AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Gülay Şadan
    • Akademisyenlerimiz sayfasının bu haftaki konuğu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülay Şadan

11 Mayıs 2007, Cuma

Prof. Dr. Gülay Şadan
Akademisyenlerimiz sayfasının bu haftaki konuğu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülay Şadan


Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
30 Kasım 1944’te Antalya’da doğdum. Orta öğrenimimi Antalya Lisesinde 1957-1963 yılları arasında tamamladım. 1969 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Aynı yıl Farmakoloji Kürsüsüne asistan olarak girdim ve 1972 yılında farmakoloji uzmanı, 1976 yılında anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı oldum. 1981 yılında farmakoloji ve toksikoloji doçenti unvanını aldım. 20 Aralık 1982’de Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalında göreve başladım. 1983 yılında Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı olarak anabilim dalının kuruculuğunu yaptım. 1988 yılında profesör kadrosuna atandım ve bu kadroda 2003 yılına kadar Anabilim Dalı Başkanı olarak görevimi sürdürdüm. Haziran 2006’da bu görevi tekrar aldım.

1999-2000 yılları Novartis Farmakoloji Dalı Araştırma Ödülleri’nden üçüncülük ödülünü kazandım. Bugüne kadar yaptığım ek görevler arasında 2 yıl Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı, Akdeniz Üniversitesi Araştırma Fonu Komisyon Üyeliği, Dönem III Koordinatörlüğü, Etik Kurul Üyeliği, Dergi Editörlüğü, Tıp Fakültesi Tütün Eğitimi Kurulu Başkanlığı ve Akdeniz Üniversitesi Sigara Mücadele Kurulu Başkanlığı bulunmaktadır. 1969 yılından bu yana Türk Farmakoloji Derneği üyesiyim. Bilimsel çalışmalarımın yanı sıra sosyal sorumluluğum nedeniyle birçok sivil toplum kuruluşunda da görev aldım. Bunlardan Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesinde 14 yılı aşkın süredir çalışmaktayım. Ayrıca, Kıbrıs Türk Kültür Derneği İzmir ve Antalya Şubesi ile Hayvanları Koruma Derneğinin Antalya Şubesinde etkin bir üye olarak çalıştım. Aile Planlaması Derneği Antalya Şubesi kuruculuğunu yaptım ve 2 dönem 2. Başkan olarak görev aldım. İyi derecede İngilizce bilmekteyim. Evli ve 2 çocuk annesiyim.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Açıkçası branşımda kendime örnek aldığım bir kişi olmadı. Yalnız ülkemizde farmakoloji biliminin kuruluşunda ve gelişmesinde emeği geçen, çalışmaları ile yurtdışında bizleri en iyi şekilde temsil eden hocalarımızı ve büyüklerimizi minnet ve saygıyla anıyorum.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’nin büyük kentlerinde, özellikle üniversitelerin olduğu yerlerde sağlık ortamının ve hizmetin daha iyi olduğu bir gerçek. Ancak, halen sağlık ocağının bile bulunmadığı, hatta hastanelerin olanaksızlıklar içinde çalıştığı yerlerde sağlık adına insanların eşit haklardan ve hizmetten yararlandığını söylemek mümkün değildir.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini seçmem rahmetli babamın arzusuydu. Lisedeyken kimya derslerini ve öğretmenim rahmetli Müjgan Özdemir’i çok severdim. Onun için sınıf arkadaşlarım bana istikbalin kimya mühendisi derlerdi. Galiba bu sözlerin etkisiyle kimya mühendisi olmak istemiştim. Ancak, babam doktor olmamı önerdiğinden ben de onu dinleyerek ilk tercih olarak tıp fakültesini yazdım. Tıp mesleğini seçtiğim için memnunum. Ancak, benim sanatçı ruhum da olduğundan, acaba sanat dallarından birine yönlendirilseydim örneğin opera-bale gibi ‘daha mı mutlu olurdum?’ diye düşündüğüm de oluyor.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Bence insanın sevdiği ve inandığı işi yapmasının zor tarafı yoktur. Ancak ülkemiz koşullarında karşılaştığımız olanaksızlıklar işimizin en zor tarafı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen öncelikle dürüst, güvenilir ve ilkeli olmanın yanı sıra öğrenmeye açık, devamlı kendini yenileyen, çalışkan, yaratıcı, paylaşımcı, eğitici-öğretici, hoşgörülü ve objektif olmalı, her zaman mesleğinin onur ve saygınlığını korumalıdır diye düşünüyorum. Genç arkadaşlara bu mesajı vermek üzere hipokrat andı gibi bir “Farmakoloji Andı” yazdım. Anabilim dalımız akademik kurulunda onaylandıktan sonra çerçeveletip laboratuvara astık.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Maalesef çok arzu etmeme karşın yurt dışında kongreler hariç bir deneyimim olmadı. 1971’de farmakoloji asistanı iken Milli Eğitim Bakanlığının yurtdışı doktora bursunu kazanmıştım. Amerika’da Iowa Üniversitesinde o zaman Türkiye için çok yeni olan toksikoloji bilim dalında doktora yapacaktım. Fakat, öğrenciliğim sırasında Sağlık Bakanlığından burs aldığım için Bakanlıktan izin alamadım ve yurt dışı hayalim gerçekleşemedi. Bu nedenle birlikte çalıştığım genç arkadaşlarımı yurt dışına gitmeleri konusunda teşvik ediyor ve destekliyorum.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yurt dışında aynı işi yapmak isterdim. Çünkü farmakoloji oldukça dinamik, yeniliklere ve araştırmalara açık bir bilim. 1983’de ilk defa Londra’da Dünya Farmakoloji Kongresine katıldığımda kongrenin o görkemli açılışında farmakolog olmaktan duyduğum mutluluğu ve gururu hiç unutamıyorum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Ulusal bilimsel dergilerde yayınlanmış 66 ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış 32 makalem ve ayrıca ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuş çok sayıda bildirim bulunmaktadır. Yazarları arasında bulunduğum 5 kitapta yazmış olduğum birçok bölüm ve konu bulunmaktadır. Bu konular farmakoloji eğitimi yanı sıra tıp eğitimine de önemli kaynak oluşturmuştur.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinin gerek alt yapı gerekse teknoloji ve bilimsel yönden birçok fakülteden daha iyi olduğuna ve çağı yakaladığına inanıyorum. Çok değerli akademisyen arkadaşlarımız fakültemizi bilimsel çalışmalarıyla yurt içi ve yurt dışında en iyi şekilde temsil etmektedirler.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Her üniversitenin mali ve idari açıdan özerkliğinin yanısıra gelirlerinin devlet bütçesinden karşılanması ve üniversiteye ilişkin kadroların ve atamaların hükümetlerden bağımsız olmasından yana olduğumdan YÖK’te görev almayı düşünemem.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Anabilim dalımda eğitim verdiğim kişiler ile ilişkilerim bir hoca olmamın ötesinde yerine göre bir arkadaş ve bir anne ilişkisi şeklindedir. Onlarla olan ilişkilerimde daima sevgiyi, saygıyı ve hoşgörüyü temel alırım. Her zaman benim bitip tükenmeyen bir enerjim olduğunu söylerler. Çünkü akademisyenin görevinin sadece iş ortamıyla bitmediğini 7 gün 24 saat devam ettiğini düşünüyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Aslında üniversitelerin (Ege Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi) kuruluş aşamalarında çalıştığım için mevcut koşullarda mesleğimde hedeflediğim yere ulaştığımı zannediyorum.

Mesleğinizle ilgili unutamayacağınız bir olay var mı?
Meslek yaşamım boyunca başımdan iyi ya da kötü pek çok anı geçmiştir. Ancak bunlardan yaşadığım sürece bende iz bırakacak acı bir anı, sevgili meslektaşım Doç. Dr. İrfan Kaputlu’yu çok genç yaşta dil kanseri nedeniyle kaybetmemizdir. Rehber hocası olarak emek verdiğim bu çalışkan ve ilkeli insanın yaşam için verdiği mücadelede yaşadığım sıkıntılı süreci unutmayacağım.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Sağlıklı beslenmeme ve uykuma özen gösteriyorum. Ancak, yoğun çalışma temposu nedeniyle yaz döneminde yüzme dışında bugüne kadar devamlı spor yapma şansım olmadı. Büyük oğlum bir pilates salonu açtığından ben de pilatese başlayacağım.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Tıp dışında yaklaşık 10 yıldır Akdeniz Üniversitesi Türk Sanat Musikisi korosunda kolist olarak görev almaktayım. Şarkı söylemeyi, şiir okumayı hatta yazmayı çok seviyorum. Sıklıkla opera-baleye, tiyatroya ve senfoniye gidiyorum. Ayrıca, sosyal duyarlığım nedeniyle meslek yaşamım kadar yani 38 yıldır birçok sivil toplum kuruluşlarında kurucu, yönetici ve üye olarak görev aldım. İnsanların bilgi birikimlerini ve deneyimlerini toplumla paylaşmaları gerektiğine inanıyorum. Son olarak Mart 2006’da Antalya Caz Derneğini kurdum ve Başkanlığını yürütmekteyim.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Tıp Fakültesinde okurken 5 yıl Sağlık Bakanlığından burs aldığım için sınavı kazanmama karşın IOWA Üniversitesinde Toksikoloji Doktorası yapma fırsatı verilmedi. Keşke o yıllarda ekonomik durumum iyi olup burs borcumu ödeyebilseydim. Bugün toksikolojide uluslararası ün yapmış, Türkiye’nin gururu bir kişi olarak ülkeme bugünkü hizmetlerimden çok daha yararlı ve kaliteli hizmetler verebilecektim.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Aileme her zaman vakit ayırmaya çalıştım. Çünkü aile benim için çok değerli bir kurum. 2 erkek evlat yetiştirdim ve onların her şeyi ile bizzat ilgilendim. Onlardan sevgimi, ilgimi, emeğimi hiç esirgemedim. Çok şükür ikisi de her yönden mükemmel gençler ve kendi mesleklerinde çok başarılılar. Onlarla ilgili devamlı övgü almam bana yetişmeleri sırasında çektiğim sıkıntıları unutturuyor.

Teşekkür ederiz.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
19/09-22/09 14. Ulusal Genç Yaşam ve 4.Klinik Romatoloji Kongresi ROMATOLOJİ KIBR
19/09-22/09 16. Ege Romatoloji Günleri ROMATOLOJİ İZMİ
19/09-22/09 16. Metabolik Sendrom Sempozyumu BESLENME... MUĞL
20/09-22/09 5. Klinik Embriyoloji Derneği Kongresi HİSTOLOJİ... İZMİ
21/09-24/09 Dünya Gastroenteroloji Kongresi 2019 GASTROENT... İSTA
25/09-27/09 4. Ulusal Çocuk Genetik Kongresi ÇOCUK... ANKA
27/09-28/09 1. Marmara Radyasyon Onkolojisi Günleri RADYOLOJİ İSTA