AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ahmet Danalıoğlu
    •   Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ahmet Danalıoğlu

25 Şubat 2013, Pazartesi

Prof. Dr. Ahmet Danalıoğlu

 

Prof. Dr. Danalıoğlu:“Akademisyen olmanın bence birinci şartı, akademisyen olmayı istemek ve kendini akademisyen olarak hissetmektir.”   

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

 

İstanbul, 1966 doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi İstanbul’da tamamladım. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden 1989 yılında mezun olduktan sonra, 21 ay süreyle Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde mecburi hizmetimi yaptım. 1991-1995 yılları arasında Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinde iç hastalıkları uzmanlık eğitimimi bitirdikten sonra yine beş yıl süreyle Zonguldak SSK Hastanesinde iç hastalıkları uzmanı olarak çalıştım. 2000-2003 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Gastroenteroloji Bilim Dalında yan dal uzmanlık öğrencisi olarak bulunduktan sonra, dört yıl süreyle Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gastroenteroloji uzmanı olarak görev aldım. 2007-2010 yılları arasında özel bir sağlık kuruluşunda gastroenteroloji uzmanı ve tıbbi direktör olarak çalıştım. 2010 yılından bu yana da Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Gastroenteroloji Bilim Dalında profesör öğretim üyesi ve aynı zamanda hastane genel koordinatörü olarak görev yapmaktayım.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

 

Bizim üniversite tercihi yaptığımız yıllarda mühendislikler, özellikle de bilgisayar mühendisliğine olan tercihte dikkat çeker bir artış vardı ve bu durum tıp fakültelerini de kısmen gölgelemekteydi. Buna rağmen, çocukluğumdan beri aslında içeriğini pek bilmesem de doktorluğu hep hayal etmiş ve hafızamda diri tutmuştum. Öte yandan, aile içerisinde ve çevremde bu mesleğin çok kutsanıyor, yüceltiliyor ve teşvik ediliyor oluşu da doktor olma arzumu hep taze ve canlı tutmuştur.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

 

Zorluklar tıbbiyeye adımınızı attığınız ilk günden başlıyor. Öncelikle eğitim süresi diğer üniversitelere nispetle daha uzun ve zahmetli. Burada da kalmıyor ve mezuniyetten sonra sizi mecburi hizmet bekliyor. Batıdakinin aksine, pratisyen hekimliğin toplumca anlaşılmamış ve sağlık otoritelerince hak ettiği yere yerleştirilememiş olması sizi ihtisaslaşmaya itiyor. Yeniden bir sınav, TUS, yeniden yarış ve yeniden dört beş yıllık eğitim daha. Bitmedi, yeni bir mecburi hizmet daha sizi bekliyor. Her eğitim aldıktan sonra adeta cezaya çarptırılıyorsunuz. Tüm bu uzun maraton içerisinde güncel bilgiye ulaşmak için çaba harcamalı, hastalarınızın derdine çare bulmalı, aynı zamanda bir eş ve baba olma misyonunuzu da devam ettirmek durumundasınız. Birçok meslekte 18:00 iş bitiş saati manasına gelirken, hekimlikte ise nöbet başlangıç saati anlamına gelmektedir. 

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

 

Akademisyen olmanın bence birinci şartı, akademisyen olmayı istemek ve kendini akademisyen olarak hissetmektir. Bu his, beraberinde öğrenmeye ve öğretmeye olan iştiyakı ve hevesi de sürükler. Akademisyen bu heyecanı mutlaka taşımalıdır. Bu heyecan ve arzuyu vatan sevgisi, milletine olan vefa borcu, insanlığa hizmet aşkı, çaresizlere yardım etme isteği, hümanizm, sevap kazanma kaygısı gibi kendisine en uygun olan bir değerle de beslerse, motivasyonunu daha da güçlendirir ve çok daha verimli hale gelebilir. Tüm bunlardan başka, akademisyen üretir ve yol gösterir. Ayrıca çalışkan, azimli, araştırmacı, meselelerin arka planını görmeye çalışan, gelişime ve değişime açık, bilimsel ve metodolojik şüpheciliği olan,  aynı zamanda fikri ve vicdanı hür, serbest düşünebilen ve yaratılmışlara saygılı olan kişidir. 

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

 

İstanbul Tıp Fakültesinde öğrenci iken özellikle iç hastalıkları kliniğindeki öğretim üyesi hocalarımdan etkilendiğimi ve bu nedenle de iç hastalıkları uzmanlığını seçtiğimi söyleyebilirim. 

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ülkemizde hepimizin bildiği gibi sağlıkta bir dönüşüm yaşanmaktadır. Aslında bu kaçınılmaz bir durumdu. Ne yazık ki bu dönüşümde kantarın topuzu kaçmıştır. Sayısal ölçütlere dayanan ve kaliteyi görmezden gelen performans sistemi sağlık hizmetlerini adeta felce uğratmıştır. Bir çanta dolusu tetkikle dolaşan teşhis konmamış ve iyileşmemiş hastalar, hastasına değil performansa odaklanmak zorunda bırakılan hekimler, aynı ücreti alacaksam risk almaya gerek yok’un sonucu oluşan defansif hekimlik ve ortada kalmış ağır hastalar, yaşanan her türlü aksaklığın sorumlusu olarak önce sağlık çalışanlarını gözetleyen politik anlayış ve bu anlayışın sonucu değersizleşen hekimlik ve sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet. Bir kısmını aktarabildiğim tüm bu olumsuzlukların neden olduğu kaotik durum, ülkemizde sağlık alanında olması gereken gelişimi olumsuz şekilde etkilemektedir.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

 

Evet, ama kısa süreli gidişler şeklinde.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

 

İsterdim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış 50’ye yakın yayınım var.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

 

Ülkemizde tıbbi yayıncılığı özgün bulmuyorum. Yabancı dilde yazılmış olmasına rağmen Batı kaynaklı yayınlar çok daha anlaşılabilir ve didaktik olarak karşımıza çıkmakta.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

 

YÖK başkanı olsaydım, öğretim üyelerini ve öğrencileri bilimsel duruş ve çabaları, akademik performansları açısından değil de kılık kıyafet, inanç ve siyasal görüş açısından değerlendiren kişilerle mücadele ederdim. Uygun maddi ve bilimsel ortamı hazırladıktan sonra ciddi bir bilimsel performans sistemi oluşturmaya çalışır ve akademik gayret ve başarıları ödüllendirirdim. YÖK çatısı altında yer alan tüm öğretim elemanlarının kendilerini bilimsel bir özerklik ve özgürlük içerisinde hissetmelerine yönelik ciddi adımlar atardım.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

 

Hedeflediğim yere ulaştığımı söyleyebilirim, ama bu doyuma ulaştığım anlamına gelmiyor. Bizim mesleğimizde -belki birçok meslekte olduğu gibi- doyuma ulaşmak diye bir şey söz konusu olamaz. Yan dal ihtisaslı olunca genellikle refere edilmiş ve ciddi hastalarla karşı karşıya kalıyorsunuz ve tıbbın bu derece ilerlemiş olmasına rağmen aslında birçok hastalık karşısında hâlâ çaresiz olduğunuzu hissediyorsunuz. Bizler için doyum noktası, ütopik bir tarifle, belki de her hasta ve hastalık karşısında küratif bir tedavimiz olduğu zaman olacaktır.     

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

 

Mecburi hizmetteyken, uzun süren bir CPR’den sonra hayata dönen yaşlıca bir bayan hasta ile sık sık çarşıda karşılaşıp selamlaşmamız hayatımdaki en ilginç olaylardan biridir.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

 

Rahat bir şekilde hayır, diyebilirim. Çalışma temposu ve serbest zaman bulamama bunun en müessir sebebi.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

 

Yazın fırsat bulursam, bahçe işleriyle ve yazlık evimizin tadilatıyla severek uğraşırım. Bir de, yıllar önce amatörce öğrendiğim ve şu anda pek fırsat bulamadığım bağlama çalmak.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

 

Hekimlik mesleğini seçme konusunda böyle bir pişmanlık yaşamadım. Diğer konularda da pişmanlık duyduğum bazı şeyler olmuştur, ama ben esasen “Böyle olmasa belki daha kötüsü olabilirdi.” düşüncesi ile kendimi pozitif kulvarda tutmaya çalışırım.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

 

Hayır, ama bir arada olduğumuzda mümkün mertebe nitelikli vakit geçirmeye çalışıyorum.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA