AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Bekir Aydın Levent
    • “Hem akademisyenlik hem de hekimlik söz konusu olunca görev bilinci ve sorumluluk duygusu daha üst düzeyde olmalıdır. Bu görevi en iyi şekilde yapabilmek için de kendini sürekli geliştirmek, güncel bilimsel düzeyi titizlikle izlemek gerekir.”

07 Mart 2011, Pazartesi

Bekir Aydın Levent

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Aydın Levent

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1945 yılında Silifke’de doğdum, 1969’da İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldum. Psikiyatri uzmanlığımı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde 1975’te tamamladım. 1976’da Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalında göreve başladım. 1983’te doçent, 1988’de profesör oldum. Evliyim, iki çocuğum var.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Lise yıllarında gönlümden makine mühendisliği geçerdi. O dönemde İTÜ’nün giriş sınavı iki gün idi. İkinci günkü sınava yetişemedim. Hekim olmanın onurunu yaşamak kısmetmiş. Mesleğimden memnunum. Hasta bir insanı iyileştirmenin verdiği duygu çok güzel.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Psikiyatride muayene ve tanı yöntemleri somut değildir. Tecrübe, bilgi ve dikkatli bir gözlem daha da önem kazanıyor. Hasta yakınlarıyla iş birliği çoğu kez yeterli düzeyde olmuyor. Ayrıca tedavi sonucu tam bir şifâ (iyileşme) değil de salâh (düzelme) sağlanabilmesi mesleki doyumu azaltıyor.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Hem akademisyenlik hem de hekimlik söz konusu olunca görev bilinci ve sorumluluk duygusu daha üst düzeyde olmalıdır. Bunun için insanları ve mesleğini sevmenin temel şart olduğunu düşünüyorum. Bu görevi en iyi şekilde yapabilmek için de kendini sürekli geliştirmek, güncel bilimsel düzeyi titizlikle izlemek gerekir.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Bugün için söylediklerinin bir bölümü değer kaybetse de, Kraepelin’in çok iyi bir gözlemci ve araştırıcı olduğunu düşünüyorum. Psikiyatrinin doğaüstü güçlerle ilişkisi ve etkisi altında olduğu düşüncesini sona erdirdi.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tıp eğitim seviyesinin yükselmesi, bilgili ve yetenekli hekimlerin mezun olup göreve başlamaları teknolojideki gelişmelerin tıbba yansıması ve kullanılmaya başlaması ile sağlık hizmetlerinin de çok iyi duruma gelmesi beklenir. Ancak bu çok yönlü bir konudur.

Toplumumuzun genel durumuyla, özellikle de kültürel durumuyla birlikte ele alınarak değerlendirilebilir. İnsan faktörünü ele alırsak, bir tarafta toplum ve  onların gözünde oluşmuş hekim imajı, diğer tarafta hekimler; dayanışmaları oldukça zayıf, içinde bulundukları zorlukları anlatma zahmetine bile girmeyen, yıllardır yapılan saldırılara (hakaret, şiddet, yaralama, hatta ölüm), ses çıkarmayan bir meslek grubu var. Muayenehane ya da hastanede savunmasız bir durumdaki hekimlere karşı şiddet sürüp gidiyor. Bu Tam Gün Yasası’ndan sonra ses çıkarılmaya başlanıldı, bunun sonucunda da konu saptırılarak hekimler paragözlülükle suçlandı. Hekime gereken saygınlığını kazandırmak gerekir. Bunu önce hekim hizmetiyle, tavrıyla, duruşuyla göstermelidir. Kaliteli bir sağlık hizmeti için hekime sahip çıkmak gerekir. Hekimi toplum önünde küçültmeye, değersizleştirmeye yönelik konuşmalar çok yanlıştır. Bu gidişle tıp fakültelerine giriş puanı giderek düşecektir.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Evet, 1980-1981 yılları arasında Fransa’da Bordeaux II Üniversitesinde ve Mont De Marsan C.H.S de çalıştım. 1982’de Çukurova Üniversitesine döndüm.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

İstemem. Ülkemde çalışmak beni daha çok mutlu ediyor.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Uzun zamandır sorulmadığı için şu anda tam sayı veremem. 60-70 civarında yurt içi, 5-6 kadar da yurt dışı var zannediyorum.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Bilimsel yayıncılığı soruyorsanız, çeşitli branşlarda değerli araştırma yazılarına rastlıyoruz. Ancak çoğu “yayın yapma furyası” içinde otomatiğe bağlanmış gibi gidiyor. Bir gecede bir yayın çıkaranlardan bahsedilir. Yayının bilime katkısı, uygulanabilirliği, topluma yararı önemlidir.

Tıbbi haber ve magazin açısından soruyorsanız, “Medimagazin” ilk okunulan bir yayın gibi görünüyor. Hele bu Tam Gün Yasası’ndan sonra “Yeni bir haber var mı?” diye her gün bakılan bir web sayfası oldu. 

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK’ün sadece koordinasyon ve üniversiteler arası standardı sağlama görevi yapmasından yanayım.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Akademisyenlikte en üst aşamaya geldim. Ancak hekimliğin de, akademisyenliğin de bilimsel gelişme sınırı yoktur.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Meslek psikiyatri oluca çok sayıda fıkra gibi anı var. Aklıma gelen birini anlatayım.

Bipolar bozukluğu olan iki kardeşten biri diğerini yatırılmak üzere “Bu hastadır” diye zaman zaman tedaviye  getirirdi. Çoğu kez getirileni değil de, getireni yatırırdım.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Artık özen göstermeye başladım.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Hobilerim çoktur. En çok gemi modelciliği ile ilgileniyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Olmuştur.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Ayırdığımı zannediyorum.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer