AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Hüseyin Dindar :İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez”
    • Akademisyenlerimiz köşemizin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Dindar.

28 Mayıs 2006, Pazar

Prof. Dr. Hüseyin Dindar :İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez”
Akademisyenlerimiz köşemizin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Dindar.

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1952 yılında Artvin’inin Arhavi ilçesinde doğdum. 1970 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. Tıp tahsilimi 1977 yılında tamamlayarak aynı yıl Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım. 1982 yılında çocuk cerrahisi uzmanı oldum ve Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Askeri Hastanesi’nde askerlik görevime başlayarak 1984’te tamamladım.
1984 yılı mayıs ayında o zamanki adıyla SSK Ankara Hastanesi Çocuk Kliniği’nde mecburi hizmetime başladım. Ardından 1987 yılında Ankara Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı’nda yardımcı doçent olarak göreve başladım. 1989 yılında Full Bright bursiyeri olarak fetal cerrahi konusunda araştırmalar yapmak üzere yurt dışında bulundum.
1990 yılı ikinci yarısında Türkiye’ye döndüm ve 1995 yılında doçent, 2002 yılında da profesör oldum. Halen Ankara Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı olarak görevime devam etmekteyim. Evli ve biri erkek, biri kız iki çocuk babasıyım.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Etkilendiğim kişiler hocam Prof. Dr. Işık Olcay ve yine hocam Prof. Dr. Selçuk Yücesan’dır. Her ikisi de beni yetiştiren sevdiğim hocalarımdır.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Meslek yaşamınız süresince çeşitli anılarınız oluyor. Hemen aklıma gelen birisi şöyle. Bir gün bir genç hanım kurşunlanma nedeniyle hastaneye gelmişti. Birkaç organ yaralanması birden vardı ve ameliyat olmuştu. Girdiği komadan çıkamamıştı ancak ümidimizi yitirmeden tedavisine devam ettik. Birkaç ay komada kaldıktan sonra geri döndü ve konuşmaya başladı. Bu mesleki sabrın her zaman korunması gerektiği, hastadan ümidin hiçbir zaman kesilmemesi gerektiğini gösterir bir vakadır ve benim unutamadığım anılarımdan birisidir.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Genelde iyi olarak değerlendiriyorum. Oysa hep bazı olumsuz yönler ön plana çıkarılmaya çalışılıyor. Ancak Türkiye’de her ilimizde bir ya da iki hastane, birkaç sağlık ocağı var. Buralarda insanlar ameliyat ediliyor, tedavi ediliyor. Buralarda çalışan hekimler, özveriyle çalışıp insanların şifa bulmalarına yardımcı oluyor. 70 milyonluk bir ülkede bir takım aksaklıkların da olması normal. Ferdi eksikliklerin genele maledilmesi, onlardan şikayet edilmesi yerine, bu eksikliklerin giderilmesi, onların düzeltilmesi lazım. Bunun için çalışmalar yapılması gerekli.
Bir de son zamanlarda yabancı hekim konusu gündemde. Hekim açığı olduğu, mevcut hekimlerin bazı bölgelere gitmediği, yabancı hekim istihdamı ile açığın kapatılmaya çalışılacağı söyleniyor. Ben bu ülkenin dilini, insanını bilmeyen bir hekimin bu ülke ve insanına yeterli şekilde hizmet edebileceğini düşünmüyorum.
Sistemi ülke genelinde bir bütün olarak ele almak, bir bütün halinde düşünmek gerekir. Bölgeler arasındaki eğitim, kültür, ekonomik, sosyal ve fiziki şartlar eşitlendikçe, farklılıklar giderildikçe sorunlarda büyük ölçüde aşılacaktır. Benim bildiğim, duyduğum, gördüğüm kadarıyla 1940’lardan bu yana bir hedefin peşindeyiz. Elbette ki önemli gelişmeler yaşanmıştır, yaşanmaya da devam edilmektedir. Bahsettiğim farklılıklar giderildikçe de çok daha büyük gelişmeler yaşanacaktır.
Dünyadaki sağlık sistemlerinin çok iyi incelenmesi, irdelenmesi bunların içerisinden bizim yapımızla uygun olan yönlerin alınması, bizim yapımızla uygun modelin seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. 1960’larda başlatılan sosyalizasyon sisteminin aksatılmasının sağlıktaki gelişmeleri olumsuz etkilediği aşikardır. Bugün yapılmaya çalışılan yeniliklerin ki bunlara bir örnek 18 yaşına kadar olan çocuklara ücretsiz sağlık hizmeti verilmesi uygulamasının bunun bir devamı gibi düşünüldüğünü sanıyorum.

Tıp mesleğini seçme sebebiniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Her halde meslek seçiminde anne, baba ve çevrenin çocuklar üzerinde etkisi oluyor. Bende de anne, baba ve her zaman saygı ile andığım matematik öğretmenim Vasfi Uçar’ın etkisi var.
Belki ekonomik koşullar açısından başka bir meslek seçsem daha iyi olurdu ama, tıp mesleğini seçtiğim özellikle çocuk cerrahisini seçtiğim için pişman değilim. Mesleğimle mutluyum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Kişisel olarak baktığım zaman zor tarafının öncelikli olmadığını düşünüyorum. Mutlaka bazı sıkıntılar oluyor ama üstesinden geliyoruz. Hastalarımızın sıkıntılarına fazla ızdırap çekmemeleri için en kısa sürede çözüm bulmaktır. Bize zor gelen üzüntü veren, gelen bir hastanın şikayetine sıkıntısına çözüm bulurken, sürenin gecikebilmesi olur. Küçük ve minik bebeklerde çeşitli sorunları gidermek, uzun süren ameliyatlar ve bunun verdiği yorgunluk, aslında onun iyileştiğini görünce yüce bir mutluluğa dönüşüyor. Bu da tüm yorgunlukları, sıkıntıları siliyor. Onun için ben mesleğimde zorluk görmüyorum.

Bir akademisyen nasıl olması? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen sürekli soran, sürekli araştıran, her olayda mutlaka bir yanlış olabileceğini düşünen ve onları sürekli irdeleyen bir yapıda olmalıdır. Çalışma azmi hiçbir zaman tükenmemelidir. Sürekli çalışma isteği ve azminde olmalıdır. Bilgi beceri ve tutum açısından iyi donanmış olmalıdır. Ve bence en önemlisi öğrendiklerini kendine saklayan değil çevresindekilere sürekli olarak yansıtan, onlara bir ışık olabilen insan olmalıdır

Yurt dışı mesleki deneyiminiz oldu mu?
Yurt dışında araştırmacı olarak bulundum. Fetal cerrahi konusunda bir takım araştırmalarım ve incelemelerim oldu.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yurt dışı deneyimi olan bir kişi olarak ülkemde çalışmanın daha keyifli olduğunu düşündüm ve ülkemde çalışmayı tercih ettim. Bir akademisyene hizmet eden unsurların yurt dışında daha zengin olduğunu gördüm. Bunun başında araştırmalara ayrılan bütçelerin daha yüksek olması geliyor. Bilim üretme kültürünün de daha geniş olduğunu gördüm. Ama ben ülkemi, insanımı sevdiğim için kendi ülkemde kalmayı burada hizmet etmeyi seçtim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Gereken özeni göstermeye çalışıyorum ama bazen yeterli olamayabiliyor. Bazen kendimizi ikinci plana bırakıyoruz. Ama elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
İnsan her zaman imkanların daha geniş olmasını, olumsuzlukların da olmamasını ister. Bunun dışında mesela bir hastadaki gelişmelerde özellikle cerrahi branşlarda bazı olumsuzluklar olmuştur, keşke böyle olamasaydı demişimdir. Ama hastadan ümit kesmeyip onu daha iyi etmeye çalıştığımız zaman daha mutlu olacağımızı düşünmüşümdür. Böyle olunca da keşkeler de pek olmuyor.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışında alanımla ilgili olarak çeşitli konularda yaklaşık 30 kadar yayınım var. Bir o kadar da yurt içi dergilerde yayınım oldu.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Türkiye’nin en eski ve en köklü kurumlarından birisidir. Akademik ortamı zengin ve bu yönüyle de Türkiye’deki ilk sıralarda yer alan bir kurumdur. Her zaman önde giden Türkiye’yi sürükleyen ve bunu hep daha ileriye taşımak amacını taşıyan bir kurumdur. Bu amaçla her seviyedeki hocalarıyla bu amaç doğrultusunda büyük bir çaba içerisinde olan bir kurumdur.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK başkanı olmak istemezdim. Ama ben Türkiye’nin daha fazla araştıran ve daha iyi bilim adamı yetiştiren üniversitelere sahip olması için çalışırdım. Akademik gelişme için normların açık ve net olmasını sağlamaya çalışırdım.

Eğitim verdiğiniz klinikteki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
İlişkilerim daima sevgi ve hoşgörü üzerine kurulu. Bunun çalışma ortamının daha iyi etkilediğini düşünüyorum. Temelde insanların kendi görevlerini hatırlatılmadan kendilerinin yapması gerektiği beklentisi içerisindeyim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez. Daha iyiye, daha ileriye, daha gelişmişe ve daha büyüğe doğru sürekli bir koşu içerisindeyiz.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Tıp dışında özellikle kitap okumayı seviyorum. Tarihsel incelemeler başta olmak üzere araştırma ve inceleme kitaplarını daha çok tercih ediyorum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Çocuklarıma yeterince vakit ayıramadığımı düşünüyorum. Sanırım meslek bende biraz daha ağır basıyor.

Teşekkürler. 29.05.2006
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA