AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Bülent Kaya
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız köşemizin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Kaya

24 Şubat 2008, Pazar

Prof. Dr. Bülent Kaya
“Akademisyen kendisinden sonra gelecek kişilere araştırma olanaklarını açmalı”

Akademisyenlerimizi tanıttığımız köşemizin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Kaya

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1954 yılında Tarsus’ta doğdum. İlk ve orta öğretimimi bu şehirde tamamladıktan sonra 1971 Ankara Üniversite Tıp Fakültesinde tıp öğrenimime başladım. Eğitimimi tamamladıktan sonra o zamanlar klinik olan vardı. Ankara Tıp Fakültesi Göğüs kalp ve damar cerrahisinde eğitimime devam ettim. Göğüs Kalp Damar Cerrahisi uzmanlık eğitimimi 1983 yılında tamamladım. Ardından İstanbul Haydarpaşa Asker Hastanesinde askerlik görevimi tamamlamamın ardından zorunlu hizmet için İzmir’e gittim. Şimdi İzmir’deki Atatürk Eğitim Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği olan ve o dönemde kuruluşunu bizim yaptığımız, Devlet Hastanesi genel cerrahi kliniğinin içerisinde zorunlu hizmetime başladım. 1990 yılında tekrar Ankara Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğine döndüm. O zamandan beri Ankara Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalında eğitim ve öğretim çalışmalarıma devam ediyorum.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Çok memnunum. İkinci sorudan başlayalım. Zaman zaman asistanlık dönemlerinde zorluklar yaşadık. Daha sonraki dönemlerde kadro sıkıntıları yaşadık. Ama bunlar gelip geçici sıkıntılardı. Bu mesleği yapmaktan dolayı hem büyük onur duyuyorum hem de büyük zevk alıyorum. Kalp cerrahisi ya da damar cerrahisi ameliyatları yaparken ve eğitim aşamasında mesleğimi zevk alarak yapıyorum.

Nasıl seçtiğime gelince, açık konuşmak gerek biliyorsunuz ülkemizde her şeyi bilerek ya da isteyerek yapamıyorsunuz. Ben aslında İstanbul Teknik Üniversitesine girmek istiyordum. Kayıt yaptırmak için İstanbul’a gittim. Ama orada o zamanki ağabeylerimizin bizi yönlendirmesiyle tıp eğitimine yöneldim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Zorlukların büyük çoğunluğunu atlatmış durumdayız. Ama eğitimimizin başlangıç döneminde, asistanlık dönemlerimizde, uzmanlık dönemlerimizde teknik malzeme sıkıntılarımız vardı. O zamanki Türkiye’nin durumunu biliyorsunuz bütün malzemeler dövize endeksliydi ve Türkiye’ye gelişi çok zor oluyordu. Ama şimdi o sıkıntıların büyük çoğunluğu aşıldı. Hemen hemen Dünyada kullanılan bütün malzemeler bizde de var. Yani bu zorlukların çoğunu hem biz klinik olarak, hem ben kişisel olarak hem de Türkiye olarak aşmış durumdayız. Zaman zaman sıkıntılar yaşansa da teknik destek anlamında çok büyük sıkıntı yaşamıyoruz.
Bunun dışında neler olabiliyor, cerrahi çok karmaşık bir konu. Bazen oldukça zor olgularla karşılaşabiliyoruz. Ama bunlarda her yerde çekilebilen sıkıntılar. Onların da çoğunu çözebiliyoruz.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Aslında bu sorunun cevabı sorunun içerisinde var. Akademisyen kanımca bulunduğu dalda yapabileceğinin en iyisini yapmalı. Kendisini sürekli yenilemeli, eğitim çalışmalarında sürekli olmalı, kendisinden sonra gelecek kişilere bilgisini açmalı, kendisinden sonra gelecek kişilere araştırma olanaklarını açmalı. Onların önlerine bir yol açmalı. Dünyada hem tıp alanı hem de tıp dışındaki alanlarda bir süreklilik var. Onun için eğitim de sürekli. Eğer herhangi bir aşamada kendimizi bu çizginin dışında bulacak olursak çok hızlı olarak zaman kaybediyoruz ve onu yakalamamız çok zor oluyor. Bu nedenle akademisyen hem bilimsel hem de mesleki ortamda yenilikleri takip etmeli. Bu aslında günümüzde çok kolay. İnternetten her zaman isteğimiz bilgilerin çoğuna ulaşabiliyoruz.
Bir diğeri de geleceğe yönelik araştırmalar yapmak. Maalesef araştırma yönünden olanaklarız kısıtlı. Araştırmalar zor şartlarda yürütülüyor, sonuçlandırılıyor. Çoğu araştırmalara başlıyoruz ama bazen bitiremiyoruz, sonuçlandıramıyoruz. Çalışmamızı istediğimiz gibi tamamlayamıyoruz. Ama akademisyen çeşitli zorluklara rağmen bunu başarabilmeli. Bu sadece bize özgü bir problem değim. Genel bir sıkıntı. Yine de Ankara Üniversitesi’nde olmakla şanslıyız. Diğer üniversitelere oranla olanaklarımız biraz daha fazla. Ama bunu bütün ülkeye yaymalıyız.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Örnek aldığımız çok kişi var. Dr. De Bakey mesela bütün dünyada kalp cerrahisinin öncülerinden Dr. Harvey var. Damar cerrahı Dr. Hainowichi, Dr. Rutherford, Dr. Coselli var. Ülkemizden Dr. Galip Hoca var, Kemal Hoca var, İstanbul’daki eski hocalarımız var. Hepsine bize bu yolu açtıkları için teşekkür ediyoruz.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Günün şartlarına bağlı olarak sıkıntılar değişiyor. Örneğin sosyal güvenlik kurumlarının birleştirilmesi olumlu bir davranış. Ama bir yönden de hastanelerde sıkıntılar yaratıyor. Basamak üniteleri atlanıyor. Bence sıkıntıları birinci, ikinci basamak sağlık ünitelerinde çözülebilecek hastaların tedavileri yapılmalı, üniversitelere buralarda çözümlenemeyen daha karmaşık problemleri olan hastalar gelebilmeli.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Evet değişik dönemlerde hem İngiltere’de hem Almanya’da dörder aylık çalışmalarda bulundum. Ama aslında beni ilk yurt dışı deneyimim öğrenciyken başladı. Öğrenciyken İspanya’da Barselona Tres Torres Clinica diye bir kliniğe gittim. Yaklaşık 20 günlük bir dönemdi bu. Bu benim ufkumu, bakış açımı genişletti.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Biz teknoloji destekli sürekli yenilenen teknolojileri takip etmesi gereken bir bölümüz. Onun için yurt dışındaki çalışmalarımız devam ediyor. Kongrelere, seminerlere gidiyoruz. Bazen dinliyoruz bazen biz konuşuyoruz. Bu sürekli devam eden bir şey. Bundan sonra da devam edecek. Ama eskisi gibi uzun süreler değil de 10 gün 15 gün bir ay gibi sürelerle gidiyoruz.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Bunlar sürekli devam ediyor. Son sayıyı bilemiyorum ama 50 civarında yurt içi yayınımız olmuştur. Yurt dışında 15 civarında diyebilirim.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ankara Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi Kliniği Türkiye’deki üniversite klinikleri içerisinde oldukça eski ve deneyimli bir klinik. Burada 10’a yakın akademisyen arkadaşımızla birlikte çalışıyoruz. Bölümler oluşturduk. Kalp cerrahisi ve damar cerrahisi bölümüyle uğraşıyorum. Diğer bazı arkadaşlarımız çocuk kalp cerrahisiyle uğraşıyor. Oldukça uygun çalışma şartlarımız var. Teknik ekipmanımız ve teknik desteğimiz Türkiye’deki şartlara göre üst seviyede sayılabilir. Araştırma görevlisi arkadaşlarımızı eğitmeye devam ediyoruz. Onlar da oldukça deneyimliler. Hem teknik açıdan hem eğitsel açıdan oldukça iyi düzeydeyiz.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK başkanı olmak istemezdim doğrusu. Hele ki şu ortamda. Yani hem siyasi hem eğitsel açıdan çok yapılacak işler var. Hem ekonomik hem eğitsel özerklik temel olmalı.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Bunu onlara sormak lazım. Ben onlar açısından değerlendirme yapabilirim ancak. Bu kliniği şu anda akademisyen olan arkadaşlarımızla beraber kurduk. Bu klinik anabilim dalı olmadan, bilim dalına ayrılmışken de beraberdik, şu an da beraberiz. Çok iyi ilişkilerimiz var. Sıkıntılarımızı paylaşıyoruz. Bilgilerimizi ve deneyimlerimizi birbirimize aktarıyoruz. Araştırma görevlisi arkadaşlarımıza destek veriyoruz. Mutlu bir ortamda çalışıyoruz. Asistan arkadaşlarımızla ağabey kardeş ilişkimizi yürütüyoruz.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Hedef bitmez gidildikçe büyür. Ben ulaştım burada bırakıyorum demek mümkün değil. Bunu söylüyorsak bundan sonraki dönemde geri kalacağız demektir. Yapmak istediklerimizin bir kısmını gerçekleştiriyoruz ama tıp dünyası, teknik dünya, cerrahi dünya hızla gelişiyor. Hedeflerimizin bir kısmını gerçekleştiriyoruz. Hepsini yakaladığımızı söylememiz mümkün değil. Çünkü hedef sürekli yukarıda duruyor. Sürekli ona ulaşmak durumlundayız.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Anıların çoğu mutluluk şeklinde Zor ameliyat guruplarından başarıyla çıkmak, hastanın yüzündeki mutluluğu görmek bizi mutlu ediyor. Bizim için güzel anılar oluyor. Ama tabir zaman zaman problemler de olabiliyor.
Hastalarımızdan uzun süre sonra bir mektup almak, 10-15 sene sonra bir yerde bizi görüp gelip beni siz ameliyat etmiştiniz diye elimizi sıkmaları hepsi bizim için birer anı.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Zaman zaman göstermeye çalışıyorum. Yıllar sonra şunu öğrendim. Ne şartla olursa olsun insan kendisine zaman ayırmalı. Ama bunu her zaman yapabiliyor muyum? Hayır. Bu stresli ortamdan çıkıp bunu yapmaya çaba gösteriyorum. Yaş icabı bazı sağlık sorunları zaman zaman çıkmaya başladı. Bunları çözmek için, bunlara karşı yenik kalmamak için haftada bir saat de olsa kendime zaman ayırmaya çalışıyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Üniversite dışı ve içinden bir gurubumuz var. Onlarla tenis oynuyoruz. İyi bir klasik müzik dinleyicisiyim diyebilirim.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Olmaz olur mu, vardır mutlaka. Ama önemli olan keşke değimiz dakikaları, anları azaltmak. Bunu yapmasaydım veya hatalı davrandım diye düşündüğüm zamanlar olmuştur. Klasik bir laf vardır “Keşke demeyi sevmem” diye ama bence keşke demeyen insan yoktur.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Dedim ya insanın kendisine zaman ayırması gerekli diye. Bunu öğrendim ama biraz geç öğrendim. Onun için olabildiğince zaman ayırmaya çalışıyorum.

Teşekkürler.
25/02/2008
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer