AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Hüseyin Akan
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü ve Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Akan

14 Şubat 2010, Pazar

Prof. Dr. Hüseyin Akan
"Akademisyen bilgilerini sürekli olarak tazeleyen, yeterli ve
gerekli bilgileri deneyimleriyle birlikte erinmeden öğrencilerine ve arkadaşlarına aktaran, uygulamalarında bilimsellikle başka kaygıları çatıştırmayan kişidir."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü ve Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Akan




METE GENERALOĞLU-ANKARA

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
İlk ve ortaokulu doğduğum şehirde, Manisa'da okudum. On dört yaşımda geldiğim Ankara'dan, 1991 yılında, 33 yaşımda Samsun'a Ondokuz Mayıs Üniversitesine geçtim. Ankara'da Fen Lisesini, Ankara Tıp Fakültesini bitirdim; iki yıllık zorunlu hizmetten sonra, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalında başladığım uzmanlık eğitimimi 1990 yılı Eylül ayında tamamladım.
1993 yılında Doçent unvanını aldım. 1999 yılında Profesörlüğe yükseltildim. 2003 yılı sonunda TÜBİTAK Bilim Kurulu Üyeliğine atandım. Ağustos 2009'dan itibaren Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü olarak görev yapmaktayım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Fen Lisesini 1975 yılında bitirdiğimde, önümüzde genel temayül ve beklenti olarak iki seçenek vardı. Mühendislik veya tıbbiye. Bu temayül ve beklenti baskısını reddedebilseydim, seçeceğim alan siyasal bilgiler ya da edebiyat fakültesi olacaktı. Sonuçta, hekim olduğumdan memnunum. Radyolog olduğuma seviniyorum. Girişimsel radyolojide ve baş ve boyun radyolojisi alanında uzmanlaştığım için ise çok mutluyum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İşimizin "insan" olması. Doğru ve dürüst iş yapmanızın ağırlıklı olarak vicdani oluşu. Objektif değerlendirmenin diğer alanlara göre çok daha zayıf olması. Yaptığınızın maddi pahasının tartışılırlığı.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bilgilerini tazeleyen, yeterli ve gerekli bilgileri deneyimleriyle birlikte erinmeden öğrencilerine ve arkadaşlarına aktaran, (hasta) uygulamalarında bilimsellikle başka kaygıları çatıştırmayan, iyi bir akademisyendir.
Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Parça parça örnek alışlar ve benzeyişler var, ama tek bir kimse yok.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İsraf ve hekimliğin tarihte olmadığı kadar ucuzlatılmışlığı, Türkiye'nin sağlık ortamının en önemli iki vasfı. Herhangi bir başka ülkenin vatandaşının, sağlık hizmetine bu kadar kolay, neredeyse hiç para harcamadan ve çeşitlilikte ulaşabildiğini ben bilmiyorum. Bunu şöyle de okuyabilirsiniz: Her vatandaş sağlık hizmetine, eşit koşullarda ücretsiz ve çok kolaylıkla ulaşabiliyor. Daha önce, insanımız ihtiyacı olan sağlık hizmetine ulaşamadığı için poliklinik, tetkik ve ameliyat sayıları düşüktü. Şimdilerde kat kat artmış görünen bu hizmet sayılarının ihtiyacı karşılama noktasına, yani, olması gerektiği yere ulaştığı söylenebilir. Tabii, bu, bir kısmı bence gereksiz sağlık harcamalarının katlarca artışını getiriyor. Daha da artmaması için, hekim emeği sudan ucuz hale getirildi. Şöyle bir espri var: Lüks bir semtte tuvalet ihtiyacınız olduğunda, bir hastaneye gidip idrar tahlili yaptırın, 3 TL. Bakınız, ben radyoloğum. Bence, çok önemli bir tanı yöntemi olan ultrason incelemesinin fiyatı 9 TL. İnsaf. Bunca yıllık tıp, uzmanlık eğitimi, deneyimin karşılığı bu mudur? Yazık. Beyin anjiyografisinin ödemesi 130 TL. Cihazın bakım masrafını çıkaramazsınız. Tomografi 50 TL. Müzelik olmuş makinalarla yapılan kötü ve bilgi eksikliği olan incelemeye de, sofistike yeni cihazlarda yapılan bilimsel incelemeye de aynı para. Çekilmiş olsun da, ne olursa olsun. Tam günü anlıyorum, ama, özel sağlık kurumları ve muayenehanelere ve bunların ilişkilerine müdahaleyi anlayamıyorum. Korkum şu; sağlık harcamaları çok artacak, hizmet verenler için nitelikten çok çetele önemli hale getirildiğinden, hizmetin etkinliği artmayacak, bilakis azalacak. Mutsuz hekimler, memur hekimler, kayıt dışına meyyaller gibi tanımlamalar neşv-ü nema bulacak. İfrat tefrit. Para canlısı hekimler, muayenehane/hastane döngüsünü istismar eden hekimler, bıçak parası tanımlamalarının olduğu uçtan bu uca. Ne yazık ki, ortasını bulamıyoruz.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
1989-1990 yıllarında 7 ay süreyle İtalya'da anjiyografi ve girişimsel radyoloji merkezinde çalıştım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Bu konuda isteme ya da aksi yönde bir meylim olmadı.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışı dergilerde 45, yurt içi dergilerde 60'ı aşkın makalem yayımlandı.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Üniversitemizin akademik kadro sayı ve düzeyi, bazı bölümler istisna tutulursa, oldukça iyi. Ancak, hâlâ hısımlığı ve hasımlığı her şeyin önünde tutan öğretim elemanları ne yazık ki, yok sayılacak sayıda değil. Bilimsel açıdan baktığımızda, yurt dışı yayın sıralamasında çok iyi durumdayız (ilk 10 içinde). Ancak, ürüne yönelik, uygulanabilir araştırmada aynı düzeyde değiliz. Yeterince iyi değiliz.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Sohbetlerde çokça söylenen "Başbakan olsam! şunları şöyle yapardım" biçiminde konuşmaya cesaret edemiyorum. Çünkü karar mevkiinde bulunmak çok ağır bir yük. Dışarıdan gazel okumak nispeten kolay. Yine de kısaca söylersem: Üniversitelerin mali ve idari yönetim, öncelikler ve yoğunlaşma alanları bakımından çeşitlenmesine yönelik girişimlerde bulunabilirdim. İdari ve akademik personelin özlük haklarının düzeltilmesine çabalardım. Üniversitelerimizin yurt dışından öğrenci çekmesi yönünde çalışmalara yönelmelerini ister, teşvik eder ve kolaylaştırırdım.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Hedeflediğim yer/unvan/makam yoktu. İyi bir radyolog ve iyi bir girişimselci olmak istiyordum ve istiyorum. Ulaşıp ulaşmadığımı meslektaşlarım söylesin. Ancak, serebral anevrizma tedavisi, aort anevrizmasına pantolon greft yerleştirilmesi, venöz malformasyonların tedavisi gibi önemli girişimleri yapacağım, radyoloji uzmanlık eğitimime başladığımda aklımın kıyısından geçmemişti.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Bir doktor arkadaşımın mühendis olan hanımıyla konuşurken ihtisas alanımı sordu. Ben, "radyoloji, yani röntgen" deyince, acıyan bir yüzle "olsun" deyiverdi.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Özel gayretim yok. Ancak, beslenme tarzım oldukça sıhhi sayılır. Rektör olmadan önce bahçemde çalışarak sporumu da yapıyordum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Bahçemle uğraşırım. Hayvanlarım çoktu. Hâlâ kediler ve birkaç tavuk var. Özel ilgi alanım ise edebiyattır.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
"Keşke" demem ama, bazen "Şöyle yapsaydım" derim. O zaman da, eşim, "Olmuş bitmiş, değişmeyecek şeyler için zihnini ve canını sıkma" diye uyarır. Şu satırlar çok hoşuma gider: "Geçmiş için ah etme, gelecek için feryat etme, dem bu demdir, dem bu dem."

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Bir yıl öncesine kadar yeterince vakit ayırıyordum. Artık değil.


15/02/2010
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA