AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Bülent Erdemli
    • “Belirli bir zaman sınırı içinde çabuk ama isabetli karar verme ya da bir durumu kapsamlı bir biçimde değerlendirme ve uygun bir sıra içinde yapılması gerekenleri tanımlama yeteneği her akademisyende çok gelişmiş olmalıdır.”

19 Şubat 2011, Cumartesi

Prof. Dr. Bülent Erdemli

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji  Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Erdemli

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Tıp fakültesi eğitimini 1981-1987 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamladım. Aralık 1987’de  aynı fakültenin Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında asistan doktor olarak meslek hayatına atıldım. Mayıs 1993 tarihinde “Çimentosuz Total Kalça Protezlerinin Erken Dönem Sonuçları” isimli tezimi vererek uzman doktor unvanını aldım. Ekim 1993’te kısa dönem askerlik hizmetini tamamlayıp uzmanlık sonrası devlet hizmeti yükümlülüğünü iki sene yine aynı klinikte başasistan olarak yaptıktan sonra 1995 yılında öğretim görevlisi kadrosuna atandım. 1998 yılına kadar  erişkin kalça ve diz rekonstrüktif cerrahisi üzerinde yoğun olarak çalıştım. Kasım 1998’de doçent doktor unvanını aldıktan sonra, özellikle kalça çıkığı zemininde total kalça replasmanı, primer ve revizyon kalça ve diz artroplastisi, minimal invaziv cerrahi, osteointegrasyon ve de  venöz tromboembolik sorunlar üzerine araştırmalarını yoğunlaştırdım ve  2004 yılında profesör kadrosuna yükseltildim. 2007 yılında Derviş Manizade en iyi klinik araştırma dalında “Risk of superior gluteal nerve and gluteus medius muscle injury during femoral nail insertion” isimli çalışma ile birincilik ödülü aldım. Yurt dışında kalça ve diz eklemi replasman cerrahisi ile çok sayıda kliniğini ziyaret etme fırsatım oldu son olarak da, Ekim 2008’de  Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde Maryland, Baltimore’da Saint Joseph Medical Center Orthopaedic Surgery kliniğinde protez cerrahisi ile ilgili çalışmalara katıldım. 2009 yılında  XIV. Akif Şakir Şakar Bilim Ödüllerinden klinik çalışma dalında “Major ortopedik cerrahilerde venöz tromboemboli profilaksisi: Çok merkezli, prospektif, gözlem çalışması” isimli makale ile ikincilik ödülünü kazandım. 1999-2001  yılları arasında TOTBİD  Artroplasti şubesinin ilk  yönetim kurulunda genel sekreter olarak görev aldım. EFORT, “European Hip Society”, “American Academy of Orthopaedic Surgeons”, “AO Alumni, International Surgical Thrombosis Forum” gibi uluslararası dernek ve çalışma grubu üyeliklerinin yanı sıra 2008-2010 yılları arasında TOTBİD Venöz Tromboemboli Kurulunun başkanlığını yürüttüm. Evliyim ve iki oğlum var.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Üniversiteye hazırlandığım yıllarda mühendislik mesleğine karşı aşırı ilgim olması sebebiyle çok iyi hatırlıyorum on bir tercih yapmıştım. Sadece ilk tercihim tıp fakültesi idi, geri kalan on tercihim de mühendislik ile ilgiliydi. Kutsal ve saygın bir meslek sahibi olarak mezun olabileceğim tıp fakültesi tercihinin ilk sırada olması aslında mesleğe olan duruşumun zannediyorum bir göstergesi. Seçtiğim için evet memnunum, ama her geçen gün ülkemizde bu mesleği icra etmek maalesef giderek zorlaşıyor .

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Eğitim sürecinin çok uzun olması ve büyük fedakârlık istemesi olarak söyleyebilirim. Altı yıl fakülte, sonrası iki yıl mecburi hizmet, arkadan 4-5 yıl uzmanlık eğitimi, tekrar mecburi hizmet, eğer yan dal uzmanlık yapacaksanız tekrar 2-3 yıl eğitim, tekrar mecburi hizmet, akademik olarak ilerleyecekseniz en az 5 yıl uzmanlık sonrası sınav, anlayacağınız tıp fakültesine girdiğiniz andan itibaren 16-17 yılınızı bir anda takviminize almanız gerekiyor. Çırak olarak mesleğe atılıyorsunuz, yıllar geçtikçe ustalaşıyorsunuz ve de yeni meslektaşlarınızı da bir yandan eğitmeye çalışıyorsunuz. Yani eğitim süreci hiç bitmiyor, sürekli kendinizi güncel tutmanız gerekiyor. 

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bence her şeyden önce özgürce düşünebilmeli ve olabildiğince üretken olmalı, bilgiyi almalı ve edinmiş olduğu bilgileri de başkalarına aktarabilmelidir. Ayrıca her akademisyende olması gereken bir başka temel özellik de  karar verme becerisidir. Belirli bir zaman sınırı içinde çabuk ama isabetli karar verme ya da bir durumu kapsamlı bir biçimde değerlendirme ve uygun bir sıra içinde yapılması gerekenleri tanımlama yeteneği her akademisyende çok gelişmiş olmalıdır bence.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Branşımda örnek aldığım tek değil pek çok kişi var. Sonuçta bizim işimiz ciddi bir ustalık işi, fikir işçiliği kadar el işçiliği de var, o nedenle ustaları her zaman kendime örnek almışımdır.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mesleğimiz güzel, kutsal ama ülkemizde hak ettiği yerde değil bence. Gerek mesleğimize duyulan saygı gerekse ekonomik açıdan olmamız gereken yerde değiliz. Hasta açısından bakıldığında ise onlar da memnun değil. O halde her iki tarafı da memnun edecek orta yolu bulmak gerekiyor.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Kalça ve diz artroplastisi konusunda bilgi ve deneyimimi artırmak üzere uzun süreli olmasa da kısa sürelerle çok sayıda merkezde bulunduğumu belirtmek isterim.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Ben mesleğimi ülkemde yapmaktan çok memnunum. Ancak ülkemizde mesleğimiz üzerinden yapılan siyasi temelli çıkışlar sebebiyle çoğu zaman şevkimiz kırılmış durumda. Böyle bunaldığım dönemlerde bazen keşke yurt dışında bu mesleği yapsaydım, diye düşünmüyor değilim. Tabii yurt dışında da her yer ideal değil. Ülkemiz şartlarından çok  geri olan yerler de var. Ama ABD’de ön plana çıkmış bir merkezde şu anda uğraştığım konuda  işimi yapmak isterdim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Toplamda 100’e yakın yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış yayınım var. Bunların dışında dört kitapta bölüm yazarlığı ve editörlüğünü yaptığım bir kitabım var.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Ülkemizde tıbbi yayıncılık son on yıl içerisinde gerçekten çok önemli ilerlemeler göstermiştir. Öncelikle söylemeliyim ki, dergilerin basım kalitesi ve yayınlamak için kabul ettikleri çalışmaların kalitesi çok yükseldi. Buradaki temel nokta bence, yayıncılık hayatında süreklilik ve kalitede bilimsel ölçütlerden ödün vermemek ve teknik alt konularda da sisteminizin iyi kurulması ve kontrolünün çok iyi yapılabilmesidir, diye düşünüyorum.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Öncelikle net bir şekilde söylemek isterim ki, kesinlikle olmak istemezdim. Ama şayet olsaydım kesinlikle YÖK ve siyaset arasındaki ilişki kesmek için gerekli her türlü değişikliği yapmak isterdim. Çünkü YÖK’ün temel işi üniversitelerdeki eğitim ve eğitici kalitesini nasıl artırabilirim, olmalı ve bütün enerjisini ona verebilmelidir.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Aslında bunu beni tanıyan diğer meslektaşlarım öyle düşünüyorlar diyebiliriz belki. Ama bizim meslek öyle bir meslek ki, tamam artık alabileceğim her şeyi aldım ya da bundan daha iyisini yapamam, diyeceğiniz bir meslek değil. Dinamik yapısı nedeniyle  hedeflenen noktaya yaşam süresince ulaşabilir miyiz, ondan emin değilim.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Şu an aklıma ilk gelen, tıp fakültesine kayıt yaptırdığımız gün bütün arkadaşlarımızla birlikte ilk hevesle kitap satış bölümüne gidip 6 yıl boyunca okunan ve de kitap haline gelmiş bütün yazılı dokümanı satın alıp eve gitmem diye düşünüyorum.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Maalesef hayır, diye düşünüyorum. Hatta bazen çevremizdekilerin kendi sağlıklarına olan düşkünlüklerini görünce kendime kızdığım anlar da oluyor.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Kitap okumayı severim, ayrıca çok profesyonel olmasa da fotoğraf çekmeyi seviyorum. Müzik dinlemek için zaman ayırmam ise benim kendime göre en büyük lüksüm.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Şimdiye kadar tıp doktoru ve ortopedist olarak keşke dediğim ya da pişman olduğum olmadı. Ama daha iyi olabilirdi, diye düşündüğüm çok olmuştur.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Bu soruya cevap olarak her zaman evet demek isterdim ama sabah çok erken saatte evden çıkıp akşam saat sekiz ya da dokuzda eve döndüğünüz zaman isteseniz de yeterli ilgiyi gösteremiyorsunuz. Özellikle de toplantıların yoğun olduğu dönemlerde 3-4 gün Ankara dışında olmanız ise onlar açısından daha da sıkıcı olabiliyor. Bu konuda eşim kendisi de bir akademisyen olmasına ve yoğun çalışmasına rağmen çok büyük fedakârlık ve tolerans gösteriyor.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer