AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Davut Albayrak
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Davut Albayrak

19 Şubat 2012, Pazar

Prof. Dr.  Davut Albayrak

Akademisyen, mesleği öğreten öğreticidir. Mesleğe ait yeni bilgileri takip eden, hazmeden, aktaran ve uygulayandır.

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1956 Kütahya doğumluyum. Okul hayatım köyümüzün ilkokulunda başladı. Ortaokulu Kütahya’da, liseyi Ankara Kimya Teknik Lisesinde, fakülteyi de İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde okudum. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığımı şu anda çalışmakta olduğum Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinden aldım. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematolojisi Bölümünde çocuk hematolojisi uzmanlığı aldım. Evli ve dört  çocuk babasıyım. Halen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinde  öğretim üyesiyim. Çocuk Hematolojisi Bilim Dalı Başkanlığı, kan merkezi sorumluluğu ve hematoloji laboratuvarı ve flowsitometre sorumluluğu görevlerini yürütmekteyim.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

İlkokulda iken doktor olmak istiyordum. Ortaokulda elektroniğe meraklı idim. Kimya Teknik Lisesine gittikten sonra kimyada kariyer yapmaya karar verdim. Planım kimya mühendisliği eğitimimin ilk iki senesinde derslerin öğrenilmesini bitirmek ve son iki senede en az iki teorik konuda proje çalışmaktı. Yoğunlaşmak istediğim konu, kitaplarda yazılı kimya kanunlarının geçerlilik sınırlarını araştırmaktı. Aliağa Rafinerisi’ndeki staj tecrübem, kimya mühendisliği uygulamasının masa başı ve yavan olduğunu gösterdi. Bu tecrübe veya algı beni sarstı. Ben daha serbest araştırma yapabileceğim ve teori üretebileceğim bir meslek seçmeliydim. Bu dönemde psikiyatride Freud ve Young’un teorileri dikkatimi çekti. Psikiyatri teori üretmeye uygun bir alan göründü ve doktor olmaya karar verdim. Tıp fakültesini bitirinceye kadar psikiyatride kariyer yapmayı düşündüm. Fakat kendi fakültemizde açılan ilk psikiyatri asistanlığı sınavında kazanamadım. Bu tecrübe de bana, başka bir tıp fakültesinde psikiyatri ihtisasını kazansam bile öğretim üyeliği şansımın zayıf olduğunu, seçimin bilimsel başarıdan başka etkenlerle yapıldığını düşündürdü. Bu sebeple psikiyatriden vazgeçtim. Askerlik dönüşü çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığını kazandım. Bu dalı sevdim. İhtisas tezim, eritrosit sedimentasyon hızının santrifüj kullanılarak ölçüldüğü eritrosit sedimentasyon dengesi yöntemini geliştirmekti. Bu tezimi dekanımız Prof. Dr. Arman Bilgiç, yeni bir şey üretilmiş midir, diye fikrini almak üzere Hacettepe’den Prof. Dr. Şinasi Özsoylu’ya götürmüş. Şinasi Hocam beni mecburi hizmetimi yaptığım Erzincan’dan telefonla aradı. Ankara’ya geldiğinde kendisi ile görüşmemi istedi. Bu yöntemi üretmesi için bir yerli firmaya tavsiye etmişti. Bu vesile ile Şinasi Hocam ile tanıştık. Sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde çocuk hematolojisi ihtisasına başladım.

Kimya Teknik Lisesi mezunu olmam hematoloji uzmanlığımda çok işime yaradı. Çünkü hematoloji hem kliniği hem de laboratuvarı olan bir daldı. Hematoloji laboratuvarı uygulamalarında okuduğum yöntemleri kurmakta ve hayata geçirmekte hiç zorlanmadım.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Hematoloji hastalarının teşhis ve tedavisi yanında kan merkezi, hematoloji laboratuvarı ve flowsitometre ana uğraş alanlarım.            Aynı zamanda çok sayıda alanda birden çalışmak, bir yandan hastalarımın sorunlarını doğrudan çözmek açısından yararlı oluyor, diğer yandan her biri için ayrılan vakit çalışma saatlerinizi aşıyor. Bu yorucu bir iş. Hematoloji sevilmeden ve arzu edilmeden çalışılması zor bir dal. Hastalarınızın önemli bir kısmı yaşamak ve ölmek ihtimallerini birarada taşıyor. Uzun süre takip ve tedavi ettiğiniz ve yakın iletişim kurduğunuz hastaların kaybı üzücü. Ayrıca, hematoloji bilginin beş yıllık sürelerde en çok katlandığı bilim dallarından biridir. Yeni çalışmaları ve yayınları yakından izlemeniz gerekli. Bazı alanlarda uygulamaları ülkenizde ve üniversitenizde yerleştirmek gecikmiş olabiliyor. Tecrübe gerekmesi ve hematologlarda olmayan zamanı harcaması en önemli engellerdendir.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyen mesleği öğreten öğreticidir, mesleğe ait yeni bilgileri takip eden, hazmeden, aktaran ve uygulayandır. Bilgilerin ve kullanılan yöntemlerin doğruluğunu bilim yöntemlerini kullanarak doğrulayan ve yanlışlamaya çalışandır. Cevabı bugün için bilinmeyenlere cevap üretecek can alıcı soruları sorar, bu sorulara cevap bulacak test ve çalışma yöntemlerini projelendirir ve projeleri hayata geçirir. Akademisyen, akademik kadro için yanında çalıştırdıklarının lideri ve rol modelidir.

Akademisyenler kurumlarında yapıları, çatıları ve yöntemleri kurmak ve oturtmak konusuna yayın yapmaktan daha fazla önem vermelidir. Çünkü bunları kurmak zordur, fakat bunlar kapı açıcı çalışmalardır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Prof. Dr. Şinasi Özsoylu başta olmak üzere, yanında ihtisas yaptığım hocalarımın hepsinde örnek aldığım özel yönler vardı.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlık ortamı değişken. Bu sebeple geleceği bugünden tahmin etmek zor. Hekimleri bu belirsizlik rahatsız ediyor. Hasta sahipleri açısından bakıldığında, eskisine göre hekime, tetkike ve yatağa ulaşma sorunlarının çoğunun çözüldüğünü söylemek mümkün. Bilgi çağı aynı zamanda bilginin sayılabilir, ölçülebilir, kaydedilebilir ve istatistiği yapılabilir hale getirilmesi demek. Son dönemde işlemlerin bilgi işlemi üzerinden yürütülebilir hale dönüşmesi çağın mantığını anlamak ile uyumlu diye düşünüyorum.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki önde gelen bütün kan merkezlerini ziyaret ettim. Oradaki uygulamaları gördüm. Pratik değeri olanları kendi kan merkezime taşıdım. Flowsitometre uygulaması için Almanya’da ve MRD çalışması için Seatle’de Dr. Brent L Wood’un laboratuvarında bulundum.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

“ISI Web of Science” indeksine giren 42 yayınım var ve toplam 243 atıf almıştır. Yurt içi 46 makalem var. Yurt içi ve yurt dışı çok sayıda bildirim var. Eşim Dr. Canan Albayrak’la birlikte bir çocuk hematolojisi sözlüğü çalışmamız dergi sayısı olarak yayımlandı. İki kitap bölümü yazarlığımız, bölüm tercümesi ve bazı kitaplara katkımız var.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Bilgi çağı, bilginin ve yapılan işlerin sayılabilir, ölçülebilir, ulaşılabilir ve kullanılabilir olmasını ön plana çıkarmıştır. Tıbbi yayın yapan dergiler bu ölçülere dikkat etmeli. Türkçe yayın indeksi çalışmaları var, ancak doğru olan bu değil. Finansı, devamlılığı ve ücretsiz hizmetin yürümesi açısından PubMed benzeri bir kurumsal yapı olmalı. Bunun için Sağlık Bakanlığının altyapısı ve yayın tarama birimi kullanılmalı ve taramaların bilimsel doğruluğunun takibi için birkaç üniversiteden sabit afiliye destek alınmalı. Türkçe anahtar kelimeler geliştirilmeli ve sabitlenmeli. Türk Cumhuriyetleri’nde çıkan dergiler ve anahtar kelimeler de bu dizinde kullanılmalı. Böylece hem Türkiye’den hem Türk Cumhuriyetleri’nden yapılan yayınlar ulaşılabilir, okunabilir ve atıf alabilir olurlar. Yayının izlendiği coğrafya büyür. Bu dizinde hem Türkçe özet ve Türkçe anahtar kelimeler  hem de İngilizce özet ve anahtar kelimeler bulunmalıdır. Bu indeks sitesi “Google” gibi en çok kullanılan arama motorları ile girilen ve sık kullanılan tıbbi anahtar kelimelerle hemen görünecek Türkçe ve İngilizce kendi anahtar kelime listesine sahip olmalıdır. Böylece site adını duyurmuş olur.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Üniversite Türk Devleti’nin ve Türk Milleti’nin kendini idare edecek bilgi ve birikimi kazanması, geleceğini güçlü kurması ve yaşanan hayatın her alanında ihtiyaç duyduğu eğitilmiş insanların yetiştirilmesi için vardır. Türkiye’nin sorunlarının çözülmesi ve Türkiye’nin dünya bilgi ve teknoloji üretiminde lokomotif haline getirilmesi onun misyonudur. Öğrencilerin bu heyecanı yüreklerinde duymaları üniversite eğitiminde alacakları en önemli şeydir.

Ben kongre için gittiğim yerlerde iki şeye çok dikkat ettim. Bunlardan birincisi, oraların halkının davranış ve yaşayış kalıpları ile bizim aramızda ne fark var? Diğer milletlerden gelen bilim adamlarının davranış kalıpları ile bizimkiler arasında ne fark var ve bunlardan hangisi onları başarılı kılıyor olabilir? İkincisi, kan merkezi sorumlusu olduğum için gittiğim kongrelerde o şehirde bulunan kan merkezini mutlaka ziyaret ettim. Orada yapılıp da benim merkezimde yapmadığım tetkik, yazılım uygulaması, teknik uygulama, tasarım, organizasyon ne var? Bu gözlemlerim bende şu izlenimleri uyandırdı: Batılı başarılı bilim adamları bizden daha zeki değildi. Ama çalışkandılar, işleri hayatlarının birinci sırada önemli değişkeni idi ve oturmuş bir çalışma disiplinine sahiptiler. Çalışma ortamları iyi organize edilmişti. Yardımcı personelin yapabileceği gereksiz işlerle uğraşmıyorlardı. Teşebbüsçü idiler. Üstlerinde ve yanlarında iş üretmeyen insanlara tahammülleri yoktu.

Bunları üniversiteye nasıl taşıyabiliriz? Birincisi, kazancın çoğunluğunu teşebbüs oluşturuyor. Yüksek okulu bitiren her öğrencimiz iş kurmaya teşebbüs etmeyi öğrenmeli ve uygulamalı. Ben üniversiteme sanal başvuru binası kurar, buraya kurum başvuru merkezlerinin tıpkısını yapan eğitilmiş görevliler yerleştirirdim. Öğrenci ister tıp okusun ister edebiyat, bir alanda teşebbüsü proje olarak yazmasını ve evrak olarak gerçekleştirmesini şart koşardım.

İkinci olarak, kişisel gelişim ve ekip insanı olarak çalışma konusunda öğrencilerimizin kendilerini geliştirebilecekleri merkez kurar ve buraya iyi yetişmiş uzmanlar yerleştirirdim.

Üçüncüsü, üniversitelerde vitrin olabilecek altyapısı olan bölümlere mutlaka zekâ düzeyi  yüksek, iş sorumluluğu ve iş disiplinini kazanmış kişileri alabilmek için hem Türkiye’de hem Türk Cumhuriyetleri’nde  insan gücü taraması yapardım. Bu kişilerin bulunması ve seçilmesi ile kendim ilgilenmek isterdim. Bunların proje geliştirmelerinin önündeki bölüm içindeki insanlardan, altyapıdan ve maddi imkânlardan kaynaklanan engelleri kaldırmaya çalışırdım. Akademik kariyerin önünde bilimsel başarı ve yeterlilik ile iş sorumluluğu ve disiplininden başka bir yol olmaması gerektiğini düşünüyorum.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Pazarda alışveriş sırasında bir pazarcı bana selam verdi ve hatırımı sordu. Ben de “Sizi hatırlayamadım. Hastanız kimdi?” diye sordum. O da hastanın adını söyledikten sonra şöyle dedi. “Ormanlar kralı aslanı herkes tanır. Fakat aslanın herkesi tanımasına gerek yoktur.” Güldüm ve bir cevap veremedim.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Göstermeye çalışıyorum. Kendi vücudumuzun da bizim üzerimizde hakları var. Diyetime dikkat ederim. Fırsat buldukça yüzmeye gayret ederim.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Bilgisayar ile uğraşmak, dernek faaliyetleri, meslek dışı birikimlerimi yazmak. Mesleki derneklere üyeliklerim dışında, Samsun Lösemili ve Kan Hastalıklı Hastalar Derneğinin başkanlığını yürütmem benim zaman ayırdığım önemli faaliyetlerimdendir.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Keşke dediğim olmadı. Çünkü eski tercihlerimdeki hataları bugünkü bilgilerimle yargılamam. Bugün o şartlar olsaydı, o günkü bilgilerimi kullanarak farklı bir karar verir miydim, diye bakarım. Meslek alanı ile ilgili okul hayatım boyunca bazı tercih değişikliklerim oldu. Bu tercihlerden bazılarını bugünkü bilgilerimle hatalı bulabilirim. Fakat o günkü bilgilerle bugün tercih yapsam gene aynı kararları alırdım, diye düşünüyorum.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Eşim Dr. Canan Albayrak ile aynı bilim dalında çalışıyoruz. Ancak bazen gün içinde hiç karşılaşamıyoruz. Hepimizin eğitim, laboratuvar ve hastalarla ilgili sorumluluklarımız var.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer