AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Fuat Demirci
    • Akademisyenleri tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Düzce Üniversitesi, Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Demirci

02 Aralık 2007, Pazar

Prof. Dr. Fuat Demirci
Akademisyenleri tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Düzce Üniversitesi, Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Demirci

“Akademisyen öncelikle kendini geliştirme kaygısı taşımalıdır”

Röp.: Mete Generaloğlu

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1961 yılında Erzurum İspir’de doğdum. İstanbul Haydarpaşa Lisesini 1977, İstanbul Tıp Fakültesini 1983 yılında bitirdim. Mersin Merkez Sağlık Ocağında mecburi hizmet yaptım. 1986-1990 yılları arası Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kadın hastalıkları ve doğum ihtisası yaptım. 1991-1992 yılları arasında İzmir Güzelyalı Hava Hastanesinde askerliğimi asteğmen olarak yaptım. 1992-1997 arasında Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başasistan olarak çalıştım. 1997’de Abant İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında yardımcı doçent olarak çalışmaya başladım. 2000’de Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesinde doçent, 2005’te profesör oldum. Bu tarihten itibaren part-time olarak çalışıyorum.

1997 yılında Ürojinekoloji Derneği kurucu yönetim kurulu üyesi ve genel sekreteri oldum. Bu görevi Eylül 2005’e kadar sürdürdüm. Ekim 2004’te Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği genel merkez yönetim kurulu üyesi oldum ve Ekim 2006’da tekrar bu göreve seçildim. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Düzce Şubesi Başkanıyım.

Ülkemizde düzenlenen 3 uluslararası katılımlı kongre ve 1 sempozyumda kongre sekreteri ve konuşmacı olarak ve 15 mezuniyet sonrası Ürojinekoloji ve Pelvik Rekonstrüktif Cerrahi Kursunda düzenleyici, konuşmacı ve kurs operatörü olarak görev aldım. 58 toplantıda davetli konuşmacı ve/veya workshop operatörü oldum. Eğitim amaçlı olarak değişik merkezlerde (Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi, İstanbul Kartal Eğitim Hastanesi, İzmir SSK Tepecik Doğumevi, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Hastanesi, Göztepe (SSK) Eğitim Hastanesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi) ürojinekolojik operasyonlar yaptım.

Ulusal Kongreler Bilimsel Sunu Yarışması’nda “Türk Kadınlarında Postmenopozal Dönemde Üriner İnkontinans Sıklığı” çalışması ile birincilik (Ulusal Ürojinekoloji Kongresi 1999), “Gebelikte ve Postpartum Dönemde Mesane Boynu Mobilitesi ve Üriner İnkontinans” çalışması ile ikincilik (Ulusal Ürojinekoloji Kongresi 2002) ve “Polikistik Over Sendromlu Kadınlarda Etinil Östradiol-Siproteron Asetat Tedavisinin Serum Homosistein Seviyelerine Etkisi” ile yedincilik (5. Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi, 2006) ödülü aldım. TÜBİTAK bilimsel çalışmaları destek ödülü aldım.

Türkiye Klinikleri Cerrahi Tıp Bilimleri Jinekoloji Obstetrik Dergisi Ürojinekoloji Özel Sayısı editörlüğünü yaptım (2007). Kendi geliştirdiğim üriner inkontinansta ultrasonografik bir tanı yöntemi ve bir operasyon yöntemi uluslararası literatürde yer aldı.

2002 yılında Amerika’da yayınlanan “Who Is Who In Medicine And Healthcare” (Tıp ve Sağlıkta Kim Kimdir?) indeksine alındım. 2003 yılında İngiltere’de (Cambridge) yayınlanan “International Biography Center” (Uluslararası Biyografi Merkezi) tarafından tıbba katkısı olan hekimler listesine alındı. 2004 yılında Uluslararası Obstetrik Jinekoloji Derneği Federasyonu (FIGO) Danışma Kuruluna (Advisory board) seçildim.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Hümanist düşüncelerim nedeniyle doktor olmak istedim. Doktor olduğum için hiç pişman olmadım. Kendi yakın çevremde üniversiteye girmeye hazırlanan liseli öğrencilere de aynı şeyi söylüyorum. Eğer para, şöhret v.b nedenlerle doktor olmak istiyorsanız olmayın. Bunları daha kısa yoldan elde edecek yeni gözde meslekler var. Ama, bunlardan bağımsız olarak gerçekten doktor olmak istiyorsanız ve insanları seviyorsanız tıbbı seçin.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Mesleğimizin en zor tarafı yoğun bir sorumluluk duygusuyla çalışmaktır. Çalışma alanımız insan hayatıyla doğrudan ilişkili. Eğer bu sorumluluktan uzaklaşırsak, kendimizi yenileyip geliştirmezsek maalesef hatalarımızı toprak örtüyor. Öğrencilerim kadın doğum stajına geldiklerinde onlara, “Biz heykeltıraş değil doktor yetiştiriyoruz ve uğraş alanımız insanlar” diyorum. Bu nedenle kılı kırk yarıp onlara pratisyen olarak çalıştıklarında yararlı olacak bilgileri veriyoruz. Sınavlarda da bunları istiyoruz ve bilmeyenleri bırakıyoruz. Laf aramızda her staj döneminde birkaç kişi kalıyor. Anlayacağınız öğrencilerin gözünde zor bir hocayım.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen öncelikle kendini geliştirme kaygısı taşımalıdır. Eğer bu kaygı olursa iyi bir hekim (klinik branşlar için), iyi bir öğretmen ve iyi bir bilim adamı olmak arkasından gelecektir. Bunlar da akademisyen için olmazsa olmazlardır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Tümüyle örnek aldığım biri yok. Ama, bazı hocalarımın bilgi, beceri ve araştırmacı kişiliğini, bazı hocalarımın da mütevazi, eleştiriye açık ve paylaşımcı kişiliklerini örnek almaya çalışıyorum.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sigorta ve devlet hastanelerinin birleştirilmesini olumlu buldum. Ama, sağlık hizmetlerinin geleceğini iyi görmüyorum. Anayasa’nın koruma altına aldığı her vatandaşa sağlık hakkından devlet giderek elini çekiyor ve sağlık hizmetini özel sektöre devrediyor. Oysa sağlık gibi temel bir konuda devlet rolü azaltılmamalı. Ayrıca hekimleri özlük hakları bakımından zor günler bekliyor. Yakın gelecekte yabancı hekimlere çalışma hakkı verilerek, tam gün yasası çıkarılarak ve çalışma koşulları zorlaştırılarak hekimler daha az ücretle daha fazla işe zorlanacaklar.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Amerika’da Baylor College of Medicine, Houston (1995) ve Almanya’da Rostock Üniversitesi, Schwerin’de (1999) Kadın Hastalıkları-Doğum ve Ürojinekoloji kliniklerinde çalışmalar yaptım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Bir yanıyla evet. Özellikle ekonomik kaygılar olmadan geniş bütçe olanaklarıyla araştırma yapmak ve çalışmak isterdim. Ama, bunlara yaşamak istediğim ülkemde sahip olmak isterdim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
43’ü uluslararası olan 126 yayınlanmış çalışmam var. 15 yurt dışı, 56 yurt içi bildirim var. 1 yurt dışı, 13 yurt içi kitap bölümü yazdım ve halen 2’si uluslararası (International Urogynecology Journal ve Medical Sciences Monitor) olan 5 dergininin hakemliğini yapıyorum. Çalışmalarım 100’den fazla uluslararası dergi ve kitaplarda sitasyon aldı.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çalıştığım fakültede öğrenci sayısı az olduğu için bire bir eğitim şansı fazla. Öğrencilerimizi asistan gibi çalıştırıyoruz. Bu nedenle öğrencilerimiz iyi yetişiyor ve TUS başarıları oldukça fazla. TUS başarısında (oransal olarak) kurumlaşmış üniversitelerle yarışıyoruz ve dereceye giriyoruz. Bilimsel araştırma ortamı bakımından Türkiye’deki diğer üniversitelerden bir farkımız yok. Ama, bana sorarsanız küçük illerde birbirine yakın tıp fakülteleri açmak yerine daha büyük merkezi illerde büyük tıp fakülteleri açılmalıdır. Böylece hem savurganlık önlenmiş olur, hem de öğrencilerin ve öğretim üyelerinin sosyal yaşamları daha iyi olur, verimlilik artar.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Üniversitelerin özerk olmasını sağlardım ve bugün rektörlere verilen yetkileri çalışanlar tarafından seçilmiş kurullara verirdim. Ayrıca öğretim üyelerinin ekonomik koşullarını maksimuma getirir ve geçim derdi olmadan bilimsel araştırma yapılacak ortam ve olanakları sağlardım. Akademik kadrolarda liyakatı esas alırdım.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Anabilim dalında 5 öğretim üyesiyiz. İlgilendiğimiz alanlar farklı olduğu için tam bir iş bölümü ve dayanışma içinde çalışıyoruz.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Evet.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Trajik bir anım var. Nöbetçi uzman olarak çalıştığım Zeynep Kamil Hastanesinde anneler günü olan bir pazar günü nöbetçiydim. Özel bir hastanede doğumdan sonra kanama nedeniyle önce vajinal yolla sütür konarak kanama durdurulmaya çalışılan, durmayınca histerektomi yapılan ve takip sonrası kanaması devam eden 20 yaşında bir hasta acile getirildi. Hastanın hastaneye geldiğinde bilinci yerindeydi ve bebeğinden ayrılmak istemediği için onu da yanında getirmişlerdi. Genel durumu giderek kötüleşen ve kanaması durmayan hastayı tekrar ameliyata aldık. Klinik şefini de hastaneye çağırıp 5-6 saat süren bir operasyon yaptık, operasyonda anatomi çok bozulmuştu ve adeta içerde bir bomba patlamıştı. Teknik olarak çok zorlandık. Kanamanın devam etmesi nedeniyle operasyon süresince ve sonrasında hastaya 15 ünite kan transfüzyonu yapıldı. Bu arada taze kan ihtiyacı için nöbetçi asistanlardan 4-5 kişi de kan verdi. Hastada tüketim koagülopatisi (DİC) gelişmişti ve sabaha kadar yoğun bir şekilde takip ettiğimiz hastamızı kaybettik. Bu haber üzerine hasta odasına gittim ve bütün nöbetçi ekibin, hemşirelerin ve hastabakıcıların hasta başında sessizce beklediklerini ve gözlerinin ıslak olduğunu gördüm ve ben de onlara katıldım. O anneler gününde anne olan ve kaybettiğimiz 20 yaşındaki hastayı ve bütün ekibin çabasını unutamıyorum.

Bir diğer anım da 1991 yılında rotasyonla 2 aylığına gittiğim ve sonra gönüllü olarak uzatıp 7 ay kaldığım Erzurum Oltu Devlet Hastanesinden. Ülkemizde sağlık alanındaki çarpıklığı anlatması bakımından önemli bir kesittir. Çok güzel bir Bölge Devlet Hastanesi vardı. Çevredeki ilçelerden hastalarda bu hastaneye geliyordu. Hastanede tıbbi alet ve donanım mükemmeldi. Hatta, elektrik kesintisi olduğunda otomatik devreye giren bir jeneratör dahi vardı. Ama, doktor yoktu. 1 çocuk hastalıkları uzmanı vardı. Anestezi teknisyeniyle ameliyat yapıyordum. O kış periferden gelen ve rezervlerini tüketmiş, ölmek üzere olan 8-10 kanamalı hastayı (plesenta previa, dekolman, kol sarkması, transvers geliş, uterus rüptürü) acil ameliyata alıp sağlıklarına kavuşturdum. Acil kan ihtiyacında alay komutanlığından her çağırdığımızda 10-15 kişilik gruplarla gönderilen askerlerin desteğini unutamam. Ayrıldığım Mayıs ayında Hastane personeli bana, “Bu hastanede her kış 8-10 hasta Erzurum’a sevk edilirken ölürdü. Bu sene sayenizde ölüm olmadı” dediler. Ben hekimlik hayatımda, Oltu’da olduğu kadar somut bir biçimde işe yaradığım ve insanların hayatını kurtardığım durumlarla çok az karşılaştım.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Kilo almamaya ve spor yapmaya çalışıyorum. Şu anda düşündüğümde, galiba yakın çevremizdeki insanların sağlıklarıyla daha fazla ilgileniyoruz.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Üniversiteyken İFSAK üyesi bir amatör fotoğrafçıydım. Karanlık odam vardı. Birkaç sergiye katıldım ve üniversitelerarası bir yarışmada birinciliğim var. Maalesef, şu anda yeterli zaman bulamadığım için fotoğrafçılık yapamıyorum. Seyahat yapmak yeni yerler ve ülkeler görmek için fırsat yaratmaya çaba harcıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Tabii ki, hayatımda oldukça fazla keşke ve pişmanlık var. Deneyimler aktarılmıyor, yaşanıyor.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Ayırmaya çalışıyorum. Daha doğrusu işten arda kalan bütün zamanımı onlarla geçiriyorum. İstanbul’da oynanan Galatasaray maçları hariç.

Teşekkürler.
3.12.2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer