AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • “Akademisyen, sergilediği davranış biçimi hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır”
    • Akademisyenler köşesinin bu haftaki konuğu Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülten Tunalı

04 Mart 2007, Pazar

“Akademisyen, sergilediği davranış biçimi hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır”
Akademisyenler köşesinin bu haftaki konuğu Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülten Tunalı

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1947’de Ankara’da doğdum. 1972’de Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra aynı fakültenin Nöroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başladım ve 1976’da uzman oldum. 1977 yılı başında Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nı kurmak üzere görevlendirildim. Her kurucu öğretim üyesi gibi, kuruluşumuzun ilk yıllarında pek çok güçlüklerle karşılaştım. On yıla yakın bir süre, tek öğretim üyesi olarak çalıştım. Anabilim dalımızda 1980-2000 tarihleri arasında 20 yıl süreyle anabilim dalı başkanı olarak görev yaptım.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Başta Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgut Zileli olmak üzere, rahmetle andığım Prof. Dr. Orhan Kalabay ve yakın bir tarihte emekli olan Prof. Dr. Okay Sarıbaş örnek aldığım kişilerdir.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye Cumhuriyeti, sosyal hukuk devleti olmanın gereği olan, tüm vatandaşlarına eşit olanaklar çerçevesinde sağlık hizmeti veremediğine göre, sağlık önemli bir sorundur. Bunun nedenlerden biri nüfus planlamasının yapılamamış olması. Esasen başta sağlık ve eğitim olmak üzere pek çok sorunun temelinde hızlı nüfus artışı olduğunu düşünüyorum.
Türkiye’nin değişik bölgelerinde nüfus artış oranları gözden geçirildiğinde çarpıcı farklılıkların varlığı göze çarpıyor. Nüfus artış oranının en yüksek olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, aynı zamanda en düşük gelir düzeyine sahip olan ve gelir dağılımının en adaletsiz olduğu bölgelerdir. Nedenlerden bir diğeri, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere küçük şehirlerin, hekimler tarafından tercih edilmemesi. Ancak, mecburi hizmet uygulamasının bu soruna çözüm getirebileceğine inanmıyorum. Kanımca, hizmet mecburi değil gönüllü olarak verildiğinde başarılı olabilir. Bir diğer neden de; tedavi edici hekimlik ile kıyaslandığında çok daha ucuz ve etkili olan koruyucu hekimlik uygulamalarının arka planda olması. Oysa enfeksiyon hastalıkları ülkemiz için hâlâ ciddi bir sağlık sorunu ve etkili aşılama kampanyası ile bu hastalıkların bazıları önlenebilir.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Anne ve babam, erken çocukluk dönemimde evcilik oynamak yerine bebeklerimle ve arkadaşlarımla ‘Doktorculuk ‘ oynadığımı söylerler. Meslek ve branş seçimim konusunda asla pişmanlık duymadım.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Nöroloji uzmanı olarak işimin en zor tarafı, bazı hastalar karşısında hissettiğim çaresizliktir. Çünkü bugün itibariyle bazı nörolojik hastalıkların tedavisi bilinmiyor, bazılarında ise yaşam kalitesini ya da süresini artırmaya yönelik tedaviler dışında hiçbir şey yapamıyoruz.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyenin görevi, yalnızca bilgi ve deneyimlerini öğrencilerine aktarmak değildir. Aynı zamanda, sergilediği davranış biçimi, hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır. Akademisyenin esas görevi, başta laiklik olmak üzere cumhuriyetimizin temel ilkelerine ve milli değerlerimize gönülden bağlı, tarih ve kültür mirasımıza sahip çıkan, ülke sorunları konusunda bilgi ve vizyon sahibi gençler yetiştirmektir.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
1.5 yıl boyunca, İskoçya’nın Glasgow kentinde önce üniversite hastanesinde, sırasıyla nöroradyoloji departmanı ve elektrofizyoloji laboratuvarında çalıştım. Bu çalışmalar, 7-8 ay kadar sürdü. Daha sonra yine aynı üniversiteye bağlı araştırma laboratuvarında (Wellcome Surgical Institute) beyin araştırmaları ünitesinde çalıştım. İkinci yurt dışı deneyimim 3 ay sürdü. Kopenhag’da, üniversite hastanesinde (Rigshospital) -Türkiye’de elektrofizyoloji dalında duayen olarak kabul edilen hocalarımızın hemen hepsinin çalıştığı- elektrofizyoloji laboratuvarında çalıştım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yurtdışında iyi bir merkezde, sürekli olarak değil ama 5-6 yılık bir dönemde klinisyen olarak çalışmak isterdim. Yurt dışı çalışmalarım sırasında beni en çok etkileyen, sahip oldukları geniş imkânlar dışında hekimler arasındaki yakın işbirliği idi.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Çoğu yurt içi olmak üzere yayınlanmış 60’tan fazla makalem var. (2000 yılından beri ana bilim dalında koşullarımın elverişli olmaması nedeniyle çalışma yapamadım). Ayrıca çeşitli kitaplarda yayınlanmış veya yayım aşamasında olan konu yazarlığı yaptım. Yazarlığını yaptığım; Türkiye Klinikleri tarafından basılmış Yoğun Bakım Sorunları ve Tedavileri isimli kitapta üç konu ile halen yayım aşamasında olan ‘Temel İç Hastalıkları’ kitabında bir konu bulunmaktadır. Ayrıca yine Türkiye Klinikleri tarafından basılmış ‘Multipl Skleroz’ isimli özel sayının editörlüğünü ve dört makalenin yazarlığını yaptım.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Hastanemiz son teknoloji ürünü tıbbi alet ve cihazlara sahip. Bazı bölümlerin yatak kapasitesi ihtiyacı karşılamaktan uzak olsa bile her bölümün ayrı servisi var. Geniş olanaklara sahip kütüphane/dokümantasyon merkezimiz, kendi ilgi alanlarında çok başarılı bilim insanlarımız ve araştırma laboratuarlarımız var. Uluslararası yayın sıralamasında çok iyi bir konumdayız. Bazı eksikliklerimizin olduğunu kabul etmek zorundayım. Bunlardan beni en çok üzeni ise, kıdemli öğretim üyesine saygı konusundaki zafiyet.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Profesör öğretim üyelerinden oluşan akademik kurulların oluşturulması ve işlevsel hale getirilmesini sağlardım.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Anabilim dalı başkanlığı yaptığım 20 yıllık uzun dönemde tüm mesai arkadaşlarıma adil davranmaya ve eşit mesafede durmaya özen gösterdim. Diğer öğretim üyelerinin özlük haklarına saygı gösterdim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Ulaştığımı söyleyemem. Hiçbir akademisyenin de bu soruya olumlu yanıt vereceğini sanmıyorum. Zira kanımca hedefe ulaştığını söylemek, akademik hayata noktayı koymak anlamına gelir.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Samsun’da göreve başladıktan kısa bir süre sonra, baş ağrısı yakınmasıyla baş vuran bir hastayı ayrıntılı bir anemnez aldıktan sonra dikkatli bir muayeneden geçirdim. Beyin tümörü olasılığını dışlamak üzere beyin tomografisi istemeyi uygun buldum. Beyin tomografisi isteği karşısında hasta biraz şaşkın ve sitemli bir eda ile ‘Doktor Bey, beni uzun uzun sorguya çektin sonra iyice muayene ettin, hastalığımın ne olduğunu hala anlamadın mı?’ diye sordu. Hem tetkik isteği karşısında gösterdiği tepkiye kızdım ve hem de ‘Doktor Hanım’ yerine ‘Doktor Bey’ olarak hitap etmesine. Ancak daha sonra böyle hitap eden başka hastalarım da oldu ve ‘Bey’ sözcüğünün bir saygı ifadesi(!) olduğunu öğrendim ve her defasında ‘Bey ‘sözcüğünü ‘Hanım’ olarak düzelttim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Maalesef hayır. Her şeyden önce son derece kırılgan ve hassas bir insanım. Bunun dışında egzersiz yapmama, diyetime yeterli özeni göstermeme ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmama gibi kusurlarım ve ihmallerim var.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Geriye dönüp baktığımda pek çok defa ‘keşke’ dedim. Örneğin, meslek dışı başka uğraş ve hobiler edinmediğim için pişmanım. İkinci pişmanlığım ise, çocuğumu kardeşsiz bırakmak ile ilgili. Ancak gerek meslek, gerekse branş seçimim ile ilgili pişmanlıklarım olmadı.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Yeterli vakit ayırdığımı söyleyemem. Özellikle çocuğuma karşı olan sorumluluklarımda bazı eksiklerim oldu. Örneğin çocuğumun bebeklik döneminde ben kıdemli asistandım. Eksiklerimi, büyükanne ve büyükbaba tamamladı. Ona sevgi, saygı ve sorumluluk duygusu aşıladılar.

Teşekkür ederiz.

3.5.2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/06-30/06 5. Karadeniz Hematoloji Sempozyumu HEMATOLOJİ SAMS
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA