AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Babam, ‘Tıbbı seçme’ dediği için doktor oldum!
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Yaman

03 Aralık 2006, Pazar

Babam, ‘Tıbbı seçme’ dediği için doktor oldum!
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Yaman

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1968, Ankara doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi 1974-1985 yılları arasında TED Ankara Koleji’nde tamamladım. 1985’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim, buradan 1991’de mezun oldum. Aynı yıl, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak göreve başladım. 1996’da üroloji uzmanı oldum. Burada Şubat 2000’e kadar uzman doktor olarak görev yaptıktan sonra gene aynı anabilim dalında yardımcı doçent oldum. Şu an Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda doçent olarak görevimi sürdürüyorum. Aynı zamanda Türk Androloji Derneği’nin yönetim kurulu üyesiyim.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Hocam, Prof. Dr. Kadri Anafarta ve babam Prof. Dr. Sezai Yaman’ı örnek aldığımı söyleyebilirim.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Çocuğunun olması için tedaviye gelen hastalar daha sonra çocuğunun resmini gönderiyor veya telefon açıyorlar, bunlar mutluluk verici.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’deki sağlık ortamının karışık olduğunu düşünüyorum. Bir türlü dengeye, düzene girmiyoruz. Sabitlik yok, bir vizyon yok. Değişken bir sağlık politikası var. Bundan biz de etkileniyoruz hekim olarak, siz de etkileniyorsunuz yayıncı olarak, hastalar da etkileniyorlar. Sistemler sürekli değişiyor. İktidarla sistemler değişiyor, sistemin değişmemesi gerekir. Bizde siyasi iktidarla beraber sistem baştan aşağı değişiyor oysa revize edilmelidir.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıbbı seçtiğim için memnunum. Babam “Seçme!” demişti. Ona reaksiyon olsun diye seçtim. İnsan 18-19 yaşlarda reaktif oluyor. Ama çok memnunum bu kararımdan dolayı. Tekrar girsem yine tıp okurdum ve gyine ürolog olurdum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İnsanla uğraşıyorsunuz ve riskleriniz çok fazla. Bence en zor tarafı bu. İşimizde risk yönetimi var. Cerrahi branş olması nedeniyle zaten riskli bir iş yapıyorsunuz, strese giriyorsunuz. Hastalarla ilgili komplikasyon riskleri var. Çalıştığınız ortamla, hastaneyle ilgili sıkıntılar var. Hastaların sosyal güvenceleriyle ilgili sıkıntılar var. İstediğiniz tetkiki ve tedaviyi bir takım teknik aksaklıklar nedeniyle her zaman uygulayamayabiliyorsunuz. Çünkü hasta sosyal güvencesi nedeniyle o tetkiki yaptıramayabiliyor. Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız? Akademisyen çalışkan olmalıdır, çok çalışmalıdır, çok okumalıdır, dünyaya açık olmalıdır, günlük bilgiye sahip olmadır ve bu günlük bilgiyi paylaşmalıdır. Gerek diğer öğretim üyeleriyle gerek asistanlarıyla gerekse öğrencileriyle paylaşmalıdır ve bunun üzerine kendi pratik deneyimlerini koymalıdır. Akademisyen bu işe kafa yormalıdır. Bunun için de akademisyen desteklenmelidir; sadece maddi değil manevi anlamda da desteklenmelidir. Yaptığı işlerden pozitif geri bildirim almalıdır, yoksa güdük kalırsınız.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
2 ay İskoçya’da, bir ay Avusturya’da, üç ayrı sefer de Amerika’da bulundum. “Visiting physician” olarak Detroit Wayne State Üniversitesi Üroloji Departmanında çalıştım. “University of Illinois, Uroloji-Androloji Departmanı”nın “Andrology Travelling Fellowship” programı nedeniyle Chicago’da ve bunun dışında Houston’da bulundum.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Maddi ve manevi imkanlarının daha sağlam olması nedeniyle yurt dışında aynı işi yapmak isterdim. Ama memleketimi sevdiğim için de buradan ayrılmayı düşünmedim. Ama orada doktorluk yapmak isterdim. Türkiye’de yaşayarak oranın şartlarıyla doktorluk yapmak isterdim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Bugün itibariyle yurt dışında yayınlanmış 65 yayınım var; 40’ın üzerinde de yurt içi yayınım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Türkiye standartlarının üzerinde. Ama hedeflerimizi hep yukarı çıkarmamız gerektiği için dünya perspektifinde daha iyi olmamız lazım. Maalesef üniversitelerin maddi yapısı günlük siyasetten, politikalardan etkileniyor; etkilenmemesi lazım.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Ben bir anda YÖK Başkanıyım diye ortaya çıkamam. Bunun için belli bir birikimim olması gerekir, altyapı gerekir. YÖK Başkanı’nın negatif ve pozitif bütün geri bildirimlere açık olması lazım. Çünkü yukarı çıktıkça insanlar yalnızlaşırlar ve hata yapma olasılıkları artar; piramit teorisi vardır, buna girmemesi lazım. YÖK, siyasetin dışında olmalıdır. Başkan olsaydım, yeni üniversitelerin açılmasını durdururdum. Mevcut üniversiteleri iyileştirdikten sonra yenilerinin açılmasına çalışırdım. Eski üniversitelerin de sorunlarını dinlerdim ve çok iyi bir ekip kurardım. Bu bir ekip işidir çünkü. Futbol takımının antrenörü de olsa, dekan da olsa, başbakan da olsa bu bir ekip çalışmasıdır. Atatürk de çok yi şeyler yapmış ama bu bir ekip çalışmasıdır.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Gayet iyidir. Benim dürüst olduğumu söylerler. Destekleyici adamımdır. Klinikteki tüm insanlar için bunu söyleyebilirim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Her gün çıtayı yükseltmek gerekir. Son güne gelmediğimiz için hala çalışıyoruz.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Gösteriyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Spor yapıyorum, haftada üç-dört gün.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hayır. Mesleğimden, branşımdan memnunum. Herkesin pişmanlığı oluyordur ama genellersek pişmanlığım yoktur.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Aileme mutlaka vakit ayırıyorum. Aile her şeyden önce gelir, onlarla birlikte olabilmek için çalışıyorsunuz. Benim hayattaki amacım çalışmak değil ki, yaşamak esas amaç. İnsan yaşamak için çalışır. Ailenizle ilgilenemezseniz esas amacı da kaçırmış olursunuz.

Teşekkür ederiz. 04/11/2006
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA