AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ayşe Münife Neyal
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Münife Neyal

11 Aralık 2011, Pazar

Prof. Dr. Ayşe Münife Neyal

“Ben bir akademisyenin insanlığın genel etik değerlerine sahip olmasının en önemli koşullardan biri olduğuna inanıyorum.”

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1983 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesini bitirdim. iki yıl mecburi hizmetimi tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalında nöroloji uzmanlık eğitimimi yaptım. 1991 yılında Turgut Özal Tıp Merkezinin kurulması aşamasında birçok arkadaşımla beraber İnönü Üniversitesine geçtim. Niyetim çok iyi bir tıp fakültesinin kuruluşunda görev aldıktan sonra, dünyada ses getiren çalışmalar yapmak ve vakti geldiğinde bunun onuruyla oradan emekli olmak idi. Ancak hızla değişen koşullar sonucunda yeni bir üniversite arayışına girdim. 1996 yılında Gaziantep Üniversitesine geçtim. O zamandan beri aynı üniversitede çalışıyorum

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Hekim olmayı düşünmediğim bir zamanımı hatırlamıyorum. Öğrencilik döneminde de kararsızlığım ya da farklı bir meslek düşüncem olmadı. Hatta, ortaokul döneminden beri beyinle ilgili bir branşta çalışmak istediğimi biliyordum. Tıp fakültesi öğrencisiyken kısa bir süre psikiyatri mi, nöroloji mi kararsızlığım olduysa da, 5. sınıfta hızla nörolojiye karar verdim. İlgi dışında bir nedenim olduğunu sanmıyorum. Nörolojik bilimlere ilgimin hiç azalmadığını, hatta artarak devam ettiğini söyleyebilirim. Bu açıdan bakıldığında ben istediği işi yapan şanslı insanlardan biriyim. Bu mesleği seçtiğim için her zaman çok memnun oldum. Ama son senelerde, hayatım boyunca ilk kez, doktorluktan başka bir işe geçmenin iyi bir fikir olup olmadığını düşünmeye başladığımı da itiraf etmeliyim. 

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Hekimlik mesleğinin ağırlığını, zorluklarını hepimiz biliyoruz. Bunları tekrarlamak istemiyorum. Tüm fiziki güçlüklerinin yanında hekimlik hata kaldırmayan mesleklerden biri, bunun ağır bir stres oluşturduğu yadsınamaz. Bence hekimliğin en zor yanı, insana ait olumlu-olumsuz her şeyi görürken ve çoğunlukla ciddi stres altındayken dengeli ve naif kalmaya çalışmak. Hastaları dinlerken objektif olmak, diğer hayatlarla arasına bir sınır çekmek, ama bir yandan da karşınızdaki kişiyi anlamak ve empati kurmak; aynı zamanda kendi hayatınıza devam etmek. Hekimler çoğu kere açık olarak fark etmese de, bu denge ip üstünde cambazlık halini alabiliyor.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Elbette işiyle ilgili olabilecek en üst seviyede bilgiye ve donanıma sahip olmalıdır, ama bunun akademisyenlik için yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bir akademisyen aynı zamanda her duyduğuna inanmayan, kendi de dâhil her şeyi sorgulayan, kendi soruları olan, kendisinin, ülkesinin, dünyanın farkında olan bir kişi olmalıdır. Sağduyulu ve adil olmalıdır. Soru sorarken ve cevap ararken cesur olmalıdır. Lider ruhu taşımalı, ama iş birliğine açık bir ekip üyesi olabilme yeteneğine de sahip olmalıdır. Öğrenmek ve öğretmek tutkusuna sahip olmalıdır. Bilgiyi ararken yapıcı bir kıskançlık olabilir, ama bildiklerini öğretmek konusunda alabildiğine cömert olmalıdır. Hayatının her anında, bazıları ileride yerini bırakacağı meslektaşlarıyla çalıştığının farkında olan; kendisine, çalışma arkadaşlarına, öğrencilerine, kurumuna, ülkesine, dünyaya, diğer tüm insanlara ve insanlık değerlerine saygı duyan bir kişi olmalıdır. Ben bir akademisyenin insanlığın genel etik değerlerine sahip olmasının en önemli koşullardan biri olduğuna inanıyorum.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Özellikle örnek aldığım bir kişi olduğu söylenemez, birçok kişiden farklı şeyler öğrenmişimdir, halen de öğrenmeye devam ediyorum. Etrafımızdaki her şeye yorumlayan gözlerle dikkat etmeli; gözümüzü, kulağımızı, kalbimizi ve aklımızı hep açık tutmalıyız. Zaman içinde bazı insanlardan ‘ne yapmamız’ gerektiğini, bazı insanlardan da ‘ne yapmamamız’ gerektiğini öğreniyoruz. Ama desteğe ihtiyaç duyduğum zamanlarda düşündüğümde bana yol gösteren, güç veren davranış modelleri her zaman vardır. Bunlar daha çok akılcı, sağduyulu, çözüme yönelik, kararlı ve cesur davranışlar olmuştur.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Karmaşık buluyorum. Geleceğe dönük büyük değişimler yaşanıyor, çok büyük işler yapılıyor, ama ben gidilen yönün, gidiş biçiminin ve varılacak noktanın doğru olduğundan emin değilim. Yanılmayı en çok arzu ettiğim konulardan biri bu.

Hekimliğin ya da diğer sağlık mesleklerinin sadece bir ‘iş’, hastanın ‘hizmet satın alan’ olması kulağa hoş gelebilir, çok mantıklı da görülebilir, ama bence işin ‘doğasına’ uymuyor. Böyle bir anlayış tek başına yerleştiği takdirde hasta, çok iyi karşılanabilir, ağırlanabilir, kendisine iyi davranılıyor gibi hissedebilir, ama kendisi için merdivenleri ikişer üçer çıkarken ayağını kıran, düştüğü yerden arkadaşını arayıp yanına çağıracağına hastasının yanına yönlendiren ya da yeni doğan bir bebeği kucaklayıp kuvöze yetiştirmek için koridorda koşan vb. hekimleri ileri ki yıllarda bulabilir mi? Sanmıyorum. Yıllar boyu farklı yerlerde ve koşullarda bu işi yapmış bir hekim olarak kendimden ve beraber çalıştığım birçok kişiden biliyorum ki; mesleğe ve insana duyulan ve bunun karşılığında da hasta ve toplumdan görülen saygı ve hatta bazen sevgi, sağlık personelinin kendisinden ya da günlük kaygılardan daha fazla hastayı düşünerek çalışmasını sağlamanın en garantili yolu. Sağlık hizmetlerinin altyapısının, sağlık çalışanlarının ‘fedakârca’ çalışmasına gerek bıraktırmayacak şekilde düzenlenebileceği söylenebilir. Ama bu işte çalışanlar bilirler ki, eninde sonunda ‘kişi-kişiye’ yalnız kaldığınız ve hastanın başka güvenebileceği herhangi bir kişi ya da kurum olmadığı anlar vardır ve bunlar insan hayatının çoğu kere en önemli anlarıdır. O noktada hasta da, hekim de en iyisinin yapılmasının ancak oradaki sağlık personelinin yetenekleri, bilgileri ve aslında mesleğine ve hastasına duyduğu sevgi ve saygıyla doğru orantılı olduğunu bilirler. İş güvencesi, yeterli maddi gelir, çalışılan altyapının yeterli olması vb. herkes için önemli. Ama insan hayatı söz konusu olduğunda yapılan işin kıymetini biçmek mümkün değil. Sağlık sektörü doğası gereği, ancak çalışanları yaptıkları işten manevi tatmin alıyorlarsa, her koşulda ve her şeye rağmen, hasta odaklı olarak sürdürülebilir. Hekimlere, hemşirelere ve tüm sağlık personeline hepimizin ihtiyacı var; bugün yoksa bile eninde sonunda olacak. Bu nedenle hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının onurlarının neredeyse alışkanlık haline gelmiş bir şekilde zedelenmesi değil, herkesin katkısıyla iade edilmesi gerektiğine inanıyorum. Aslında bu gelişmeleri bugün alkışlarsak, gün geldiğinde kendimiz ya da bir yakınımız hasta olduğunda şikâyet etmeye hakkımız olmayacağını da düşünüyorum.

Bence ülkenin sağlık ihtiyaçları en az 50 yıllık planlamalarla gitmeli, bunun için siyasi iradeler kadar konunun uzmanı olan akil insanlar da planlamalarda söz sahibi olabilmeli diye düşünüyorum.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Yaklaşık bir yıl ABD’de “Baylor College of Medicine” Nöroloji Kliniği ve nöromusküler hastalıklar laboratuvarında bulundum.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Türkiye’de yaşıyor ve çalışıyor olmaktan gayet memnunum.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Altmış civarında yayınım var.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Çok zor yaşadıklarını düşünüyorum. Ancak maddi manevi desteklendiği takdirde yaşayabileceklerine inanıyorum. Tıp dergileri de gerçekten zorlanıyor. Bu biraz da bizlerin yabancı dergilere daha fazla yayın göndermeye çalışmamızla da ilgili olabilir, ama tabii ki koşulların bunu zorladığı da açık. Bence, şu anki koşullarda zor çözülebilecek bir kısır döngü bu konu.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Önce, o sıradaki kanuni yetkilerimi ve ne yapabileceğimi öğrenirdim. Yapabiliyorsam bilimsel çalışmaların ve eğitimin önündeki tüm engelleri kaldırmak isterdim. Akademisyenlerin bilim insanı olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşadığı, öğrencilerin mutlu bir öğrencilik geçirerek kendilerinden önceki kuşakların yerlerini en donanımlı şekilde alabilecekleri bir bilim şenliği ve sosyal ortam yaratmak isterdim. Bunu yapabilmek için öğrenci yurtlarından, ders kaynağı ve burs bulma olanaklarından, kampüslerin altyapısından başlayan öğretim üyesinin yetiştirilmesine, her anlamda liyakatin tek yükseltilme kriteri olacağı bir sistemin ön plana geçirilmesine, idari personelin uzmanlaşmasına giden birçok uygulamanın altına imza atmak isterdim. Üniversitelerin şehirleriyle, diğer üniversitelerle, sanayi ve üniversite dışındaki bilimle bütünleşmelerine, ama her açıdan özerk ve gündelik kaygılardan uzak kalmalarına çok önem verirdim. Önceki sorunuzla bağlantılı olarak, yapılan işlerin sergilenmesinin de çok önemli olduğuna inandığım için, tıbbi yayıncılığı güçlendirecek, ülkemizde yapılan bilimsel değeri yüksek yayınların Türkiye’de yayımlanan dergilere gönderilmesini özendirecek önlemler alır, her branştan en az birkaç derginin uluslararası indekslere girmesi için gereken tüm yardımı yapmaya çalışırdım. Yapmak isteyeceğim her şeyi sıralarsam sayfalar alır herhalde.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Genel anlamda evet, ama tabii ki bir akademisyen için işinde mükemmellik yoktur. Bu yüzden hep daha farklı, iyi şeyler yapmam gerektiği hissim de devam ediyor.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Bu en zor soru. Neredeyse her gün acı tatlı bir şeyler oluyor ama bırakın bunlar bende kalsın.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Buna ‘Evet’ demeyi gerçekten çok isterdim. 

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Var denemez. Sürekli yaptığım bir şey yok. Ama zaman zaman beni sakinleştiren şeyler yapıyorum. En çok yürümek, bulmaca çözmek, bazen şiir, bazen de yün örmek gibi.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Elbette ki oldu. Sanırım herkesin olmuştur. Aslında, insan hayatında hatanın bir sonraki ‘keşke’ olasılığını azaltan gerçek bir hayat dersi olduğuna inanırım. Ama pişmanlık yaşamın önemli bir bölümünü oluşturmamalı ve keşkeler yola devam etmemizi engellememeli. Unutulmamalı ki ‘Güneşin doğumunu göremediği için ağlayanlar yıldızların güzelliğini de göremezler.’

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Buna elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, şeklinde cevap verebilirim. 

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) halil CEVİK (GARSON)
16.09.2017 21:33:32
sayın münüfe hocaya nasıl ulaşabilirim cok acilihtiyacım var yardımcı olabilecek varsa lütfen bana 05395515118 nolu numarayı aramalarını rica eederim
People
17
2) Murat çifçi (Güvenlik)
20.11.2016 03:00:53
Eşim esra çifçi,yaklaşık dört yıl önce,miyesteni gravus hastalığına yakalandı,bir nevi tedavisi olmayan rahatsızlık.Münife hocamızla tanıştıktan sonra,eşimle okadar ilgilendiki.bir anne gibi.davrandı,hocamızın,eşime rahatsızlığını,en az konuma indirmesi.elinden gelen tüm imkanları kulanması.hocamızın yanı gittigimizde ailemiz gibi.annemiz gibi,davranıyor.eşimin bu rahatsızlıgı kısa bir süre içerisinde atlatmasında hocamıza borculuyuz.Herzaman duacıyız.okadar rahatızki hocamızı gördümüzde esim tedavisi bitmiş gibi hissediyor,aradan bes yıl gectikten sonra esimin hastalıgı olmasına ragmen,bizleri çocuk sahibi yaptırdı.normalde hiç bir hoca buna izin vermez,ama münife hocamız eşime,dokuz ay boyunca ne tedavi varsa hepsini yaptırıp.saglıklı bir sekilde.esim dogum yaptı ve gayette mutluyuz hocamızdan çok cok teşekür ederiz.yine söylüyorum.artık bizim hocadan daha çok annemizdir.Ben sahsım adıma böyle güzel saygı sevgi.işini seven.hastalarıyla ilgilenen ve bukadar kariyer bilgi sahibi olan.istanbul capa gibi hastenerde calışmıs birisinin bırakıp gaziantepe geliyorsa ben tesekkür eder ve gaziantep arastırma hastanesinde.başhekim olmasını isterim.sizlere herzaman duacıyız.işaallah idailinizde ne varsa o size nasip olur hocam.iyiki varsınız.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
09/11-13/11 26. Ulusal Alerji ve İmmünoloji Kongresi ALLERJİK... ANTA
15/11-16/11 4. Diyabet Tedavisi Sempozyumu ENDOKRİNO... ANKA
14/11-17/11 1. Hematoloji Eğitim ve Araştırma Kongresi HEMATOLOJİ ANTA
13/11-17/11 10. Uluslararsı Katılımlı Aile Hekimliği Kongresi - AHEKON 2019 AİLE... ANTA
13/11-17/11 41. Türk Ulusal KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi KULAK-BUR... ANTA
14/11-17/11 Dudak Damak Yarıkları 6. Uluslararası Kongresi ORTOPEDİ... ANTA
14/11-17/11 HIV-AIDS Kongresi 2019 HALK SAĞLIĞI ANTA