AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Abdülkadir Çevik
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Çevik

18 Kasım 2007, Pazar

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Çevik

“Bir akademisyen her şeyden önce çok geniş bir bakış açısına sahip olmalıdır”

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
Mardin’de doğdum. 1974 yılında tıp fakültesini bitirdim. 1974’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine geçerek Prof. Dr. Abdülkadir Özbek, Doç. Dr. Celal Odağ ve Prof. Dr. Vamık Volkandan bireysel ve grup psikoterapileri ile psikoanalitik psikoterapi eğitimi aldım. 1978 yılında psikiyatri uzmanı oldum. 1980’de ABD’ye giderek iki yıl süre ile Virginia Üniversitesi Psikiyatri Kliniği, Çocuk ve Aile Psikiyatrisi ve Psikanaliz bölümlerinde çalıştım. Bu sırada Prof. Dr. Vamık Volkan tarafından yeni kurulmuş olan Uluslararası Politik Psikoloji Derneğine üye olarak bu konuda eğitim aldım. 1992’de tekrar ABD’ye giderek Prof. Dr. Volkan ile üç ay boyunca politik psikoloji ile ilgili çalışmalar yaparak Virginia Üniversitesi’nde “Sovyetlerin Çöküşünden Sonra Türkiye: Psikopolitik Bir Değerlendirme” konulu konferans verdim. “Avrupa’da Irkçılığın Psikolojisi” ile ilgili çalışma grubunda aktif görev alarak bu konuda hazırlanan monografa katkı sağladım.

1985’te doçent ve 1992 yılında profesör oldum. 1992-1997 yılları arasında Başbakanlık danışmanlığı ve Milli Güvenlik Kurulunda görev yaptım. Aynı süre içinde Başbakanlığa bağlı olarak Türk Politik Psikoloji Merkezini kurarak bu kurumun başkanlığını yürüttüm. Bu merkezde büyük grupların psikolojisi, terör ve terörizm psikolojisi ile ilgili çalışmalarım oldu.

1987’den bu yana Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında Psikosomatik ve Psikonevroz Ünitesinin başkanlığı yanı sıra 2003 yılından bu yana Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Psikiyatri ile ilgili kitap makale ve araştırmalarım dışında Politik Psikoloji alanında politik psikoloji monografisi, politik psikoloji ile ilgili çeviri kitabım, Sovyetlerde Yeni Etnik Gelişim ve Yeni Etnik Yapılanma Monografisi ve İngiltere’de basılan Violence or Dialogue kitabının içinde “Globalization and Identity” isimli bir bölümüm bulunmakta. Bunun yanı sıra Türk Yurdu, Avrasya Dosyası, Hukuki Perspektifler Dergisi, Polis Dergisi gibi dergilerde de makalelerim yayınlandı.

Halen değişik üniversitelerde güvenlik, terör, küreselleşme, göç, kimlik ve toplumsal analizler konularında konferanslar veriyorum.
2006 yılında kurulan Politik Psikoloji Derneğinin kurucusu ve Başkanıyım. Aynı zamanda Türkiye Grup Psikoterapileri Derneğinin Başkanlığını da yürütüyorum.
2002 yılından bu yana Kara Harp Okulun Savunma Bilimleri Enstitüsünde Politik Psikoloji yüksek lisans dersleri veriyorum. Bunun yanı sıra Dışişleri Akademisi ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığında da dersler veriyorum. 1978 yılından beri evliyim. Bir kız ve bir erkek olmak üzere iki çocuk babasıyım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Çocukluğumdan beri doktor ve vali olma isteğim vardı. Bu nedenle ilk önce Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde öğrenime başladım. Ancak beklentilerime ve zihnimde tasarladığım şeylere karşılık bulamayınca Diyarbakır’da kurulan Tıp Fakültesine ikinci sömestr de geçiş yaptım. Doktor olmaktan ve psikiyatrist olmaktan dolayı çok mutluyum. Tekrar dünyaya gelecek olsam yine Psikiyatrist olmak isterim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Psikiyatrist olmak sabırlı olmayı, disiplinli olmayı ve empatik anlayışa sahip olmayı gerektirir. Bunun yanı sıra hastaların duygusal dünyalarını anlayıp onlara anlatabilmek ve yaşatabilmek gereli. Oysa insanların kendi yanlışlarını ve eksikliklerini görmedeki dirençleri bu mesleğin en zor yanlarından birisi.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen her şeyden önce çok geniş bir bakış açısına sahip olmalıdır. Yalnızca kendi alanıyla ilgili bir iki görüşü benimseyip diğer görüş ve yaklaşımları dışlamaması gerekir. Bir akademisyen aynı zamanda bir öğretmendir. Öğretmen yalnızca bilgi aktaran kişi değildir. Aynı zamanda kişiliğiyle tutum ve davranışlarıyla bir akademisyen, genç öğrencilerine ve topluma örnek olmalıdır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Psikiyatride kendime örnek aldığım birçok hocam vardır. Ancak bunlar arasında 1974 yılından bugüne kadar yakın bir iletişim için de olduğum ve üç yıldan fazla kendisinden eğitim aldığım Prof. Dr. Vamık Volkan’dan çok şey öğrendiğimi ve onu öncelikli olarak kendime örnek aldığımı belirtmek isterim. Bunun dışında Rahmetli hocalarım Prof. Dr. Rasim Adasal, Prof. Dr. Gıyasettin Ünsal, Prof. Dr. Celal Köksal ile halen Almanya’da yaşayan Doç. Dr. Celal Odağ saygıyla andığım kişilerdir.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin koruyucu hekimlik yönünde gelişmesi gerektiğini bunun içinde koruyucu ruh sağlığınında tedavi edici ruh sağlığının önüne geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu alanda büyük bir eksiklik var. Bunun yanı sıra sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi ve özel tedavi kurumlarının gelişmesi ile hizmet verilen ortamların kalitesinin yükselmesi devlet ve üniversite hastanelerinde de bu yönde ciddi boyutta ortam iyileşmesi sağlanmıştır. Bu olumlu bir gelişmedir. Sağlık hizmetlerinin rekabete açık olması ve hastaların doktor seçme özgürlüğüne fırsat vermesi gerekir.

Türkiye’de özel hastaneler bünyesinde psikiyatri servislerinin açılmasına izin verilmesi çok büyük bir ihtiyaç olan yataklı psikiyatri servisi ihtiyacını karşılayacaktır diye düşünüyorum. Devletin bu konuda kanun değişikliği yaparak psikiyatri servislerinin açılmasını kolaylaştırması gerekiyor. Dünyada psikiyatri servisleri artık diğer tıp servisleri gibi hastane içinde yer almakta. Bunun için çok özel koşullara gerek yok.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
1980-1982 yıllarında iki yıl Amerika Birleşik Devletlerinde Virginia Üniversitesinde Çocuk ve Aile Psikiyatrisi ile Psikanaliz bölümlerinde çalıştım. 1992’de tekrar üç aylık bir süre için aynı yerde çalışma yaptım. Bunun dışında 1987 yılında Brüksel’e giderek Belçika’da yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışma yaparak göç ve biyopsikososyal sonuçlarını inceleme fırsatım oldu.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Yurt dışında çalışıp döndükten sonra Georgia Üniversitesinden konsültasyon liyezon psikiyatrisi direktörlüğü teklifi aldım. Ancak ülkemde çalışmaktan ve ülkem insanlarına hizmet etmekten memnunum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Oldukça fazla sayıda yurt içi ve yurt dışında yayınlanmış makale ve bildirilerim var. Bunların yanı sıra iki kitapta yayınlanmış kitap bölümlerim var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Cumhuriyet’in ilk üniversitesinin fakültesidir. Fakültemde çalışan tüm öğretim üye ve yardımcılarına güveniyorum. Bilimsel ve akademik olarak ülkemizde gurur duyulacak bir seviyede olması benim de bu kurumun bir üyesi olmam gurur verici.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Otuz dört yıldır bu anabilim dalında görev yapmaktayım. Çalışma arkadaşlarımın desteğiyle ikinci kez Anabilim Dalı Başkanı seçildim. Her demokratik kurumda olduğu gibi farklı düşünceler olabilir. Bütünlük içinde farklılıkları zenginlik olarak düşünen bir anlayışa sahibim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Yaşamım boyunca şimdiye kadar hedeflediğim her şeye ulaştım. Tanrıya şükrediyorum.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Bizim meslek pratiğinde birçok anımız vardır. Çünkü hayatımız değişik insan hikayeleri dinlemekle geçiyor. Herkes zanneder ki eğitimli kişiler psikoterapiye yatkındır oysa bu her zaman doğru olmayabilir. Hiç eğitimi olmayan hastaların bazen şaşırtıcı bir biçimde psikoterapide verilmek istenen mesajları, yüksek eğitimlilerden önce anlamaları ve bunu uygulamaya sokmaları bunun en çarpıcı örneğidir.

Bir grup terapi oturumunda yüksek eğitimli bir hasta psikolojik tedavinin nasıl olduğunu bir türlü anlayamadığını ifade edince hiç eğitimi olmayan yaşlı bir bayan hastanın ona verdiği cevap çok ilginçti. 65 yaşındaki bu hastam şöyle dedi:

“Sen anlamadın mı, bak ben sana anlatayım, ben bu sabah odamda namaz kılarken pencere önündeki mermerin üzerinde bir hamam böceği ters dönmüş debelenip duruyordu. Ben namazımı bitirdim ve kalktım, serçe parmağımın ucuyla ona bir dokundum döndü yürüyüp gitti. İşte bize de burada doktorlar dokunuveriyorlar sonra biz yürüyüp gideceğiz” hastanın bu derin filozofik sözleri her zaman beni etkilemiştir.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Hastalarıma ayırdığım zamanı maalesef kendime ayırıp kendi sağlıma yeterli ilgiyi gösteremiyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Tıp dışında bahçe ile uğraşmak benim için hobidir. Üniversite yıllarında Türk Sanat müziği korosunda korist ve solist olarak çalıştım. Şarkı söylerim. Bunun dışında Politik Psikoloji Derneğini kurdum ve bu Derneğin başkanlığını yapıyorum. Bu Dernekte toplumsal olayların ve uluslararası ilişkilerin psikolojik boyutlarını inceliyoruz. Bir hafta önce Politik Psikoloji adlı kitabım Dost yayınlarından piyasaya çıktı.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Çocuklarımın üniversiteye başlamalarına kadar tam gün çalıştım ve muayenehane açmadım. Aileme ve çocuklarıma yeterince zaman ayırdığımı düşünüyorum. Bunun karşılığını çocuklarımın, şükür olsun, şimdiye kadar kendilerine ve aileye yönelik hiçbir olumsuzluk göstermemeleri ve başarıyla eğitimlerini tamamlamalarıyla aldığımızı düşünüyorum.

Teşekkürler.
19/11/2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
3
1) ahmet (işletmeci)
19.12.2017 14:36:49
bunun doktorlukla alakasi yok para tuzagı 500 tl muayne parası alıyo sonrası yok hastaneye yatırıyo anladıgı hiç bişey yok adam iyi bir yol bulmuş muaynehane hop hastane 500 tl para yazık yazık gercekten yazık devletımızın el atması lazım birileri buna dur demesı lazım
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer