler için, sağolun efendim. Yeniden sayın Altuğ’a dönüyoruz, Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı. Sayın Altuğ biraz önce söylediniz, sıkıntılı günler bizi bekliyor dediniz. O halde sizin cenahta bu iş pek bir doğru yürümeyecek gibi bir izlenim ediniyor sunucu. Ne dersiniz, biraz ayrıntıya girelim.
    Mehmet Altuğ: Şimdi tabi. Aslında biz buradaki hizmet fiyatları uygulamaları ve vak’a başı ödemeyle ilgili çekincemizi ve bu uygulamaların doğru olmadığını ifade ettik ama şunun altını çizmek isterim. Maliye bakanlığı tebliği ve çalışma bakanlığı sosyal güvenlik kurum başkanlığı tebliğinin birbirine paralel, büyük ölçüde aynı hususları benzer şekilde işlemiş olması ve aynı tebliği çıkarmış olmaları bizim ve diğer sağlık kuruluşları açısından olumlu karşılanmıştır ve sevk öngörülmemesi, biraz önce hocamın da ifade ettiği gibi ben bu konuda da çok büyük sorun olacağını düşünmüyorum, çünkü zaten sadece özel sağlık kuruluşlarına işletilen bir sistemdi bu sevk sistemi. Bir de Ssk’lı hastaların üniversite hastanelerine giderken almış oldukları sevkler vardı, onun dışında ülkemizde zaten basamak sistemi ve sevk zinciri işlememekteydi. Genel olarak kamu ve özel ayrımını ortadan kaldırması ve bir takım uygulamaları birleştirmesi anlamında biz tebliğin genelinde olumlu bulduğumuz tarafları da ifade etmemiz gerekir. Bizim özellikle altını çizdiğimiz, sıkıntı olabilecek diye düşündüğümüz ki en netice tabi bu hizmetler mutlaka bir bedel ile oluyor ve bu sistemler çok ciddi maliyetlerle döndürülebiliyor ancak. Onun için onun altını çizmek istedim ama genel olarak tebliğlere baktığımızda özellikle de kamu ve özel ayrımını büyük ölçüde ortadan kaldırması hasebi ile olumlu karşılamıştır.
    Oğuz Haksever: Yani fark almaya devam edecek mi özel sağlık kuruluşları?
    Mehmet Altuğ: Mecburen.
    Tabi biraz önceki konuşmamda ifade ettim. Fiyatlarda gerileme var, geriye gidiş var. Örneğin bir apendektomi apandist ameliyatı fiyatı 600 küsur liralardan 400 liralara düşmüştür. Zaten çok düşükken biraz daha düşük fiyatlar önerilmiştir. Dolayısıyla bu aradaki farkı zorunlu olarak bizim devletten alacağımız bir sübvansiyon da olmadığına göre, biraz önce yine bizim en önemli gider kaynağımız diye ifade ettiğim personel ve hekim giderlerimiz bizim için çok önemli bir gider kalemi. Bunlar değişmemiştir, hatta artmıştır. Dolayısıyla biz oradaki farklarımızı tabi büyük bir kesim olarak ifade ediyorum bunu, almaya devam etmek durumundayız zorundayız.
    Oğuz Haksever: Çok çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için efendim, sağolun. Böylelikle sağlıktaki yeni uygulamayla ilgili Yakın Plan’ın sonuna geldik. Kısacık bir özet yapmak lazım. Türk Tabipleri Birliği, yığılma olacak, üniversitelerin kalitesi azalacak ve araştırma işlevlerini doğru dürüst yerine getiremeyecekler diyor. Yayına katılan rektör Nusret Aras bu konuda hemfikir değil ama üniversite hastanelerinin ciddi mali sorunları var. Bu hallolursa bu sistem işler deniyor. Özel sağlık kuruluşları ise dertli, çünkü yeniden fark almaya devam edecekler. Çünkü ücretler onlara göre düşük. Yeni bir programda görüşmek üzere, hoşçakalın.
     
     GÜNCEL HABERLER
  • Aydın İl Sağlık Müdürü görevden alındı
  • Sahte reçete davasında 16 tahliye
  • Sağlık Bakanlığı Arzu hemşirenin ölümünü araştırıyor
  • İnternetten alınan ilaçlara dikkat!
  • Fatih Devlet Hastanesi karantinaya alındı
  • Anlaşması olmayan özel hastaneler fiyat düşürdü
  • Ankara Tabip Odası: Performans sistemi sağlık çalışanlarını cezalandırıyor
  • Hemşire, kene ısırmadığı halde KKKA'dan öldü
  • Antibiyotiklere yasak geliyor
  • Hedef 200 bin doktor
  • Doktorlara yeterlilik sınavı
  • Meclis’te içme suyu tartışması
  • Doktoru darp eden 2 kişiye 3 bin 200’er YTL para cezası
  • Özel hastaneler acil vakaları sağlık güvencesi aramadan kabul edecek
  • Akdağ için suç duyurusu
  • Rektör YÖK'ü mahkemeye veriyor
  • KKKA’ya son kurban Kastamonu’dan
  • Tedavisi mümkün olmayan prostat kanserine karşı ilaç geliştirildi
  • 100 bin doktor için Akdağ start verdi
  • Çürük dişe dolgu tarihe karışacak
  • 'Bizim kene öldürmez' deyip ilaç kullanmıyorlar
  • Sağlık Bakanlığı, dövme yapan yerleri sıkı takibe aldı
  • Köşk hesap soruyor
  • Tıp fakültelerinin kontenjanları arttı: Hangi fakülte ne kadar öğrenci alacak?
  • TAM GÜN YASA TASLAĞINA YÖNELİK TÜM SORU VE CEVAPLAR



  •  RÖPORTAJ
    Prof. Dr. Atıf Akdaş
    Akademisyenlerimizi tanıttığımız köşemizin bu haftaki konuğu Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Kurumları Yöneticiliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atıf Akdaş
     HAFTANIN KLİNİĞİ
    Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği
    Kliniklerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği Şefi Doç. Dr. Yaşar Nazlıgül
     ÖZEL DOSYALAR
    Mecburi Hizmet dosyası
    Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...

    MediBilgi
    Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

    SORU-CEVAP
    Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları

    Tam gün yasası
    Tam gün uygulamasıyla ilgili tüm haberler

    TUS Dosyası
    1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.

    Akademisyenlerimiz
    Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz

    Derneklerimiz
    Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.

    Tabip Odalarımız
    Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz

    Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
    Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk

    Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
    Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?

    Performans Dosyası
    Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada

    Tıp Eğitimi Dosyası
    Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.

    Tıp Kongreleri
    Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...

    Medimagazin ® sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları Ortadoğu Reklam Tanıtım ve Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.©
    Bu sitede yer alan haber, fotoğraf, yazı, ilan ve reklam içerikleri sağlık profesyonellerinin kullanımına yöneliktir. Sağlık çalışanlarının dışında site kullanımından doğabilecek her türlü sorumluluk kullanıcıya aittir.

    Powered By F1max Bilişim Hizmetleri