AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Emine Bahar Kurt
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Bahar Kurt

26 Nisan 2009, Pazar

Prof. Dr. Emine Bahar Kurt
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Bahar Kurt


Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1960 yılı Selçuk, İzmir doğumluyum. Babamın görevi nedeniyle İstanbul’a gelince ilkokulu Erenköy İlkokulu, ortaokul ve liseyi Erenköy Kız Lisesinde tamamladım.1977 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girdim ve 1983 yılında mezun oldum. Mecburi hizmet kurasını çekerek , Eflani Zonguldak Merkez Sağlık Ocağında çalışmaya başladım.1984 yılında eş durumu nedeniyle Ankara’ya yerleştim ve Altındağ Merkez Sağlık Ocağında mecburi hizmetimin kalan bölümünü yaptım.1986 yılında Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uzmanlık eğitimine başladım. 1990 yılında göğüs hastalıkları uzmanı olarak aynı hastanede başasistan olarak çalışmaya başladım.1998 yılında doçent oldum ve 1999 yılında klinik şefliği kadrosuna geçtim. 2000 yılında Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekimlik görevine atandım ve 5.5 yıl süreyle bu görevi yürüttüm. 1 Eylül 2005 tarihinde Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalında çalışmaya başladım. Aynı yıl Profesör kadrosuna atandım ve halen bu anabilim dalında anabilim dalı başkanı olarak çalışmaktayım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Bu mesleği seçmemde ki en büyük etkeni ailemde doktor sayısının fazla olması. Bu başka bir meslek tanımama imkân vermedi diye düşünüyorum. İşimi severek yapıyorum. Tedavi ettiğim hastaların gözlerindeki ışıltıyı görmek beni son derece mutlu ediyor.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Mesleğimizin zorluğu üniversiteye giriş aşamasında başlayıp, tüm hayatımız boyunca devam ediyor. Ben her zaman hekimlik mesleğinin hekimlik sanatı olduğunu enstrümanımızın da çok değerli insan varlığı olduğunu düşünürüm. O nedenle böyle değerli bir varlıkla ilgili verilecek yanlış kararlar ve uygulamaların bedeli de çok ağır olmaktadır. En kritik anlarda dahi sukunetle davranmamız gerekmesi, her zaman güçlü görünmek, hata yapmamak kaygısı, hastaların hastalıkları karşısında çaresiz kaldıklarında bizlerin objektif olarak olaya bakma gerekliliğimiz, sağlık sistemindeki aksamaların hastaya yansıyan bölümünün çözümünün de bizlerden beklenmesi gibi zorlukları da sayabilirim.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Devamlı surette hem kendini hem de görev tanımı dahilindeki kişileri eğiten, öğreten, araştıran, az şeyle yetinmeyen, daha doğrusu biraz şüpheci bir yapıya sahip, değişime ve eleştiriye açık olmalı.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?

Belirli bir kişi yok. Ancak pek çok hocam ve meslektaşımdan etkilenmişimdir. Sadece mesleğini icra etmeyip sosyal anlamda da kendine fırsatlar yaratanlara imrenerek bakmışımdır. İhtisasım süresince örnek aldığım iki hocamı anmadan geçemeyeceğim ki; Prof. Dr. Hasan Alın ve Doç. Dr. Yılmaz Başer.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir ülkenin gelişme ölçütlerinde iki kurumun gelişmişliğine bakılır; sağlık ve eğitim.

Ülkemizde sürekli olarak bu iki kurum temelden değiştirilmeye uğraşılıyor. Yapılmak istenenler temelde belki mantıklı olabilir, ancak Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Sağlık sistemi çok iyi işleyen hem hastayı hem de sağlık çalışanını maddi ve manevi memnun eden sistemler dünya yüzeyinde elbette vardır. Ancak ülkemizde sağlık politikaları akşamdan sabaha, masa başında, bu konuda yeterli deneyimi ve vizyonu olmayan kişilerin elinde ne yazık ki onarılmaz yaralar alıyor. Sadece hasta memnuniyeti değil emek veren sağlık personelinin de iş doyumu dikkate alınarak yapılacak sistemlerin kurulmasına acilen ihtiyaç olduğunu düşünmekteyim.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

2002 yılında T.C. Sağlık Bakanlığı bursu ile ABD Kentucky Üniversitesi Medikal Onkoloji Departmanında 2 ay süreyle observer olarak çalıştım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Yurt dışında uzun süre çalışan meslektaşlarımızla konuştuğumuzda bu işin hem zevkli hem de zor olduğundan bahsederler. Sanırım belli bir süreden sonra memleket hasreti ağır basabilir ama keşke yurt dışında aynı mesleği icra etseydim diye zaman zaman kendi kendime kızdığım olmuştur.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Toplam 86 yayınım, 150 yurt içi ve yurt dışı kongre katılım bildirim mevcut.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?

Çalıştığım kurum oldukça yakın geçmişi olan genç bir tıp fakültesi olup hızla kulvardaki yerini almaya çalışmaktadır. Bölümlerdeki gerek öğretim üyesi gerekse cihazların, destek araç ve gereçlerin tamamlanması adına faaliyetler sürdürülmektedir. İlk mezunlarımızı 2009 Haziranda vereceğimiz için oldukça heyecanlı ve mutluyuz.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Böyle büyük bir kurumun başında olmayı istemezdim. Çünkü bu kurumun gerekliliğine inanmıyorum. Öncelikle siyasi otoritenin üniversiteler üzerinde hakimiyet kurmasının engellenmesi gerektiğini, üniversitelerin özerk ve özgür olmalarını engellediğini düşündüğüm YÖK’ün kaldırılmasından yana olduğumu ifade etmek isterim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Arzu ettiğim hedeflerime ulaştım diyebilirim, ancak her gün kendime farklı hedefler de koyabildiğim için daha çok yapmak istediğim ve yapacağım şeyler var diye düşünüyorum.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Yirmi altı yıllık meslek hayatımda başımdan çok enteresan olaylar geçti. Bir anı değil belki ama yeni mezun olduğum zamanlarda hastalarımın gözümün içine bakarak “doktor bey” demelerine üzülürdüm ve hemen düzelttirip “doktor hanım” dedirtmeye çalışırdım. Ama zamanla alıştım herhalde, şimdi böyle bir durumla karşılaştığımda hiç yadırgamaz hale geldim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Sağlığıma özen göstermenin önemini ne yazık ki geç anladım . Bu gerekliliği çocuklarıma erken yaşta vermeye çalışıyorum. Sporun ve dengeli beslenmenin hayatımızda olmazsa olmaz olduğuna inananlardanım.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Sporsuz hayat düşünemiyorum. Haftanın 3 günü mutlaka spor salonuna giderim. Kayak ve yüzme sporuna ailece düşkünüz. Hafta sonları vizyonda olan filmlere mutlaka giderim. Her ay bir kitap (paramedikal) okumayı üniversite yıllarımda edindiğim ve babamdan örnek aldığım güzel bir alışkanlık olarak saymaktayım. Emekli olduktan sonra da resim yapmayı arzu etmekteyim.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Üniversite yıllarımda kadın hastalıkları ve doğum en çok ihtisasını yapmak istediğim branştı. Hatta mecburi hizmet yıllarımda sağlık ocağında sürekli gebeleri takip eder, onların doğumlarını yaptırır hatta doğan bebekleri yıkayıp annelerinin kucaklarına verirdim. Ancak şartlar, ihtisas sınavına girdiğim günlerde ilk çocuğuma hamileliğim, daha sonra lohusalık günlerinde sınava çalışmaya fırsat bulamamam, temposu daha yavaş olan şimdiki uzmanlık alanımı seçmeye zorladı ve bir daha sınava girmeyi düşünmedim. Şu anda alanımı çok sevmeme rağmen yine de aklımın bir köşesinde kadın hastalıkları ve doğum ihtisası özlemi vardır. Bir keşkem daha var ki, oda; bir spor dalı ile profesyonelce uğraşsaydım daha mutlu olurdum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Bu soruya evet diyebilen meslektaşımı hayal edemiyorum. Ancak süreden ziyade niteliğe önem vermek daha doğru olacaktır. Son 3.5 yıldır ailemden hafta içi uzaktayım. Onlar Ankara’da, ben Bolu’da yaşıyoruz, hafta sonları bir araya gelebiliyoruz. Bu nedenle hafta sonları eşim ve iki çocuğumla mümkün olduğu kadar yoğun bir şekilde ortak etkinlikler yaparak özlem gidermeye çalışıyoruz.


Teşekkürler.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer