AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ahmet Bektaş
    • “Bir akademisyen çok okuyan, çalışkan, sabırlı, kendine güvenen, devamlı eksik bir şeylerin olabileceğini düşünen, olaylara her yönden bakabilen, hiçbir zaman tek bir bilgiyle karar vermeyen bir insan olmalıdır.”

31 Ocak 2011, Pazartesi

Prof. Dr. Ahmet Bektaş

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bektaş

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1964 yılı Trabzon doğumluyum. Üzümözü Köyü İlkokulundan sonra Samsun Anadolu Lisesinde ortaokulu, Ankara Fen Lisesinde lise öğrenimimi tamamladım. 1988 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Yozgat-Şefaatli-Paşaköy Sağlık Ocağında mecburi hizmette bulundum. Daha sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1994 yılında iç hastalıkları, 1998 yılında ise gastroenteroloji yan dal uzmanlığımı aldım. 1995 yılında kısa bir süre Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde iç hastalıkları uzmanı olarak çalıştım. 1999 yılından beri Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalında çalışmaktayım. 2000 yılında doçent, 2006 yılında profesör oldum. Evliyim, 2 çocuğum var.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Kutsal bir meslek olan tıp doktorluğu daha ilkokuldayken aklımdaydı. Şu anda ilçe olan Şalpazarı’nda gittiğim  sağlık ocağında görev yapan hekim abimizin büyük bir özveriyle sürdürdüğü görevi ve insanlarda uyandırdığı saygınlığı bu mesleğe hayranlık beslememi sağladı. Üniversite sınavına girdiğimiz yıllarda bugün olduğu gibi yine tıp fakülteleri tercih sıralamasında ilk sıradaydı. Biraz da mesleğin ve çalışmanın garanti olması bu mesleği seçmemde etkin olmuş olabilir. Çok zor şartlarda okuyup bugünlere geldiğimizde mesleğimden hâlâ memnunum. Son yıllarda mesleğin saygınlığı ve çekiciliğine karşı Bakanlığımız tarafından yapılan olumsuz müdahaleler bir akademisyen olarak canımı sıkmaktadır.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Tıp doktorluğu büyük bir özveri gerektiren, gereğinde günde 24 saat çalışmak zorunda olduğunuz bir meslektir. Söz konusu olan insan hayatıdır. Devamlı dert dinliyorsunuz. Hastalarla empati kurduğunuzda sizden çok şey alan bir meslektir.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir akademisyen çok okuyan, çalışkan, sabırlı, kendine güvenen, devamlı eksik bir şeylerin olabileceğini düşünen, olaylara her yönden bakabilen, hiçbir zaman tek bir bilgiyle karar vermeyen bir insan olmalıdır. Devamlı kendini yenilemelidir. Meslektaşları, asistanları ve öğrencilerine karşı saygılı, hoşgörülü ve örnek olmalıdır. Etik kurallar çerçevesinde bilimsel çalışmalar yapmalı ve mesleğine katkıda bulunmalıdır. 

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Branştan önce meslekte örnek aldığım hocalarım oldu. Hacettepe Üniversitesinde okurken Çocuk Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Şinasi Özsoylu hocanın her hafta sonu kütüphaneye gelip uzun süre okuduğunu hiç unutmuyorum.  Gastroenteroloji uzmanı olmamda büyük emekleri olan hocalarım Ali Gören, Necati Örmeci, Abdülkadir Dökmeci, Hasan Özkan ve Ali Reşit Beyler’e müteşekkirim. Endoskopu ilk kez elime almamı sağlayan Selim Karayalçın, ilk bilimsel makalelerimi yazarken destek olan hocalarım Ali Özden ve Özden Uzunalimoğlu’na teşekkür ediyorum.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de sağlık sisteminde özellikle son yıllarda büyük değişiklikler olmaktadır. Bakanlık “hekim-kurum-hasta” üçgeninde köklü değişiklikler yapmaya çalışmaktadır. Bu ayaklardan birinin hasar görmesi sistemi çökertebilir. Dileğim bir taraf güçlendirilirken diğer tarafların ihmal edilmemesidir. Özerk üniversite hepimize gereklidir. Tıpta uzmanlık tercihi son yıllarda maddi kaygılar nedeniyle Bakanlık eğitim hastaneleri yönünde olmaktadır. Böyle devam ederse yakın gelecekte akademik yönden büyük sıkıntılar olacaktır. Sistem iki ileri bir geri gitmektedir. Devamlı ileriye giden bir sistem tüm birimleriyle tartışılarak oturtulmalıdır.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Kongre ve kısa süreli kurslar dışında yurt dışı deneyimim olmadı.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Yurt dışı deneyimim olmadığı için objektif karar verebilmem zor. Ancak oradaki işleyişi görmek açısından kısa bir süre aynı işi yurt dışında yapmak isterdim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış yaklaşık 80  makalem, 150 bildirimim mevcut.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Tıbbi yayın konusunda son yıllarda büyük bir atılım mevcut. Uluslararası indekse giren dergilerin bulunması bizler için gurur verici, ancak özellikle temel bilimler konusunda çok çalışmamız gerekmektedir.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK kurulduğu günden beri tartışılmaktadır. Yükseköğrenim için düzenleyici bir kurum mutlaka gerekir, ancak bugün için tam bir bilimsel özerkliğin olmadığı düşüncesindeyim. Bu durum ulusal ve uluslararası camiadaki atılım ve ilerlemenin önünde bir engeldir.   YÖK başkanı olsaydım üniversiteleri daha özerk hale getirirdim. Hiçbir şey yüzde yüz doğru, hiçbir şey de yüzde yüz yanlış değildir. İşleyiş açısından buna dikkat ederdim.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Akademisyenlikte hiçbir zaman hedefe ulaştım, demek bence doğru değildir. Mutlaka daha büyük hedefler olmalıdır. Ulusal ve uluslararası arenada daha çok yapacak işimiz var.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Mesleğimi araştırma, eğitim-öğretim ve hizmet olarak ayırdığımda çok sayıda anım var. Bir stajyer sınavında öğrencinin “Hocam sorunuza ayakta tahta başında cevap verebilir miyim?” şeklindeki isteğini, şu hastalıkta ne yaparsanız diye sorduğumda “Gastroenteroloji uzmanına gönderirim”, ya da “Hocam seçenek verin” şeklindeki cevaplarını eğitim sistemimiz açısından düşündürücü bulduğumu söylemek istiyorum. Hastalarımız bazen ellerinde uzun bir şikâyet ve soru listesiyle gelebilmektedir. Şikâyetlerini çok ilginç şekilde ifade edebilmektedirler. Karında şişlik, gaz şikâyeti olan bir hastamın, “Hocam o kadar gaz çıkartıyorum ki, araba lastiğini şişirebilirsiniz”, “O kadar gaz çıkartıyorum ki sanki kuzu meleme sesi gibi” şeklinde tarif etmeleri aklıma ilk gelenlerden. İyi bir hekim bence “iyi bir plasebo etkisi olan” hekimdir. Hastalarımın “Hocam sizle konuştuktan sonra üzerimden büyük bir yük kalktı” şeklindeki söylemleri, hiçbir şey yapmasanız bile onları dinlemeniz, onlardaki rahatlamayı görmeniz  mesleğimizin güzel yönlerinden.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Sağlığımız açısından spor yapmak çok önemli. Öğrencilik ve asistanlık yıllarımda arkadaş gruplarımız vardı, belirli günlerde spor yapardık. Ancak aynı şeyi bugün için söyleyemiyorum. Sağlık konusunda söyleyebileceğim diğer şey mesleğimizi icra ederken  kendi sağlığımızı da korumamız gerektiğidir. Uzun yıllar endoskopi yapan çok sayıda meslektaşımın benim gibi boyun fıtığı olduğunu, endoskopların dezenfeksiyonunda kullanılan solüsyonların allerjen etkilerinin olabileceğini gastroenteroloji uzmanlık eğitimi alan meslektaşlarıma hatırlatmak istiyorum.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Futbolu, müzik dinlemeyi, kır gezilerini, gördüğüm güzel anları kaydetmeyi ve arkadaşlarla beraber olmayı seviyorum. Karadenizli olmam dolayısıyla kemençenin yayı tele değdiğinde içimdeki coşkunun ayaklarımı harekete geçirdiğini söylemeden geçemeyeceğim.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Geri dönüp baktığımda kendi açımdan hiç pişmanlık duymadım. Bugün hayata gelsem aynı şeyleri yaşamak isterdim.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Asistanlığa başladığım yılda evlendim. İlk yıllarda zamanımın 36 saati hastanede, 12 saati de evde geçiyordu. Yoğun çalışma tempom nedeniyle kızımın çocukluğunu ve bazı ilklerini tam olarak yaşayamadım. Sanırım aynı şeyi diğer meslektaşlarım da hissetmiştir. Meslekte 22 yılı tamamladıktan sonra bile yapılacak pek çok şeyin olduğunu görüyorum. Şimdilerde çocuklarımızın daha iyi eğitim alması için daha çok çalışmamız gerektiğini yaşam koşulları bize öğretmiş bulunmaktadır. Bu nedenle aileme yeterli zaman ayıramadığımı düşünüyorum. Eşlerimize bu konuda ne kadar çok teşekkür etsek azdır.

 

Teşekkürler

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer