AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Cengiz Utaş
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Prof. Dr. Cengiz Utaş

27 Mayıs 2012, Pazar

Prof. Dr.  Cengiz Utaş

Akademisyenlik uzun ve zor bir yoldan ilerlemeyi gerektirir. Genç insanlar kendilerinden daha ileriye gitmiş ise akademisyen başarılıdır.

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Kayseri, 1959 yılı doğumluyum. İlköğrenimimi Ankara Kavaklıdere İlkokulu, orta ve lise öğrenimimi TED Ankara Kolejinde tamamladım. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1984 yılında mezun oldum. Karabük 1 No’lu Merkez Sağlık Ocağında 2 yıl zorunlu hizmet yaptım. İç hastalıkları ve ardından nefroloji uzmanı olduktan sonra Erciyes Üniversitesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Kliniğinde akademisyen olarak 1991 yılında görev aldım. Yardımcı doçentlik sonrası 1995 yılında doçent, 2000 yılında profesör oldum. Bu süreçte Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinde Nefroloji Bilim Dalı Başkanlığı, Dekan Yardımcılığı, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığı, Tıp Fakültesi Dekanlığı görevlerinde bulundum. 2004 yılında Erciyes Üniversitesi Rektörü oldum. Bir dönem rektörlük görevinden sonra, Erciyes Üniversitesinde yarı zamanlı olarak çalışmaya devam ettim. 2011 yılından itibaren özel sektörde hekimlik yapıyorum.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Meslek seçimine karar verme aşamasındaki dönemlerde hekimlik saygı duyulan, itibarı yüksek bir meslekti. İnsan sağlığına hizmet etmek, insanları tedavi etme ve insanlığa bilimsel katkı sağlayabilme düşüncesi çok etkileyici gelmişti. Bu nedenlerle tıp mesleğini seçmek istedim. Çok memnunum ve hiç pişman olmadım.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

İşini seven insanlar meslekleri ile ilgili bir zorluk yaşamazlar veya zorluğu hissetmezler. Aslında tıp mesleği sürekli çalışma ve kendini geliştirme gereği olan bir meslektir. Bunu yapabilmek sosyal ve aile yaşantınızdan maddi ve manevi özveri gerektirir. İnsan hayatı söz konusu olduğu için özen, dikkat ve bilgi bu mesleğin vazgeçilmezidir. Bu nedenle hekimlik mesleğine hak ettiği saygı iade edilmelidir.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyenlik uzun ve zor bir yolda ilerlemeyi gerektirir. Akademisyenler konusunda bilgi birikimi, deneyim ve donanıma sahip, araştıran, sorgulayan ve kazanımlarını genç kuşaklara aktarabilen kişilerdir. Akademisyen üretken olmalı, insanlığa ve mesleğine yarar sağlayabilecek araştırmaları bilim dünyası ile paylaşabilmelidir. Yetiştirdiği genç insanlar kendilerinden daha ileriye gitmiş ise akademisyen başarılıdır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Mesleki ve akademik hayatta ilerlerken, sizin yetişmenizde doğrudan veya dolaylı birçok değerli insan rol alıyor. Gerek hocalarım gerekse branşımdaki birçok kişiyi farklı boyutlarda örnek almaya çalıştım. Nefroloji camiasında akademisyen ve meslektaşlarımıza örnek olabilecek gerçekten çok değerli kişiler var.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nüfusu yüksek ve sağlık sorunları olan bir ülkede yaşıyoruz. Ülkemiz genelinde eğitim ve sosyoekonomik düzey olması gerekenin altında olduğu için sağlık bilinci ve farkındalığı düşük. Bu nedenlerle sağlık harcamaları da oldukça yüksek. Koruyucu ve hastalıkların ilerlemesinin önlenmesine yönelik tedbirlerin uygulanmasını içeren uzun vadeli politikalar, nüfusu hızla artan ülkemizde ekonomik açıdan ve daha sağlıklı bir toplum meydana getirmek için gereklidir. Sağlık alanında cesur, önemli ve yararlı düzenlemeler yapılmış olmasına rağmen günlük tedbirler ve uygulamalar da zaman zaman ciddi belirsizliklere ve yaralara yol açmaktadır. Mevcut tedavi yöntemlerinde bazı uygulamalarda hâlâ hasta sağlığı ve ekonomik yönden avantaj sağlanabilecek alanlar vardır.     

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Yurt dışındaki hastanelerde zaman zaman kısa süreli eğitim amaçlı deneyimlerim oldu. Uluslararası birçok komisyonda ve uluslararası bilimsel derneklerde yönetim kurulu üyeliği gibi görevler aldım. Uluslararası bilimsel toplantılarda gerek konuşmacı gerekse oturum yöneticiliği yaptım ve uluslararası birçok çalışmada da araştırmacı olarak yer aldım.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Yurt dışı deneyimlerim sırasında yurt dışında çalışmamla ilgili bazı teklifler aldım, ancak kendi ülkemde çalışmak benim için her zaman daha değerli oldu. 

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Uluslararası dergilerde 112, ulusal dergilerde de 100 civarında yayınım mevcut. Ulusal ve uluslararası kongrelerde çok sayıda tebliğ, oturum başkanlıkları ve bilimsel konuşmalar,  5 kitap editörlüğü, çeşitli kitaplarda bölüm editörlüğü yaptım.  

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Ülkemizde tıbbi yayıncılık yıllar içerisinde çok önemli gelişmeler kaydetti. Son yıllarda hakemli branş dergileri, Türk tıp dizini önemli gelişmeler kaydetti. Ayrıca birçok ulusal dergide önemli indekslere girmeyi başardı. Bu gelişmeleri akademisyenlerin ve derneklerin desteği ile daha iyiye taşımak hepimizin görevi olmalıdır.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK başkanı olmakla Türkiye üniversitelerinde bir değişimi sağlayabilmenin pek mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu değişim ancak, Türk eğitim sisteminin ortak akıl ve uluslararası bilimsel kriterler çerçevesinde ülkemize özgü standartlara uygun olarak yeniden köklü bir şekilde düzenlenmesi ile sağlanabilir. 

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

İsteyerek ve severek yaptığım hekimlik mesleğimde ve akademik kariyerimde istek ve hedeflerimin önemli bir bölümüne ulaştım. Bunu sağlayan ülkeme, üniversiteme ve destek olan herkese şükran borçluyum.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Bu konuda anlatılabilecek çok anı var, ancak ilk aklıma geleni anlatmaya çalışayım. Asistanlık dönemimde, uzun süredir takip ettiğim bir hasta 31 aralık günü bir koli getirdiğini ve arabamın arkasına koymak istediğini söyledi. Köyünde bahçesinde yetiştirdiği ürününü getirdiğini ve reddedersem alınacağını düşünerek anahtarı verdim ve daha sonra bunu unuttum. Akşam eve dönerken markete uğradım ve alışveriş yaptım. Aldığım malzemeleri arabaya koymak için karanlıkta bagajı açtığımda garip sesler çıkaran, önce ne olduğunu anlayamadığım bir karaltı üzerime atladı. Dizlerimin bağı çözülmüştü. Arabanın arkasına konulan bir hindi idi. O akşam saatlerce o hindiyi verebileceğim birini aradım.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Sağlığıma yeterli özeni gösterdiğim söylenemez. “Mum dibine ışık vermez.” sözünü doğrular bir şekilde bu konuda yetersiz olduğum söylenebilir.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

İşim zamanımın önemli bir kısmını aldığı için tıp dışı konularda çok fazla uğraşlarım olamadı. İdarecilik ve işletme konularında üniversitedeki görevlerim nedeniyle tecrübe kazandım. Dernek uğraşlarım sırasında çok sayıda bilimsel kongre ve toplantı organizasyonu yaptım. Küçük çaplı tespih koleksiyonum var. Fırsat buldukça sinemaya gitmeye ve kitap okumaya çalışıyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Elbette ki insan hayatı süresince hatalar yapar ve bunu fark ettiği zaman “keşke” der. Ancak, bu hatalar insana tecrübe kazandırır. Bu tecrübeler de hataların tekrarını azaltır. Bu anlamda elbette zaman zaman “keşke” dedim, ancak bunlar deneyim kazandırdı.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Aileme mümkün olduğu kadar zaman ayırmaya çalışmakla birlikte bunun pek mümkün olduğunu söyleyemem. Eşimle aynı meslekten olduğumuz ve aynı akademik süreçleri o da yaşadığı için bu konuda gördüğüm anlayış ve desteği inkâr edemem.

 

Teşekkürler

 

 

 

 

 

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer