AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Erhan Sesli
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Şifa Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Erhan Sesli

28 Ocak 2013, Pazartesi

Prof. Dr. Erhan Sesli

 

"Bir akademisyen öncelikle pozitif bilime inanmalıdır."

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

 

Malatya’da doğdum. 1982 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra zorunlu hizmet yükümlülüğü ile Mardin Ömerli Merkez Sağlık Ocağında, askerlik görevini ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Lefkoşa’da tamamladıktan sonra, 1991 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimimi tamamlayarak ortopedi ve travmatoloji uzmanı oldum. Aynı klinikte 1997 yılında doçent, 2003 yılında da profesör unvanını aldım. 2011 yılından bu yana Şifa Üniversitesi Tıp Fakültesinde Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Evliyim, iki çocuk babasıyım.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

 

Saygın bir meslek olması, insanlar için doğrudan bir şeyler yapabilmeye olanak sağlaması seçimimde etkili oldu. Bu mesleği seçmiş olmaktan memnunum, ancak mesleğin daha iyi şartlarda yapılabilecek olmasını isterdim.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

 

İşimizin en zor tarafı çok özveri gerektirmesidir. Düşünün ki sürekli acı çeken, mutsuz ve sıkıntılı insanlarla karşılaşmaktasınız ve sizin bu durumda onların önceliklerine göre davranmaktan başka çareniz yok. Gereğinde mesainiz, özel hayatınız ve kişisel istekleriniz daha geri planda durmak zorunda. Onlara yardımcı olmanın mutluluğu büyük olsa da, herkesi iyileştirmek mümkün olmadığı için mesleğimiz bazen üzüntü kaynağı olabilmektedir. Bunun dışında, günceli takip edebilmek için sürekli okumak, çalışmak zorunda olmanız mesai dışı saatlerini daha da azaltmakta, yıpratıcı bir yaşam süreci içine girmekle belki de diğer meslek gruplarına göre daha yüksek oranda sağlık kaybına neden olmaktadır. 

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

 

Bir akademisyen öncelikle pozitif bilime inanmalıdır. Bilimsel olmayı önceliklerinin başına koymalıdır. Akademisyen aynı zamanda sahip olduğu bilgi ve deneyimi, kendinden sonra gelecek olan kuşaklara da aktarma yükümlülüğünde olduğundan iyi bir eğitmen olmalıdır. Bu da hem iyi bir insan olmak hem de insanlarla iyi ilişkiler kurmakla gerçekleşir.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

 

Eğitimime katkıda bulunan tüm hocalarım benim bugünkü konumuma gelmemde çok etkili olmuşlardır. Hekimliğin bir sanat olduğuna ve en iyi usta-çırak ilişkileri içinde öğrenileceğini düşünmüşümdür. Bu bağlamda her hocamdan bir şeyler öğrendim ve onları örnek aldım, kendilerine müteşekkirim. 

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Türkiye’deki sağlık ortamının gerek çalışanlar gerekse hastalar için yeteri kadar sağlıklı olmadığını düşünüyorum. İletişim çağında yaşayan insanlar olarak bugün modern tıbbın tüm gelişmelerini yakinen takip etme olanağına sahip olsak bile, hekim hakları, çalışma demokrasisi ve hekimlerin onurlu bir yaşam sürecek maddi ve manevi katkılarla desteklenmediğini düşünüyorum. Bu nedenle, toplumumuzda son yıllarda geniş bir hekim kitlesinin mutsuz olduğunu görüyorum. Aynı zamanda, genç hekimlerin gelecek konusunda ciddi kaygılarının olduğunu da düşünmekteyim. İnsanı temel alan ve doğrudan insanla uğraşan, bu nedenle çok saygın olması beklenen mesleğin yönetimlerce yeteri kadar saygı görmediğini üzülerek izliyorum. Bu görüş topluma da yansıtıldığından, hekimler son yıllarda mesleki hayatlarının belki de en zor dönemlerini geçirmektedir. Dilerim, ülkemizin şartları ve karar verme mekanizmaları, hekimliği hak ettiği onurlu düzeye getirecek ölçüde, bu meslek erbabına koruma, katkı ve yol göstericilikte bulunurlar.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde “University of Southern California”da omurga cerrahisi konusunda çalıştım. Ayrıca birçok yurt dışı mesleki kurs ve eğitim programlarına katıldım. 

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

 

Başta ABD olmak üzere, gelişmiş ülkelerde insana verilen değerin oldukça ileri düzeyde olduğunu izleme fırsatım oldu. Bu ülkelerde, bizzat insanla ilgilenen hekimlik gibi meslek dallarının da diğer dallara göre çok daha fazla saygınlığının olduğunu düşünerek, mesleğimi icra etmeyi isterdim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

 

Yurt içi ve yurt dışında çeşitli dergilerde yayımlanmış 115 makalem, yedi adet kitap bölümüm vardır. Ayrıca ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuş 76 bildirimim mevcuttur.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

 

Türkiye’de tıbbi yayıncılık son yıllarda çok ciddi aşamalar göstermektedir. İletişim çağının getirdikleri, yabancı dil bilen hekim sayısının artması, tıp öğrencisi sayısının artması ülkemizde tıp yayınlarının çoğalmasına katkıda bulunmaktadır, ancak yeterli değildir. Özellikle yurt dışında yayımlanan kitap ve periyodik yayınların bizim ekonomik standartlarımıza göre çok yüksek fiyatlarda olması, bu yayınların edinilebilirliğini önemli ölçüde etkilemektedir. Ayrıca, ülkemizden yayımlanan kitap ve yayın sayısının gelişmiş ülke sayılarının çok çok altında olduğunu düşünürsek, bu konuda özellikle akademisyenlerin teşvik edilmesinin büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Hasta yoğunluğu ile bunalmış bir klinisyen akademisyenin bilimsel çalışmalar ve bunların yayımlanması için yeterince vakit ayırması düşünülemez. Bu nedenle bu tür çalışmaların gelir getirici faaliyetler içinde değerlendirilmesi uygun olacaktır. Ülkemizde nadir tıbbi periyodik yayınlardan olan gazetenizin hekimler arasında, hekimler ve yönetim arasında önemli bir köprü işlevini gerçekleştirdiğine inanıyorum.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

 

Öncelikle ülke gereksinimlerini rasyonel biçimde düşünerek, hekim ihtiyacını belirleyip bu hekimleri “gerçekten” iyi yetiştirecek kadro ve altyapıya sahip tıp fakültelerinin oluşturulmasına çalışırdım. Tıbbın siyasetin dışında tutulması için çaba sarf ederdim. Tıp fakültelerinin yeniden tercih nedeni olabilmesi için, öğrenci ve öğretim üyeleri açısından cazibesini arttıracak tedbirler alırdım.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

 

Mesleğimde bulunmak istediğim noktada olduğumu düşünüyorum. Günümüzde mesleki hedeflerine ulaşabilen hekim sayısının az olduğunu düşünerek kendimi şanslı gruptan sayıyorum.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

 

Asistanlık yıllarımda acil serviste yoğun olarak çalıştığım ve nöbet tuttuğum bir zaman süreci içerisinde, rutin olarak yaptırdığımız hepatit-B belirteçlerinin kontrolü sırasında, hastalığı o anda akut olarak geçirdiğim ve hiçbir klinik bulgunun olmamasına rağmen gastroenteroloji hocam tarafından 15 gün hastanede yatırılmam unutamadığım anılarımdan biridir.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

 

Maalesef, hastalarımıza gösterdiğimiz özeni kendi sağlığımız için gösterdiğimizi söyleyemem. Yalnız bunun sadece kendim için değil, tüm hekimler için de geçerli olduğuna inanıyorum. Çünkü hekimliğin çalışma şartları gerçekten ağırdır ve hekimin kendi sağlığına dikkat etmesi daha geri planda kalmaktadır.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

 

Önce de söylediğim gibi, hekimlik yoğun uğraş isteyen ve stresli bir meslek olduğu için hekimlerin gerek ruh sağlıklarını gerekse bedensel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tıp dışında hobilerinin olması gerektiğine inanırım. Zaten böyle olduğu için dikkat ederseniz hekim camiasından birçok sanatçı, sporcu ve tıp dışı konularda tanınmış insanlar çıkmıştır. Benim ise kişisel hobilerimin başında motosiklet gelmektedir. Motosiklete bindiğim zaman kendimi adeta kuşlar gibi özgür hissederim, bütün düşüncelerimden sıyrılır, yalnızca o an içinde bulunduğum ortama odaklanırım. Bunun dışında vakit buldukça dalış, yelken, kayak gibi aktivitelerde bulunmaya gayret ediyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

 

Hemen her insanın olduğu gibi benim de “keşke”lerim olmuştur. Ama geriye dönüp baktığım zaman “iyi ki”lerimin, “keşke”lerimden daha çok olduğunu görüyorum.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

 

Bir hekimin başarısında ailesinin çok önemli rolü olduğunu düşünüyorum. Hekimin kendisi gibi ailesinin de, bu meslekle ilgili olarak özveride bulunması gerekmektedir. Bunun başında aileye ayrılan zamandan feragat etmek geliyor. Maalesef yoğun çalışma düzeni, mesleki çalışmaların mesai dışında da devam etmesi, hekimin ailesine ayıracağı zamandan önemli ölçüde eksiltmektedir. Benim de aileme yeteri kadar zaman ayıramadığım dönemler olmuştur. Ama ailem bunu anlayış ile karşılamış ve bana destek olmuşlardır. Eğer bir başarı varsa bunda ailemin payı büyüktür. Bunun için kendilerine müteşekkirim.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA