AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Deniz Gökengin
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Deniz Gökengin

02 Mart 2008, Pazar

Prof. Dr. Deniz Gökengin
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Deniz Gökengin

“Akademisyen, düşünce, davranış ve sözleri ile örnek insan olmalıdır”


Röp.: Mete Generaloğlu

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1961 yılında Ankara’da doğdum. İlkokulu İstanbul’da okudum. İzmir Amerikan Kız Lisesinden 1979 yılında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden de 1985 yılında mezun oldum. Tokat’ta zorunlu hizmetimi yaptıktan sonra, 1986 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalında uzmanlık eğitimime başladım. 1991 yılında Deneysel Cerrahi ve Araştırma Bilim Dalında uzman olarak çalışmaya başladım. 1996 yılında doçent unvanını aldım ve 1998 yılında Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalına uzman olarak atandım. 2000 yılında doçent kadrosuna, 2003 yılında da profesör kadrosuna atamam yapıldı. Halen aynı anabilim dalında öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım. Bir oğlum var ve çok iyi derecede İngilizce biliyorum.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Aslında çocukluğumda en çok ilgimi çeken meslek hemşirelikti. Hasta bakımı, acı içindeki insanlara yardım etmek hep ilgimi çekmişti. Yıllar içinde hemşireliğe olan ilgimin, aslında tıp alanı için olduğunu fark ettim.

Mesleğimi çok seviyorum. Zaten sevmeden katlanılabilecek bir meslek değil. Zaman zaman isyanlarım, sıkıntılarım, hatta bırakma, ayrılma düşüncelerim olduysa da hâlâ çok severek çalıştığımı söyleyebilirim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İşimin tek zorluğu değil, pek çok zorluğu var. Bunların çoğu, sağlık sistemimizdeki değişimlerin, giderek hastaya verilen hizmeti güçleştirmesinden kaynaklanıyor. Sağlık hizmetinin para ile ölçülmesi bana çok yanlış geliyor. Ancak her aşamada karşınıza para engeli çıkıyor. Ayrıca tıbbi hizmet, sosyal hizmetlerle desteklendiğinde başarı olasılığı yüksektir. Oysa bizde tıbbi hizmeti destekleyecek sosyal hizmetler ne yazık ki hiç yok. İşimi zorlaştıran bir başka etken de akademik çalışmaların gün geçtikçe zorlaşması. Bilimsel çalışmalar parasız olmuyor.

Beni çok üzen bir başka konu da öğrencilerimin gözündeki ışığın azalmış olması. Bu da gelecek için ümitsizliğe kapılmama neden oluyor. Günümüzde tüm alanlarda olduğu gibi, tıp alanında da para kazanma hırsının, tüm değerlerin önüne geçmesi beni korkutuyor açıkçası.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyenin olmazsa olmazları, bilimi ve aklı tüm unsurların üzerinde tutmak, dürüst, ilkeli ve çalışkan olmaktır. Ancak akademisyenin görevi burada bitmez; çünkü akademisyen öğrenci yetiştirir ve her yönüyle öğrencileri için olumlu bir model oluşturmalıdır. Bir diğer deyişle, toplumsal sorunlara ve çevreye duyarlı, Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı, laiklik ve demokrasiye inanan, Cumhuriyet değerlerine saygılı, Türk diline sahip çıkan, özetle düşünce, davranış ve sözleri ile örnek insan olmalıdır. Özellikle de tıp alanında çalışan akademisyenlerin insanı sevmesi ve vicdanlı olması, en temel koşullardan biridir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Hem akademik yaşamımda hem de insani değerler açısından örnek aldığım kişi, bugün bulunduğum yere gelmemde büyük katkıları bulunan sayın hocam Prof. Dr. Demir Serter’dir. Şahin bakışları nedeniyle baktığı yeri titreten hocam, pek çok yüreğe korku salmışsa da özünde son derece sevecen, merhametli ve sıcakkanlı bir insandır. Eşine az rastlanır bir kişiliğe ve üstün bilimsel vasıflara sahip olan Prof. Serter, zor günlerimde yanımda durarak ve bilim dünyasının sarp yollarında ışığıyla önümü aydınlatarak yetişmemde büyük emek harcamıştır. Kendisine şükranlarımı sunarım.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’deki sağlık ortamına ilişkin kaygılarım gün geçtikçe artıyor. Giderekticarete dayanan bir sağlık sisteminin yerleştiğini fark ediyorum. Aile hekimliği sisteminin, sağlık hizmetlerini, özellikle de ülkemiz için yaşamsal önem taşıyan koruyucu sağlık hizmetlerini sekteye uğratacağını düşünüyorum. Sağlıkta ticari yaklaşımı çok yanlış buluyorum ve sağlık hizmetinin, herkes için ulaşılabilir ve eşdeğer olması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut sistem ise bunu karşılamaktan çok uzak. Umarım ben yanılıyorumdur.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Yurt dışında mesleki deneyimim olmadı.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Avrupa ülkelerinde ve ABD’de çalışan meslektaşlarımın, gelecek endişesi taşımadan, maddi sıkıntı çekmeden, çıkar çatışmalarından uzak kalarak, tüm enerjilerini mesleklerine yönlendirerek bilim üretebildiklerini görüyor ve onlara çok özeniyorum. Onlar gibi olabilmeyi ve yabancı ülkelere gitmeden, kendi ülkemde aynı koşullarda çalışabilmeyi çok isterdim. Ancak son yıllarda, ilgi alanım olan HIV/AIDS konusunda geri kalmış ülkelerde hizmet verme konusunda bir istek duymaya başladım. Yakın zamanda bu konuda girişimlerde bulunmayı düşünüyorum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt içi dergilerde yayımlanmış 36 ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış 13 yayınım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ege Üniversitesi, Türkiye’deki en köklü kurumlardan biridir ve günümüze değin, gerek tıp alanında gerekse diğer bilim alanlarında pek çok başarıya imza atmıştır. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı da yine ülkemizdeki en eski ve en geniş kapsamlı kliniklerden biridir ve anabilim dalımızda yetişmiş çok sayıda değerli bilim insanı, Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde başarılı hizmetler sunmaktadırlar.

Son yıllarda, pek çok kurumda olduğu gibi Ege Üniversitesinde de bir miktar aşınma ve yıpranma olduğu yadsınamaz. Bunun temelinde, öğretim üyelerinin geçim sıkıntılarının yattığını söylemek yanlış olmaz sanıyorum. Birçok öğretim üyesi, yarı zamanlı çalışmayı seçerek, üniversiteye çok kısıtlı bir zaman ayırabilmektedir. Çözüm, öğretim üyelerini, hak ettikleri ücreti ve çalışma koşullarını sağlayarak, üniversiteye tam gün hizmet vermeleri konusunda teşvik etmektir.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
İlk icraatım, rektörlerin yetkilerini sınırlamak ve sadece bir dönem seçilmesini sağlayacak değişikliği yapmak için girişimlerde bulunmak olurdu. Akademik bir kurumun temel öğesi öğretim üyeleri ve öğrencileridir ve kurumun başarısı, öğretim üyelerinin ve öğrencilerinin başarısı ile paralellik gösterir. Öğretim üyesinin başarısı ise bilimsel ve sosyal açıdan özgür olmasına bağlıdır. Bugünün koşullarında öğretim üyelerinin özgür olduğundan söz etmemiz mümkün değildir.

Eğitim verdiğiniz Anabilim Dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olan Anabilim Dalımız, geçmişten gelen bazı gelenek ve göreneklere sahiptir. Eğitimin usta-çırak ilişkisine dayanması, deneyimli öğretim üyelerinin yol gösterici olması, astın üste saygı göstermesi, hastanın iyiliğinin her şeyden önde gelmesi, bunlardan bazılarıdır. Anabilim Dalımızın öğretim üyesi kadrosu, son yıllarda arka arkaya gerçekleşen emeklilikler nedeniyle bir miktar gençleşmiştir. Bu gençleşme, ne yazık ki bazı yerleşmiş gelenek ve göreneklerin aşınmasına ve kaybedilmesine yol açmıştır. Hoşgörü ve sabır ile bu olumsuzlukların giderileceğini ümit ediyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Mesleğimde arzu ettiğim yere geldiğime inanıyorum. Özellikle HIV/AIDS ile yaşayan hastalarımla çok özel bir ilişkim var. Onlarla hastane dışındaki ortamlarda da birlikte zaman geçirmeye çalışıyorum. Bu belki işimle özel yaşamımı birbirine karıştırmak gibi algılanabilirse de, beni mutlu ediyor.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
İlginç mi bilmiyorum ama beni derinden etkileyen bir anımı anlatayım. İki yıl önce, yılbaşına birkaç hafta kala Anabilim Dalı Başkanımız, Çocuk Sağlığı Anabilim Dalına 12 yaşında bir çocuğun getirildiğini, çocuğun HIV pozitif ve ağır hasta olduğunu ve Çocuk Sağlığı Anabilim Dalında yer olmadığı için hastayı bizim almamızı rica ettiklerini belirtti; hastayı benim izlememi teklif etti. Aslında çocuk hasta takibi kliniğimizde yapılmıyordu ve ben çocuklarda HIV enfeksiyonu ve AIDS konusunda hiçbir deneyime sahip değildim. Ancak HIV/AIDS ile yaşayanların pek çok tıbbi kurumda ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kaldığını, yeterli tıbbi hizmet alamadığını biliyordum ve bu çocuğun da hastanemize yatırılmaması durumunda benzer bir muameleyle karşı karşıya kalacağını tahmin ediyordum. Bu nedenle istemeden de olsa kabul ettim.

Hasta kliniğimize kabul edildi. İleri evrede AIDS tanısı almıştı ve akciğer tüberkülozu vardı. Çok acıdır ki hastalık, birkaç yıl önce babasından alınıp, test edilmeden nakledilen kandan bulaşmıştı. Çocuk birkaç günde tüm kliniğin gözdesi oluverdi. Odasına her girdiğimizde uzun uzun sohbet eder, okulundan, öğretmenlerinden konuşurduk. Uzun zamandır okula gidememişti. Okulunu çok özlediğinden söz ediyordu. Hepimiz onun iyileşmesini istiyor, onun için dua ediyorduk. Ancak durumu bırakın iyileşmeyi, giderek de ağırlaşıyordu. Yılbaşını hastane odasında kutlamak zorunda kalmıştı. O akşam yılbaşı kutlaması için anneme giderken hastaneye uğramış ve onun için aldığım birkaç kitabı götürmüştüm. Gözlerindeki sevinci hiç unutamıyorum. Ancak iki gün sonra odasına girdiğimde, durumu iyice ağırlaşmıştı. Bilinci kapalıydı; solunumu zorlaşmıştı. Yoğun bakıma alınması gerekiyordu. Ancak hastanedeki yoğun bakım birimlerinin hiçbiri çocuğu almak istemiyordu. Gerekçeleri yer olmaması idi ama biz esas nedenin ne olduğunu çok iyi biliyorduk. Artık odasına girdiğimde annesi ve babasının çaresizce bana çevrilen gözlerine bakamıyordum. Çocuk ellerimizin arasından kayıp gidiyordu. Birkaç gün sonra küçük hastamızı kaybettik. Haberi verdiğimde babasının boynuma sarılıp “Hani söz vermiştin; oğlumu kurtaracaktın” deyişini hiç unutamıyorum. Kliniğin bütün çalışanları şaşkınlık ve çaresizlik içindeydi. İlk kez bir çocuk hasta kaybediyorduk. İşin aslı zaten ilk kez bir çocuk hastamız oluyordu ve bu gerçeğin ağırlığı, yüreğimize kara bir taş gibi çökmüştü. Küçük bir serçe gibi ellerimizin arasında çırpınarak ölen bu kara gözlü oğlanı her hatırladığımda yüreğim burkulur, gözlerim dolar ve onu yaşatamamanın suçlu sızısını burnumun direğinde duyarım.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Düzenli spor yaparak, doğru beslenerek, yeterli uyumaya zaman ayırarak kendi sağlığıma olabildiğince özen göstermeye çalışıyorum. Ancak her zaman bu denli düzenli yaşamak, mesleğim nedeniyle mümkün olmayabiliyor.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Haftanın üç veya dört günü spor yapmaya çalışıyorum. Ayrıca bu yıl salsa derslerine başladım. Kitap okumayı ve sinemaya gitmeyi de çok seviyorum. HIV/AIDS ile yaşayanlara sosyal destek sağlamak amacıyla kurulmuş olan Pozitif Yaşam Derneğinin kurucu üyesiyim. Zamanım elverdiğince Derneğin tıbbi ve sosyal çalışmalarında aktif olarak görev almaya gayret ediyorum. Ayrıca Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarla Savaşım Derneğinin de genel sekreteriyim. Derneğimizin tiyatro ekibinde görevliyim ve projelerde hem oyuncu hem de eğitmen olarak çalışıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Mesleğimle ilgili isyanlarım sırasında “Keşke daha eğlenceli bir meslek seçseymişim” dediğim çok olduysa da yüreğimin derinliklerinde yeniden seçme şansı verilse yine bu mesleği seçeceğimi çok iyi biliyorum. Bunlar hep kızgınlık anlarında söylenmiş sözler.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Oğlum yirmi bir yaşında, üniversite ikinci sınıfta okuyor. Onunla arkadaş gibiyiz. Hafta içlerinde ikimiz de yoğun çalışmalarımız nedeniyle pek görüşemesek de hafta sonlarında mutlaka birlikte zaman geçirmeye gayret gösteriyoruz.mayı, birlikte sinemaya gitmeyi çok seviyoruz.

Teşekkürler.

3.3.2008
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA