AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Akın Eraslan Balcı
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Eraslan Balcı

23 Aralık 2012, Pazar

Prof. Dr. Akın Eraslan Balcı

Akademisyen sadece bilimi rehber edinmeli, düşüncelerini özgürce ifade edebilecek cesareti olan biri olmalıdır

 

 

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Zonguldak doğumluyum. Babamın memuriyeti nedeni ile üniversite yıllarına kadar Afyon’dan Sinop’a, Kayseri’ye kadar çeşitli il ve ilçelerde tahsil gördüm. Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdikten sonra mecburi hizmet için Hakkâri, onun ardından Dicle Üniversitesi Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisinde ihtisas dönemi geldi. İhtisası bitirdikten sonra öğretim üyeliğine de orada başladım. Bir süreliğine Boston Brigham Woman Göğüs Cerrahisi Kliniğinde “observer” olarak çalıştım. Ardından, bağımsız bir ana bilim dalı olarak yeni kurulan Fırat Üniversitesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalına geçtim. 2004 yılında doçent, 2010 yılında da profesör oldum. 2005 yılında Avrupa “board” sınavını vererek “board” sertifikası aldım. Bu arada New York Sloan Kattering Kanser Hastanesinde, Milano’da Avrupa Kanser Hastanesi ve Belçika Leuven Universitesi Göğüs Cerrahi Kliniklerinde de kurs, klinik ve yeni ameliyat yöntemleri konusunda eğitim maksadıyla bulundum.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Hekimlik zor bir meslek. Sevmeden yapılması imkânsız. Zaman zaman pişman olsam da, hekim olduğum için memnunum. Aslında cevap ne beklediğinizle ilgili. Maddi açıdan yüksek bir beklentim olsaydı, kesinlikle memnun olmazdım. Daha çok insanlara şifa verme bilgi ve yeteneğine sahip olmanın verdiği bir memnuniyet var. Yoğun bir ameliyat gününden sonra her şey yolunda gitmişse duyduğum memnuniyeti anlatamam. Memnuniyetsizlik nedenim, sağlık sisteminden kaynaklanan problemler. Hekimlerin çok ağır şartlarda çalıştıkları herkes tarafından bilinir. Ama doktor-hasta ilişkisinde yaşanan tatsızlıkların faturasını hekimlere çıkarmak adet oldu. Toplumsal bir illüzyon yaşanıyor. Toplum, idareciler ve siyasiler doğruları biliyor, ama yanlışları uyguluyor. Hekimler korunmuyor, bilakis hedef gösteriliyor, küçümseniyor.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Ben cerrahım. Cerrahi birçok riski olan bir branş. Ameliyat sırasında ve sonrasında gelişen ilgili ilgisiz her medikal veya cerrahi problem, direkt olarak ameliyatı yapan cerrahtan soruluyor. Hasta ve yakınlarıyla mutlaka her türlü riskin paylaşılması gerekiyor. Ben hastalara hemen her zaman aynı tarafta olduğumuzu hatırlatıyorum. Ne yazık ki çoğunlukla hekim-hasta münasebeti başka türlü menfaat ilişkileriyle karşılaştırılıyor ya da karıştırılıyor. Yani, emlak alıcısı ve satıcısı veya miras paylaşımı gibi. Yani menfaati çatışan tarafların bir araya gelip de uzlaşmaya varma ilişkisi. Oysa hekim-hasta ilişkisinde taraflar yok. Hasta yakınları sık sık “Siz şöyle dediniz, biz böyle düşündük.” gibi ifadeleri kullanırlar. Hâlbuki siz-biz yoktur. Hekimle hasta aynı taraftadır. Aynı şeyi isterler; hastanın sağlığını. Milyonda bir görülen yanlışların medyada büyütülmesi, başta siyasiler olmak üzere hekimlerin küçümsenmesi, oy alabilmek uğruna, seçmenlere hoş görünebilmek uğruna hekimler üzerinde baskı uygulanması, hekimlerin çok kolay şikâyet edilir insanlar haline getirilmesi gibi yanlışlar eskiden karşılıklı saygı içerisinde giden hekim-hasta ilişkisini yaraladı, dejenere etti.

Tabii ki, malzeme bulma zorluğu, kadro sıkıntıları, maddi sıkıntılar, ameliyathane ve dersliklerle ilgili birçok zorluk da var. Ama hekim-hasta ilişkisinde meydana gelen ve hekim kaynaklı olmayan dejenerasyon yalnız benim değil, günümüzde tüm Türk hekimlerinin ortak ve öncelikli problemi.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Sadece bilimi rehber edinmeli, düşüncelerini özgürce ifade edebilecek cesareti olmalıdır. Aslında topluma yol gösterecek farklı düşünceleri ve yaklaşımları olabilen biri olmalıdır. Yurt ve dünyadaki gelişmeleri takip edip uygulayabilmekten de öte bu tür gelişmeleri üretebilmelidir.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Cerrahi sanatını öğrendiğim tüm hocalarımı kendime örnek alıyorum.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yıllardan beri Türkiye’nin sağlık sorunu çözülmedi. Sağlık sorunu derken, hastaların muayene ve tedavilerini, ilaç teminini, hekimlerin bölgelere adaletli dağılımını, sağlık çalışanlarının maaş ve ücretlerini, saygınlık ve morallerini, eğitimi, yani sağlıkla ilgili her şeyi kastediyorum. Yöneticiler de bu sorunları biliyorlar. O yüzden sürekli yeni uygulamalarla, sağlıkta dönüşüm projeleriyle karşılaşıyoruz. Türkiye’nin sağlık sistemi iyi değil, iyi olması için gayret var. Bu iyi. Ama sorunları bilen ve doğruları bulan yöneticilerimiz, iş uygulamaya gelince yanlışlarla dolu sistemler getiriyorlar.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Amerika Birleşik Devletleri ve Belçika’da mesleki deneyimlerim oldu. Yeni ve ileri ameliyat yöntemlerini yerinde görüp inceledim; yabancı cerrahlarla birlikte operasyonlara girdim. Klinik araştırmaların planlanması ve yürütülmesi konusunda çalışmalarda bulundum.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Teknolojiye ve diğer bilimlere bağlı olan tıp doktorluğunu ve cerrahlığı yurt dışında yapmanın çok avantajlı olduğu yerler var. Hem maddi açıdan hem de çalışma ortamı şartlarının çok daha iyi olması yüzünden. Ayrıca, araştırma imkânları da ülkemizle karşılaştırılmayacak kadar ileri düzeyde. Tabii ki yurt dışı deyince gelişmiş ülkeleri kastettiğinizi düşünerek böyle söylüyorum. Amerika’da çalışabilirdim, ama ailevi nedenlerden olmadı. Bir de, ne kadar cazip gelse de Türkiye yine de özlenen bir ülke oluyor. Ne de olsa vatanımız. Beş-on yıl önce bu soruyu sorsaydınız, kesinlikle “Yurt dışında çalışmak isterdim.” derdim. Bugün, “Türkiye’de şartlar daha iyi olsun.” diyorum.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt dışı hakemli dergilerde 30’dan fazla, yurt içi dergilerde 40 civarında makalem var.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Fedakârlıkla yürüyor. Yürütenleri takdir ve teşekkür ediyorum. YÖK’ün ülkemize verdiği önemli zararlardan biri de tıbbi yayıncılığımıza oldu. Bu yanlış hâlâ düzeltilmedi. Oysa Türk dergilerinde yayımlanmış çalışmaların da akademik sınav ve yükseltmelerde zorunlu yayınlar listesinde olması gerekir. TUS sınavları tıbbi yayınlar için itici güç oluyor. Keşke kalite ve seviye açısından ileri ülkelerdeki gibi bir tıbbi yayıncılığımız olabilse. En azından komşu ülkelere ve Türkçe konuşan diğer ülkelere açılım sağlanabilse, bu da bir itici güç olabilir, diye düşünüyorum.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK’ü feshederdim. Yetkim olsaydı tabii ki. YÖK’ün ülkemizde açtığı yaralar, yararlarından daha fazla. YÖK her dönemde iktidara bağlı oldu. Bağımlı bir kurum bilimsel koordinasyon ve aktivasyonu hangi ölçüde başarabilir? YÖK başkanı değişiyor, arkasından her şey değişiyor. Demek ki kurum kültürü de yok. Politikacının peşinde dolaşan bilim adamını gelişmiş ülkelerde görebilir misiniz? Nerede tartışan, fikirlerini savunan akademisyenler, farklı seslerin çatışmasından çıkan gerçekler?

YÖK, adına bakılarak bir eğitim ve öğretimi yüksek derecede düzenleyen bir kurum olarak görülmemeli. Siyasete bağlılığı oldukça fazla ve ülkemizin kaynaklarını tüketen politik bir iktidar aracına daha çok benziyor. Olduğu gibi çöpe atsanız Türkiye hiçbir şey kaybetmez.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Kariyer açısından bakılırsa evet. Ama daha iyi imkânlara sahip bir şekilde ve branşımın daha iyi icra edilebileceği bir eğitim, klinik ve ameliyathane ortamına ulaşabilme hedefine, birçok akademisyen gibi, pek yakın sayılmayız. 

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Bu, kesin yanıtı olan bir soru: “Hayır.” Birçok kez kendimi daha sıkı takip etmek konusunda karar aldım, ama uygulayamadım.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Yurt ve dünya olaylarına ilgi duyuyorum. Bu nedenle bazı gazete ve internet sitelerinde köşe yazarlığı yapıyorum. Seyahat etmeyi çok seviyorum. İnsanların hayat anlayışları, cenazeleri, düğünleri, sevinçleri ve üzüntüleri gibi konular ilgimi çeker, gözlem yapar ve notlar alırım. Okumayı seviyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Keşke demeyen, pişman olmayan insan var mıdır? Ama “İyi ki de öyle yapmışım.” dediğim durumların sayısı, ne mutlu ki daha fazla.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Elazığ gibi yaşaması kolay olan bir kentte olmak bu konuda avantaj sağlıyor. En azından burada trafik önemli bir problem değil. Gene de yeterli sayılmaz tabii.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA