AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Emin Halis Akalın
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın buhaftaki konuğu, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji  Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Halis Akalın

05 Mart 2012, Pazartesi

Prof. Dr. Emin Halis Akalın

Bir akademisyen öncelikle, kendisini eğitime ve araştırmaya adamalıdır. Öğrenci ve asistan yetiştirmelidir. Topluma karşı olan sorumluluklarını her zaman ilk sıraya koymalıdır.

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1963 yılında Finike’de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Finike’de tamamladıktan sonra, liseyi İzmir Atatürk Lisesinde yatılı olarak okudum.   1986 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldum, 1986-1989 yılları arasında mecburi hizmetimi ve askerlik  görevimi yaptım.  1989 yılında Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı kazanarak, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları  Kliniğinde ihtisasa başladım. 1994 yılında enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlığını aldım ve 1999 yılında bu alanda doçent oldum.  2005 yılında profesörlüğe atandım.  2001-2008 yılları arasında Akreditasyondan Sorumlu Tıp Fakültesi Dekan Yardımcılığı yaptım ve bu dönemde Hastanemiz JCI tarafından akredite edildi. Hastaneyi akreditasyona taşıyan sürecin ve ekibin  içinde yer aldım. 2007 yılından bu yana Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu üyesiyim. 2011 yılından bu yana da Uludağ Üniversitesi  Senatosu  üyeliğini sürdürmekteyim.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Liseden mezun olduğumuz yıllarda bazı meslekler daha ön planda idi ve gerek ortamın etkisi gerekse toplumdaki saygınlığı  beni hekim olmaya  yönlendirdi. Seçimimden hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Mesleğe olan sevgim ve bağlılığım hep arttı.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Tüm yaşamınızı alması ve kendiniz için özel bir zamanın olmamasıdır.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir akademisyen öncelikle kendisini eğitime ve araştırmaya adamalıdır. Öğrenci ve asistan yetiştirmelidir. Topluma karşı olan sorumluluklarını her zaman ilk sıraya koymalıdır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri  var mı?

Geriye dönüp baktığımda, mesleğimin şekillenmesinde, lisans eğitiminden günümüze kadar dinlediğim veya  birlikte çalıştığım  birçok hocamdan etkilenmiş olabileceğimi düşünüyorum. Aslında  hekimlik  bu açıdan çok şanslı bir meslek.  Eğitim döneminiz boyunca birçok usta ile usta-çırak ilişkisi içinde çalışma   veya onlardan ders dinleme fırsatınız oluyor ve bu ustalardan etkilenmemeniz mümkün değil.  

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hekimlerin özlük haklarının ve çalışma koşullarının mutlaka iyileştirilmesi gerekir. Hekimliğin diğer meslek gruplarından farklı olduğunu ve çok özveri ile çalışanların alanı olduğunu anlamak zorundayız. Bir hekimin,  hastasının sorunlarını çözebilmesi için,  kendi sorunlarını en aza indirmiş olması gerekir.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

1996 yılında 3 ay süre ile Virginia Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezinde  gözlemci olarak bulundum. Burada, Prof. Dr. Gerald Mandell ve Prof. Dr. Michael Scheld ile çalışma fırsatı buldum.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Ülkemde çalışmaktan mutluyum.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Toplam olarak 100’den fazla makalem var.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Bu konuda kendi alanımı takip edebiliyorum. Dergi sayısının yeterli olduğunu, dergilerdeki yayın kalitesinin ise istediğimiz noktada olmadığını  belirtmeliyim. Bilimin sevdirilmesi  gerekli. Bilimsel düşünce, çalışma yöntemleri, istatistik ve yazma  eğitimi ortaöğretimde başlamalı.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK üniversitelerin koordinasyonunda ve çerçeve çizilmesinde rol oynamalı, çerçevenin içini üniversiteler doldurmalı düşüncesindeyim.   Yeni üniversite açmaktansa, şu anda kurulmuş olanların güçlendirilmesi çok daha önemli. Mutsuz ve işsiz bir üniversite mezunu yaratmamak için ciddi planlamalar yapılmalıdır. Üniversitelerin belirli alanlarda öne çıkmasını YÖK teşvik ve koordine edebilir.  YÖK’ün bir diğer görevi de, belirli standartlar içinde üniversitelerin performansının izlenmesi, değerlendirilmesi  ve  yıllık raporlarla kamuoyunun bilgilendirilmesi olmalıdır. Kamuoyu ile paylaşılan ayrıntılı bir rapor, üniversitelerin ve öğretim üyelerinin özeleştiri yapmalarına ve bu kaçınılmaz olarak daha iyiye gitmek için  gerekli adımın atılmasına yol açacaktır.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

İstediğim düzeye henüz ulaştığımı düşünmüyorum. Daha yapılacak çok iş var.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

1986 yılında Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı Büyükalan köyüne mecburi hizmet için gitmiştim. Eski bir kahvehane binası boşaltılarak sağlık ocağı olarak tahsis edilmişti, fakat içinde hiçbir eşya ve malzeme yoktu. Muhtar ve köydekiler ile birlikte, benim  kullandığım bir traktör ve arkasına taktığımız bir römorkla   bütün köyden  buğday toplamış ve bunları satarak çok güzel bir sağlık ocağı yapmıştık. Bu, mesleğe başladığım günlerden unutamadığım bir anımdır.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Son yıllarda spordan biraz uzaklaştım ve sedanter bir yaşam şekli oluştu. Bunu değiştirmek zorundayım.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Öğrenciliğimde ve asistanlık yıllarımda çeşitli takımlarda (İstanbul Şehremini Spor, Antalya  Antbirlik, Antalya  Alke Spor ve Uludağ Üniversitesi) basketbol oynadım.  Cerrahpaşa Tıp Fakültesi  Basketbol   Takımının kaptanlığını yaptım.  Basketbolu izlemeye devam ediyorum ve bu konuda köşe yazısı yazmak içimde kalan işlerden  biri.  Bunun dışında, özellikle tarih  ve arkeoloji  ile ilgili kitaplar okuyorum ve müzik  dinliyorum. Türkülerin hikâyelerini   öğrenmeye çalışıyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Olmadı. Karar vermeden önce çok düşünürüm ve aldığım kararın o günün koşullarında alınmış en uygun karar olduğuna inanırım. Bu, bir diğer yandan da  özeleştiri  yapmam anlamına gelmemeli. Özeleştiri sık yaptığım bir iştir, fakat bunu gelecek için kullanırım.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Ayırdığımı düşünüyorum. Akşamları sofraya birlikte oturmaya  ve hafta sonlarımı mutlaka onlarla geçirmeye azami ölçüde dikkat ederim.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) engin güler (zabıta)
28.09.2014 21:55:00
Benim 9 yasında oğlum 6 yıldır diyabetli karbonhidrat sayımını nerede yaptirabilirim.bir türlü çözemedim doktormu yoksa diyetisyenmi bize yardimci olacak

People
4
2) Elif koşar (İşci)
11.05.2014 07:11:35
Zor durum getrıdığım annemi hayata döndüren hocalarımıza sonsuz teşekürler sayın yusuf şükrü çağlar hocam ve ihsan doğan hocam bı anneler gününde hastanenızde annemle birlıkda olmak onun iyiye gittimi görmek önce allah sonra sizler sayesındedır allahda sizlerı sevdiklerinizden ayırmasın ve ayrıca çalışan yardımcı olan tüm personel hepinize çok teşekürler başarılarınızın devamını dilerım
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer