AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Doç. Dr. Kemal Niyazi Arda
    • Akademisyen, çevresindekilere öğrenmeyi ve düşünmeyi öğreten kişi olmalıdır.

19 Eylül 2010, Pazar

Doç. Dr. Kemal Niyazi Arda

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ankara Abdurrahman Yurtarslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği Şefi Doç. Dr. Kemal Niyazi Arda

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi de Ankara’da  yaptım. Lise öğrenimim sırasında TÜBİTAK bilim adamı yetiştirme grubunun bir üyesiydim. Liseden mezun olduğum yıl Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim. 1984 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Üç yıldan biraz fazla zorunlu hizmet yaptım. İlk açılan TUS sınavı, ki o sınava üniversiteler kadro vermemişti, sadece devlet hastaneleri kadroları vardı ve sınav dallar üzerine yapılıyordu, radyoloji dalında birinci olarak ihtisasa başladım. Radyoloji uzmanı olduktan sonra, Yüksek İhtisas Hastanesinde başasistan kadrosuyla göreve devam ettim. 2000 yılında doçent oldum. Daha sonra bir yıl kadar da Ufuk Üniversitesi Hastanesinde ana bilim dalı başkanlığı yaptım. 2008 yılında Ankara Onkoloji Hastanesine Radyoloji Klinik Şefi olarak atandım. Halen bu görevimi sürdürmekteyim.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Çok küçük yaşlardan beri doktor olmayı hedeflemiştim. Bunda babamın bir iç hastalıkları uzmanı olmasının etkisi olduğunu düşünüyorum. Mesleğimi hakikaten çok seviyorum ve sevdiğim için de mesleğimden memnunum.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

İşimizin en zor tarafı yüksek tempolu ve gerilimli bir çalışma gerektirmesi. Fiziken ve zihnen ciddi yorucu bir iş olması en zor tarafı diyebilirim.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir akademisyeni öğrenmeyi, düşünmeyi, öğrendiklerini ve düşündüklerini aktarmayı yaşam tarzı haline getirmiş kişi olarak tanımlıyorum. Akademisyen  çevresindekilere öğrenmeyi ve düşünmeyi öğreten kişi olmalıdır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Elbette hocalarımızın bazı yönlerinden etkilendiğimiz bir gerçek. Ancak doğrudan doğruya şu şahsı örnek alıyorum, diyebileceğim bir şahıs yok.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’deki sağlık ortamı üzerinde çok fazla tartışma veya konuşma var. Ama Türkiye’deki sağlık ortamının çok hızlı bir değişim gösterdiğini herkes kabul etmeli. Bence genelde yaşanan bu hızlı değişimin sancıları. Hiç bir değişimin sancısız olmayacağı bir gerçek. Biz şu anda bu sancıları yaşıyoruz. Çünkü hiçbir alanda bu kadar büyük bir değişim aynı anda yaşanmadı.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Yurt dışında uzun süreli bir mesleki deneyimim olmadı. Kongrelere toplantılara katılıp kısa süreli yurt dışı çalışmalarımız oldu ama mesleğimi icra edebileceğim bir deneyimim olmadı.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Yurt dışında aynı mesleği yapmayı istemek ya da istememek için tüm yönleriyle o ortamı bilmek gerekir, diye düşünüyorum. Birkaç kez olanağım  olmasına rağmen kendim isteyerek yurt dışında çalışmayı reddettim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Benim 41 adet yurt dışı , 70 adet de yurt içi yayınım var. Ayrıca sayısını bilemeyeceğim kadar çok da yurt içi ve yurt dışı sözlü ve yazılı tebliğim var. 

 

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?

Çalıştığım kurum, yani Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi çok önemli ve bir o kadar da ağır bir görevi üstlenmiş bir hastane. Ağırlıklı olarak hasta grubunun onkolojik hastalardan oluşuyor olması, bilimsel ve akademik olarak da yoğun bir çalışmayı gerektiriyor. Biraz önce de ifade ettiğim gibi klinik olarak bu yoğun çalışmayı yerine getirebilmek için üzerimize düşen görevleri elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışıyoruz.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK başkanı olmanın çok zor bir iş olduğunu düşünüyorum. YÖK Başkanı olmayı hiç düşünmedim, ama belki bilimsel ve akademik çalışmaların önünü açacak, biraz daha kaliteyi ve kantiteyi artıracak çalışmalara yardımcı olmaya çalışırdım diye düşünüyorum.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Mesleğimde hedeflediğim yere ulaştım, demek benim için mümkün değil. Ulaştım dediğim anda artık yapacak bir şeyim yok, demektir diye düşünüyorum. Ulaştığım her hedef bana yeni hedefler açtığı için herhalde bu işin bir sonu yok diye düşünüyorum.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Ben mecburi hizmet yaptığım sırada yaşadığım gerçekten  trajikomik bir anımı anlatmak istiyorum. Bir anne çocuğunu getirdi. Çocuğun yüksek ateşi vardı. Mecburi hizmet koşullarındayız. Sadece fiziki muayene ile pnömoni teşhisi koydum. Ancak enjeksiyon yapılabilecek bir ortam bile yok. O zaman yeni çıkan antibiyotik süspansiyonlardan birini reçete ettim. Ama hasta için de  ciddi bir endişem vardı. Biraz yakın takip edeyim, bir iki gün içerisinde tekrar muayene edeyim diye düşünüyordum. Reçeteyi yazdıktan sonra anneye ‘bunu sulandıracaksın, şu kadar sürede şu ölçüde vereceksin’ diye tarif ederek, çocuğu iki gün sonra mutlaka tekrar muayeneye getirmesini söyledim. İki gün sonra tekrar geldiğinde çocuk daha da kötü durumdaydı ve bu durum beni ‘Acaba bir şeyleri eksik mi yapıyoruz, yanlış mı yapıyoruz’ diye ciddi bir sıkıntıya sokmuştu. Anneye ilacı verip vermediğini, verdiyse ne şekilde verdiğini sordum. Anne yeminler ederek çocuğa ilacı söylediğim gibi  verdiğini söylüyordu. Anneye ‘Peki ilacı nasıl verdin anlat bakalım’ diye sordum. Anne, ‘Sizin dediğiniz gibi verdim, yazdığınızı suya attım karıştırdım, suyunu çocuğa içirdim’ dedi. Meğerse benim yazdığım reçeteyi muska zannedip suya atarak karıştırıp o suyu da çocuğa içirmiş.  Bu durum karşısında ne yapacağımı şaşırmıştım.

O zaman  penisilin yapıldığında allerjisi oluşursa müdahale edecek imkânımız vs. de yoktu. Ama herşeyi göze alıp penisilin tedavisine başladım. Neyse ki çocuk kısa sürede düzeldi. Bu anı her anlattığımda, insanı hem biraz duygulandıran, biraz güldüren, güldürürken de düşündüren, birazcık farklı bir anı olarak hafızamdaki yerini koruyor.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Özen göstermeye çalışıyorum. Diyetime dikkat etmeye çalışıyorum. Zaman açısından zor olsa da spor yapmaya çalışıyorum. Ama işimizin hem gerilimli hem de tempolu bir çalışma olması zaman zaman yoruyor.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Bilgisayar benim önemli bir uğraş alanım. Gerçi işimizde bunu yoğun olarak kullanıyoruz ama işimin dışında da kullanıyorum. Bu benim için önemli bir uğraş alanı. Bunun dışında okçuluk yapıyorum. Lisanslı sporcuyum ve okçuluk takımımız var. Gerçi son bir iki senedir biraz antrenmanlarımı aksattım ama bu da benim için önemli bir uğraş.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Keşkeler evet, ama pişmanlık hayır. Pişmanlık duymuyorum ama benim dışımda olan bazı şeyler için keşke dediğim şeyler tabii ki mevcut.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Hafta sonlarımın neredeyse tamamını ailemle geçirmeyi hedefliyorum. Zaten gece pek dışarı çıkan biri değilim. İşten çıkar çıkmaz eve giderim. İş dışındaki bütün süreyi ailemle geçirmeye gayret gösteririm. Evliyim, biri kız biri erkek iki çocuğum var. Tabii ailemle ne kadar  çok vakit geçirsem yeterli değil. Ancak olabilenin en üst düzeyinde beraber vakit geçirmeye çalışıyoruz. 

 

Teşekkürler

20/09/2010

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer