AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Emel Ekşioğlu-Demiralp
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji-İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Ekşioğlu-Demiralp

07 Eylül 2009, Pazartesi

Prof. Dr. Emel Ekşioğlu-Demiralp
Akademisyen, motivasyonu "merak", gerçeği "doğruyu aramak", mutluluğu "öğrenmek ve öğretmek" olan özgür düşünceli "birey"dir.

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji-İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Ekşioğlu-Demiralp

METE GENERALOĞLU-ANKARA
Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1964 İstanbul doğumluyum. 1987 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesini bitirdim. Zorunlu hizmet ve bir yıla yakın yurt dışında bulunmamın ardından 1991 başında Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünün İmmünoloji Programında Doktora'ya başladım. 1995 yılında doktoramı bitirdim ve Marmara Üniversitesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Hematoloji-İmmünoloji Bilim Dalında öğretim görevlisi olarak akademik ve rutin çalışmalarıma başladım. 1999 yılında bir yıl süre ile "California" "The Burnham Institute"de Apoptoz ve Hücre Ölümü programında doktora sonrası araştırmalar yaptım. Aynı yıl içinde Yüksek Öğrenim Kurumu'nun Temel immünoloji ana bilim dalından temel immünoloji doçenti oldum. Temel immünoloji alanında doçentlik alan beş öğretim üyesinden biriyim. Amerika'dan dönüşümden itibaren aynı bilim dalı içinde 2001-2006 arası doçent, 2006'dan itibaren profesör kadrosunda öğretim üyesi ve İmmünoloji-Doku Tipleme Laboratuvarı Sorumlusu olarak çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Şimdi geriye dönüp baktığımda çocukluğumdan itibaren meslek seçimimin doktorluk olduğunu hatırlıyorum. Pek de bilinçli olduğumu söyleyemeyeceğim. Çünkü tıp fakültesine girdikten sonra hayal kırıklığına uğradım. Ne bekliyordum şimdi hatırlamıyorum. Tıp Eğitimi sürecimin kendini sorgulama, ne istediğini arama, neler olmak istemediğini ya da yapamayacaklarını elemekle ve her fırsatta bulabildiğim araştırma laboratuvarlarında soluğu almakla geçtiğini söyleyebilirim. Sürecin sonunda anladım ki ben asla cerrah olamam. Kliniği kısmen sevmeme rağmen bir süre sonra canımın sıkıldığını ve yaptığım işten hoşlanmadığımı da zorunlu hizmet sırasında anladım. Ne yapacağını bilememe süreci benim için yorucu olsa da tabii ki yaptığım işe yansımadı. Aksine Pratisyen hekimliğimde tüm tecrübesizliğime ve mutsuzluğuma rağmen çok sevilen ve güvenilen bir hekim oldum. Tamamen tesadüf eseri rastladığım İmmünoloji ise hayatımı değiştirdi. İşte ondan sonra "İyi ki doktor olmuşum, iyi ki İmmünolog ve araştırıcı olmuşum dedim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Araştırma yönüyle, işimin kendi doğasından kaynaklanan bir zorluğu olmadığını düşünüyorum. İlgi ve sevgi ile yapılan bir şey zor gelmez. Aksine ortaya çıkan her sorun, çözümlenmesi ve doğru adım atılması için beyninizi zorlayan bir bilmecedir ve akademisyen için bilmeceler zevklidir. Ama Ülkemiz gerçeğinde sadece araştırma ile uğraşmak pek çok nedenden dolayı mümkün değildir. Her zaman ilk sırada öne sürülen maddi kaynak yetersizliklerinin, zorluklar sıralamasında en son sırada yer aldığını düşünüyorum. Değerlerin farklı olduğu bir ortamda hissedilen yalnızlık ve sürekli yapmak istediklerimi yapamamanın ağırlığı işimin en zor yanı sanırım.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen, motivasyonu "merak"; gerçeği "doğruyu aramak"; mutluluğu "öğrenmek ve öğretmek" olan özgür düşünceli "birey"dir. Tanım, genetik özellikler gerektirdiği tınısını yaratsa da akademisyenlik bir gelenektir. Çünkü merak insanın doğasında vardır ama "bilimsel merak", değerleri "doğruyu bilmek" olan bir toplulukta yeşerir. Doğruyu araştırmanın yöntemleri, bir geleneği gerektirir. Fikri özgürleştirmek ve birey olmak da despotizmin uğramadığı bir toplumda geleneğin desteğiyle öğrenilir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Örnek değil de, çok değer verdiğim ve saygı duyduğum birden fazla bilim adamı var; Gündeliğin zorluklarını hiç önemsemeden tek yapılması gerekenin, araştırma yapmak olduğu ana fikrini veren ve haklı övgüleri "Benim de bir Hocam vardı, çocuklar", "Ben de ondan öğrendim" alçak gönüllüğü ile karşılayan Hocam Prof. Dr. Tevfik Akoğlu, eş zamanlı 40 doktora sonrası araştırıcıyı büyük bir maharetle yönetip yılda 70 yayın yapan bir diğer Hocam ve değerli bilim adamı Prof. John C. Reed. Her ikisi de tanıdığım ve çok saygı duyduğum bilim adamları. Bilimsel duruşları ve buluşlarını hayranlıkla izlediğim bilim adamları arasında Irun Cohen, Peter Doherty, Rolf Zinkernagel, Polly Matzinger ve George Koehler'i sayabilirim.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hekimlik özveri isteyen bir iştir. Çok değerli ve özverili bir hekim potansiyelimiz olduğunu biliyorum. Her meslek grubunda elbette iyi ve kötü anlamda uç örnekler olabilir. Ama, son birkaç yıldır, sağlık sisteminde eskiden beri süregelen hekim-dışı hizmet ve donanım yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar, hekimlere faturalanmaya çalışılınca bugün en çok hırpalanan ve suçlanan kesim hekimler olmaya başladı. Bunu çok hem de çok tehlikeli buluyorum. Arz-talep dengesinin bozukluğu ve hizmette aksamalar bugünün sorunu değil geçmişten gelen bir hesap kitap bilmezliğin ya da daha iyi niyetli bir yorumla ülkemizin ekonomik çıkmazlarının sonucudur. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin devletin temel görevi olduğunu düşünüyorum. Bunu iyi bir şekilde yapabilmenin yolunun bütçe paylarının artırılmasından geçtiğini bir ilkokul öğrencisi bile söyleyebilir. Sağlığa ayrılan bütçemizin yetersiz olduğu çok açıktır. Sağlık hizmetlerinin eksiksiz verilmesi, hekimler ve diğerleri ayrımı olmaksızın hepimizin problemidir.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Uzun ve kısa süreli deneyimlerim oldu. Sadece işini yapmak anlamında çok huzurlu ve verimli deneyimlerdi.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Tercihler yapıldı. Artık bunu düşünmenin ve hayıflanmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Bilim atıf indeksinde yer alan dergilerde 49 yayınım var. Toplamında 100'ün üzerindedir.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çok ciddi düzeylerdeki imkânsızlıklara rağmen, güncel olanı çok yakından takip eden genç, dinamik ve üretken akademisyenlerin bulunduğu bir fakültede çalıştığımı düşünüyorum.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK Başkanı değil de bir adım geride danışman ya da Üniversitelerin geleceğini belirleyecek bir kurulda üye olmayı tercih ederdim. Bence ülkemizdeki gençlerin en büyük sorunu gidecek Üniversite bulamaması değil, çalışacak iş bulamamasıdır. Bundan birkaç yıl sonra, en geç 10 yıl sonra Üniversite mezunu bir işsizler ordumuz olacak ki, bu Üniversite mezunu olmayan işsizler ordusundan çok daha acıklı bir durumdur. "Bırakalım lise mezunu kalsınlar." anlamında söylemiyorum. Ama gençlerin bir kısmını ülke planlamasına uygun olarak açılacak "Meslek Yüksek Okulları"na yönlendirebilmek ve sonra "planlamaya" uygun üretim alanlarında istihdam edebilmek ideal olurdu. Kelimelere dökmesek de hepimiz neden bu noktada olduğumuzu biliyoruz; üretmiyoruz ya da az üretiyoruz. Genç neslin çalışabileceği, Üniversitesini okuttuğumuz iş alanlarımız yok. Bu durumda yeni Üniversiteler açarak sorunu erteliyoruz. Öğretim üyesi olmadan her şehre bir Üniversite yaklaşımı Üniversite kelimesinin içini boşaltmaktır. Her şehre bir değil çok sayıda meslek yüksek okulu açılmasına ise hiç sözüm yok. Buralardan mezun olan gençler, eğer isterlerse ve yeterince başarılı olurlarsa 2 ya da 3 yıllık bir üst eğitimi almak üzere Üniversitelere başvurabilmeliler.

Üzerinde düşünülmesi ve yeniden yapılanması gereken bir diğer önemli konu ise Üniversitelerdeki akademik kadroların el değiştirilebilir olmasını sağlamak. Akademik performansın makul kriterlerle mutlaka değerlendirilmesi, beklenen performansı belirlenen süreler içinde gösteremeyenlerin farklı görevlere aktarılması için düzenlemeler yapılması gerekir. Süre giden düzen içinde hazmetmek biraz zor olsa da, uzun vadede, bu tür bir yaklaşımın Üniversitelerin dinamizm ve üretkenliğini artıracağını düşünüyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Hayır, tabii ki ulaşamadım. Hedefler ölmeden bitmeyecek galiba…

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Göstermeye çalışıyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Zaman zaman büyük bir ilgi, sevgi ve merakla sarıldığım, sonra vazgeçtiğim heves ve hobilerim oluyor tabii. Birkaç yıl önce müzikti, sonra motosiklet kullanmaya merak sardım. Korktum, bıraktım. Şimdilerde kimsenin öneri ve eleştirisine açık olmadan uğraştığım alan; fotoğrafçılık. Aklımda çok kalmasa da tarih, siyaset ve felsefe okumayı seviyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Çok. "Hata yapmadan, keşke demeden öğrenilmez" diyerek kendimi teselli ediyorum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Mükemmel olmadığımı biliyorum, ama elimden geleni yapıyorum.
Teşekkürler.

07/09/2009
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer