AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Fahri Ovalı
    • Akademisyenleri tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, İstanbul Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Klinik Şefi Prof. Dr. Fahri Ovalı

02 Ocak 2009, Cuma

Prof. Dr. Fahri Ovalı
Akademisyenleri tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, İstanbul Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Klinik Şefi Prof. Dr. Fahri Ovalı

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1985 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldum. Mecburi hizmetimi, Ankara’da o zaman yeni kurulmakta olan Hızır Acil Servisinde yaptıktan sonra, 1987 yılında, İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalına asistan olarak girdim. 1991 yılında uzman oldum. 1992-1993 yılları arasında 1 yıl askerlik görevimi yaptıktan sonra 1993 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Yenidoğan Ünitesinde uzman olarak göreve başladım. O dönem de yeni kurulan ve dönemin de Türkiye’nin en gelişmiş yenidoğan yoğun bakım ünitelerinden biri olan birimde 10 yıl boyunca çalıştım. Bu arada 1996 yılında Doçent oldum. 2003 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalına Profesör olarak atandım. Aynı yerde Anabilim Dalı Başkanlığı ve Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı görevlerini yürüttüm. 2005 yılında İstanbul Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine Klinik Şefi olarak atandım ve halen aynı görevi yürütmekteyim.
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
İnsanlara ve özellikle de çocuklara yardım etmeyi seven bir yapım var. Herhalde bu yapıyı fark etmiş olacak ki, daha lise yıllarında iken, o zaman emekli olan eski Sağlık Bakanlarından ve büyük dayım Dr. Suat Seren, doktor olmam için bana sürekli telkinlere başladı. Onun da etkisiyle olsa gerek, üniversite giriş sınavında yalnızca 3 tıp fakültesini tercih olarak yazdım ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesine girdim. Zorlukları olmakla beraber, doktor olduğum için memnunum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Çocuk doktoru olduğumu duyan birçok kişi, işimin ne kadar zor olduğunu, çünkü çocukların konuşamadıklarını söyler. Aslında iletişimi kurabildikten ve kurallara uyduktan sonra bu işin hiçbir zorluğu yok. Doktor olarak yalnızca hastalarımla uğraşmak isterdim. Ancak, ülkemizdeki bazı olanaksızlıklar ve bazı idari sorunlardan dolayı sürekli olarak tıp dışı konular ile uğraşmak zorunda kalıyoruz ki, beni en çok yoran konular bunlar oluyor. Sağlık personeli sayısının yetersizliği, sürekli değişen mevzuat ve fiili durum ile mevzuatın sıklıkla çatışması, beni en çok yoran konular oluyor. Hastalarımla uğraşmaktan ise hiçbir zaman yorulmadım.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen, sürekli okuyan ve çağdaş gelişmeleri takip eden, olayların yüzeyde görünen tarafından ziyade, altta yatan nedenlerini bulmaya çalışan, ilkelerinden taviz vermeyen, liyakata önem veren ve bilimin rehberliğine inanan biri olmalıdır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Branşımda örnek aldığım tek bir kişi yok. Bunun yerine, her hocamdan veya her meslektaşımdan, onların en iyi yönlerini öğrenmeye, anlamaya ve almaya gayret ediyorum. Bu durum hâlâ daha devam ediyor ve herhalde son nefesime kadar da devam edecek.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de son yıllarda yapılan düzenlemeler ile sağlık hizmetlerine ulaşım daha kolaylaştığı için, insanların da sağlık hizmetlerine olan talepleri arttı. Daha önce öngörülmeyen bu durum, sağlık hizmetlerinde bir kargaşaya ve yeni yetersizliklere yol açtı. Sağlık hizmetlerinde geleceğe yönelik olarak ortaya çıkan bu belirsizlik, doktorlar ve diğer sağlık çalışanlarında da rahatsızlığa ve motivasyon kaybına neden oldu. Bu belirsizliklerin düzeltilmesi, sanırım sağlık ordusunu daha verimli çalışır hale getirecektir.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu? Değişik dönemlerde ABD’de ziyaretçi öğretim üyesi olarak bulunma fırsatım oldu. Orada gözüme çarpan en önemli şey, tıbbi bilgi açısından aslında hiçbir farkımız olmamasına rağmen, organizasyon ve destek hizmetler konusunda belirgin farklarımızın olması idi. Bu fark, Türkiye’de doktorların fedâkarca çalışmaları ile bir miktar kapatılmaya çalışılıyor.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Kesinlikle isterdim. Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var? Yurt dışı ve yurt içinde değişik dergilerde yayımlanmış 150’ye yakın makalem var. Ayrıca, 9 adet kitapta editör, yardımcı editör ve yazar olarak görev aldım. Çoğu, alanında ilk olan bu kitapların ikis 2 bir tanesi ise 3 baskı yaptı.

Çalıştığınız kurumla ilgi bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir? Şu anda Sağlık Bakanlığına bağlı bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışıyorum. Bu hastanelerde bir yandan eğitim ve araştırma faaliyetleri sürdürülürken, bir yandan da yoğun bir hasta talebine cevap verilmeye çalışılıyor. Bu durum bazen eğitim ve araştırma faaliyetlerinin aksamasına neden olabiliyor. Ekibin sürekli değişmesi de çalışmaları olumsuz yönde etkiliyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen yine de her yıl kongrelere belirli sayıda çalışma götürmeye gayret ediyoruz.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz? Üniversitelere belirli performans ve verimlilik hedefleri koymayı, bunun için gerekli altyapıyı sağlamayı ve gerekli performansı sağlayanları ödüllendirmeyi düşünürdüm.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Türkiye’de akademik olarak profesörlük en üst makam. Ancak kişi hiçbir zaman olduğuyla yetinmemeli diye düşünüyorum. Hayat bir bisiklete binmek gibi; durduğunuz zaman düşüyorsunuz, düşmemek için sürekli kendinize yeni hedefler bulmanız ve oraya doğru ilerlemeniz gerekiyor.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz? Düzenli spor yapmaya gayret ediyorum ancak her zaman mümkün olamıyor; çünkü bazen geç saatlere kadar çalışmak gerekiyor. Yine de belirli zamanlarda yürüyüş yapmaya ve yüzmeye gayret ediyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı? Roman okumayı ve bulmaca çözmeyi çok seviyorum. Bulmacada eksik kalan bir harfi bulmak için dakikalarca kitap veya ansiklopedi karıştırdığım çok olur.

Hiç “keşke” dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu? Günlük hayatta bazen keşke dediğimiz şeyler oluyor. Ancak hayatımda radikal değişiklikler yapacak derecede “keşke” dediğim hiç olmadı.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz? Eşim kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olduğu ve cumartesi günleri de çalıştığı için, ailenin hep birlikte olabildiği tek gün pazar günü. Bu günü mümkün olduğunca hep birlikte geçirmeye gayret ediyoruz, ancak bazen bu bile mümkün olamıyor.
Teşekkür ederiz.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
9
1) seray (işporta)
06.06.2019 00:28:13
kendisini tanıma bahtsızlığına uğradım.
People
26
2) halim (işsiz)
01.11.2018 13:33:50
diş hekimliği dekanı olan yenidoğan uzmanı doktor ...
People
35
3) tergan (vatandaş)
19.07.2018 10:59:30
hastalara tavrı hoş değil
People
0
4) Ali (Matbaa)
15.07.2018 15:27:50
Hoca için niye öyle diyorsunuz fahri hocaya minnet borcumuz var allahtan sonra benim çocuğum fahri hoca sayesinde yaşıyor
People
38
5) hale (doktor)
14.04.2018 11:34:42
hastalara tavrınız hiç hoş değil
People
37
6) selim (doktor)
04.03.2018 11:37:38
sizi tanıdım ve hiç sevmedim
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)