AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • “Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı”
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adil Zamani

18 Şubat 2007, Pazar

“Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı”
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adil Zamani

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1960, Alma-Ata/Kazakistan doğumluyum. 1986’da Moskova Üniversitesi Birinci Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Uzmanlık eğitimimi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’nda 1991 yılında tamamladıktan sonra, Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Merkezi’nde uzman hekim olarak çalıştım. 1993’te Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yardımcı doçent ve 1996’da doçent oldum. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde askerlik görevimi yaptıktan sonra Selçuk Üniversitesi’ne geri döndüm; 2002 yılında profesörlük unvanını aldım. Halen Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışıyorum ve aynı zamanda bronkoskopi ünitesi sorumlusuyum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Eşim aynı fakültede öğretim üyesidir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Yetişmemde emeği geçen tüm hocalarımdan örnek aldığım özellikler olmuştur. Özellikle Prof. Dr. Nezihe Saygun’un çalışkanlığı, bilimsel ve insancıl kişiliği beni çok etkilemişti ve tabii ki, her ikisi de hekim olan annem ile rahmetli babam her zaman örnek aldığım insanlardır.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kendi branşımla ilgili olarak şunu söyleyebilirim ki, ulusal akciğer sağlığında önceki yıllara göre daha iyi bir düzeye gelindi. Bunda çeşitli ulusal derneklerin katkıları göz ardı edilemez. Özellikle Türk Toraks Derneği, solunum hastalıkları ve akciğer sağlığı alanında önemli başarılara imza atmıştır.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Aile içindeki baskın hekimlik atmosferinin etkisiyle tıp mesleğini seçtiğim söylenebilir. Esasında müziğe karşı daha fazla ilgim vardı, ama yine de bu mesleği seçtiğim için pişman değilim; ne de olsa tıbbın da sanatsal tarafı vardır.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Zaman yetersizliğidir. Bir yandan hastalar diğer tarafta asistan eğitimi, araştırmalar, bilimsel yazılar, tez çalışmaları, bilimsel dernek faaliyetleri, idari görevler, vb. Hele biraz mükemmeliyetçilik tarafınız varsa durum daha da karmaşık bir hal alabiliyor. Bu yükün altından kalkabilmek için çok çaba sarf etmeniz ve zamana karşı yarışmanız gerekir.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız? Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı. Hiç bitmeyen bilimsel üretkenlik sürecinin bir simgesi olmalıdır. Ancak bu süreçte kantiteden ziyade kaliteye önem verilmesinin gerekli olduğuna inananlardanım.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Asistanken Sir John Crofton’ın desteğiyle İskoçya’ya giderek Edinburgh Üniversitesi’nde Prof. Christopher Haslett, Dr. Seamas C. Donnelly ve Dr. Andrew Greening ile çalıştım. Burada ARDS ve bronkoskopik tanı yöntemleri ile ilgili çalışmalarda bulundum. Yardımcı doçent olduktan sonra “Royal Brompton National Heart and Lung Hospitals-London Chest Hospital”de Dr. Robin M. Rudd’ın yanında çalıştım. Bu merkezde akciğer kanseri, lazer bronkoskopi ve endobronşiyal stent uygulaması gibi konular ile ilgilendim.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yurt dışı tıp merkezlerinde çalışırken buradaki ekip çalışması tarzı beni çok etkilemişti. Bir ekibe dahil edildiğiniz an artık ailenin bir ferdi gibi oluyorsunuz. Mesai dışında da bu sıcak ilişkiler devam etmektedir. Herkesin çok iyi tanımlanmış görev ve sorumlulukları vardır. Bu da doğal olarak insanın güven duygusunu artırdığı gibi bilimsel doygunluk sağlıyor. Çalıştığım kliniklerde istediğim saatlerde, hatta mesai dışında bile, ilgili laboratuvarlara rahatça girip bilimsel aktivitelerimi özgürce yapabiliyordum. Böyle bir ortamda çalışmak insana tabii ki çok cazip geliyor. Ama ülkemde olmak bambaşka bir duygudur.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Toplam 40 kadar yayınım var; SCI’de taranan uluslararası dergilerdeki atıf sayısı 75’tir. Ayrıca yurt dışı kaynak kitaplarda (İngiltere, ABD) 3 adet atıfım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Selçuk Üniversitesi’nde 14 yıldır çalışıyorum. Kariyer için gerekli olan bilimsel çalışmaları tabi ki yaptım. Fakat hayalimdeki projelerimi gerçekleştirdiğimi söyleyemem. Belki de yurt dışında edindiğim deneyimlerimi daha farklı ortamlarda gerçekleştirebilirdim diye düşünüyorum.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Bu konuda bir şey söyleyebilmek için üniversitelerimizi yakından tanımak ve sorunlarını çok iyi saptamak gerekir.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
İlişkilerimin olabildiğince iyi olmasına çaba harcıyorum. Huzurlu bir çalışma ortamının başlıca bileşenlerinin karşılıklı saygı ve hoşgörü olduğuna inanıyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Ulaştığımı söyleyemem. Yapılacak daha çok şey var.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen en ilginç anınız nedir?
Doksanlı yılların başında İskoçya’daki bir tıp merkezinde ARDS projesine katılmıştım. Daha sonra proje ile ilişkili olarak deneysel hayvan modeli üzerindeki bir araştırmaya dahil edildim. Hayvan çalışmaları gözden ırak, ormanlık bir yerde ve oldukça kasvetli, tek katlı bir binada yürütülüyordu. Oraya giderken birlikte çalıştığım İrlandalı meslektaşım gizemli bir ses tonuyla “Dikkatli ol, o binada çalıştığını kimseye söyleme sakın!” diye her seferinde beni uyarırdı. Ben de çok önemli bir projeye katıldım diye düşünüyor, uyarılarının nedenini sormuyordum. Çalışma bittiğinde artık dayanamadım kendisinden bir açıklama yapmasını istedim. Meğerse, söz konusu merkez hayvan deneyleriyle popülermiş ve hayvan sevenler dernekleri tarafından yakın takibe alınmış. Önceki yıllarda, bu araştırma merkezindeki hayvan deneylerine katılan bazı araştırmacılar ya saldırıya uğramışlar ya da arabaları tahrip edilmiş.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Elimden geldiğince özen göstermeye çalışıyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Alma-Ata’da iken anne ve babamın teşvikiyle bir müzik okulunda piyano dersleri aldım. Asistanlığım sırasında ise Ankara’daki “Kemal Eroğlu Müzik Okulu”nda uzman öğretici olarak klâsik gitar dersleri verdim. Klasik gitar için yayımlanmış çeşitli aranjmanlarımın yanı sıra “Gitar Müziği Antolojisi” ve “Latin Amerika Gitar Müziği” isimli albümlerim var; ayrıca İngiltere ve ABD’deki uluslararası klâsik gitar dergilerinde yayımlanmış bestelerim bulunmaktadır. İtalya, ABD ve Almanya’daki gitar müziği ile ilgili katalog ve referans kaynaklarında atıflarım mevcut.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hayır. Pişmanlıklarım da olmadı.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Aileme vakit ayırmaya çalışıyorum. Bazen yoğun çalışma temposu yüzünden aksamalar olsa da hem eşim hem de çocuklarım bana anlayış gösteriyorlar.

Teşekkürler. 19/02/2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
20/09-20/09 7. Geriatri Günleri GERİATRİ İZMİ
19/09-22/09 14. Ulusal Genç Yaşam ve 4.Klinik Romatoloji Kongresi ROMATOLOJİ KIBR
19/09-22/09 16. Ege Romatoloji Günleri ROMATOLOJİ İZMİ
19/09-22/09 16. Metabolik Sendrom Sempozyumu BESLENME... MUĞL
20/09-22/09 5. Klinik Embriyoloji Derneği Kongresi HİSTOLOJİ... İZMİ
21/09-24/09 Dünya Gastroenteroloji Kongresi 2019 GASTROENT... İSTA
25/09-27/09 4. Ulusal Çocuk Genetik Kongresi ÇOCUK... ANKA