AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • AKADEMİSYENLERİMİZ - Prof.Dr.Haldun Güner
    • “Öğretim üyelerinin en önemli görevlerinden birisi, bilimin yayılmasına yardımcı olmaktır” Akademisyenlerimiz köşesinin ilk konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haldun Güner

22 Ocak 2006, Pazar

AKADEMİSYENLERİMİZ - Prof.Dr.Haldun Güner
“Öğretim üyelerinin en önemli görevlerinden birisi, bilimin yayılmasına yardımcı olmaktır”

Akademisyenlerimiz köşesinin ilk konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haldun Güner.


Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1949 yılında Afyon’un Sandıklı ilçesinde doğdum. Babam memur olduğu için Türkiye’nin pek çok yerinde bulunduk. İlk ve orta okulu Polatlı’da, liseyi de yatılı olarak Kütahya’da okudum. 1966 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni kazandım. Hazırlık ve birinci sınıfı okuduktan sonra yeniden sınavlara girerek 1968 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni ikincilikle kazandım. 1974 yılında mezun oldum. Aynı sene fakültenin açmış olduğu asistanlık sınavlarında kadın hastalıkları ve doğum bölümünü kazandım. 1979 yıllında uzman oldum. Aynı yıl Ağrı 12. Tümen Askeri Hastanesi’nde yedek subaylık yaptım. Daha sonra Denizli Devlet Hastanesi’nde çalışmaya başladım. 1986 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yardımcı doçentlik kadrosu açıldı ve akademik kariyere geri döndüm.
1988’de İtalyan hükümetinin açmış olduğu burs sınavını kazanarak, Roma Üniversitesi Tıp Fakültesi kadın doğum kliniğinde jinekolojik onkoloji, ürojinekoloji ve kolposkopi konularında çalışmak üzere bir yıl bursiyer olarak Roma’da çalıştım. Yurda döndükten sonra Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde jinekolojik onkoloji, ürojinekoloji ve kolposkopi ünitelerini kurdum. 1989’da doçent oldum. 1992’de İtalya-Erice’deki NATO yaz okulu kurslarında onkoloji kursuna katıldım. 1995’de Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve Amerikan hükümetinin birlikte yürüttüğü aile planlaması projesi olan JHPIEGO Projesi’nde görev aldım. Bu projede gerekli kurslara katıldıktan sonra “master eğitmen” oldum.

1997 yılında Türkiye’de ilk defa ürojinekoloji workshop’unu gerçekleştirdik. 1999’da ilk defa Ulusal Aile Planlaması Kongresi’ni düzenledik. Bu kongreye 500 civarında katılım oldu. 2000 yılında yaptığımız çalışmaları kurumsallaştırmak amacıyla Kontrasepsiyon ve Üreme Sağlığı Derneği’ni kurduk. 9 Ocak-9 Haziran 2001 tarihleri arasında dekan vekili olarak görev yaptım. 2001-2002 arasında da dekan yardımcılığı görevinde bulundum. 2001 yılından bu yana Gazi Üniversitesi Aile Planlaması İnfertilite ve Üreme Sağlığı Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü görevini sürdürüyorum. 2005 yılının eylül ayında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanlığına seçildim. 1980-1987 arasında Anadolu’da, 1997-2001 arasında da öğretim üyesi olarak Ankara’da muayenehane hekimliği yaptım. 1995-2005 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Aile Planlaması Komisyonu üyeliği, 2000-2002 döneminde Sağlık Bakanlığı Kadın Doğum İlaç Komisyonu üyeliği yaptım. 1999’da BM Genel Kurulu’nda Nüfus ve Kalkınma Oturumu’nda Türkiye Cumhuriyeti heyetinde bulundum. 1991’den bugüne kadar Türkiye Klinikleri Jinekoloji Obstetrik Dergisi editörlüğü görevini sürdürüyorum. Türk Jinekoloji Derneği Ankara Şubesi başkanlığını 2001-2004 yılları arasında yaptım. Türk Jinekoloji Derneği Genel Yönetim Kurulu üyeliği 2002 yılından bu yana devam ediyor. 1994-2004 yılları arasında HASVAK Gölbaşı Şubesi Başkan Yardımcılığı görevinde bulundum.


Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Tıp alanında en çok yayıncılık yapmaktan hoşlanıyorum. Öğretim üyelerinin en önemli görevlerinden birisi, bilimin yayılmasına yardımcı olmaktır. Bu nedenle 1994’ten itibaren tıp kitapları yazıyorum. Şu ana kadar 11 kitabım yayınlandı. Her insan ülkesini tabii ki sever, ben ülkeme aşığım. Ülkem için yapamayacağım hiçbir şey yok. Zaman zaman yurt dışında çalışmak için teklifler geldi ama ben asla uzun vadede yurt dışında çalışmayı düşünmedim. Ben, sağlık ve eğitim politikaları üzerinde duruyorum. Ülkemizdeki sağlığın ve eğitimin gelişmiş ülkeler düzeyine gelmesi için gayret gösteriyorum. Bu amaçla, Medimagazin yayın hayatına başladığı günden beri köşe yazarlığı yapıyorum. Benim için yayıncılık bir hobi oldu. Türkiye’de kadın doğum alanında benim kadar kitap yazan başka bir hoca yoktur diye düşünüyorum. Cumartesi günleri de hastaneye gelirim ve daha önceden planladığım işleri yaparım.


Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Daima bizi yetiştiren hocaları örnek aldık. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Bizim bütün hocalarımızın kendi adlarıyla yayınlanmış birer kitapları vardı. Ben de içimden acaba böyle kitaplar yazabilir miyim diye düşünürdüm. Biz de yayın hayatına girdik ve başarılı olabildiysek en büyük sebebi hocalarımızdır.


Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sağlık ve eğitim yaz-boz tahtası haline geldi. Günlük politikalara göre yön veriliyor. Bu da ülkeye zarar veriyor. Atamalar, tayinler liyakat esasına göre değil, eş-dost, grup bağlarına göre yapılıyor. Eğitimle ilgili büyük problemler var. Gençler huniden, şişe boğazından geçirilir gibi üniversiteye sokulmaya çalışılıyor. Bugün, pek çok branşta üniversite mezunlarına ülkenin ihtiyacı yok. Sonuçta işsiz mühendisler, işsiz edebiyatçı, işsiz ekonomist yetişiyor. Bir süre sonra da işsiz doktor yetiştireceğiz. Ülkenin ara elemana, teknik elemana ihtiyacı var.


Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Anadolu’da çok güç koşullarda çalıştık. Anestezi teknisyenimiz, anestezi uzmanı, patoloji uzmanı yoktu. Askerliğimi Ağrı’da yaptım. Ağrı’da 500 bin nüfusa bakan tek kadın doğum hekimi olarak çalıştım. Orada o koşullarda çok kötü hastalar gördüm. Bir hastam vardı. 12 gün önce doğum yapmış ama çocuğun plasentası düşmemişti. Bu hasta bana geldiğinde ölümcül durumdaydı ve daha elimizi süremeden vefat etti.


Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Bizim zamanımızda doktorlara ulaşmak mümkün değildi. En önemli kişiler sağlıkçılar, yani “iğneciler”di. İğneci eve geldiği zaman hepimiz disipline olurduk. Bunlar bana etki etmiş olabilir. Doktora gittiğimiz zaman, annemizin babamızın doktora gösterdiği saygı, bir hastayı tedavi ettikten sonra yapılan teşekkürler, dualar hep aklımızda kalmış. Annem ben küçükken tifo hastalığına yakalanmış. Bulunduğumuz kasabada doktor olmadığından, hastalığın tedavisi için İstanbul’a gitmek zorunda kalmıştık. Annem o şekilde sağlığına kavuşmuştu. İçimde öyle kalmış olabilir. Doktor olayım, annem gibi olan hastaları ben tedavi edeyim diye düşünmüş olabilirim. Doktor olduğum için çok memnunum. Ülkem için yapabileceğim şeyleri yaptığıma inanıyorum.


İşinizin en zor tarafı nedir?
Çaresizlikler içinde kaldığımız durumdur. Tedavi edemeyeceğiniz durumdaki hasta karşısında eliniz kolunuz bağlı kaldığı zaman onun üzüntüsü, ailenin üzüntüsü, bir şeyler yapamamanın verdiği üzüntüdür.


Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen, bence araştırmacı ve meraklı olmalı. Bilgisini yaymalı, herkese öğretmeli. Akademisyenlik bir meslek değil, yaşam tarzı olmalı. İşinizi yapmak, bir şeyleri araştırmak için gece 02.00’de bile hastaneye gelebilirsiniz. Bunun parasal karşılığı yok. Akşama randevunuz vardır ve bir yere gideceksinizdir. Ama hastanızın yanından ayrılamazsınız veya ameliyatınız vardır. Ne yapalım, bir hasta, o hastanın ailesi, sağlığı için çaba gösteriyorsak bazı şeyleri yapamayız. Akademisyenliğin en güzel tarafı, iyi bir sağlık hizmeti verdiğimiz zaman, bir hastanın hayatını kurtardığınız zaman gelen teşekkürdür. Bu bile bizi yaşatır.


Yurt dışı mesleki deneyiminiz oldu mu?
Dünyanın pek çok ülkesine kongreler için gittim. İtalya’da Roma ve Erice’de kurslar için bulundum.

Günlük yaşantınız nasıl geçer?
Her gün akşam bir saat arkadaşlarla yürüyüş yapmaya çalışıyorum. Sigara içmiyorum. Sabah 06.30’da kalkıyorum. 07.30-08.00 civarında hastaneye geliyorum. Akşam 23.00 gibi de yatıyorum. Televizyonda belgesel programları seyrederim.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Keşke annem ve babam beni yabancı dilde eğitim veren bir okulda okutabilseydi. Ama mesleki pişmanlıklarım yok.


Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışındaki dergilerde 30’un üzerinde, yurt içindekilerde ise 100-120 civarında yayınım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, diğer fakültelere göre yeni bir okul. İlk yıllarda imkansızlıklar içinde çalıştık ama şimdi koşullarımız iyi. Akademik yayınlarda sayı önemli değil. Önemli olan ülkeye ne verdiğimizdir. Üniversitelerde yapılması gereken patent çalışmasıdır. Sanayi ile üniversitelerin işbirliği içinde çalışması lazım. Bu olmadan ülkemizin bir yerlere gelmesi mümkün değil.


YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
O kadar büyük bir hayalim yok. YÖK başkanlığı önemli bir görev. Daha öncelikli olarak, ilk-orta öğretimle ilgili problemler var. Üniversiteye gelen öğrencilerin bir kısmı başka yerlere kaydırılmalı. Üniversitelerin lise gibi olması önlenmeli. Araştırmacı zihniyet egemen olmalı. Birçok öğretim üyesinde akademik merak yok. Sadece hasta bakımı, ameliyatlar değil, endüstri ile işbirliği olmalı. Sanayi bizden bir şey istemiyor. Sanayi de üniversiteler de kendi kafalarına göre çalışıyor. Örneğin sanayi bizden kopmayan iplik isteyecek, biz araştıracağız.


Eğitim verdiğiniz klinikteki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Beni çalışkan, gayretli biri diye tanımlayabilirler. Tuttuğumu koparmaya çalışırım. Toplumsal duyarlılığım olduğunu bilirler.


Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Geldim sayılır. Yeterince hekim yetiştiriyorum. Ana hedefimiz hekim ve uzman yetiştirmek. İyi uzman yetiştirdiğimizi düşünüyorum. Tüp Bebek Merkezi’ndeki başarı oranını yükselttik.


Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Çocuklarım büyüdü. Bir doktor oğlum ve kamu yönetiminden mezun bir kızım var. Onları iyi yetiştirebildiğime inanıyorum. Gündüzleri mesai saatinde asla ailemi düşünmem. Çünkü o bana aittir ve gündüzleri kendimi işime veririm. Akşamları da ailemle ilgilenirim. Cumartesi günleri bana aittir, pazar ailemle birlikte olurum. Boş kaldıkça araştırma yaparım. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi 1974 mezunları olarak ayda bir kez yemek yeriz.

Teşekkürler.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
1
1) ismail yetenek (dr)
23.09.2012 14:50:49
Ne yani, şimdi,artık hastanın yüzünü bile görmeden mi reçete yazıcaz..
People
1
2) DR ZAFER (DR)
14.08.2012 14:10:49
sen doktora sekreter verme hemşire vermee yardımcı pesonel verme tek başına bırak ondan sonra doktordan hastayı muayene etmesini iste güldürmeyin insanı.önce doktoruna sağlık çalışanına değer ver saygınlık ver ondan sonra hizmet bekle.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
15/11-16/11 4. Diyabet Tedavisi Sempozyumu ENDOKRİNO... ANKA
14/11-17/11 1. Hematoloji Eğitim ve Araştırma Kongresi HEMATOLOJİ ANTA
13/11-17/11 10. Uluslararsı Katılımlı Aile Hekimliği Kongresi - AHEKON 2019 AİLE... ANTA
13/11-17/11 41. Türk Ulusal KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi KULAK-BUR... ANTA
14/11-17/11 Dudak Damak Yarıkları 6. Uluslararası Kongresi ORTOPEDİ... ANTA
14/11-17/11 HIV-AIDS Kongresi 2019 HALK SAĞLIĞI ANTA
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA