AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ayşe Serdaroğlu
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Serdaroğlu

31 Mayıs 2009, Pazar

Prof. Dr. Ayşe Serdaroğlu
"Bir akademisyen, en başta mesleğini çok sevmeli. Akademisyenin aydın fikirli
olması, mantıklı düşünmesi ve çevre koşullarından etkilenmemesi lazım.
Akademisyen bunları yapmalı ki, mesleğini doğru ve iyi bir şekilde yürütebilsin."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Serdaroğlu


Mete Generaloğlu/Ankara
Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
Konya Seydişehir'de 1954 yılında dünyaya geldim. İlk ve ortaokul eğitimimi Konya Kulu İlçesi'nde bitirdim. Liseyi Ankara, Yenimahalle, Halide Edip Kız Lisesi'nde okuduktan sonra, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim. Tıp Fakültesini 1979 yılında bitirdim. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlık eğitimimi, Sağlık Bakanlığı Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yan dal eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nöroloji Ünitesinde tamamladım. Yan dal eğitimimi tamamladıktan sonra iki yıl Ankara Hastanesinde çalıştım. Orada çalışırken 1994 yılında Doçent oldum. 1995 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesine öğretim üyesi olarak geçtim. O günden bugüne kadar da burada öğretim üyesi olarak çalışmalarıma devam ediyorum.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini çok isteyerek seçtim. Çünkü hem çocukları seviyorum, insanları seviyorum hem de insanların hastalık nedeniyle acı çekmelerine üzüldüğüm, bunu yaşamalarını istemediğim için tıp mesleğini isteyerek seçtim. Tıp mesleğini insanlara faydalı olmak, acılarını dindirmek için seçtim. Bu döneme kadar da, mesleğimi her türlü olumsuzluğa karşı hep severek, hissederek icra ettim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Bence işimizin en zor tarafı, hastaya yapmak istediklerimizi gerek eleman eksikliği, gerekse teknik yetersizlikler nedeniyle istediğimiz gibi gerçekleştiremememiz. İşimizin en zor yanı olarak bunu görüyorum. Tabi yönetimsel bazı problemler de yok değil. İnsan yaşamında bazı şeyler var, en başta bir aile hayatınız var. Bu aile hayatınızın düzenli gidebilmesi için belli bir yerleşik alanınızın olması lazım. Gerçi ben aile parçalanmasını çok fazla yaşamadım ama, şimdiki durumda mecburi hizmet vs. gibi uygulamalar nedeniyle belli bir yaşama kadar yerleşik düzenli bir yaşam kuramıyorsunuz. Özlük hakları bir başka sorun. Bunun gibi bir kısım zorlukları var.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen, en başta mesleğini çok sevmeli. Akademisyenin eğitimle birçok zorluğu aşabileceğine inanması lazım. Aydın fikirli olması, mantıklı düşünmesi ve çevre koşullarından etkilenmemesi lazım. Akademisyen bunları yapmalı ki, mesleğini doğru ve iyi bir şekilde yürütebilsin.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Elbette öğrencilik yıllarımda hocalarımızdan örnek aldığım kişiler oldu. İsim vermek gerekirse, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde Prof. Dr. Yavuz Renda, Kalbiye Yalaz, Sabiha Aysun gibi hocalarımız vardı. Hem mesleklerini çok seven hem hastalara en iyi hizmeti vermek isteyen, mantıklı düşünen hocalarımızdı. Kendilerini zaman zaman rol model aldığım hocalarımız diye söyleyebilirim.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bence sağlık ortamı sürekli değişim gösterdiği için, belli bir misyonu yok. Bence sağlık alanının Türkiye'deki en önemli problemi bu. Kişi okulu bitirdiği zaman başına neler gelecek, ne gibi sıkıntılarla karşılaşacak, daha sonra rahata mı erecek, belli bir akademisyenlikte mi ilerleyecek, yoksa serbest mi çalışacak bilemiyor. Çünkü bugün böyleyken, yarın Türkiye'de sağlık sistemi ne olacak kimse bilemiyor. O nedenle problemler çıkıyor.

Sağlık Bakanlığının çeşitli uygulamaları var. Örneğin son günlerin gündemdeki konusu afiliasyon uygulaması, Tam Gün, performans uygulaması var. Siz Bakanlığın sağlık alanındaki bu uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bazı uygulamaların olumlu olduğunu düşünüyorum ancak, bazı uygulamaların da doğru olmadığı düşüncesindeyim. Örneğin; performans sistemiyle hekimler, branşlar arasında çok haksızlık olduğunu, gereksiz bazı tetkiklerin, ameliyatların yapıldığını, bazı devlet hastanelerinin çok doğru çalışmayan laboratuvarlarla anlaştığını ve çok yanlış neticelerin çıkıp hastaları yanlış yönlendirdiğini görüyoruz. Bu büyük bir sıkıntı.

Tam Gün Yasası'na gelince. Bununla hekimlerin, özellikle akademisyenlerin özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünüyorum. Eğer hasta hekimini kendi seçmek istiyorsa, bunu yapabilme hakkı da olmalı diye düşünüyorum. Hekimler aslında tam gün çalışmalı ama, tam gün çalışırken de imkânlarının yeterince sağlanması gerekir. Günün sonunda da mesleklerini diğer mesleklerde olduğu gibi özgürce icra edebilmeli.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Değişik kongreler, aylık ya da 15-20 günlük kurslar şeklinde kısa süreli yurt dışı mesleki deneyimlerim oldu.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Ben ülkemi seven bir kişiyim. O nedenle mesleki kariyerimi hep kendi ülkemde sürdürmek istiyorum. Ancak böyle bir imkânım olsaydı, belli bir süre yurt dışında, sağlık alanında gelişmiş bir ülkede kalıp, oradaki imkânları, görgü ve deneyimleri öğrenip kendi ülkemde uygulamak isterdim. Ama söylediğim gibi, uzun süreli olarak yurtdışında kalmayı istemedim ve düşünmedim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Uluslararası dergilerde yayınlanmış 58 yurt dışı yayınım var. Yurt içi dergilerde yayınlanmış olan yayın sayım ise yaklaşık 100 civarında. Tabi bu sayılara posterler, tebliğler dahil değil. Çok sayıda da değişik kongrelerde konferanslarım mevcut.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çalıştığım kurumdan memnunum. Ben Çocuk nörolojisi uzmanıyım, ilgi alanım epilepsi. Bununla ilgili olarak bana yeterli derecede imkân verildi. Gazi Üniversitesi Epilepsi Ünitesi referans merkezi olarak görüldü. Çeşitli üniversitelerde, çok dirençli hastaları inceleyebilme şansı elde ettik. Bu nedenle kurumuma buradan bir kez daha teşekkür ekmek isterim.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Çok zor bir soru. Öncelikle üniversitelerin denetimi önemli bir konu. Bu denetimi yaparken üniversitelerin şartlarına uygun bir yol izlemek gerekiyor. Bilimsel çalışmaların artırılması için eleman temini konusunda daha objektif olmaya çalışırdım. Öğretim üyelerinin eğitimlerinin daha iyi nasıl olabileceği yönünde, daha fazla bilimsel çalışma yapılmasını önerirdim. Üniversitelerden siyasetin uzaklaştırılması için daha fazla çaba gösterirdim. Üniversitelerin bilimsel bir kurum olma özelliklerinin yerleştirilmesi için çaba gösterirdim diye düşünüyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Meslekte hedeflediğim yere ulaştım. Hatta yıllar öncesinde bu kadarını da çok hedeflemiyordum. Ben tıp bilim dalında çalışmaya çok severek başladım ve çok severek devam ettim. Umarım bundan sonra da böyle devam eder diye düşünüyorum.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Aslında bizim meslekte bir çok anı olur ama bunları da hiç kayda geçmeyiz. Pediatri asistanıyken bir hafta sonu nöbetimde, bir hasta geldi. Hasta ve yakınlarına kendimi tanıttım, ama sanırım anlayamadılar. Gelen hasta çocuğun sıvı kaybı vardı, tedavisini yapıp serumunu taktım ve hemşire hanımla birlikte yerine yatırdım. Daha sonra bana, "Hemşire hanım doktor ne zaman gelecek?" diye sordular. Ben de kendilerine, "Hafta sonu burada doktor nöbete kalmıyor. Benimle idare edeceksiniz" diye şaka yaptım. Tabi daha sonra hemşire hanımdan benim doktor olduğumu ve gerekli tedaviyi yaptığımı öğrendiler. Bu bende değişik bir anı olarak kaldı.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Kendi sağlığıma yeterli özeni gösteremediğimi düşünüyorum. Hastalara söylediğimiz belli aralıklarla, belli yaşlarda yapılması gereken kontrolleri kendim de yapmadığımı düşünüyorum. Bu da benim şahsi bir eksikliğim diye düşünüyorum. Hekimlerin genelde yaptıkları bir davranış biçimi. Ya çok fazla endişeli olup olması gerekenden fazla tetkik yaptırıyoruz, ya da olması gerekenden daha az inceleme yaptırıyoruz.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Çok farklı bir hobim yok. Spor yapmayı seviyorum. Eskiden daha fazla yapabiliyordum, şimdi o kadar yapamıyorum ama tenis oynamayı seviyorum. Dikiş dikmeyi seviyorum. Tabi bu dikiş derken, daha çok kıyafet dikmek şeklinde.

Buna kendi kreasyonunuzu oluşturmak diyebilir miyiz?
Eskiden öyleydi ama, daha çok kızım daha küçükken ona elbiseler, kıyafetler dikiyordum. Şimdi zamansızlıktan dolayı bu hobimi pek yapamıyorum. Belki ileride tekrar canlanabilir.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Meslek hayatımla ilgili pişmanlıklarım hiç olmadı. Ben meslek hayatıma severek başladım ve severek sürdürdüm. Şöyle keşkelerim oldu. Keşke asistanlık ya da uzmanlık dönemimde, mesleki anlamda yurt dışında bir dönem kalabilseydim diye düşündüm. İmkânlar da doğmuştu ama, araya giren bazı nedenlerden dolayı gidemedim. Zaman zaman keşke gitseydim diye düşünüyorum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Aileme yeterince zaman ayırmaya çalışıyorum. Yeterince ayırabiliyorum diyemem, ama mümkün olduğunca çocuklarıma ve eşime zaman ayırmaya çalışıyorum.

Teşekkürler.
01/06/2009
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer