AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Hadiye Şirin
    • Akademisyen hekimler, tedaviye dönük rutin hizmetlerinde hastalara yararlı olurken, bilim insanı kimlikleriyle de o hastalıkla ilgili bilgi havuzunu genişletmek, meslektaşlarına yararlı olabilmek ve bir sonraki nesil hekimleri yetiştirmek zorunda olan kişilerdir.

30 Eylül 2012, Pazar

Prof. Dr. Hadiye Şirin

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hadiye Şirin

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1962 İzmir doğumluyum. 1980 yılında Bornova Anadolu Lisesini, 1986’da Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. İhtisasımı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalında 1987-1991 yılları arasında tamamladım. Uzman olarak yine aynı klinikte çalışmalarımı sürdürdüm, 1995 yılında doçent, 2003 yılında da profesör oldum. Halen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalında Yoğun Bakım Ünitesi ve Başağrısı Polikliniği bölümlerinden sorumlu öğretim üyesi ve ana bilim dalı başkanı olarak görevimi sürdürmekteyim. Algoloji ve yoğun bakım uzmanlığı alanlarında pek çok çalışmam oldu. Her iki alanda da yan dal uzmanlık belgesi almaya hak kazandım.

Halen Türk Nöroloji Derneği Nörolojik Yoğun Bakım Çalışma Grubu Moderatörü olarak görev yapmaktayım. Yirmi yedi ve 17 yaşlarında iki oğlum var.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Lisedeyken doktor olmaya karar vermiştim. İnsanlara yardım edebilmek ve yararlı olabilmek beni çok mutlu ediyor. Mesleğimi sevdiğimi ve hakkıyla yapmaya çalıştığımı söyleyebilirim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Hekimlik kolay bir meslek değildir. Nöroloji de zor bir dal, ağır bir eğitim ve özverili bir çalışma temposu gerektiriyor. Başarılı olabilmek için geniş bir alanda ciddi bir bilgi birikiminiz, uygun fiziksel becerilerileriniz, kararlarınıza ve davranışlarınıza yön verecek sağlıklı bir ruh yapınız olmalı. Zorlukları aşabilmek için işinizi mutlaka sevmelisiniz.

Bununla beraber, bence işimizdeki asıl zorluk, hasta yakınları ile olan sosyal ilişkilerde yaşanıyor. Özellikle son zamanlarda, ülkemizde uygulanan yanlış sağlık politikalarının da etkisiyle bu ilişkiler giderek kötüleşiyor. Gündemdeki sistem tartışmaları, mesleğimizin özüne tamamen aykırı olarak uygulamalarda gözetilen “performans” kavramı ve kamu önünde yapılan hukuk savaşları hekimlik mesleğinin saygınlığını zedeler nitelikte devam ediyor. Böyle bir ortamda hekimlerin gösterdikleri çaba ve özveriler saygı yerine kuşkuyla karşılanır oldu. Hekimlere yönelik suçlamalar ve şiddet artıyor. Bu durum pek çok meslektaşımızda moral ve motivasyon kaybına yol açmış durumda. 

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyen hekimler, tedaviye dönük rutin hizmetlerinde hastalara yararlı olurken, bilim insanı kimlikleriyle de o hastalıkla ilgili bilgi havuzunu genişletmek, meslektaşlarına yararlı olabilmek ve bir sonraki nesil hekimleri yetiştirmek zorunda olan kişilerdir. Bu sorumluluk bilinci ile daima sorgularlar ve araştırma yaparlar.  Gözlemlerini ve sonuçlarını meslektaşları ile keyifle ve dürüstçe paylaşırlar.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Kliniğimizde çalışmış ve özellikle nörofizyoloji alanında ülkemizde önemli bir öncü rol üstlenmiş olan Sayın Hocam Prof. Dr. Cumhur Ertekin’in bilimsel kimliğine, üretken ve yaratıcı kişiliğine her zaman saygı duydum.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkemizde sağlık sisteminde “dönüşüm” adı altında birçok değişiklik yapılıyor. Bu anlamda sigorta sistemlerinin birleştirilmesi olumlu bir adım oldu. Ancak, üniversite hastanelerinde yeni uygulanmak istenen sistemde ciddi sorunlar var. Kamudaki tüm hekimlerin kendilerini tam gün mesleklerine adamaları ve hastaları ile parasal bir ilişki kurmamaları isteniyor. Ancak akademisyenlerin ve hekimlerin özlük haklarında bir düzelme olmadı. Uygulanmak istenen performans ve puanlama sistemi birçok bölümde iş barışını olumsuz etkiledi. Birçok öğretim üyesi bu nedenle üniversiteden ayrıldı. Bazı bölümlerde nitelikli hizmet ve eğitim faaliyetlerinde aksamalar yaşanıyor. Aslında bu durum kaygı verici.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Bazı merkezlerde gözlemci olarak bulundum, ancak profesyonel bir deneyimim olmadı.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Hayır. Bence hekimlik bir kültür işidir. Ülkemde çalışmak ve kendi vatandaşlarıma hizmet etmek isterim, bu şekilde daha başarılı olacağıma inanıyorum. 

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt dışı dergilerde yayımlanmış 25’i makale olmak üzere, 100’e yakın bildiri ve yayınım mevcut. Nörolojik Yoğun Bakım özel sayı editörlüğüm ve kitap bölüm yazarlıklarım mevcut.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Son dönemlerde uluslararası kabul gören süreli yayınların kazandırılmış olmasını olumlu bir gelişme olarak görüyorum.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK başkanı olmayı hiç aklımdan geçirmedim, yapmak isteyeceğim bir görev olduğunu sanmıyorum. Ancak yüksek öğretimde bilimsel erkin öne çıktığı, çalışan ve üretenin onurlandırıldığı ve ödüllendirildiği bir ortamın sağlanabilmesi için çalışmak gerektiğini düşünüyorum.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Akademik kariyerimde pek çok başarı sağladım, ancak daha yapmak istediklerim var. Özellikle nörolojik yoğun bakım alanında uygulama ve eğitim yapılanmalarında pek çok önemli sorun var ve bu sorunların çözülebilmesi için çalışmalarımız sürüyor.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

İlginç değil, ama hiç unutamadığım bir anımı anlatmak isterim. İki çocuğundan biri sağlıklı ve hemşire olarak çalışan, diğer çocuğu kronik böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize giren ve böbrek nakli bekleyen bir aile vardı. Sağlıklı olan kardeş ansefalit tanısı ile nöroloji yoğun bakım ünitesinde yatırılmış ve beyin ölümü gelişmişti. Kronik böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize girmekte olan diğer kardeşe doku uyuşmazlığı nedeni ile böbrek nakli yapılamayacağını bilmelerine karşın organ nakli için onay vermişlerdi.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Eski sporcu olmama rağmen düzenli spor yapmaya zaman ayıramıyorum. Sadece beslenme alışkanlığımız nedeni ile sağlıklı beslenebildiğimizi söyleyebilirim. Obezite ile savaş konusunda Bakanlığın yapmış olduğu çalışmaları takdir ediyorum. Sigara konusundaki başarının düzenli spor konusunda da sağlanmasını diliyorum. Beslenme alışkanlığının değiştirilmesi ve düzenli sporun yaşam biçimi şekline dönüştürülebilmesinin koruyucu hekimlik adına çok olumlu olacağı kanısındayım.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Zaman bulabildikçe kitap okumak ve müzik dinlemek en çok zevk aldığım uğraşlar. Yürümek ve yüzmek yapabildiğim sporlar. Düzenli spor yapmadığım için tenis oynarken aşil tendonum kopmuş ve ameliyat olmam gerekmişti. Bu nedenle ağır sporlardan uzak durmaya çalışıyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Hayır.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Ailem benim için çok önemli.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
4
1) reyhan çoban (tıbbi sekreter)
08.05.2018 14:22:48
gerçekten mükemmel bir doktor.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer