AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ahmet Türkçapar :Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım”
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Türkçapar

17 Eylül 2006, Pazar

Prof. Dr. Ahmet Türkçapar :Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım”
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Türkçapar

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1964 Kahramanmaraş doğumluyum. İlkokuldan sonra Maraş’tan ayrıldım, ortaöğrenimimi Ankara’da tamamladım. Daha sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okudum. Burada genel cerrahı ihtisası yaptım, uzman olarak çalıştım, doçent olarak çalıştım şimdi de profesör olarak çalışıyorum. Hep Ankara Üniversitesi’nde bulundum. İlgilendiğim alan da laparoskopik cerrahi (minimal invaziv cerrahi). Özellikle de reflü cerrahisi. Esas ilgi alanlarımız, şişmanlık ameliyatları ve mide küçültücü ameliyatlar.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Kliniğimizdeki tüm hocalar benim için örnek teşkil eder.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
O zamanlar ben uzmandım. Bizim ileri evre mide kanseri olarak tanımladığımız bir vakamız vardı. Hastaya cerrahi tedavi uyguladık. Kemoterapi, radyoterapi de yaptık. Fakat bu tip vakalarda hastaya 6 ay ile 1 yıl arasında ömür biçilir. Çok ileri evreydi. O hasta, zannedersem 4 yıl sonra beni ziyarete geldi. Meslek hayatımdaki en şaşırtıcı olaylardan birinin bu olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Karmaşa. Sağlık, üniversite ve Sağlık Bakanlığı gibi iki ayrı otorite tarafından düzenlenmeye çalışılıyor. Geleneği olmayan üniversiteler kuruluyor. Tamamen siyasi tercihlerden dolayı halka ‘bir şeyler yapıyoruz’ mesajı vermek için kanunla, kağıt üzerinde üniversiteler kuruluyor. Çok yakında sağlıkta yetersiz yetişmiş ve de elinde bazı imkanlar olmadığı için eğitimini eksik tamamlamış, ciddi hatalar yapan hekimlerle karşılaşmamız kaçınılmaz olacak. Sağlıkta konulan bazı teşhislerin yanlış olduğuna inanıyorum. Sorunların tespitinde sorun var. 70 milyon nüfuslu ülkede insan sağlığına bütçeden yüzde 3 gibi bir rakam ayrılıyorsa ana problem buradan başlıyor. Fakiriz, nüfus kalabalık, sağlık ihtiyacı artıyor.
Siyasetin sağlıktan elini çekmesi gerekir. Sağlık bir bilim alanıdır ve bunu siyasetçiler yönetemez. Sağlığın ayrı bir üst kurul tarafından, siyasetten bağımsız bir kurul tarafından yönetilmesi lazım. Bakanlığın da idari işleri olmalı. Doktor sayısını, insan gücünü arttırarak bugün sağlık sorununu çözmek mümkün değildir.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Ben küçükken doktorlardan çok korkardım. “Bari” dedim, “Doktor olayım da doktora gitmeyeyim.” O yüzden doktor oldum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Cerrahide en zor taraf tek başına olmanız. Yukarda Tanrı ve bir de siz. Bir hastayı ameliyat etmişsiniz, yaratılmış bir insana müdahale ediyorsunuz. Bizim mesleğimiz kutsaldır. Tabi bunun sonucunu beklemek büyük bir stres kaynağı, büyük bir sıkıntı kaynağı. Ameliyat ettiğiniz hastanın iyileşmesini beklemek işimizin en zor tarafı.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Meraklı olmalıdır. Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım. Meraklı olan akademisyen mesleğinde ilerler diye düşünüyorum.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Laparoskopik cerrahi hızla gelişen bir alan. En azından her sene bir ya da iki defa değişik merkezlerde laparoskopik cerrahi üzerine gelişmeleri takip ediyorum. En son Salzburg’da Dr. Müller yanında şişmanlık ameliyatları ve şişmanlık tedavilerini incelemek üzere bulundum. Daha önce Belçika’da Dr. Ventruen ile çalıştım. Ayrıca Güney Kaliforniya’da bir aylık misafir doktor çalışmam oldu. Laparoskopik cerrahinin kongrelerini her yıl mutlaka takip ederim.


Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Tabi ki isterdim. Yurt dışında çalışma imkanım yok şu anda. Ama ülkemi seviyorum. Burada çalışmaktan memnunum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışında bu sene yayınlanmış 21, yayınlanacak 4 makalemiz var. Toplam 25 yurt dışı yayınım var. Yurt içi yayınım da 70 civarındadır.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ankara Üniversitesi geleneği olan ve tarihi olan, bilim alanında ülkemizin önde gelen, söz sahibi üniversitelerden biridir. Çok başarılı olduğu alanlar vardır. Fakat alanımızda yaşadığımız önemli bir sorunu gündeme getirmek istiyorum: Laparoskopik cerrahinin bir üst ihtisas olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü eğitimi, çok özellikleri olan bir konu. Ülkemiz koşullarında her genel cerrahın eğitimini bitirdiğinde laparoskopik cerrahi eğitimi alması çok güç. O yüzden bu cerrahi dalının diğer dallar gibi bir üst ihtisas olması gerektiğini, ABD’de de örneklerinin olduğu gibi, isminin de minimal invaziv cerrahi olması gerektiğini düşünüyoruz. Bir sistemin, mekanizmanın başarılı olabilmesi için geleneğinin olması gerek. Bir işte gelenek yoksa o işlemlerde her zaman sıkıntılar çıkar. Bizim üniversite geleneğimiz Avrupa’ya göre çok geç başlamış. Sorunların temelinde bu yatıyor. Üniversite geleneği, öğretim üyesi geleneği olmayınca her şey yeni yeni başlıyor.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK başkanının ne kadar yetkili olduğunu bilmiyorum. Biliyorsunuz bu tür başkanları kanunlar, yönetmelikler sınırlar. YÖK başkanı olmak padişah olmak değil. Dolayısıyla YÖK başkanının yapacakları da sınırlıdır. Çünkü onların da kurulları var, yönetim organları var. Ben her noktada çok görüş alınması taraftarıyım. Dinamik, devamlı gelişen üniversite yapılanmasının nasıl olması gerektiği devamlı araştırılmalıdır. En son YÖK kanunu 80’li yıllarda bir değişikliğe uğradı. YÖK başkanı olunca da çok bir şey yapılamaz.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Beni nasıl tanımladıklarını onlara sormak gerekir. Ama bizim genel cerrahi olarak gerçekten çok köklü, Türk cerrahisine damga vurmuş hocalarımızın olduğu bu yerde eğitim almış olmaktan gurur duyuyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Cerrahide hedefler bitmiyor. Her yıl yeni hedefler çıkıyor. Çünkü çok değişik bir alan laparoskopik cerrahi. Dolayısıyla hedefleri bitirmek ve hedeflerin hepsine ulaşmak mümkün değil.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Maalesef göstermek mümkün değil. Çünkü laparoskopik cerrahi, genelde cerrahi oldukça yorucu. En basiti göz sağlığım olumsuz yönde etkileniyor. Mesela göz doktoru arkadaşım, “Çok televizyon izliyorsun galiba” dedi. Laparoskopik cerrahi ameliyatlar monitörlere, TV ekranlarına bakılarak yapılıyor. Dolayısıyla gözümle ilgili devamlı sorunlar yaşıyorum. Bir taraftan da kadercilik var galiba. Ne kadar özen gösterseniz, kadere razı olma durumu da var. Özen göstermekle belli bir yere kadar başarılı olunabileceğine inanıyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Biraz kitap meraklısıyımdır. Tarih ve felsefe ilgi alanıma girer. Tarih dedemden kalmış bir şeydir bana, O da çok ilgilenirdi. Kendi çocuklarıma da bunu aşılamaya çalışıyorum. Tarihin insanın dünya görüşü ve hayat felsefesi üzerinde etkili olduğunu düşünüyorum. Ayrıca iyi bir Fenerbahçe taraftarıyım ve Ankara Fenerbahçeliler Derneği’nin yönetim kurulu üyesiyim.

Hiç ‘keşke’ dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
“Keşke”yi herhalde haftada bir gün demişimdir. Daha bu sabah söyledim; mesela sabah hastaneye gelirken Kavaklıdere trafiğine takıldım ve “Keşke Tunus’tan gitmeseydim” dedim. Pişmanlığım olsa da artık bir noktaya götürmeyeceği için o pişmanlığı çabuk terk ederim. Geçmişi ben ‘geride kalmış’ olarak nitelerim, geçmişle pek uğraşmam. Geçmişe müdahale etmek mümkün değil. O yüzden pişmanlığa vakit ayırmam. Geleceğe enerjimi harcarım.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Ayırdığımızı zannediyorum ama onun ölçüsünü bilemiyorum. Ölçüsü olmayan bir konu. Çocuklarınızla, eşinizle ne kadar bir zaman diliminde ne kadar birlikte olmanız lazım, onun bir ölçüsü yok. Elimden geldiği kadar çaba gösteriyorum. Özellikle muayenehane açtıktan sonra daha az vakit ayırdığım bir gerçek. Teşekkürler. 18/09/2006
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA