AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ahmet Gödekmerdan
    • “Akademisyen, mevcut şartlar içinde en iyi sonucu elde etme kabiliyetini geliştirmelidir. Bulunduğu topluma örnek bir yaşayış içinde bulunmalıdır. Kendini sürekli geliştirecek şekilde bilgiye ulaşmalı ve bu bilgiyi paylaşabilmelidir.”

03 Ocak 2011, Pazartesi

Prof. Dr. Ahmet Gödekmerdan

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Gödekmerdan

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Erzurum doğumluyum. İlk ve ortaokulu Erzurum’da, liseyi İstanbul Kabataş Erkek Lisesinde okudum. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesini 1989 yılında bitirerek meslek hayatıma başladım. Mecburi hizmetim sırasında Erzincan’da iki yıl kadar il sağlık müdürlüğü yaptım. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalında ilk doktoramı yaptım. 1996 yılında Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesine öğretim üyesi olarak atandım. Askerlik hizmetimi (1998-1999) yedek subay olarak Genel Kurmay Anıtkabir Komutanlığında yaptım. 2000’de tıbbi mikrobiyoloji doçenti oldum. 2001-2004 tarihleri arasında Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Ana Bilim Dalında 2. doktoramı yaptım. 2006’da profesörlük kadrosuna atandım. Halen Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Evliyim, iki çocuğum var.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Tıbbiyeyi, toplumda çok istenen saygın ve kutsal bir meslek olması nedeniyle seçtim. Hasta insanlara çare olmak, ellerinden tutmak, manevi tatmin duygusunun yüksek olması gibi nedenleri mesleğimi sevmemde önde gelen sebepler olarak sıralayabilirim.

Tıp doktoru ve akademisyen olmaktan memnunum.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Tıbbın ve özellikle de immünoloji biliminin çok hızla gelişmesi, çağdaş bilgiye, teknolojiye yetişmek ve ayak uydurmak için sürekli takip zorluğu, bürokratik engeller. Kısacası yaşımızın ve adımızın önüne konan sıfatların artması öğrencilik hayatımızın bittiği anlamına gelmiyor, devam etmek zorundayız.  

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyen çok çalışkan, fedakâr, sabırlı, merhametli ve alçak gönüllü olmalıdır. Akademisyen, mevcut şartlar içinde en iyi sonucu elde etme kabiliyetini geliştirmelidir. Bulunduğu topluma örnek bir yaşayış içinde bulunmalıdır. Kendini sürekli geliştirecek şekilde bilgiye ulaşmalı ve bu bilgiyi paylaşabilmelidir. Bütün bunlar gerek üniversite yıllarımda gerekse daha sonra akademik hayatımdaki yetişmemde emeği geçen saygıdeğer hocalarımda gördüğüm özelliklerdir.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Kendime örnek aldığım birden çok hocam var. Hepsine minnettarım. Özelikle tıp fakültemizden Sayın Durkaya Ören, Sayın Necip Alp hocalarıma; immünoloji doktora hocam Sayın Vedat Bulut’a; mikrobiyoloji doktoram sırasında emeği geçen hocalarıma ve akademik basamakların her anında yanımda olan ve desteğini esirgemeyen Sayın S. Sırrı Kılıç hocama çok teşekkür ederim.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eskiden insanımızın en önemli sorunlarının başında sağlık güvencesi ve sağlık giderlerini karşılayamama endişesi vardı. Şimdi, ülkemizde, hastalar açısından sağlık ortamı değerlendirildiğinde, özellikle son yıllarda çok ciddi sağlık reformlarının yapıldığı ve dünyanın en ileri ülkelerindeki olanakların benzerlerinin insanımızın hizmetine sunulduğu görülecektir. Ancak, hizmet ve eğitim veren kurumlarda, özellikle de tıp fakültelerinde ve üniversite hastanelerindeki hekimler için arzulanan ideal sağlık ortamı seviyesine henüz gelinmemiştir.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Eski Türk coğrafyası ve Çin gibi tıp geçmişi çok eskilere dayanan ülkelerdeki halk tıbbı uygulamalarını görmek için bir süreliğine buralarda çalışmak isterdim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Makale ve bildirilerimin toplamı 200’ün üstündedir. Bunun 100 kadarı yurt dışı dergilerde yayınlanmış makaleler ve uluslar arası kongre bildirilerinden oluşmaktadır. Bunların yanında birkaç kitap bölümü yazarlıklarımı da sayabilirim.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Ülkemizde tıbbi konularda yapılan yayıncılığın yeterli olduğunu söyleyemem. Yerli araştırma dergileri yayımı ve bunlara ulaşma, yerli tıbbi kitaplar ya da diğer medikal içerikli yayınların nitelik ve nicelik olarak istenilen seviyeye çıkması gereklidir. Bu konuda hem üniversitelere hem de özel sektöre büyük iş düşmektedir. Üniversitelerde çok sayıda kıymetli hocalarımız vardır ve bu tür yayınların artırılması için bunların kaynaklığı yeterlidir. Ayrıca, tıbbi yabancı kitap ve dergi çeviri hizmetlerinin daha etkin olarak ele alınması gerekir ve Türk yayın dizinine kolay ulaşılabilecek bir sistem acilen tasarlanmalı ve Türk yazarların makalelerine atıf yapması da ulusal yayın politikası haline getirilmelidir.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Üniversitelerin daha demokratik bir yapıya kavuşturulması, eğitim ve araştırma faaliyetlerine aktarılan kaynakların artırılması, üniversitelerin eğitim kalitesi açısından çok dikkatle izlenmesi; çağdaş bilgiyi yakalayabilmeleri için gerekirse yurt içi ya da yurt dışı gelişmiş üniversitelerden daha az gelişmiş olanlarına danışmanlık yapabilecek akademisyenlerin görevlendirilmesi, akademisyen olacak kişilerin yetiştirilmesinde ve seçiminde azami derecede objektif kriterler oluşturulması, tıp sahasında ve diğer alanlarda çalışan akademisyenlerin yerli üretim, buluş ve patent   çalışmalarının teşvik edilmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin artırılması, üniversitelerdeki hocalarımızın öğrenciler için daha çok kitap yazmalarının teşvik edilmesi, her üniversitede akademisyenlerin daha iyi derecede yabancı lisan bilmelerinin temin edilmesi ve bu amaçla bürolar, bölümler, enstitüler; bunların düzenleyeceği hazırlık sınıfları, kurslar vb. düzenlenmesi, ÜDS ve hatta KPDS sınavlarının, gerçek hayatta kullanılan konuşma ve makale yazmaya yönelik yabancı dil bilgilerinden oluşmasının sağlanması, daha fazla öğrenci ve akademisyenin ciddi projeler için yurt dışına gönderilmesi.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Mesleğimde ulaşmak istediğim nokta, ülkemiz tıbbı için yerli kaynakları kullanarak yerli aşı, kit ve malzeme üretimine katkıda bulunmaktır. 

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Göğüs kalp-damar cerrahi stajım sırasında, akciğerindeki bir lezyon nedeniyle yatırılmış şişman bir hasta, öğrenci takibi için bana verildi. Hastanın anamnezini aldım ve tıbbi muayenesini yaptım. Ancak, bir sorun vardı, kalp sesleri çok derinden geliyormuş gibi az duyuluyordu. “Hasta fazla kilolu” diye düşünerek üstünde durmadım. Dosyasındaki akciğer filmine de baktım, herhangi bir gariplik sezmedim. Hastayı yatıran asistan abimiz de çok ilginç bir durumu fark etmeden hastayı yatırmıştı. Klinikteki kıdemli asistan abi ve çok kıymetli hocamız tarafından (Sayın Hikmet Koçak Hocam), ertesi gün değerlendirene kadar, yatışı veren asistan abimiz ve ben, hastanın “situs inversus totalis” olduğunu anlamamıştık. Daha öğrenci iken o gün aldığım ders, meslek hayatımda her hastanın daha titiz ve hassas bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini öğretmiştir.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Sağlığıma yeterince dikkat ettiğimi söyleyemem. 

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Doğa yürüyüşü, şifalı otlar, Türk tıp ve tasavvuf tarihi, müzik.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Evet, Sayın Mehmet Gündoğdu Hocamın öğrencilikte verdiği bir altın tavsiyesi vardı. “Hiçbir mazeret uydurmadan istinasız her gün en az iki saat okuyacağınıza yemin edin” sözünü tutmaya çalışarak tıbbi kaynakları okuduk, değerlendirdik. Ancak, diğer alanlarda da daha çok okuyamadığıma, yetenekli olduğum atletizm sporunu devam ettiremediğime ve çok hoşlandığım bağlamayı çalmayı öğrenmeye zaman ayıramadığıma pişmanım.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Son bir iki yıla kadar, yoğun akademik tempo nedeniyle aileme yeterince vakit ayırdığımı söyleyemem.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer