AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Cengiz Gebitekin
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Gebitekin

08 Ocak 2012, Pazar

Prof. Dr. Cengiz Gebitekin

“Bir akademisyen her şeyden önce çok iyi bir eğitim almalıdır ve kendisi de en iyi olmak için uğraşırken, bildiğini de en iyi şekilde öğretmelidir.”



Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1961 yılında Konya’da doğdum. 1985 yılında İİstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldum. Kayseri ve Konya’da mecburi hizmeti takiben 1987 yılında başladığım ihtisasımı, 1990 yılında Türkiye’den ayrılıp İngiltere’de tamamladım. 1995 yılında Türkiye’ye dönüp Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisinde uzman olarak göreve başladım. 1997 yılında yrd. doç., 2000 yılında doçent ve 2007 yılında da prof. olarak atandım. 2002 yılında üniversiteden istifa ederek İngiltere’nin Leicester şehrinde “consultant” olarak göreve başladım, fakat oğlumun okulda yaşadığı problemler nedeni ile dönmek zorunda kaldık. 2004 yılında tekrar üniversitede göreve başladım. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde üç ayrı merkezde aylık dönemlerle çalıştım. Birçok uluslararası, ulusal dernek ve Avrupa Göğüs Cerrahisi Derneği (ESTS) yönetim kurulu üyesiyim. Göğüs cerrahisi bölüm başkanlığı görevimi kanun hükmünde kararname (KHK) sebebiyle doçentime bırakmak zorunda kaldım. Halen sanal olarak üniversitedeki görevime devam etmekteyim. Evliyim ve mimarlık eğitimi gören bir oğlum var.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini seçmemde en önemli faktör, babamın ameliyathane teknisyeni olması ve benim ortaokul yıllarımda ameliyatları seyretmemdi. Liseden matematik bölümü mezunu olmama rağmen babama verdiğim sözü tutarak tıbbı seçtim. Tıp fakültesinde ilk iki yıl adaptasyon sorunu yaşadım,  fakat seçtiğime çok memnunum.    

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Hataya hiç yer olmaması ve kendinizi devamlı yenilemek zorunda olmanız. Bir de, mesleğimizin son yıllarda kaybettiği prestij gerçek anlamda hem canımı sıkıyor hem de motivasyonumu çok düşürdü.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen her şeyden önce çok iyi bir eğitim almalıdır ve kendisi de en iyi olmak için uğraşırken, bildiğini de en iyi şekilde öğretmelidir. En iyi cerrah ne zaman ameliyat yapmayacağını bilendir, fakat bunu sağlamak çok ciddi tecrübe ve bilgi gerektirir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
İngiltere’de birlikte çalıştığım şefimden çok etkilenmişimdir. En önemli felsefem, çok iyi olmak için çok iyileri yerinde izlemektir.  

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tam bir kaos. Bu kaos içinde en büyük darbeyi öğretim üyeleri almıştır ve almaktadır. En azından benim çevremde böyle. Bizim mesleğimiz, çok güçlü olması maneviyat gerektirmektedir. Çevremde öğretim üyelerinin çalışma şevki neredeyse sıfırlanmıştır. Eskiden hastalar üniversite hastanelerine büyük bir güvenle gelirlerdi. Şimdi ise endişeyle geliyorlar. Sadece sıradan bir göğüs ağrısı, öksürüğü olan bir hasta karşınıza gelebiliyor. 2001 yılında Türkiye’deki bir bireyin doktor başvurusu 1.5 iken, bugün bu rakam 7’ye yükselmiştir. Bunun anlamı, hastalıklar artmadığına göre kişiler aynı problem için birçok doktora başvurmaktadır. Her hekimin de reçete yazdığını düşünürseniz, ilaç harcamalarının nasıl 10 kat arttığını kolaylıkla anlayabilirsiniz.      

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Evet, yaklaşık altı yıl İngiltere’de en alt seviyeden en üst seviyeye kadar tüm kadrolarda görev yaptım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Mükemmel bir organizasyon içinde sadece mesleğinizi yaptığınız için evet, ama manevi tatmin yönü zayıf olduğu için hayır. İngiltere’de çalıştığım süre içerisinde kendimi bir cerrahtan çok bir teknisyen gibi hissetmişimdir. Asiste ettiğim veya gerçekleştirdiğim ameliyatlardan sonra sadece bir hastanın yakınları ameliyatın nasıl geçtiğini sormuştur.     

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Ellinin üzerindedir.

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?
Makale kalitesinin arttırılması en önemli unsur, fakat araştırma yapmanız için gerekli kaynak yok. Bugünkü sistemde ilgilenen de yok aslında. Siz akademik seviyede bir makaleyi birçok hatadan dolayı yetersiz olarak değerlendiriyorsunuz, fakat bir bakıyorsunuz ki makale yayımlanmış. Eğer siz gerçekten objektif olarak değerlendiriyorsanız biraz can sıkıcı oluyor. Bir de, birçok makalenin, araştırmanın nasıl yapıldığını ve nasıl yazıya döküldüğünü biliyorsunuz, o zaman da değer çok düşüyor.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Akademik ortamı cazip hale getirir ve seviyenin yükselmesi için elimden geleni yapardım. Ben sadece bir öğretim üyesi olarak Harvard dâhil birçok merkeze öğrenci gönderiyorum. Tek amacım, öğrencinin ufkunu açmak ve iyi bir hekim olmak için çok çalışmaları gerektiğini anlamalarını sağlamaktır. YÖK başkanı olsam neleri değiştirmek istediğimi tahmin edebilirsiniz.     

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Kesinlikle evet. Ancak hedefler çoğaltılabilir ve hatta hiç bitmez.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
İngiltere’de çalıştığım dönemde özofagus perforasyonu sonrası akut mediastinit ile gelen bir hastayı acil ameliyata alıp gerekli onarımını yapmıştım, fakat sepsis gelişmişti. Gerçek anlamda yoğun bakımın ne olduğunu o hastada çok iyi anlamıştım. Hasta ile ilgilenen tüm hekimler bilgi ve tecrübelerini en üst seviyeden kullanmalarına rağmen hasta bir türlü düzelmiyordu. Cerrah olduğumdan, iki kez hastanın bırakılması için onayım istendi ve reddettim. En son çare olarak hastaya intravenöz metilen mavisi tedavisi verilmesini önerdiler ve ben de son çare olarak kabul ettim. Bu hasta iki hafta önce de olmak üzere, her yıl “Christmas (Noel)”ta kartını eksik etmez. Pes etmeden önce gerçekten yapılacak çok şey var.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Evet. Tam olmasa da, çaba gösterip boşvermediğimi söyleyebilirim.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Çok var. Başta Fenerbahçe olmak üzere, elektronik ve tamirat işlerinden çok haz alırım. Yemek yapmayı ve arkadaşlarıma sunmayı severim. Makro fotoğraf çekmek, tatil organizasyonları yapmak vs. zevk aldığım uğraşlardır.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Geriye dönüp bakmayı hiç sevmem. Keşkeyi ise hayatımda kullanmam.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Yeterli olduğunu zannetmiyorum, çünkü çok yoğun çalışıyorum ve yılın neredeyse 80-100 günü evden uzaktayım.

Teşekkürler.
 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
4
1) Kamile canbaz ve eşi (Ev hanımı)
08.12.2016 15:56:29
Hastasına değer veren çok iyi dinleyen ve psikolojini en ust seviyede tutan mütevazı insan. İyi ki varsınız. Saygılarımızla
People
6
2) DERYA URBAY AKCA (YÖNETİCİ)
12.06.2014 13:27:06
işinde bu denli başarılı olup .insani değerlerini kaybetmemiş bir insan olarak iyi ki varsın hocam. keşke diğer prof lar da sizin gibi geldiği yeri hazmedebilmiş olsalardı.Sizin gibi hocalara bu ülkenin ihtiyacı var.
People
4
3) Ercan bilici (Emekli inşaat mühendisi)
12.04.2014 19:34:49
Ilk görüşmemizdeki bende oluşan intibanız adam gibi adam oluşunuz şuna
Inanın ki sizinle görüşen ve size muayene olan her hasta zaten yüzde 40 tedavi olmuş oluyor. Allah sizi ve sizin gibileri tedavide size muhtaç hastaların başından eksik etmesin..ı



SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer