AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil

27 Aralık 2009, Pazar

Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil
"Araştırma, öğrenme, öğretme; benim düşünceme ve felsefeme göre bir akademisyende bulunması zorunlu olan üç esas unsurdur."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil

METE GENERALOĞLU-ANKARA
Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
İstanbul'da doğdum. Çocukluğumun ilk dönemi İstanbul'un tarihi semtlerinden olan Kumkapı'da, Kadırga'da ve Çemberlitaş'ta geçti. Eğitim ve öğretim hayatım, Kadırga İlkokulunda başladı. Daha sonra Kozlupınar Köyü İlkokuluna (Kemaliye/Erzincan) devam ederek bu okulu bitirdim. Daha sonra ailemle beraber yeniden İstanbul'a taşındık. Önce Gedikpaşa Ortaokulunu, ardından Pertevniyal Lisesini bitirdim. Daha sonra girdiğim İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden 1984 yılında mezun oldum. İki yıl süreli zorunlu devlet hizmetini Denizli ili Buldan ilçesi Yenicekent beldesi Sağlık Ocağında tam olarak ifa ettikten sonra Ankara'da uzmanlık eğitimine başladım. 1991 yılında Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı oldum. 1992 yılının Eylül ayında, Samsun'da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalında Yardımcı Doçent olarak göreve başladım. Aynı merkezde, 1996 yılında ilgili sınavı başarmak suretiyle Doçent, 2002 yılında ise Profesör oldum. 1997, 1999 ve 2002 yıllarında, üç kez olmak üzere, Almanya'da üç büyük kalp cerrahisi merkezinde misafir gözlemci doktor olarak çalıştım. İyi derecede İngilizce ve orta derecede Almanca bilmekteyim. 2002-2008 yılları arasında, Amasya Sağlık Yüksekokulu Müdürlüğü vazifesini yaptım. Halen, OMÜ Tıp Fakültesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmekteyim.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
İlkokul ve ortaokul yıllarında, o dönemlerdeki adı ile Tabiat Bilgisi ve Biyoloji derslerine derin ilgi duyardım. Lisede ise yine o dönemki ismi ile Fen Kolunu seçmiştim. Bu sebeple, iyi bir biyoloji altyapısına sahip olmuştum. Biyoloji derslerini bana sevdiren çok önemli unsurlardan birisi de Sayın Prof. Dr. Yusuf Vardar'ın yazmış olduğu Biyoloji isimli kitabı çok severek okumuş olmam ve bu kitabın bende uyandırdığı doğa bilimleri merakı olmuştur. Öğrenim hayatımın her döneminde, öğretmenlerimin sınıfa genel olarak tavsiye ettikleri ana kitabın dışında yardımcı ders kitaplarından da yararlanmayı çok severdim. Bu ilgi ve eğilim, benim bütün yaşamım boyunca sürmüştür ve bugün dahi birden fazla alanda belli bir ağırlık ve derinlikte eğitim, inceleme ve araştırmalarımı devam ettirmemi sağlamıştır. Netice itibariyle, benim tıp eğitimi almama ve tıp mesleğini seçmeme yol açan sebepler birden çoktur ve temelleri neredeyse ilk ve ortaokul yıllarıma kadar uzanır. Kalp ve damar cerrahisi dalını uzmanlık alanım olarak seçmeme ise yine dolaşım sistemine ve cerrahi alana olan ilgim sebep olmuştur. Genel olarak, bugüne değin, tıp mesleğini ve kalp ve damar cerrahisi alanını seçmiş olmamdan ötürü bir pişmanlık duyduğum söylenemez. Memnuniyetimin derecesi zaman zaman artmış, zaman zaman azalmıştır. Bütün bunların ötesinde, kanımca tıp mesleğini seçen bir kişi için memnuniyetin en önemli anlamı kazanılan manevi haz ve içsel huzurdur.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Tıp mesleğinin zorluklarını iki farklı bölümde ele almak gerekir. Bunlardan ilki, akademik anlamda tıp mesleğinin getirdiği güçlüklerdir. Şöyle ifade etmek gerekirse, tıp mesleğini seçen bir kişi için okumanın, araştırmanın, hatta bilimsel sahada yazmanın sınırı, süresi ve de zamanı yoktur. ‘Benim için artık bu kadar okumak, incelemek, yazmak yeterlidir' diyebileceğiniz herhangi bir zaman ya da sınır yoktur. Aktif yaşamınız boyunca akademik etkinliğinizi sürdürmek ve çağdaş gelişmeleri takip etmek ve uygulamak zorunluluğunuz vardır. Birçok meslekten farklı olarak, yüksek eğitimi tamamlayıp diplomanızı almış olmakla işler bitmez. Bunun uzmanlık eğitimi, yan dal eğitimi, eğer bir eğitim kurumunda çalışıyorsanız akademik ilerleme evreleri vardır. Dolayısıyla, tıp mesleğini seçmiş olmak, hayat boyu sürecek bir öğrenim faaliyetini ve akademik çalışmayı seçmiş olmak demektir. Tıp mesleğindeki zorluklardan ikincisi ise kanımca, bizzat mesleki uygulamalara ilişkindir. Son yıllarda giderek artış gösteren hekim-hasta ya da hasta yakını arasındaki sorunlar da bu anlamda yaşamakta olduğumuz güçlüklerden bir diğeridir.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
"Araştırma", "Öğrenme", "Öğretme". İşte, benim düşünceme ve felsefeme göre bir akademisyende bulunması zorunlu olan üç esas unsur bunlardır. Bir akademisyenin temel gayesi, bugünün ve geleceğin dünyasında "insanlığa yararlı olmak", "insanlığa bilimsel anlamda öncülük" etmektir. Araştırma ilkesinin özünde ise bilimsel ilgi ve merak, bağımsızlık ve özgürlük hisleri ve düşünceleri yatar. O bakımdan bilimsel özgürlüğün olmadığı ortamlarda nitelikli akademisyenlerin yetişmesi de mümkün değildir. Akademisyen, hayatının her evresinde daimi olarak bir şeyler öğrenen, kendisini geliştiren ve bütün öğrendiklerini öğrencilerinin ve tüm insanlığın hizmetine sunan kişidir.
Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Tıp mesleğini edinmemde ve kalp ve damar cerrahisi uzmanlık alanında kendimi yetiştirmemde birçok kişinin büyük katkısı olmuştur. Bu bağlamda, üzerimde emeği ve hakkı olan bütün hocalarımı daima saygı ve minnetle anarım.
Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Birçok alanda olduğu gibi, sağlık alanında da, Cumhuriyet Döneminde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Bugün itibariyle, günümüz dünyasında sağlık ortamını belirleyen ana unsurlar, ülkenin siyasi ve ekonomik tercihleri olmaktadır. Bütün Cumhuriyet Devri ele alındığında, bu tercihlerin dönem dönem değişiklikler gösterdiği görülmektedir. Dünyadaki bazı gelişmelere de koşut olarak, 1980 sonrası Türkiye'sinde sağlık alanında yeni bir yapılanmaya gidildiği görülmektedir. Serbest piyasa ekonomisinin benimsendiği siyasi ve ekonomik bir düzende, sağlık ve de sosyal güvenlik sistemleri bu doğrultuda düzenlemelere maruz kalmaktadır. Bunun, biz tıp doktorları üzerinde de büyük yansımaları olacaktır. Çalışma ortamları ve koşulları, hasta-hekim ilişkileri, hasta (ve de hekim) hakları, tıp hukuku alanında uygulamaya giren yeni kavramlar ve düzenlemeler bu alanlardan bazılarıdır.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Yurt dışı çalışma ve araştırma deneyiminin bir akademisyen ve bir bilim insanı için çok önemli olduğuna inanıyorum. "Çok yaşayan değil, çok gezen bilir" atasözümüzü de bu bağlamda hatırlamalıyız. Ben, yurt dışında üç ayrı hastanede gözlemci doktor olarak bulundum. Bu hastaneler, kalp ve damar cerrahisi alanında Almanya'nın gelişmiş merkezleri arasında yer almaktaydılar. Oralarda bulunmuş olmamın, gerek erişkin kalp cerrahisi, gerekse çocuk kalp cerrahisi konusunda bana önemli bilgi ve deneyim kazandırdığını düşünmekteyim.
Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Bilimsel çalışmalar veya kongre ve benzeri etkinlikler için gitmiş olduğum ülkeler bakımından bu konuyu ele alırsak, sanırım o ülkelerde de aynı işi yapmayı arzu ederdim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Uluslararası indekslerde taranan dergilerde çıkmış olan 21 tane, diğer yurt dışı dergilerde yayınlanmış olan 10'dan fazla ve ulusal dergilerde yayınlanmış olan 100 dolayında makalem bulunmaktadır.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Esas itibariyle, YÖK, üniversitelerin kuruluşu, yükseköğretimin düzenlenmesi ve denetlenmesi gibi koordinasyona yönelik, ama, kimi açılardan da bunu aşan yetki ve görevlere sahip bir kuruluştur. Üniversiteler bakımından idari, mali ve akademik özerklik büyük önem taşıdığı için, YÖK, kuruluş olarak merkezi idarenin dışında yer alır. Türk üniversite sisteminin, kanımca başlıca sorunları, üniversitelerin gelir kaynakları ile ilgili hususlar, üniversitelerin yönetim sistemleri ve özerklikleri ile ilgili hususlar ve üniversiteye giriş sistemi ya da diğer bir ifade ile üniversiteye nasıl ve hangi kıstaslarla öğrenci alınacağı hususlarıdır. Üniversitede, her kademedeki yöneticinin liyakat esaslarına göre göreve gelmesi, hesap verilebilir ve açık bir yönetim tarzının kurulması ve yöneticilerin ve akademisyenlerin değerlendirme ve denetiminin de nesnel biçimde mutlaka yapılması gerektiğine inanıyorum. Üniversitelerin, mutlaka kendilerine özgü, merkezi idarenin belirlemelerinin dışında, sağlam ve kabul edilebilir gelir kaynakları olmalıdır. Üniversitelerin öğrenci kabul ve seçmelerinde de, öğrencinin öncelikli istek ve tercihi, öğrencinin bilgisini ve düzeyini gerçekten ölçen sınavlar ve fırsat eşitliğinin en adil biçimde sağlanabilmesi gibi hususların dikkate alınması gerektiğine inanıyorum. Sonuç itibariyle, Türk yükseköğretim sisteminde esaslı bir yeniden yapılanmanın gerekliliği kaçınılmaz gibidir.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Tıp mesleği anlamında istediğim hedefe vardığımı söyleyebilirim. Bunun yanı sıra, bir tıp doktoru ve aynı zamanda bir öğretim üyesi olarak bilgi ve deneyimlerimi hastalarımın ve öğrencilerimin hizmetine sunmayı ve bu konuda kendimi geliştirmeyi daima sürdüreceğim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Kanımca bir tıp doktoru, her şeyden önce hastalarına ve öğrencilerine karşı kötü bir örnek teşkil etmemelidir. Kendi sağlığına dikkat ve ihtimam göstermeyen bir tıp mensubunun, en azından, hastalara ve öğrencilerine karşı inandırıcılığı azalacaktır. O nedenle, kendi bildiğimiz ve inandığımız doğrulara öncelikle kendimiz uymalıyız. Dolayısıyla, sağlıklı beslenme, sağlıklı bir ortamda yaşam sürdürme anlamında kendi sağlığıma özen gösteriyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Başlıca üç uğraş alanım olduğunu söyleyebilirim. Birincisi, edebiyata ve bilhassa şiire olan ilgimdir. İkincisi, tarihe olan merakımdır. Bu anlamda, özellikle, Yeni Çağ ve Yakın Çağ tarihi ilgimi çeker. Siyasi tarihin yanı sıra, iktisadi tarih ve tarih sosyolojisi kitaplarını da okumayı severim. Üçüncü uğraş alanım ise tıp hukuku sahasıdır.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hayatımızın her döneminde, doğruların yanı sıra, yanlış şeyler de yapmış olabileceğimizi daima düşünürüm ve kabul ederim. Hiçbirimizin kusursuz varlıklar olmadığına inanıyorum. Önemli olan, her türlü yanlıştan ya da hatadan ders çıkarmasını bilmektir.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Eşim ve çocuğum, hayatımdaki en değerli varlıklardır. Doğal olarak, her şeyde öncelik hakkı onlarındır. Her durumda onlara yeterli zamanı ayırmaya çalışıyorum. Belki, zaman kaymaları olabiliyor, ama niceliksel olarak daima ailemle beraber zaman geçirmeye gayret ediyorum.

Teşekkürler
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA