AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Aynur Akyol
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aynur Akyol

09 Aralık 2007, Pazar

Prof. Dr. Aynur Akyol
“Akademisyenlerin işbirliği içinde bulundukları kuruma yarar sağlayacak faaliyetlerde bulunması gerekir”

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aynur Akyol


Röp.: Mete Generaloğlu

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1956 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Ankara Anafartalar Kız Lisesinden 1973 yılında mezun oldum. Bunu takiben Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıp tahsiline başladım. Bu fakülteden 1979 yılında mezun olduktan sonra 1980 yılı Nisan ayında aynı fakültenin Deri ve Zührevi Hastalıklar Kürsüsünde araştırma görevlisi olarak ihtisasıma başladım. Uzmanlığımı 29 Haziran 1983 tarihinde aldım. Aynı yıl Temmuz ayında mecburi hizmetimi yapmak üzere Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesine Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı olarak atandım. İki yıllık mecburi hizmetimi tamamladıktan sonra 1985 yılı Eylül ayında T.C. Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Sağlık Eğitim Merkezinde göreve başladım. Bunu takiben 1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalına Dermatoloji Uzmanı olarak atandım. Üç yıl bu görevimi sürdürdükten sonra 1989 yılı Ağustos ayında aynı Anabilim Dalında yardımcı doçent, Ekim 1991 tarihinde ise doçent oldum. Temmuz 1997’de ise profesörlük kadrosuna atandım. Mart 2007’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı oldum. Anabilim Dalımızda sifiliz seroloji ve alerji laboratuvarlarının ve 1991 yılından bu yana yürütülmekte olan Dermatoallerji Ünitesinin sorumlu öğretim üyelerindenim. Evli ve bir çocuk annesiyim.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Doktor olmak benim çocukluk hayalimdir. Çok küçük yaşlardan itibaren kendime bu mesleği seçmiştim. Tam bir idealist ruhla bu amacıma ulaşmak için çalıştım. Benim dönemimde üniversite sınavlarında alınan puanlara göre ön kayıt sistemi ile öğrenci alınıyordu. Ailemin zor bir meslek olduğu yönündeki tüm uyarılarına rağmen ben, puanımın tutacağını düşündüğüm Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine ön kaydımı yaptırdım ve kazandım. Öğrencilik yıllarımda doktorluğun düşündüklerimin çok ötesinde çalışma ve fedakarlık isteyen bir meslek olduğunu anladım. Fakülteyi bitirdikten sonra dermatoloji ihtisası yapmaya karar verdim. Bu kararımda etken olan en önemli faktör Dermatoloji Anabilim Dalının çok iyi öğrenci eğitimi veren bir klinik olması ve dolayısıyla benim dermatolojiyi diğer branşlara göre çok daha iyi bilmemdi. İhtisas yaptığım 3 yıllık süre içerisinde o dönemin çok değerli öğretim üyeleri Prof. Dr. Lütfü Tat, Prof. Dr. Ahmet Akçaboy, Prof. Dr. Nizamettin Erbakan, Prof. Dr. Nur Or, Prof. Dr. Atıf Taşpınar, Prof. Dr. Aysel Gürler, Prof. Dr. Dr. Erbak Gürgey hocalarımdan çok iyi örnekler aldım ve dermatolojiyi çok sevdim. İhtisasımı tamamlayıp fakülte dışında çalıştığım dönemlerde kliniğimin ve hocalarımın kıymetini bir kez daha anladım. Fakülteye dermatoloji uzmanı olarak dönüşümden sonra Anabilim Dalı Başkanları Prof. Dr. Atıf Taşpınar hocam, daha sonra Erbak Gürgey hocamın dönemlerinde akademik kariyerimin basamaklarını tamamladım.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Dermatoloji diğer branşlardan çok farklı bir uzmanlık dalıdır. Bizler daha çok hastalarımızı görsel olarak değerlendirir, tanı koymaya çalışırız. Tanı koyarken başvurduğumuz laboratuvar yöntemleri ise çoğu zaman tanıyı destekleyici niteliktedir kronik ve tekrarlayıcı veya tedaviye dirençli bazı hastalıklarımız da oldukça fazladır. Bu nedenle bazı durumlarda büyük dermatoloji kitaplarında yer alan yüzlerce hastalığı veya tedavi seçeneklerini tekrar tekrar irdelemek durumunda kalabiliyoruz.
Diğer bir zorluk, genel olarak dermatolojik hastalıkların öneminin bilinmemesidir. Bu nedenle hastalar dermatoloji kliniklerine geç başvurmakta, tedavilerinde problemler ve gecikmeler yaşanmaktadır.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen, bilimsel araştırmalar yapan, öğrenci ve asistan eğitimine gereken önemi vererek daha iyi nesiller yetiştirmek için çaba sarf eden ve davranışları ile çevresine örnek olan saygın bir kişi olmalıdır. Bu nitelikler bir bütün olduğu zaman akademisyenlik için değer taşır. Ayrıca akademisyenlerin işbirliği içinde bulundukları kuruma yarar sağlayacak faaliyetlerde bulunması gerektiğine de inanıyorum. Ancak bu şekilde kurumların daha fazla ve daha kolay bir şekilde kalkınmaları mümkün olabilir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Dermatoloji Anabilim Dalına asistan olarak girdiğim tarihten bugüne kadar beraber çalıştığım tüm hocalarımın değişik yönlerini kendime örnek olarak aldım. Disiplin, belli kurallara bağlı olarak birlik ve beraberlik içinde çalışma, akademisyen olarak görevlerimiz ve bence en önemlisi akademisyen olarak davranış biçimlerimiz yalnız benim değil, tüm öğretim üyesi arkadaşlarımın örnek aldıkları özelliklerdir.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de özellikle devlet hastanelerinde ve tıp fakültelerinde eleman eksikliğine ve prosedürlerin çokluğuna bağlı olduğunu düşündüğüm nedenlerle sağlık hizmetlerinde aksamalar görülmektedir. Hastalar tetkikleri ve tedavileri için bazen aylarca beklemek zorunda kalmaktadırlar. Söz konusu hastanelerde cihaz ve malzeme eksikliklerinin de çok fazla olması yine hasta hizmetlerini aksatmaktadır. Randevulu poliklinik hizmetleri de yetersizdir. Çünkü hasta yoğunluğu nedeniyle çoğu yerde randevular aylarca sonraya verilmektedir. Bu nedenlerle hastalarımızın çok mağdur durumda olduğunu düşünüyorum. Altyapıları tam oturmamış yeni sağlık kuruluşlarının açılmasının da çözüm olmayacağına inanıyorum.

Kişilerin bağlı olduğu kurumlara bakılmaksızın tüm hastanelerden ve sağlık kuruluşlarından yararlanabilmesini ise olumlu bir gelişme olarak nitelendiriyorum. Bu şekilde herkese sağlık hizmetlerinden eşit bir şekilde faydalanma olanağı sağlanmış ve bazı kurumlardaki yığılmaların biraz olsun önüne geçilmiş olduğu düşüncesindeyim.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Mesleğimle ilgili tüm çalışmalarım ülkemde oldu. Şimdiye kadar yurt dışındaki çalışmaları ve uygulamaları kendi kliniğimde yakından takip etmeye çalıştım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Ben her zaman ülkeme hizmet etmekten yana olmuşumdur. Meslek hayatımın hiçbir döneminde yurt dışında mesleğimi sürdürmeyi düşünmedim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Bugüne kadar yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış aşağı yukarı toplam 120 civarında yayınım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nasıldır?
Klinik çalışmalarımız, her birinde bir veya birden fazla öğretim üyesinin sorumlu olduğu özel amaçlı polikliniklerde, ünitelerde ve laboratuvarlarda yürütülmektedir. Psoriazis Polikliniği, PUVA ve Lepra Ünitesi Prof. Dr. Nihal Kundakçı’nın, Lenfoma Polikliniği Prof. Dr. Hatice Şanlı’nın, Deri ve Saç Bakımı Polikliniği Prof. Dr. Hatice Şanlı ve Doç, Dr. Pelin Koçyiğit’in, Behçet Ünitesi Prof. Dr. Ayşe Boyvat’ın, Dermatocerrahi Ünitesi Prof. Dr. Seher Bostancı ve Doç. Dr. Pelin Koçyiğit’in, Dermatoskopik Değerlendirmeler Prof. Dr. Cengizhan Erdem ve Prof. Dr. Rana Anadolu Braise’nin, Mikoloji Laboratuvarı Prof. Dr. Yavuz Peksarı’nın, Sifiliz Seroloji ve Allerji Laboratuvarı ve Allerji Ünitesi benim ve Prof. Dr. Ayşe Boyvat’ın sorumluluğunda çalışmaktadır. Kendi konularında spesifikleşmiş tüm öğretim üyelerinin, bazılarının başlangıcı 1990’lı yıllara dayanan, bölümlerine ait yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlamış çok sayıda araştırmaları vardır. Bugün, özel amaçlı polikliniklerimizde ve ünitelerimizde takip ettiğimiz tüm hastalara ait bilgi birikimleri arşivlenmiş durumdadır.
Bugünden sonra da, yürütmekte olduğumuz çalışmalarımız her geçen gün biraz daha artacak ve kliniğimiz kendisini geliştirmeye devam edecektir.
Özet olarak, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalının gerek bilimsel çalışmalarıyla gerek akademik faaliyetleri ile bugün en iyi bir konumda olan dermatoloji kliniklerden biri olduğunu düşünüyorum.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Daha özerk üniversitelerin sağlanması için çaba sarf ederdim.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle aranız nasıl?
Anabilim Dalımızdaki tüm öğretim üyesi arkadaşlarım çok özel kişilerdir. Benim gözümde hepsinin ayrı bir yeri, sevgisi ve değeri vardır. Bugün hep birlikte ve uyum içinde çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Lütfü Tat Hocamın zamanından gelen geleneksel sabah toplantılarımız hâlâ devam etmektedir. Bu toplantılarda kliniğimiz ile ilgili herhangi bir problem varsa hemen konuşulmakta ve ortak bir fikir birliğine varılarak halledilmektedir. Özel bir konu olmadığı zamanlarda ise toplantılarımız güzel bir sohbet havasında geçmektedir.
Anabilim Dalımızdaki uzmanlar, araştırma görevlileri, hemşireler, sekreterler ve diğer personel ile ayrı gruplar halinde sorun toplantıları yaparak kliniğimiz ile veya kendileri ile ilgili sorunlar varsa bunları halletmeye, uyumlu bir çalışma içinde olmaya çalışıyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Hayatımda hiçbir zaman bir hedef belirlemedim. Sadece çalışarak bulunduğum konumda elimden geldiğince en iyisini yapmaya çalıştım. Bundan sonra da yaşantımı aynı şekilde sürdürmeyi düşünüyorum.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Dermatolojide eczanelere hazırlatarak hastalara uyguladığımız birtakım topik ilaçlarımız vardır. Bunlardan biri su çekici özelliği olan lanolin, aluminium asetat ile hazırlanan gece merhemidir. Bu merhemin kullanılışını tarif ederken hastaya genellikle “tereyağ sürer gibi gazlı beze sürüp yaranın üzerine kapatın” şeklinde tarif ederiz. Asistanlığım döneminde yine bir hastaya bu şekilde tarif ettik. Hasta 15 gün sonra kontrole geldiğinde bu ilacın kendisine hiçbir faydası olmadığını söyledi. Nasıl kullandığını sorduk. “Tereyağı sürer gibi ekmeğin üzerine sürüp yedim” dedi.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Sağlığıma mümkün olduğunca özen göstermeye çalışıyorum. İş yoğunluğum nedeniyle bazı ufak tefek rahatsızlıklarımı ihmal ettiğim zamanlar oluyor. Ama bunu ilk fırsatta telafi etmeye çalışıyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Mesleki çalışmalarımın yoğunluğu nedeniyle başka uğraşılarım veya hobilerim olamadı. Türk Sanat Müziğini ve Türk folklorunu çok severim.

Hiç keşke dediğiniz pişmanlıklarınız oldu mu?
Geçmiş dönemlerde olmuştu. Ama açıklayamayacağım bu pişmanlıkların daha sonraki dönemlerde bana, iyi ki böyle olmuş dedirtecek şekilde geri döndüğünü gördüm.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Ailem benim için her zaman çok önemlidir. Mesleki çalışmalarımı yürütürken evimi de elimden geldiğince ihmal etmemeye çalıştım. Eşime ve oğluma yeterince zaman ayırabildiğimi düşünüyorum. İş yoğunluğumun çok fazla olduğu dönemlerde ise en büyük yardımcım ve desteğim eşim oldu.

Teşekkürler.
10/12/2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
3
1) rifat birdal (iş insanı)
16.01.2015 20:16:45
Teşekkür ederiz.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer