AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Gazi Özdemir
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gazi Özdemir

20 Aralık 2009, Pazar

Prof. Dr. Gazi Özdemir
"Akademisyen özellikle nöroloji branşı için çok çok sabırlı, ayrıntılara çok önem veren, kuvvetli bir gözlemci özelliği olan kişidir."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gazi Özdemir

METE GENERALOĞLU-ANKARA

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
30 Ağustos 1944 tarihinde Antakya-Hatay'da doğdum. İlkokulu 23 Temmuz İlkokulunda, Ortaokulu Merkez Ortaokulunda, liseyi ise Antakya Lisesinde 1963 yılında bitirdim. Cerrahpaşa Tıp Fakültesini Mayıs 1969 tarihinde bitirerek, Kasım 1970'te Diyarbakır Tıp Fakültesinde nöropsikiyatri ihtisasına başladım. 3 Aralık 1970'te Prof. Dr. Mükrime Necla Özdemir (Muharremoğlu) ile evlendim. 1974 yılında nöropsikiyatri uzmanı oldum ve aynı fakültede nöroloji başasistanı olarak göreve devam ettim. 1976-1978 yılları arasında Diyarbakır SSK Hastanesinde görev yaptıktan sonra tekrar fakülteye döndüm ve 1980 yılında Nöroradyoloji Nöroloji Doçenti oldum. 1981 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı olarak göreve başladım. 1987 yılında İngiltere Bristol'de Neuro-X Ray departmanında Nöroradyoloji eğitimimi pekiştirdim ve burada yaptığım çalışma ile 1988 yılında profesör oldum. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalında "part-time" statüde görev yapmaktayım. İki bilimsel kitabım yayınlanmış olup, çeşitli kitaplarda bölüm editörlüğü, dergi editörlüğü yaptım ve yapmaktayım.

1994 Aralık ayında Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneğini Merkezi Eskişehir'de olmak üzere kurdum ve kurucu başkanlığını yaptım. Halen Türkiye Klinikleri Nöroloji dergisi ile Türkçe Strok dergisinin Editörlüklerini yapmaktayım. Beş yıldır her ay bir yazı yazmak üzere, Medimagazin gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktayım. 1998-2008 yılları arasında "Europen Stroke Council Scientific Committee" üyeliği yaptım. 1998 yılında kurulan "The Mediterranean Stroke Society"nin kurucu üyesiyim ve halen yönetim kurulu muhasip üyeliğini yapmaktayım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Hastalanma nedeniyle dertlenmiş olan insanlara yardımcı olabilme, yani şifa verebilmeyi sağlayan ve dağın tepesinde veya ücra bir köyde bile çalışınca köylünün getirecekleri sayesinde aç bırakmayacak bir meslek olması nedeniyle doktor olmayı tercih ettim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Ben esasında öğrenciliğimde göz ihtisası yapmayı düşünüyordum. Fakat ihtisas sınavına girdiğim dönemde göz kadrosu olmadığı için mevcutlar içinden nörolojiyi seçmek durumunda kaldım. Sonra yıllar içinde nöroloji branşını sevmeye başladım ve bu konuda araştırmacı olmaya karar verdim. Nöroloji gerçekten zor bir branş. Nöroloji hastalıklarının çoğu henüz kesin bir tedavisi olmayan hastalıklar. Hastalar iyileşme ümidi ile gözünüzün içine bakıyorlar ve Allah'tan sonra tek size güveniyorlar. İşte branşımızın en zor tarafı, bu beklentilere yeterince cevap verememektir.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Özellikle nöroloji branşı için "Çok çok sabırlı, ayrıntılara çok çok önem veren, kuvvetli bir gözlemci özelliği olan, araştırma yapma ve elde ettiği sonuçlardan mutluluk payı çıkarabilen, arı misali çalışkan, kitap-dergi okumaktan zevk alan, öğrendiklerini, tecrübelerini de katarak ve başta birlikte çalışmakta olduğu meslektaşlarına aktarmayı bir görev olarak benimseyen ve kendisi gibi akademisyen ekibin oluşması için daima önlerini açan ve yetişmelerinden mutlu olandır" akademisyen.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Özellikle ilk asistanı olduğum rahmetli hocam Prof. Dr. Fikret Ünsal, gerek çalışkanlığı, girişkenliği, ülkesine bağlılığı, efendiliği ve insan sevgisi ile örnek almış olduğum kişi olmuştur. Ancak Adana'da Rektör Yardımcısı iken maalesef 1979'da terör kurbanı olmuştur.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Torpil dediğimiz kayırmalar yerine hakkın dağıtımında adalet uygulansa, sadece pratisyenli için Devlet Hizmeti Yükümlülüğü uygulanıp, devletin doğrudan katkısının olmayıp hekimin artık devlet memuru olduğu ana dal ve yan dal uzmanlıklarının mecburi hizmetleri olmasa, hekimlerin tüm ülke genelinde dağılımı bölgelere göre belirlenecek süreli, puanlandırmalı, yan ödemeli ve mutlaka dönüşümlü olsa, eğitim hastanelerinde kısmen, ancak araştırma yönü yanında son sağlık birimi de olacağından, tıp fakültelerinde hasta incelemeleri sınırlamaları olmasa (tabii güçlü bir denetleme ile), Uzmanlık Tüzüğü dinamik ve gelişmelere açık olsa, tam gün yasası gerek hekimler ve hekim öğretim üyeleri ile hastalar için teokratik özellikte ve diğer fakültelerdeki öğretim üyelerinden farklı çıkmasa ve son olarak eş değer denilen ilaçlar keşke söylenildiği gibi eş değer etkinliklerde olsalar, ülkemizde sağlık konusu inşallah daha iyi olur diye düşünüyorum.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
1987 yılında nöroradyolojiye yönelik deneyimlerimi pekiştirmek için İngiltere-Bristol'de bulunan Frenchay Hospital Neuro-X Ray departmanında kateterli serebral anjiyografi, BT ve MRG konularında çalıştım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Hem evet, hem hayır, diyorum. Çünkü yurt dışında gelişmiş bir ülkede gerek hekim olarak ve özellikle bir öğretim üyesi olarak çalışmak, araştırma olanaklarının uygunluğu, maddi sorununuz olmayacak bir gelir düzeyi olması ve gelecek kaygısı olmayan güvenceli sosyo ekonomik düzenlemelerin olması, ülkemize göre oldukça farklı. Ancak ülkemizdeki bu eksikliklere rağmen, halkımıza hizmet etmiş olmak, bu eksikliklerimizi ikinci planda bırakmaktır.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt içi dergilerde toplam 133, yurt dışı SCI indeksli dergilerde toplam 35 yayınım oldu.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK'ü şimdiki hali olan her şeyin tasdik kurumu ve her şeye karışan bir kurum olmaktan ziyade, yükseköğrenimin çağdaş bir şekilde uygulanmasının ana hatlarını oluşturan konumla sınırlı tutar, üniversitelerin dağılımları ve öğretim üyesi dağılımında genel organizatör rolüne indirger, üniversiteleri gerek kendi eğitim stratejilerini, mali yönlerini ve gerekse idarecilerinin atanmalarını kendilerine bırakırdım. Üniversitelerarası kurulu daha etkin hale getirirdim. Öğretim üyeliğinin prestijini olumsuz etkileyen şimdiki rektör seçimini kaldırır, yerine bilimsel kriterli ve hak edenin gönüllülüğü ile atanması sistemini getirirdim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Çok şükür kendi hesabıma istediğim konumdayım ve nöroloji camiasına gücüm yettiğince hizmet etmiş olduğumu zannediyorum. Şu anda içimde bir ukde var ki, bunun gerçekleşmesi herhalde yine zaman isteyecek. Beklentim Nöroloji Federasyonunun şu anda mevcut tüm nöroloji derneklerini çatısı altında toplaması.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Kırk yıllık mesleğimi uygulamam sırasında birçok ilginç olay oldu. Ancak ben bunların yerine beni zaman zaman üzen, sosyal problemler olan evden kaçarak evlenmeye çalışan kızların bir süre sonra gerek kendi ailesi gerek kocasının ailesi ve özellikle kocası tarafından nasıl gururunu incitecek davranış ve sözlere maruz kaldığını veya evlenip kocası ile birlikte kayınvalide, kayınbaba, hatta görümce veya kayınbiraderlerle birlikte yaşamaya başlayanların yine bir süre sonra ağır bir depresyon tablosu ile geldiklerini gördükçe veya doğum yerini ve doğum tarihini bilmeyecek kadar cahil bırakılmış, okutulmamış kadınlara rastladıkça, bende uzun süren bir üzüntü ve isyan duygusu uyandırmalarını anlatmayı tercih edeceğim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Kapım tam kırık olmasa bile, marangozun kapısı kırık olurmuş misali, benim kapım şimdilik çatlak olarak idare ediyor, diyebilirim.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Lise çağından itibaren başlayıp, tıp fakültesi eğitimim sırasında devam eden, nöroloji ihtisasını yaparken hızlanan ve öğretim üyeliğimle beyin prensiplerini daha ayrıntılı araştırmalarımla yoğunlaşan merakım nedeniyle, kısmen mesleğim dışında olmak üzere Kur'an'ı beynin temel çalışma prensipleri ışığında araştırmakta ve Mevlana'nın eserlerini incelemekteyim. Yıllardır olan bu incelemelerden elde ettiğim verileri ve bende gelişen düşüncelerimi, rahmetli eşim Prof. Dr. Necla Özdemir adına kurup Eskişehir Tıp Fakültesi öğrencilerinden çağdaş, Atatürk ilkelerine bağlı, çalışkan ve maddi ihtiyacı olanlara burs veren Vakfın gelirini arttırıp öğrenci sayısını da fazlalaştırmak amacıyla "Din ve Beyin" ile "Mevlâna'dan Geriye Kalanlar" isimli 2 kitap haline getirip Vakfa bağışladım.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Tüm uğraşlarımda daha iyi tanıyıp da doçentliğini aldıktan bir hafta sonra tamamen değişip beni hayal kırıklığına uğratan ve soruşturma süreci ile çok çok üzen bir hemşehrim ile ilgili yapmış olduğum yanlış seçim nedeniyle sürekli keşke gerekli desteği sağlamasaydım ve klinikte kalmasını onaylamasaydım, dediğim tek keşkem olmuştur.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Mesleğimin ve öğretim üyesi olmamın verdiği yoğun çalışmalarım nedeniyle zaman zaman ilgimi gevşettiğim zamanlar olmasına karşın, kendime çalışma odası ayırıp ailemden kendimi soyutlamayı tercih etmemekle, sık sık dışarıda birlikte yemeklere ve piknik yerlerine gitmek gibi düzenlemelerle, kahvaltı ve akşam yemeklerini her şartta mutlaka hep birlikte olma ısrarlarımla ve yıllık izinleri ihmal etmemekle ailemle yeteri kadar ilgilenmiş olduğumu düşünüyorum. Ancak bir konuda çalışmaya ve okumaya-yazmaya başladım mı, bir süre sonra yoğun bir konsantrasyon moduna giriyorum ve bazen uzun bir süre konuşmayan adam konumunda kalabiliyorum. İşte o zaman aynı odada olduğumuz kişi veya kişiler beni ilgisizlikle itham edebiliyorlar. Bu konsantrasyonum çok nadiren konuyu tam istediğim aşamaya getirinceye kadar birkaç gün üst üste olunca da haklı ikazlarla karşılaşıyorum.


Teşekkürler

21/12/2009
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA