AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Erkan İbiş
    • Akademisyen; insani değerlere önem veren, etik değerlere bağlı ve vicdanlı olmalıdır. Akademisyenliğin temeli özveri, çalışma, üretim ve paylaşımdır. Kısacası akademisyenlik bir yaşam biçimidir.

28 Kasım 2010, Pazar

Prof. Dr. Erkan İbiş

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan İbiş

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

30 Mart 1958 Trabzon doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Trabzon’da tamamladım. 1982 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. 1982-1984 yılları arasında Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde zorunlu hekimlik hizmetimi yaptım. 1985 yılında nükleer tıp dalında araştırma görevlisi olarak adımımı attığım Ankara Üniversitemizde; 1989’da uzman, 1992’de doçent, 1997’de profesör oldum. Evli ve iki çocuk babasıyım.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Hekimlik ve mühendislik arasında gidip geldiğim lise son sınıfta babamın ve bazı hocalarımın etkileriyle tıp mesleğini seçmiş oldum. Yıllar çok çabuk geçti. 2010 yılı itibariyle 28 yıllık hekimim artık. Hekimliği seviyorum. İnsanlara sağlıkları konusunda katkıda bulunmak, sağlık nedeniyle de olsa onlarla iletişim içinde olmaktan keyif alıyorum. Bazen düşünüyorum. Bir başka meslekte, örneğin; ekonomist, olsaydım mesleğimi yine seviyor olur muydum? Herhalde onu da severdim.

 

İşinizin en zor tarafı nedir?

Hekimlikte başarıda hastanızla iyi iletişim ve empati önemli yer tutar. İletişim ve empatinin biz hekimler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz yansımaları olur. Öncelikle işimizin güzel yanını vurgulamak istiyorum. İnsanlara yardım etmek, onlar için umut olmak, onları mutlu edebilecek sonuçlar sunmak, sağlıklarına kavuştuklarını görmek gerçekten keyif verici. Tabii ki en zor taraf bunun aksi. Hastanızın sağlığı ile ilgili olumsuz sonuçlar, çaresizliğiniz ya da başarısızlığınız işin zor tarafı. Diğer zor bir taraf da yetersiz tıbbi olanaklar ve altyapı ile hizmet vermek zorunda olmanız. Yine bir başka zorluğun da ülkemizde sürekli değişen hizmet mevzuatlarının olduğunu düşünüyorum.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Öğrenciliğimde pek çok hocamın değişik özellikleri kişilik ve mesleki gelişimime önemli etkileri olmuştur. Özellikle, o yıllarda doçent olan Mehmet Haberal’ın yüksek çalışma temposu ve sağlık alanında sürekli yeni bir şeyler yapma, yeni birimler kurma çaba ve heyecanı beni çok etkilemiştir. Nükleer tıp mesleğimde ise Prof. Dr. Ali Tan Işıtman hocam gibi olmak isterdim doğrusu. Ali hocam, hem ülkemizde hem de Amerika’da öğretim üyeliği yapmış, başarılı bir nükleer tıpçıydı.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kendimi bildim bileli ülkemiz sürekli dar bir boğazdan geçmektedir. Bir türlü bu dar boğaz geçişi sona ermedi. Hekimliğe adım attığım günden beri de ülkemizde sağlık uygulama değişiklikleri hep süre geldi. Artık son yıllardaki mevzuat ve uygulama değişikliklerinin hızına da yetişemez olduk. Değişim iyi bir şeydir, değişimi hep yenilik, yenilenme olarak algılarım. Bu nedenle hep değişimden yana oldum. Ancak, özellikle sağlık uygulamalarında gerek hekimlikle ilgili gerekse hizmetle ilgili yaşanan hızlı değişimler birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Mutsuz, huzursuz hekim ve sağlık personeliyle sağlık hizmetinde başarı ve kalite yakalanamaz. Bugün, sağlık hizmetinde kalite, bilgi ve deneyim yeterliliği, mezuniyet öncesi, sonrası ve hizmet içi eğitim gibi konularda yeterlilik noktalarından oldukça uzaktayız. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bu konularda öncü olabilecek, görev ve sorumluluk verilmesi gereken üniversite hastaneleri, uygulamalarda maalesef, bir ilçe devlet hastanesinden farklı görülmemektedir. Üniversite hastanesi, multidisipliner çalışmanın ve araştırmanın, uygulamanın mekânıdır. Multidisiplin deyince sadece tıp anlaşılmamalıdır. Tıp dışı disiplinler de üniversite hastanesi çalışmalarının içindedir. Bu tür çalışmayı sadece üniversite hastaneleri verebilir. Öte yandan, hekimliği, hemşireliği, tıp teknisyenliğini sıradan bir memuriyet gibi görme yaklaşımı sorunların çözümsüzlüğünün bir başka ifadesidir, diye düşünüyorum. Diğer bir olumsuzlukda, sosyal devlet anlayışı ile pek bağdaşmayan konu olan sağlık hizmetlerinden ve ilaçtan katkı payı alınmasıdır. Giderek artan katkı payları özellikle düşük gelirli ailelerin bütçelerine artık önemli yük olmaktadır. Nitelikli ve etkin sağlık hizmetinin insan hakkı olduğu unutulmamalıdır. Bunun için sağlık hizmetinde kalite, hasta ve emekçi memnuniyeti esas olmalıdır. Sağlıkta yeterli eğitim, çağdaş denetim ve güven ortamı yaratılmalıdır. Üniversite hastanelerinin rol model olması ve özellikle mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimde görev ve sorumluluk almaları sağlanmalıdır.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

1989-1990 yıllarında, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde Wisconsin Üniversitesi Milwaukee Eğitim Hastanesinde Nükleer Tıp ve Tıbbi Fizik birimlerinde bir yıl süreyle çalıştım. Yurt dışı çalışmalarının mesleki deneyim, bilgi ve görgü gelişim yönünden çok faydalı olduğuna ve bu nedenle özellikle genç akademisyenlerin gelişmiş ülkelerde en az bir yıl süreyle çalışmasının gerekliliğine inanıyorum.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

ABD’deki çalışma süremin sonlarına doğru oradaki hocalarımdan biri olan Prof. Dr. Wilson bana “Erkan, Amerika’da kalıp çalışmak ister misin? Bu akşam düşün, yarın konuşuruz” dediğinde çok heyecanlanmış ve gururlanmıştım. Ancak, ilerleyen saatlerde gözümün önünden ailem, arkadaşlarım, fakültem ve ülkem film şeridi gibi akmaya başlayınca heyecan yerini özleme bırakmıştı. Çok sevdiklerim dışında o güne kadar hiç sevmediğim berbat kaldırımları, asık suratlı bakkalı, kavgacı mahalle komşularını dahi özlediğimi de anladım. Ertesi günü hocama” teklifinizden gururlandım. Teşekkür ederim. Eminim pek çok kişi bu teklifi kaçırmazdı. Beni bağışlayın lütfen. Ben ülkemi çok özledim, ülkeme borcum var, döneceğim ve ülkeme hizmet edeceğim” dediğimde üzerimdeki tonlarca yükün kalktığını hissettim. Hocam da duygusal bir insandı. Gözleri dolu dolu “Erkan, sen doğrusunu yapıyorsun, ben de olsam aynısını yapardım” deyince doğru karar verme yönündeki mutluluğum kat be kat artmıştı. Sözün kısası ben ülkemde çalışmaktan mutluyum. Bu kararımla ilgili asla pişmanlık duymadım, keşke demedim. Bugün de olsa tereddütsüz aynı kararı verirdim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içi ve yurt dışında yayınlanmış 100’ün üzerinde yayınım mevcuttur.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Tıbbi yayıncılıkta ülkemizin birçok Batı ülkesinden önde olduğunu düşünüyorum. Uluslararası yayın indeksleri ve evrensel yayın ilkelerine uygun yayınlanan pek çok dergimiz mevcut. Bunun da tıbbi hizmetlerin gelişiminde önemli katkılar sağladığı malumdur. Bununla birlikte kaliteden ve bilimsel katma değerden uzak pek çok dergi de mevcut. Ülkemizde tıbbi dergi enflasyonundan bahsedebiliriz.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Üniversitelerin; özgür ve çağdaş çalışma ortamları olması için, bilimsel çalışmalar dışında sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklerde öncü olmaları için ve idari ve mali özerklikleri için çalışırdım. Üniversiteleri toplumsal iş birliğine teşvik ederdim. Toplumsal-çevresel sorunlarla ilgili öneri ve çözüm sunma konularında sorumlulukları olduğunu sürekli hatırlatırdım. Üniversitelerde; kalite, etik, teşvik, ortak fikir, adalet, akademik performans, birimler arası iş birliği gibi kavramları güçlendirmek için çaba gösterirdim.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Akademik seviye olarak profesörlük ve üniversite öğretim üyeliği gibi önemli bir hedefim gerçekleşmiş oldu. Ancak, hedef göreceli bir kavramdır. Bir hedefinize ulaşmadan diğerleri sıraya girmiştir bile. Her zaman hedeflerim olmuştur. Her zaman yeni bir şeyler yapmak, üretmek, başarmak benim esas hedefimdir.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Pek çok anım var. Müsaade ederseniz bu röportaj formatına uygun olabilecek birini aktarayım. Yanılmıyorsam 1986 yılı idi. O dönem asistan olarak çalışıyorduk. Bilgisayar olmadığı için tüm raporlar daktilo ile yazılırdı. Kıdemli bir memurumuz vardı ama daktiloyu kullanmakta pek başarılı değildi. Aynı raporu hatalı yazımları nedeniyle 4-5 kez tekrar baştan yazdırmak zorunda kalırdık. Daha hızlı olmak için memurumuzu masasından kaldırır raporları da biz yazardık. Böyle bir gündü. Ben masada daktilo yazıyorum, memur yanı başımda dikiliyor. Karşımda oturan ve radyoaktif iyot tedavisi için kliniğimize gönderilmiş olan hipertiroid bir hastaya sorular soruyorum, o da cevaplarını ısrarla memurumuza veriyor, benimle göz teması kurmuyordu. Zaman zaman sözle müdahalede bulunuyorum ve onu yönlendirmeye çalışıyorum. Ama hastanın ses tonundan giderek sinirlendiğini de fark ediyorum. En son uykunuz nasıl, diye sorunca hiddetle “Bırak da doktorla konuşayım be kardeşim, sen de memurluğunu bil” deyince daktilonun üzerine kahkaha ile kapandığımı ve onun yanımdaki memura “Sayın doktorum bunlara haddini bildirmezseniz sizin de başınıza çıkarlar” dediğini duydum. Memurumuz da gülerek “Doktor o, ben memurum” deyince hasta iyice öfkelendi “Ne biçim yer burası kim doktor kim memur belli değil. Doktor daktilo yazar mı be kardeşim, sizden tedavi almam” diyerek odadan çıkınca arkasından gidip durumu izah edip, zor ikna etmiştim.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Tumba çalıyorum. Tenis oynuyorum. Bahçemle ilgileniyorum. Bahçede toprakla yoğrulmak, bir şeyler üretmek bana müthiş zevk veriyor. Mimari tasarımlar ve çözümler konularında beyin jimnastiği yapmaktan da hoşlanıyorum. Taş dünyası, özellikle gemoloji çok ilgimi çekiyor. Okudukça yoldaki, kırdaki taşlara daha başka bir gözle bakabiliyorum.

 

Teşekkürler

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer