AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. İrfan Sabah :Akademisyen bilgisini paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli”
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrfan Sabah

29 Nisan 2006, Cumartesi

Prof. Dr. İrfan Sabah :Akademisyen bilgisini paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli”
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrfan Sabah

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1941 yılında Mardin’in Savur kasabasında doğdum. 1954 yılında Savur İlkokulu, 1957’de Midyat Ortaokulu ve 1960 yılında da Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi’nden mezun oldum. 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. 1966’da fakülteden mezun oldum. 1966-1970 yılları arası Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde 1 yıl intern olarak, Kırklareli ve Erzurum’da Alay Başhekimliği ile Erzurum’da Kolordu Sağlık Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundum. 1970-1976 yılları arasında GATA’da ihtisasımı yaptım. 1974 yılında Dahiliye Uzmanı, 1976 yılında da Kardiyolog oldum. 1976-78 yılları arasında Japonya Osaka Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. Dahiliye Anabilim Dalı’nda 6 aylık dil eğitiminden sonra özellikle kardiyografi alanında araştırmalar yaptım. Yine 1985-86 yılları arasında Japonya Osaka National Cardio-Vascular Center’da 1 yıl çalıştım. 1981 yılında kardiyoloji doçenti oldum ve GATA Kardiyoloji Kliniği öğretim üyeliğine atandım. 1986 yılında da kardiyoloji profesörü oldum 1987- 1990 yılları arasında ABD MAYO Klinik’te ve Osaka Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışmalarım oldu.
Cumhurbaşkanlığı’nın teklifi ile uluslararası düzeyde bir kalp hastanesi kurmak maksadıyla GATA’dan ayrıldım. Ancak yaptığımız büyük proje Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülemediği için yarım kaldı. 1990 yılında Dr. Muhittin Ülker Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’ni kurdum. İki sene sonra da hastane başhekimliğine atandım. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin arazisinin alınması, projesinin hazırlanması ve kuruluşunu, mevcut şef arkadaşlarla birlikte çalışarak gerçekleştirdik.
2000 yılında Dr. Muhittin Ülker Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi’nden ayrılarak Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyoloji Kliniği şefliğine atandım. Üç yıldan buyana da bu hastanede Kardiyoloji Bölüm Başkanı’yım. Aynı zamanda Türk- Japon Sağlık Vakfı Başkanı’yım.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
İstanbul Üniversitesi’nde olduğum yıllarda hocalarımın çoğu çok karizmatik ve bilimsel çalışmalarda çok başarılı isimlerdi. Onların bende bıraktığı iz büyüktür. GATA’da Kardiyoloji Klinik Direktörü Prof. Dr. Lütfi Vural bir çok yönleri ile örnek aldığım bir insandır.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
1978 yılında İzmir’de Ulusal Kardiyoloji Kongresi yapılmıştı. Ben de o tarihte bulunduğum Japonya’dan kongreye konuşmacı olarak katılmıştım. Bu kongrede 8 milimetrelik sinema filmine kaydettiğim kalbin iki boyutlu hareketli görüntüsünü gösterdim. Bu bir ilkti ve kongrede büyük bir heyecan oluştu. Çünkü ilk kez kalbin içine girmeden hareketli görüntüsünü görüyorduk. Bu benim için meslektaşlarımla yaşadığım unutamadığım bir anı olarak hafızamda yer almakta. Yine Japonya’da 1986 yılında Japonya Ulusal Kardiyoloji Kongresi’nde bulunduğum sırada tartışma bölümünde yaklaşık 2000 kişi arasında başkanın övgülü sözler ederek ‘Dr. Sabah, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz’ şeklinde soru yöneltmesi, bana bir Türk hekimi olarak ülkem adına mutluluk verici bir andı.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’nin sağlık politikasının, dış politika gibi bir devlet politikası olması gereklidir. İktidarların çoğu sağlık politikasını bir parti politikası olarak yürütmekte. 18 yıldır Sağlık Bakanlığı ile çalışıyorum. Bütün iktidarların sağlığa siyaset karıştırmadan düzgün, ehliyetli ve hizmeti ön planda tutan insanları işbaşına getirmeleri gerekmekte. Sağlıkta çok üzücü tablolar var. Bir kalp ameliyatı için kırsal bölgelerden gelen insanlar günlerce çaresiz ve çözümsüz olarak büyük şehirlerde beklemekte. Bunlar bizi çok üzüyor. Kalp ameliyatı olacak, kolon ameliyatı olacak bir Trabzonlunun, bir Erzurumlunun Ankara’da işi ne? Elbette ki çaresizlikten geliyor. Mutlaka bu insanların kendi bölgelerinde güvenle başvuracakları büyük bölge hastaneleri olmalı. Yurt dışında da bu böyle. Hastaların akın akın başka bölgelere gitmesi güç, zaman ve para kaybı. Bunun çözülmesi zor değil. Ayrıca hastanelerde belli standart bir düzen halen yerleşmiş değil. Hekimlerden kendi becerisi pozisyonuna göre iş istenmesi gerekli. Sekretersiz, asistansız bir profesörün saatlerce reçete yazması, tansiyon bakması israftır. Kişiden yeterince istifade etmemek anlamını taşır. Sistemin ona göre kurulması gerekiyor.

Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde hastanelerin birleştirilmesi bence doğru bir hedef. Ancak uygulamada yanlışlıklar var. Birleştirme derken bu bir hastaneyi fonksiyonsuz bırakıp diğer hastaneye hastaları yığma anlamına gelmemeli. Sağlığın içerisinde bulunduğu sıkıntıların çözümü için çok daha detaycı, ince hesaplanmış ve bilinçli adımların atılması gerekli.

Tıp mesleğini seçme sebebiniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini ortaokul son sınıfta iken seçmiştim. Yaşadığımız bölgede hekime ihtiyacın çok olması, insanların hekime bakış şekli, çaresiz insanların hekim dışı kişilerden medet ummaları, benim bu mesleği seçmeme neden oldu. Ortaokulda iken okuduğum bazı dergilerde askeri tıp öğrencilerinin mezuniyet yemin töreninde çekilmiş bir fotoğraf beni çok etkilemişti. Hem asker hem doktor olmak istemiştim. Toplumda gıpta ile bakılan gözde iki meslek bir arada. Tıp mesleğini seçtiğim için çok memnunum. Bundan ulvi bir meslek bilmiyorum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Bilim dünyası tıpta henüz bir çok meseleyi çözmüş değil. İnsan sağlığı ile insan vücudu ile ilgili olarak bilmediğimiz, öğreneceğimiz çok şey var. Bu nedenle her hastalığın çaresini bulmak, her hastayı tedavi etmek mümkün olamamakta. İşin en zor tarafı hastalığını bildiğiniz bir insanı sağlığına kavuşturamamanız. Örneğin DKMP’li bir hasta kendi durumunu bilmemekle birlikte sizden şifa ummakta ama siz şifa bulamayacağını bilmektesiniz. Buna bir çare bulamamak ve bunu kendisine veya yakınlarına söylemek durumunda kalmanız mesleğimizin en zor yanlarından birisi.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen bilgisini sürekli artırmalı ve yenilemeli. Bilgisini arkadaşları ile paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli. Sadece bilimselliği ile değil dürüstlük ve ahlakıyla da topluma örnek olmalı. Topluma ve çalıştığı kurumlara katkılar sağlamalı.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yurtdışında çok iyi imkan ve atmosferde çalışma imkanları buldum ve buralarda çalışmak için teklifler aldım. Teknolojik açıdan insan değerinin, hekim değerinin bilinmesi açısından sistemleri bizden çok iyi. Ancak ben yine ülkemde çalışmayı ve orada yaşadığım çalışma atmosferini, imkanları Türkiye’ye taşımak istedim. O nedenle Türkiye’ye döndüm. Arzu edilen çalışma ortamını bugüne kadar tam olarak sağlayamasak da Türkiye’de çalışmak, Türk halkı ile aynı ortamda olmak benim için daha önemli ve zevklidir.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Kendi sağlığıma elbette ki yeterli önemi gösteriyorum. Şark yemeklerini biraz fazla kaçırmanın yanında düzenli spor yapıyorum. Haftada üç gün yüzmeye giderim ve mümkün olduğu kadar uyku düzenime ve sağlıklı beslenmeye özen gösteririm.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Her insanda olduğu gibi benim de az da olsa pişmanlıklarım olmuştur. Dr. Muhittin Ülker Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi’nde idarecilikle geçirdiğim zamanlar yerine daha verimli aktiviteler gösterebilirdim. Japonya veya ABD MAYO klinikte kalmış olsaydım bilimsel açıdan daha çok çalışmalarım, yayınların ve eserlerim olabilirdi.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yaklaşık olarak 140 civarında eserim var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çalıştığım hastanenin bilimsel ve akademik statüsü bir çok hastaneye göre daha iyi. Özellikle kardiyolojinin iyi bir potansiyeli var. Ancak son senelerde hastanede hizmet daha çok ön plana çıkmakta, arzu edilen bilimsel çalışmalara zaman bulunamamaktadır. Bir eksik tarafımız yurt dışı büyük merkezlerle ilişkimiz zayıf. Her düzeyde hekimin zaman zaman yurtdışında olması ve dönüşünde hastaneye bir şeyler kazandırması gereklidir.

Eğitim verdiğiniz klinikteki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Eğitim verdiğim klinikteki insanlarla ilişkilerim her zaman iyi olmuştur. Onlara her zaman bir arkadaş, bir dost gözüyle bakmışımdır. Sanırım onların bakışı da öyle olsa gerek.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Birçok öğretim üyesi gibi benim de hedeflerim büyük olmuştur. Bu hedefler Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmiş hedeflerdir. Bilimsel açıdan pek çok hedefime ulaşmakla birlikte, daha yapılması gereken bir çok iş var diye düşünüyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Hekimlik zamanımın büyük bir bölümünü alıyor. Boş zamanlarımda hobi olarak uluslararası tıp kuruluşları ile yakın ilişkide olmaktan büyük zevk alıyorum. Bu nedenle çok sık seyahat ediyorum. Bu seyahatlerimde mesleğim ile ilgili yenilikleri izlerim. Bu nedenle Türkiye’de kardiyolojide kullanılan bir çok tanı yönteminin ilk uygulayıcısı oldum. Bu bende bir hobidir. Bunun dışında spor yapmayı özellikle yüzmeyi ve müzik dinlemeyi severim.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Yoğun çalışma tempom nedeniyle arzu ettiğim kadar olamasa da mümkün olduğu kadar ailemle birlikte olmakta ve onlarla birlikte vakit geçirmeye özen göstermekteyim. Kısa bir süre sonra ailemle çok daha fazla birlikte olma şansına kavuşacağım.
Teşekkürler. 01.05.2006
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA