AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • “Akademisyen full time çalışmalı”
    • Akademisyenlerimiz köşemizin bu haftaki konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yücel Pak.

09 Aralık 2006, Cumartesi

“Akademisyen full time çalışmalı”
Akademisyenlerimiz köşemizin bu haftaki konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yücel Pak.

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
İlkokulu Malatya Arapgir İkokulu‘nda okudum. Orta ve liseyi Malatya lisesinde tamamladım. 1962 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başladım. O dönemde askeri tıp fakülteleri yoktu. Askeri tıp öğrencileri resmi kıyafetle sivil fakültelerde okurdu. Ben de tıp fakültesini kazanıp bir nevi burslu gibi o şekilde okudum.

1969 yılında tıp fakültesini bitirerek tabip teğmen olarak göreve başladım. Bir yıl Gülhane Tıp Akademisi GATA’da stajyer tabip olarak görev yaptım. Daha sonra 3 yıl kıta görevimi Muhabere Ana Depo Komutanlığı‘nda yaptım. 1973 yılında yine GATA‘da Radyoterapi-Radyoloji ihtisasına başladım.1977 yılında aynı yere müşavir uzman olarak atandım. 1982 yılında doçent oldum. Alanımızla ilgili olan Radyoterapi Tüzüğü’nde yapılan değişiklikle adımız radyasyon onkolojisi olduktan sonra bu ad altında 1984 yılında GATA‘da Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı’nı kurdum ve başkanlık görevini yürüttüm. Böylece Türkiye‘de ilk anabilim dalını kurmuş isim oldum. 1987’de de profesörlük unvanını aldım. 2003 yılına kadar GATA’da Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttükten sonra 2003 yılı Mayıs ayında bu görevden ayrılarak Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı’na geçtim. Buraya geldiğim ay anabilim dalı başkanı seçildim. Halen bu görevi sürdürmekteyim.

Evliyim ve birisi endüstri mühendisi, diğeri mimar olmak üzere iki çocuk babasıyım. Eşim de benim gibi hekim.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Kendime örnek aldığım iki isim var. Biri Prof. Dr. Nijat Bilge, diğeri Prof. Dr. Reha Uzel. Özellikle Prof. Dr. Nijat Bilge’nin radyasyon onkolojisinin gelişimi için büyük uğraş ve çabaları olduğunu belirtmek isterim. Radyasyon onkolojisinin oluşumunda büyük emek ve katkıları vardır.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Tabii ki pek çok anım var. Ama şöyle bir şey anlatmak istiyorum. Bildiğiniz gibi biz kanserli hastalarla uğraşıyoruz. Maalesef kanser kelimesi Türkiye’de ölümle eş değer kabul ediliyor. Bu nedenle hastalarımıza kanser olduğunu söylemek zorunda olmamıza rağmen bunu söylemekte çok zorlanıyoruz. Bir gün kliniğimizde yatan bir hasta geldi “Bu gün çocuklarım ziyarete gelecekler doktor bey, onlara kanser olduğumu söylemezseniz sevinirim” dedi. Ziyaret saati sonrası bu kez hastanın çocukları gelerek “Babamız kanser olduğunu bilmiyor. Lütfen söylemeyin” diye rica ettiler. Bu bizim sık rastladığımız bir psikoloji. Böyle olunca da pek çok unutamadığımız anıya sahip oluyoruz.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir çok yönüyle bakarsak Türkiye’deki sağlık politikaları eskiden beri, bu alanda yaşanan sorunları çözecek köklü ve kalıcı bir sistem getiremiyor. Öncelikle sağlıklı bir sevk sistemi uygulanamıyor. Vatandaşların en ufak bir şey için direkt olarak hastanelere gitmesinin önüne geçilmesi ve böylelikle hastanelerin iş yükünün azaltılmasının sağlanması gerekli. Örneğin bir ABD’de, İngiltere’de insanlar direkt olarak hastanelere gidemiyor. Gitse de bakılmıyor. Önce sağlık ocakları, semt sağlık merkezlerine gitmek zorundalar. Oradaki hekim uygun buluyorsa ondan sonra hastanelere gidiyorlar. Bu bizde de uygulanabilir. Semt polikliniklerine ve sağlık ocaklarına ağırlık vermemiz, gerekli şekilde işlerliklerini sağlamamız gerekli diye düşünüyorum. Tabii bir de sağlık kuruluşlarının teknik donanım ve alt yapı meseleleri var. Bu gibi eksikliklerin de giderilmesi gerekli. Diğer taraftan branş hastanelerinin kurulması da hem ekonomik hem de verilen sağlık hizmetinin kalitesi açısından fayda sağlayacaktır.

Günümüzde sağlık konusunda günlük politikaların uygulanması sorunları çözemediği gibi günlük tedbirlere yönelik uygulamaların yapılması yaşanan sıkıntıların giderek birikmesi ve içinden çıkılması zor hatta çıkılamaz hale gelmesine yol açıyor. Bunun yerine kalıcı ve sürekli tedbirlerin alınması gerekli. Bizim branşımız açısından bakarsak bu günkü radyasyon ile ilgili kanun 1930’lu yıllarda ve o günün şartlarına göre hazırlanmış bir kanun. Günümüzde hala bu kanun uygulanıyor. Bunun da günümüz şartları göz önüne alınarak yenilenmesi gerekli.

Tıp mesleğini seçme sebebiniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Gerçeği söylemek gerekirse ailemin yönlendirmesi büyük ölçüde hekimliği seçmeme etken oldu diyebilirim. Daha küçüklüğümden beri annem ‘Oğlum doktor ol da bana bak’ derdi. Ben de zaten küçüklügümden bu yana hekimlik mesleğini hep sevmişimdir. Bu ikisi bir araya gelince doğal olarak hekimliği seçtim. Elbetteki bu mesleği seçtiğim için memnunum. Üstelik bizim zamanımızda hekimlik hem saygınlık, hem de maddi getirisi olan bir meslekti. Giünümüzde bu ikisi de pek kalmadı ama ben yine de mesleğimden memnunum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Biraz önce de söylediğim gibi, mesleğimizin en zor yanlarından birisi hastalarımızın kanser olduklarını kendileri ve yakınlarına söylemek. Kanserli hastalarımızın sorun ve hislerine ortak olmak. Diğer açıdan çalışma alanımızın radyasyon ortamı olması ve doğal olarak bizlerin de radyasyon nedeni ile risk altında olmamız.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen uygun bir akademik ortamda bilimsel faaliyetleri ve eğitimi yeterince verebilen kişidir. Bir akademisyen bana göre full time çalışmalı ve bu süre içerisinde sürekli olarak araştırma yapmalıdır.

Yurt dışı mesleki deneyiminiz oldu mu?
Yurt dışında Hamburg Üniveirsitesi Radyasyon Onkolojisi’nde, ABD MD ve Johns Hopkins Radyoterapi Merkezi’nde, Anderson Hastanesi’nde, İngiltere’de Royal Marsden Onkoloji Hastanesi’nde, Boston Bringham and Womens Hospital, İsveç Malmö’de Runds Üniversitesi Radyoterapi Merkezi’nde 1 ile 3’er aylık dönemler halinde çalıştım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
İstemezdim çünkü aynı ortamı Türkiye’de bulabildim. Ancak yurtdışındaki gelişmeleri, yenilik ve deneyimleri izlemek açısından oralara da gitmek gerekli. Ben de bunu yaptım. Oralara gidip gördüğüm yenilikleri ve gelişmeleri, oralardaki hekimlerin edindikleri tecrübeleri öğrenerek ülkemle taşımaya gayret ettim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Çok yoğunum. Bu nedenle doğrusunu söylemek gerekirse kendi sağlığıma pek özen gösteremiyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Yaşantımda hiç ‘keşke’ dediğim, pişmanlık duyduğum olmadı. Örneğin Gülhane’de yetişip askeri hekim olarak çalışmaktan gurur duydum. Radyasyon Onkolojisi’ni hep severek yaptım. Ailem ve aile yaşantımdan da hep memnun oldum. Mutlu bir evliliğim var. Eşimle birlikte çocuklarımızı istediğimiz şekilde yetiştirdik. O nedenle geri dönüp baktığımda yaşantımda hiç ‘keşke’ demişliğim olmadı.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurtdışı dergilerde 19’u SCI’da olmak üzere 26 yayınım var. Yurtiçi 100’e yakın ve yayınım ve 100’ün üzerinde tebliğim mevcut.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Gazi Üniversitesi Türkiye’deki en iyi fakültelerden birisi. Maddi imkanları daha fazla olsa çok daha ileriye gidebilecek, çok daha iyi olabilecek bir potansiyele sahip. Özellikle akademik kadrosu son derece başarılıdır.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirmek isterdiniz?
Ben eğer YÖK başkanı olsaydım elimden geldiğince üniversitelerin maddi imkanlarını artırmaya çalışırdım. Bir de anabilim dalı başkanları, dekan ve rektörleri seçimle yapmazdım. Kıdem esasına göre, bu görevlerin dağılımını yapardım. Doğal olarak hiyerarşiyi uygular, politiklikten uzaklaştırırdım.

Eğitim verdiğiniz ana bilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Klinikte demokratik bir yönetim anlayışı uygularım. Gerektiği ölçüde toleranslı ve sevecen olmaya çalışırım. Klinikte tek taviz vermeyeceğim şey çalışanların ve hastalarımızın huzurudur.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Mesleğimde hedefim profesörlüktü, oldum da. Dolayısıyla hedefime ulaştım. Üstelik bir de 2005 yılında almış olduğum akademisyenler dalında Yılın Altın Adamı ödülüm var. Bu benim için çok gurur duyduğum bir ödül.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Tıp dışında internette web sayfası yapmaktan hoşlanıyorum. Bunun dışında futbol ile ilgileniyorum. Özellikle Galatasaray’ın maçlarını kaçırmıyorum. Diğer taraftan yağlı boya tablo yapmaktan zevk alıyorum. Bir de kendimce beste denemelerim var. Ama vakit darlığından pek üzerine düşemiyorum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Mesleğimle ilgili zaman zaman evde de çalışmalarım oluyor. Ama bununla birlikte aileme de yeterli vakti ayırmaya çalışıyorum. Sanırım ayırıyorum da.

Teşekkür ederiz. 11/12/2006
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Ahmet şencan (Öğretmen)
02.12.2017 03:31:38
2017den 1992yi çıkartıp 10 sonucunu bulan bir insancığı doçent doktor yapmışlar helal olsun.
People
4
2) Tulay Erdal (Ev hanımı)
21.06.2017 16:10:06
Cocuk Endokrinoloji Bolumude kapanmış.Yakında hastanede kapanır artık.Ne olacak bu çocuklar düşünen yok mu
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)