AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Doç. Dr. Mesut Öktem
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Öktem

01 Mayıs 2009, Cuma

Doç. Dr. Mesut Öktem
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu,
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Öktem

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Ankara doğumluyum. İlkokulu Ankara Etimesgut Merkez İlkokulunda bitirdim. Ortaokul ve liseyi Ankara Özel Yükseliş Kolejinde tamamladım. 1989-1995 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde tıp eğitimimi aldım. 1996-2000 yılları arasında da, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında araştırma görevlisi olarak çalıştım ve uzmanlık eğitimimi aldım. 2001-2006 yılları arasında, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında önce uzman, sonra öğretim görevlisi ve yardımcı doçent olarak çalıştım. Burada infertilite üzerine çalışmalar yaptım. Daha sonra yeniden Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesine döndüm. 2007 yılında doçent unvanını aldım. Halen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında öğretim görevlisi olarak çalışmaktayım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Buradaki en büyük faktörlerden bir tanesi babamın sık sık ameliyatlar geçirmesiydi. Ayrıca çok sevdiğimiz bir doktor ağabeyimiz de vardı. Biraz da ondan etkilendim sanırım. Aslında genel cerrah, transplantasyon cerrahı olmak istiyordum ama, yine o ağabeyimizin yol göstermesiyle kadın-doğum üzerine ihtisas yapmayı uygun gördüm.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

İşimizin en zor tarafı bir kere sorumluluk almak. O sorumluluğu hissetmek. Kadın-doğum olarak doğum açısından öyle çok büyük bir zorluğumuz olmuyor. Daha çok güzel anılarla karşılaşıyoruz. Tabii diğer yönleri de var. Kanser hastalarımız var, çocuk sahibi olamayanlar var. Bu insanlar sizden ciddi şekilde umutlanıyorlar, yardım bekliyorlar. O zaman da zor oluyor tabi. Tıp mesleğinin en büyük yanı insanlarla çalışıp, onlara umut kaynağı olmamız.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyen bir kere, Atatürk’ün dediği gibi “Fikri hür, vicdanı hür” biri olmalı. Bilimsel açıdan düşünebildiğini, tasarlayabildiğini ortaya koyabilmeli. Bizim burada yaptığımız cerrahi girişimlerin hepsini taşradaki arkadaşlarımız yapabilirler, yapıyorlar da. Akademisyen olmanın en büyük özelliği araştırma yapabilmek. Bunun içinde az önce söylediğim gibi, hür bir şekilde düşüncelerini ortaya koyabilmeli ve bunları yapabilme şansını elde edebilmeli. Gerek devlet, gerekse çalıştığı kurum da onu desteklemeli. Ayrıca akademisyen yaşamında da çevresine örnek kişi olmalı.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?

Asistanlık döneminde çok değerli hocalarımızla karşılaştık. Bir isim vermeme gerek yok, hepsi çok değerli hocalar. Hepsinden çok değişik şeyler öğrendik. Yurt dışında da tanıdığım, son zamanlarda gittiğim ve kendilerinden çok şey öğrendiğim kıymetli hocalarım var. Birçok hocadan, birçok şey öğrendim ve hala da öğrenmeye devam ediyorum.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hem yöneticiler, hem hastalar için zor. Son zamanlarda özellikle üniversite hastaneleri çok zor durumda. En büyük sorunlardan bir tanesi ödenek sorunu. Ciddi şekilde yığılmalar var. Siz aynı şekilde daha çok fazla vatandaşa hizmet vermeye, bununla birlikte de maddi sorunlarla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Bir diğeri ise alt-yapı sorunu. Sağlık alanında hekim bazında, vatandaş bazında, araç-gereç bazında, hastane bazında pek çok konunun altyapısı oturmadığı için Türkiye’nin her tarafında eşit hizmet verilemiyor. Bizim en büyük sorunumuz, sanıyorum geçmişten gelen ve bugün de devam eden plansızlığımız. İleriyi öngöremememiz ve bunun hâlâ devam etmesi.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Doçent olduktan sonra ABD’nin Tennesse eyaletinde, Chattanooga şehrinde, Chattanooga Women Center’da, laparoskopik cerrahide önde gelen isimlerden Prof. Dr. C.Y Liu ile çalıştım. Kendisi geçtiğimiz günlerde buradaydı, kendisini konuk ettik. İkinci deneyimim İsrail idi. Burada Tel Aviv Üniversitesi Sackler Tıp Fakültesi’ne bağlı Assaf Harofeh Medical Center’da, IVF Unit’te Prof. Dr. Raphael Ron-El ve ekibiyle infertilite ve IVF üzerine çalışmalar yaptım. Orada özellikle bizde yasak olan taşıyıcı annelik, yumurta sperm donasyonu gibi konuları yakından izleme fırsatı buldum.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Tabi isterim, kim istemez. Yurt dışı derken örnek aldığımız, gelişmiş ülkelerden bahsediyoruz. Ben ABD ve İsrail’i gördüm. Başka yerleri gören kişilerle de çeşitli vesilelerle karşılaştığımızda konuşabiliyoruz. Biraz evvel bahsettiğim o temel sorunlarını gidermişler. Yaptıkları hizmet olsun, tedavi olsun üst düzeyde hizmet etmekteler. Her şey yerli yerine oturmuş durumda. Herkes kendi işini yapıyor. Maddi ve manevi sıkıntıları yok. Tabi bu doktorların olduğu kadar, hastaların memnuniyetini de beraberinde getiriyor.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Uluslararası hakemli bilimsel dergilerde yayınlanmış 26 tane makalem var. Türkiye’de de yine ulusal hakemli dergilerde yayınlanmış 35 tane makalem ver. Bununla birlikte yurt içi ve dışında çok sayıda bildiri özeti ve sözlü sunumum var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?

Bölümümüz olarak ciddi bir sıkıntımız yok. Buraya geldikten sonra hayvan deneyleri yapmaya başladım. Bu konuda bizi sınırlayan bir durum yok. Yalnız kurul onaylarımız biraz geç çıkıyor. Sanıyorum şimdi bunu Bakanlık üstlenmiş. En büyük sıkıntımız bu. Kurulla ilgili uzun vadede izin alabiliyoruz. Çok fazla bürokratik işlemle uğraştığımız için bu bizi biraz yoruyor. Ancak dediğim bölümümüzde herkes gerekli gördüğü, istediği çalışmayı yapmakta serbesttir. Herhangi bir kısıtlama yoktur. Bazen fon bulabilmekte, çalışmalarımıza maddi kaynak bulabilmekte biraz zorlanabiliyoruz. Bunu bazen üniversitemizin kaynaklarından sağlayabiliyoruz ama, bazen o da yeterli olmayabiliyor.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK’ü kaldırırdım. Çünkü YÖK’ün şu an ki haliyle düzgün işlevi olduğunu düşünmüyorum. Esasında geçmişte de yoktu, bu çok tartışılan bir şey. Zaten YÖK gibi kurumlar bazı yerlerde olsa da, dünyanın her yerinde yok. Gelişmiş ülkelerde de yok. Ben üniversitelerin çok güçlü olması gerektiğini düşünüyorum. Üniversite senatosunun çok güçlü olmasını ve eğer mutlaka bir yere sorumlu olacaksa da, direkt kendi çalışanlarına sorumlu olmasını düşünüyorum. Bunu denetleyecek mekanizmalar elbette olacaktır. Ama YÖK’ün primer olarak bulunmasına gerek yok. YÖK’ün önünde çok büyük sorunlar var. Özellikle öğretim üyelerinin kişisel ve yasal hakları, akademik sorunları, yeni açılan üniversitelerin sorunları, buralardaki öğretim üyelerinin azlığı, bunların finansal desteğinin zorlukları, tam gün yasası, bununla ilgili zorluklar pek çok sorun var.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Henüz değil. Hedefim doğru ve düzgün işler yapmak. Ben hep söylüyorum, doktor olan bir kişi doğru, dürüst ve seviyeli olmalı, hakkaniyetli olmalı. Ancak tıp bir pozitif bilim değildir. Yani bizde iki kere iki her zaman dört yapmıyor. Bunun artısı, eksisi var. Bu sapmayı en aza indirmek, bizim görevimiz bu. Kimi zaman alet edevattan kaynaklanan kimi zaman kendimizden kaynaklanan sorunlarımız olabiliyor. Ama dediğim gibi bizim doğruya en yakın işler yapmamız gerekiyor. Benim hayattaki felsefem, hedefim bu.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Belki birçoğunun anıları yanında biraz basit bir anı gibi gelecek ama daha yeni asistanken, 15 yıldır çocuğu olmayan bir hastamız çok basit bir yöntemle hamile kaldı. Çocuğu doğunca benim ismimi, bebeğe koydular. Bu benim için bir ilkti, çok mutlu olmuştum. Hâlâ bu aileyle görüşüyoruz. Bir başka anı ise biraz üzücü. Benim tezim kanser üzerineydi. O dönemlerde birkaç hastamızı maalesef kaybetmiştik. Eşlerinin beni kendi yaşadıkları şehirden arayıp telefonda ağlayıp ağıtlar yaktıklarını hatırlıyorum. Bu da beni çok üzmüştü. Bizim mesleğimizde güzel, hoş anıların yanı sıra maalesef böyle üzücü olayları da yaşayabiliyoruz.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Gösteremiyorum. Bunun sebebi de kendimize zaman ayıramamak. En son ne zaman kendinize baktırdınız derseniz sanırım iki seneyi bulmuştur. Çünkü gerçekten yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Özellikle kadın-doğumcuların sabahı, akşamı gecesi yok. Böyle olunca da her zaman bir programa bağlı kalamıyorsunuz. O nedenle gerekli özeni gösterdiğim söylenemez.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Ben Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği’ni çok seviyorum. Küçük yaştan bu yana sesimin de güzel olduğunu söylerler. Amatör olarak birçok kez sahneye de çıkmışımdır. Şarkı, türkü söylemeyi çok seviyorum. İkincisi sinemayı çok seviyorum. Özellikle ödül almış filmleri yakından takip ediyorum. Bu şekildeki pek çok filmi izledim. Hatta bunları koleksiyon olarak topluyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Genel olarak küçük yaşlarda biraz utangaç biriydim. Yalnızca biraz daha girişken olmayı isterdim. Ben bir adım atarken, mutlaka benden büyük ve deneyimli kişilere sorarım, görüşlerini alırım. Bir söz vardır. “Ne dediğinizin farkındaysanız, kimler sizin hakkınızda ne dedi diye düşünmezsiniz.” O nedenle doğru şeyler yapmaya ve söylemeye çalışırım ki, sonradan sıkıntı oluşturmasın. Tabi bizim de hatalarımız oluyordur, sonuçta insanız. Keşke dememeye çalışıyorum ama gerekli olduğu zaman da gerekli adımı atar ve gerekeni yapmaya çalışırım. Dolayısıyla keşke dediğim öyle çok büyük bir şey yok.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Ben bekarım, hala anne ve babamla yaşıyorum. Sağ olsunlar hâlâ üzerimize titriyorlar. Aile bağlarımız oldukça güçlü, o nedenle mutluyum. Kendimize ne kadar zaman ayırdık bilemiyorum. Örneğin hâlâ bekârım. Belki biraz kendimden de kaynaklandı ama, bu çalışma temposu içerisinde belli zamanlarda belli adımları atamazsanız bu gibi evlilik işi özellikle uzun zamana yayılıyor. Kendi aileme yeterli zamanı ayırmaya çalışıyorum.

Teşekkürler.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer