AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • “İyi niyet, yetenek ve gayret ayrıca bilimsel ahlak en ön planda olmalı”
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yalçın Tekol

18 Mart 2007, Pazar

“İyi niyet, yetenek ve gayret ayrıca bilimsel ahlak en ön planda olmalı”
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yalçın Tekol

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
Kayseri'de, 1945 yılında doğdum. 1968'de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdim. Eczane sahibi olarak beş yıl serbest eczacılık yaptım. 1974’te Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde doktora çalışmasına başladım. 1976'da yine aynı fakülte bünyesinde faaliyet gösteren Edirne Tıp Fakültesine asistan oldum. 1978'de doktora çalışmasını tamamlayarak Tıp Bilimleri Doktoru unvanını aldım. 1980–83 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Farmakoloji Kürsüsünde çalıştım. 1983’te Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinde yardımcı doçentliğe atanarak Farmakoloji Anabilim Dalını kurdum. 1986'da doçent, 1993'te profesör oldum. Erciyes Üniversitesindeki görevim sırasında Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Yönetim Kurulu Üyelikleri’nde bulundum, Tıp Fakültesi Fakülte Kurulunda profesör temsilciliği, Tıp Fakültesi Etik Kurulunda üyelik ve başkanlık yaptım. Almanca ve İngilizce bilirim. Evliyim iki çocuğum var.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Ailemden ve hocalarımdan çok etkilendim. Bir eğitici olarak babam Ali Tekol önümde en iyi örnekti. İşini çok benimsemiş, adeta kendisi ile özdeşleştirmişti. Öğrencilerinin, aradan yıllar geçtikten sonra bile ona gösterdiği saygıyı unutamam. Bunun yanında hocalarım genelde idealist insanlardı.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Almanya'da Saarland Üniversitesi Tıp Fakültesi II. Fizyoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Trautwein'ın laboratuvarında porsuk ağacı yapraklarından Türkiye'de elde edip yanımda götürdüğüm taksin isimli madde ile çalışıyorduk. Türkiye'de yaptığım çalışmalarda bu maddenin bir kalsiyum kanal blokörü olabileceğini anlamıştım, ama kesin çözüm için elektrofizyolojik araştırma gerekiyordu. O tarihte dünyada araştırmamı kesin çözüme ulaştırabilecek \"patch\" elektrot yöntemi ile çalışan dört-beş laboratuvar vardı. Bunlardan biri de bahsettiğim bu laboratuvardı. Burada çalışma düzenimizi kurup araştırmaya başladık. İlk sonuçları almaya başladığım günü hiç unutamam. Saat akşam beşe geliyordu. Monitörde içe yönelik kalsiyum akımlarının baskılandığını görünce ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Haber hemen yayıldı, enstitünün diğer laboratuvarlarındaki araştırıcıların birbirlerine \"yeni bir kalsiyum kanal blokörü bulunmuş\" diye seslenerek bizim laboratuvara toplanmalarını dün gibi hatırlarım.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biliyorsunuz, sağlık konusunda gündemin öne çıkan maddelerinden biri ülkemizin bazı bölgelerindeki hekim açığı ve yabancı doktor çalıştırılması konusu. Buna bağlı olarak hekimlere zorunlu hizmet uygulamasına da tekrar başlandı. \"Bu konu gönüllü bazında çözülemez miydi?\" diye düşünüyorum. Şöyle ki, Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerindeki TUS asistan kontenjanları uzman hekim ihtiyacı olan illere göre ilan edilse ve bu kadrodan uzmanlığını alanlar belli bir süre o ilde çalışmadan diğer bir yerde uzmanlık yapamazlar şeklinde bir kural konulsa nasıl olur? Diyelim Adıyaman ilinde üç jinekolog ihtiyacı var, TUS kadrosu da buna göre ilan edilecek. Bu kadrolara girmek isteyenler kendi aralarında yarışacak ve uzmanlığını alan arkadaşımız da belli bir süre orada hizmet yapacak. Bunun yanında devlet hastanelerinde kendi branşlarında hizmet verme olanağı olmayan anatomi, fizyoloji, histoloji, farmakoloji, halk sağlığı gibi dallarda uzmanlık almış olanlar mecburi hizmet kapsamından çıkarılmalı diye düşünüyorum. Ayrıca hastalarla meşgul olacağım, onlara yardımcı olacağım diyerek tıp fakültelerine giren gençler mezuniyetlerinden sonra laboratuar branşlarında ya da bürokratik işlerde çalışmaya zorlanmamalı, onların klinik branşlarda daha fazla yer almaları sağlanmalıdır. Bunun yanında sağlık personeli arasındaki iş bölümü de teşvik edilmelidir. Bu konuda özellikle ABD'de yapılan uygulamaların örnek alınmasında yarar görüyorum.

Eczacılık mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Kimya ve biyoloji derslerini çok sevmem fakülte tercihimde etkili oldu. Eczacılığın iyi para getiren bir iş olması da tercihimi etkilemiş olabilir. Farmakolojide kariyer yapmaya karar verince de tıp fakültesini seçtim. Çünkü o yıllarda tıp fakültelerinin farmakoloji kürsüleri daha gelişmiş durumdaydı. Seçimimden mutluyum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Araştırmanın kilit personeli teknisyendir. Teknisyen yetiştirilmesine önem verilmediği gibi gençlerde de teknisyen olmaya istek yok. Bu nedenle araştırıcı olarak hademelik, teknisyenlik, yöneticilik, istatistikçilik, İngilizce metin yazarlığı gibi batıda farklı kişilerce yürütülen görevleri araştırmacı olarak bizzat yapmak zorundasınız, aksi halde araştırmanız yürümez. Bunun yanında maddi sorunlar araştırmacının önünde tam bir engel durumundadır.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Bu konuda da bilimsel ahlak en ön planda olmalı diyorum. İyi niyet, yetenek ve gayret olmalıdır.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
1985'te Almanya'da Saarland Üniversitesi Tıp Fakültesi II. Fizyoloji Enstitüsünde araştırmacı olarak bulundum.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Evet, isterdim. Orada araştırma ortamı ve insanların zihniyeti çok değişik. Bizde \"Böyle de idare eder\" 'in yerini orada \"Daha iyisini nasıl yaparım?\" almış. Hiç unutmam Almanya'ya varışım hafta sonuna denk gelmişti. İlk iş günü hocanın sekreteri bir kimlik çıkartırsam üniversite yemekhanesinde ucuz yemek yiyebileceğimi söyledi, bir de yazı yazıp imzalayıp elime verdi, dekanlıkta da bir bayan memurun adını vererek yazıyı ona götürmemi söyledi. Yazıyı aldım, içimden “Acaba benim kimlik bir haftada çıkar mı?” diyerek dekanlık binasını ve ilgili bayanı buldum. Ben yazıyı verir vermez bana kimliğimi uzattı. Bizim sekreter hanım bana yazıyı verdikten sonra ilgili kişiye telefon etmiş, o da ben oraya ulaşıncaya kadar kimliğimi hazırlayıvermiş. Yine aynı gün bana bir anahtar verdiler, öğretim üyelerinin odaları hariç binadaki bütün kapıları açıyor. Laboratuvarda istediğiniz saate kadar çalışabilirsiniz, kütüphaneye de istediğiniz saatte girip istediğiniz kitabı okuyabilirsiniz. Araştırma konusunda da benzer şeyleri örnek gösterebilirim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Bu konuda bilim etiğine hiç uygun olmayan bir uygulama giderek yaygınlaşıyor. Bir çalışma yapan kişi çevresinde çalışmaya katkısı olmayan kişilerin de adını yazıyor. Tabii bunu yapan kişi de mükâfatsız(!) kalmıyor. Diğerleri de kendi yaptıkları çalışmaya bu kişinin ve birbirlerinin adlarını ekleyince normalde bir yayını olan kişinin yayın sayısı yediye, sekize çıkıyor. Yayın sayıma gelince, 21’i yurtdışında, 22’si yurt içinde yayınlanmış toplam 43 makalem var. Ayrıca sağlık meslek liseleri için hazırlanmış bir kitabım ve farmakoloji kitabında yazdığım bir bölüm var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Genç üniversiteler arasında Erciyes Üniversitesini rüştünü ispatlamış bir üniversite olarak görüyorum. Üniversitemizin bu duruma gelmesinde Kayserili hemşerilerimizin üniversitelerine sahip çıkmalarının çok önemli bir katkısı vardır.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Asistanlık mesleğinin-maalesef- cazibesini kaybetmiş olmasından dolayı bu sorunun gelecekte daha da büyüyerek karşımıza çıkacağı şüphesizdir. Yeni kurulan üniversite birimlerinin yönetiminin belli bir gelişmişlik düzeyine gelinceye kadar, YÖK'ün yönetimine verilmesinin uygun olacağına inanıyorum.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Asistanlarıma, \"Üniversite bahçesinde rastlayacağınız herkesi mümtaz ve mükemmel insanlar sanmayın, bir pazaryerinde ne gibi insanlarla karşılaşırsanız burada da benzer kişilerle karşılaşabilirsiniz\" derim. Yalnız, çay- kahve içmediğim ve ikram da almadığım için fakültemizde beni \"iyi misafir\" diye tanımladıklarını biliyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Titr ve eğitici olarak soruyorsanız evet, araştırmacı olarak ise hayır.


Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Elimden geldiğince özen göstermeye çalışıyorum. Yirmi yıldan fazla bir zamandan beri tuzu evimizden kaldırdık. Alkol ve sigara kullanmam, kafein bağımlısı da değilim.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Odamda klasik batı müziği dinlemeyi severim. Bunun yanında temel hobim bahçe işleri. İyi bir aşıçı olduğumu da ekleyeyim.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Çok fazla olmuştur.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Ailemle birlikte geçen vakitlerim benim için en zevkli geçen vakitlerdir, onlarla olabildiğince çok birlikte olmak isterim.

Teşekkürler.
19/03/2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/06-30/06 5. Karadeniz Hematoloji Sempozyumu HEMATOLOJİ SAMS
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA