AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • “Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışılır”
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Cansun Demir

19 Kasım 2006, Pazar

“Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışılır”
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Cansun Demir

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
25 Nisan 1964’te Adana’nın Kozan ilçesinde doğdum. İlkokulu Kozan’da bitirdim. Orta ve lise eğitimimi İstanbul Kadıköy Anadolu Lisesi’nde (Maarif Koleji) tamamladım. 1982 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ne girdim.1988 yılında mezun oldum. Aydın Nazilli E Tipi cezaevinde pratisyen hekim olarak mecburi hizmet yaptım. 1989 Nisan TUS’u ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım, uzmanlık eğitimimi 1994 yılı Ekim’de tamamladım. Çukurova Üniversitesi Mediko Sosyal Merkezinde uzmanlık sonrası mecburi hizmet yaptım. 1997 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde uzman, 1998’de yardımcı doçent, 2001’de doçent oldum. Eşim Demet Demir ile 1991 yılında evlendim. 2 çocuğumuz var. Kızım Yağmur 14 yaşında, oğlum Bora 10 yaşında.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Branşımda örnek aldığım 3 kişi var. Birincisi kadın doğumcu olmayı ona bakarak heveslendiğim hocam Prof. Dr. Sinan Berkman, ikincisi İngiltere’de yanında çalıştığım Güney Afrika kökenli Prof. R. J. Lilford, üçüncüsü ve en fazla etkisi olan da, hocam Prof. Dr. Oktay Kadayıfçı.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye ekonomik ya da sosyal olarak ne durumda ise sağlık olarak da aynı durumdadır. Hatta ne yazık ki, ‘Ölen ölür kalan sağlar bizimdir’ mantığı ile yetiştirildiğimiz için sağlık en sonlarda yer almaktadır. Bütçede ancak yüzde 2’lik paylar sağlığa ayrılmaktadır. Türkiye’de sağlık konusunda devamlılık ve tutarlılık yoktur. 12 Eylül sonrasında mecburi hizmet yasası çıktı. O dönemde bazı insanlar mecburi hizmeti bitmeden uzmanlık yapamadı, sonradan bu iş sulandırıldı, önce 1 yıl mecburi hizmet bitince sınava girilebildi. Birkaç yıl sonra ise okul biter bitmez TUS’a girmek mümkün oldu. Ekonomik ve sosyal olarak kaybedilen zamanlar oldu. Sonrasında mecburi hizmet yasası kaldırıldı. 1 yıldır yeniden uygulanmaya başlandı. Bugün ise sağlık hizmetinin özelleştirilmesi ne yazık ki pek çok yanlışı da beraberinde getirdi. Bunun üstesinden gelebilmek için paket program uygulamasına geçildi. Şimdi ondan da vazgeçildi. Hayatımız yap-bozlarla geçiyor. En büyük sorunumuz sistemsizlik.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Meslek seçiminde rahmetli babamın çok etkisi oldu. Babamın zamanlarında en saygın ve ekonomik olarak en iyi meslek hekimlik idi. Hekimliği seçersem iş bulma sıkıntısı yaşamayacağım duygusu ve ailemin yönlendirmesi ile tıp fakültesini tercih ettim. Hekimliği seçtiğim için bugün mutluyum. Özellikle kadın doğumcu olduğum için çok memnunum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İşimizin en zor tarafı kendi özel hayatımızın olamamasıdır. Doğumun zamanı belli olmaz. Gecemiz, gündüzümüz, tatilimiz, bayramımız olmaz.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Bence akademisyenin öncelikle ekonomik problemi olmamalı. Zamanını öğrencilerine, eğitime, araştırmalarına, bilimsel çalışmalara ayırmalıdır. Mutlaka biri İngilizce olmak üzere en az iki yabancı dili konuşabilmeli, okuyup bilimsel yayın yapabilmelidir. Ayrıca öğretim üyesinin muayenehanesi olmamalıdır. Özel muayene ya da performans yaparak para kazanma derdinde olmamalıdır. Bunların olabilmesi için de üniversite öğretim üyesi olarak maaşı yeterli olmalıdır. Bizler Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışmalıdır.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Tıp Fakültesinde MSIC ile Polonya’da, Glasgow’da çalıştım, ayrıca intörnlüğümde İngiltere’de Leeds St.James Hastanesinde Prof. R.J. Lilford’un yanında 2 ay çalıştım. Kendisi dünyada Transabdominal CVS uygulamasını ilk yapan insanlardan biridir.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Cevabım hayır. Aslında bu olanağım vardı. İngiltere’de yanında bulunduğum Prof. Lilford’un yaptığı bir sınavda kendi öğrencilerinden daha yüksek not aldım. Sonra Türkiye’ye döndüm, kendisi ile yazışmalarımda “Şimdiye dek senin kadar başarılı tıp öğrencisi ile hiç karşılaşmadım” diye yazmış. İngiltere’de yanında çalışmamı istemişti ama belirli bir süre volenter çalışacak ve maaş alamayacaktım. Bu arada annemi kaybettim ve babamı yalnız bırakmak istemedim. Bugün kararımdan çok memnumun.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışı dergilerde yayınlanmış 18, yurt içinde ise yayınlamış 40 yayınım var. 38 yurt içi ve dışı bildiri, 15 kitap bölümüm var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çukurova Üniversitesi 1973 yılında kurulmuş. Kliniğimizi gerek kurucu başkanımız Prof. Dr. Nihat Arıdoğan gerekse Prof. Dr. Oktay Kadayıfçı çok ileri noktalara getirmiş durumda. Biz de bu kurumu daha ileriye götürmeye çalışıyoruz. Bölümümüzde benim de çalıştığım Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Ünitesinde yılda 300 civarında CVS, 1000 civarında amniosentez yapılmakta, yılda 3000 civarında doğum olmakta, 100 civarında kordosentez ve intrauterin kan transfüzyonu yapılmaktadır. Ayrıca yardımla üreme merkezimiz çalışmaya başlamıştır, jinekolojik onkoloji ünitemizde gerek açık gerekse laparoskopik olarak tip 3 histerektomi ve pelvik ve paraaortik lenf nodu diseksiyonu yapılmaktadır. Türkiye’nin ilk ürojinekoloji ünitelerinden birisi kliniğimizdedir. Hem pelvik taban bozukluklarında tüm operasyonlar -sakrokolpopeksi ve sakroservikopeksi operasyonları dahil olmak üzere- hem de stres üriner inkontinansta TVT ve TOT operasyonları yapmaktayız. Eksiklerimiz ise örneğin 12-13 yıldır ultrasoundumuz yenilenemedi. Üniversitelerde yeni alet almak çok zor.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK Başkanı olsaydım çok fazla şeyi değiştirebileceğimi sanmıyorum. Türkiye’de bazı şeyleri değiştirebilmek için yasama organında olmanız lazım. Başbakan olmadığınız zaman bir şeyleri değiştirebilmeniz zor. Üniversitelerin ekonomik olarak daha özgür olmaları için çalışmalar yapabilirdim.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Bunu onlara sormak lazım. Ben hocalarıma, kıdemlilerime karşı saygısızlık etmemeye çalışan bir kişiyim. Ancak çok açık sözlü insan olduğumdan, bundan hoşlanmayan insanlar olabiliyor.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
İnsanların hedefleri bitmemeli bence. Hedefler bittiğinde ömür de biter. Henüz profesör olmadım. Daha yapacak çok işim var.Öğreneceğim ve öğreteceğim çok şey var.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Mesleki olarak en zor anlarımdan biri, eşim Demet’in ilk doğumu sırasında yaşandı. Doğum, sezaryenle oldu. Ameliyat bittiğinde eşim postop’a çıktı ama henüz solunumu başlamamıştı. Nasılsa solunumu başlar dediler ekstübe edildi ama solunumu dönmedi, siyanoza girdi ve uyanık iken yeniden entübe edildi. Ben yanında hiçbir şey yapamadan duruyordum. Saçlarım o gün beyazlamaya başladı.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Ne yazık ki kendi sağlığıma yeterince özen göstermedim. Fazla kilolarım var, yıllarca sigara içtim. Tansiyon sorunum ve ülserim var. Ama artık biraz akıllandım; 10 kilo verdim. Düzenli yürüyüş yapıyorum, ilaçlarımı düzenli kullanıyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Tıp dışı en büyük hobim seyahat etmek, araba kullanmak, müzik dinlemek ve internette gezinmektir.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Ben belki de bir cerrah olduğumdan ‘keşke’leri sevmem. Mutlaka her insan gibi pişman olduğum hatalarım vardır ama bunun benim yaşamımı çok da fazla etkilememesine çalışırım.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Aileme yeterince zaman ayıramıyorum. Bundan özellikle eşim şikayetçi. Elimden geldiği kadar eşime ve çocuklarıma zaman ayırmak istiyorum. Mümkün olduğunca hafta sonlarında ailecek vakit geçirmeye, beraber alışveriş merkezlerine, sinemaya gitmeye çalışıyorum.

Teşekkür ederiz. 20.11.2006
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)