AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Esin Koç
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Koç

06 Mayıs 2012, Pazar

Prof. Dr. Esin Koç

Prof. Dr. Koç: “Bir yaşam biçimi olan akademisyenlikte kişi özverili, tarafsız ve dengeli olmalı,  yenilikleri takip etmeli ve üretken olmalıdır. Mesleki bilgi ve görgüsünü çevresine ve yeni nesillere aktarabilmeli,  eğitim ve öğretim görevini düzgün ve dürüst bir şekilde yürütmelidir.”

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1962 yılında İzmir’de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi TED Ankara Kolejinde tamamladım. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesine 1980 yılında başladım. Altı yıllık tıp eğitiminden sonra  Ordu’da mecburi hizmetimi tamamladım. Bu arada uzmanlık sınavını kazananlara mecburi hizmeti yarıda kesme hakkı doğduğu için Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesine girme hakkını kazanarak, 3 ay sonra Ankara’ya geri döndüm. 1993 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde neonatoloji yan dal uzmanlığını bitirdim. 1994 yılından beri Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Bilim Dalında öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Türk Neonatoloji Derneği genel sekreteriyim. Evliyim, üniversitede okuyan bir oğlum var.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Aslında doktor olmak çocukluğumdan beri bana cazip görünmüştü, ama mesleğimi çok bilinçli seçtiğimi söyleyemem. Ben üniversite sınavına girerken en yüksek puanla Hacettepe Tıp Fakültesine giriliyordu, ben de ilk tercih olarak orayı yazmıştım. Neyse ki üniversiteye başladığım ilk günden beri okulumu ve de mesleğimi çok sevdim, hiç pişmanlık duymadım.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Bence işin en zor tarafı devamlı hastalık ve ölümle burun buruna olmak. Özellikle yenidoğan yoğun bakım ünitesi gecesi gündüzü olmayan, bebeklerin her an kaybedilebileceği, emeklerin çok kolay boşa gidebildiği bir ortam olduğu  için  insan zaman zaman yılgınlığa düşebiliyor.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyen iyi yetişmiş,  yaşam ve davranış biçimiyle toplumda saygı uyandıran örnek bir kişi olmalıdır.Bir yaşam biçimi olan akademisyenlikte kişi özverili, tarafsız ve dengeli olmalı,  yenilikleri takip etmeli ve üretken olmalıdır. Mesleki bilgi ve görgüsünü çevresine ve yeni nesillere aktarabilmeli,  eğitim ve öğretim görevini düzgün ve dürüst bir şekilde yürütmelidir. Ama bütün bunların yanında, mesleği dışında da ülkesinde ve dünyada olan bitenden haberi olmalı, sivil toplum örgütlerinde yer almalıdır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri  var mı?

Tıp mesleğini sadece kitaplardan öğrenerek iyi bir doktor olmak bence mümkün değil ve usta-çırak ilişkisi bu meslekte çok önemli. Bu nedenle, tıp fakültesine başladığımdan beri birçok hocamın kendimce iyi yönlerini, üstün özelliklerini örnek almaya çalıştım.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlıkta dönüşüm süreci  devam ediyor. Süreç  sonlanmadan bir yorum yapmak  yanıltıcı olabilir. Kendi bakış açımızdan değerlendirirsem,  hekimlerin özverili çalışmalarının karşılığını maddi-manevi bulmadığını düşünüyorum.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Evet. Neonatoloji uzmanlığını tamamladıktan sonra ABD’de Johns’Hopkins Üniversitesi ve Avusturya’da  Graz Üniversitesi yoğun bakım ünitelerinde çalıştım.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Hayır.  Ülkem için  çalışmaktan mutluluk duyuyorum.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış 150 civarında yayınım var. Çok sayıda kitaba da yazar, çevirmen ve editör olarak katkıda bulundum.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması

gerekenler nedir?

Son yıllarda gelişme göstermekle birlikte hâlâ eksik olduğunu düşünüyorum. Özellikle uygulamaları içeren ve tecrübeleri aktaran kayıtların da yayımlanması iyi olur. Birçok  tecrübeli öğretim üyesinin bu konuda isteksiz  davrandığını görüyorum. İşin maddi boyutunu tam bilmemekle birlikte uluslararası kriterlere uyan yayıncılık için sponsor sayısının da artması gerekir. Yayıncılığın üniversite içinde yapılması da kuşkusuz her üretimde olduğu gibi kaynak  sorununu gündeme getiriyor.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Esas beklenti  YÖK’ün  yüksek öğretimin her aşamasını planlaması değil, koordine etmesidir diye düşünüyorum. Bunun için de üniversitelerin merkezden yönetilmemesi ve özerk olması gerekir. Ancak  YÖK  başkanı olsaydım da   bu temel  değişiklikleri  yapabilir miydim bilmiyorum.  Akademik kalitenin yükselmesinde en önemli  faktör,  öğretim üyelerinin birikimi ve bunu değerlendirebilecekleri bir çalışma ortamının yaratılmasıdır. Bunu sağlamaya çalışırdım. Tabii bir de, asıl fonksiyonu hizmet üretimi  olmaması  gereken üniversite hastanelerinde  eğitim ve araştırmayı daha ön plana çıkarmak isterdim.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Büyük ölçüde ulaştım diyebilirim. Tabii ki ilerlemenin sonu yok, bundan sonra eğitim vermeye, kitap, makale konularına daha da ağırlık vererek çalışmaya devam etmeyi planlıyorum, ama zaman ne gösterir bilinmez.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Pediatri ihtisası yaparken, yani bundan yaklaşık 20 yıl önce, çok kalabalık ve hastadan geçilmeyen bir günde, polikliniğe akciğer enfeksiyonu olan bir yenidoğan bebek geldi, bebek kötü görünüyordu ve annesine hastaneye yatırıp bebeği kuvöze koymamız gerektiğini söyledim. Anne “Ben bir beyime danışayım, dışarıda bekliyor.” dedi. Bir 10 dakika sonra geri geldi “Kusura bakmayın doktor hanım, kocamı razı edemedim, ben çocuğumu kümese yatırtmam diyor.” dedi. O yorgun halimle ne kadar güldüğümü, daha sonra da annenin doktora ne kadar güvendiğini ve çocuğunun iyileşmesi için kümese bile yatırmak için uğraşmasına ne kadar şaşırdığımı unutamam.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Bu konuda çok kötüyüm. İyi ve dengeli beslendiğimi düşünmüyorum. Aslında ihtisas ve nöbetlerden kalan kötü bir alışkanlık bu. Düzenli sağlık kontrollerimi hiç yaptırmıyorum diyebilirim. Ama haftada 2 ya da 3 gün birer saat spor yapmaya çalışıyorum.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Kısıtlı boş zamanımda bahçeyle uğraşmayı seviyorum. İki tane köpeğimiz var, onlarla zaman geçirmek beni çok rahatlatıyor. Sık göremediğim arkadaşlarımla vakit geçirmeye ve tıp dışı kitap okumaya gayret ediyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Keşke yapmasaydım dediğim önemli bir şey hatırlamıyorum. Ama mutlaka ufak tefek de olsa pişmanlıklarım vardır.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Bizim ailede hepimiz çok yoğun olduğumuz için herkes kendi başının çaresine bakmayı

öğrendi. Birlikte geçirebildiğimiz kısıtlı süreyi en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz.

Akşam yemekleri ve pazar günlerini olabildiğince birlikte geçirmeye özen gösteriyoruz. Eşim ve oğlumla geçirdiğim zamanı hiçbir şeye değişmem.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer