AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Kamil Toker
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kamil Toker

30 Ocak 2012, Pazartesi

Prof. Dr. Kamil Toker

“Akademisyenin beklenen özellikleri yerine getirebilmesi için gerekli koşulların bilimsel, idari ve sosyal anlamda sağlanması gerekir. Örneğin; yaşam kaygısı ya da performans puanı vb. peşinde koşmak, akademisyenliğin işi ve gereği değildir.”



Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
Konya Maarif Koleji ve Ankara Fen Lisesinin ardından 1980 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden, yani “Çapa” dan mezun oldum. 1984 yılında da Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimimi tamamladım. Askerlik ve zorunlu hizmet yükümlülükleri sonrası 1987 yılında Marmara Üniversitesinde akademisyenlik yaşantım başladı. 1991 yılında doçent unvanını almaya hak kazandım. 1995 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapmaya başladım. Tıp Fakültesi ve hastanesinin kuruluş aşamasında görev aldım. Dolayısıyla ana bilim dalımızın kuruluşundan beri buradayım. 1997-2000 yılları arasında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevinde bulundum. 2008-2010 yılları arasında Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği yönetim kurulu üyeliği yaptım. Derneğimizin Havayolu Yönetimi Kurulundayım. Meslektaşlarımıza bu konuda güncel bilgileri ve deneyimlerimizi aktarmak üzere kurs ve eğitim çalışmaları yapıyoruz. Aynı konunun Avrupa’daki uzantısı olan derneğin European Airway Management Society (EAMS)’ın iki yıldır Genel Sekreterlik görevini yapıyorum.
1 Ocak 2012’de “European Society of Anaesthesiology (ESA)”nın bilimsel kurullarından birisinde üyeliğe kabul edildim (ESA19SSC).
Halen ana bilim dalı başkanlığı görevini sürdürüyorum. Evliyim, 6 yaşında Ekin ve 2 yaşındaki Ömer’in babasıyım.
 
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Biraz tesadüf biraz istek, ama sanırım rahmetli annemin arzusu rol oynadı. Yani öyle çocukluğumdan beri hayal ederdim vb. hikayeler yoktur. Hatta bir yanlışlık sonucu bana önce endüstri mühendisliğini kazandığım bildirilmişti, bunu öğrenince itiraz sonucu tıp fakültesine girdim. Tesadüf de budur. Seçtiğim için çoğunlukla memnunum. Bazen idari nedenler bazen de hastaların tıbbi sorunları karşısında çaresiz hissedince maalesef “acaba” diyorum. Ama bu mesleğime, özellikle uzmanlık alanıma olan bakışımı değiştirmiyor.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Hekimlik tek başına zor bir sanat, anestezi uzmanlığı ise bu sanatın oya gibi en ince işlenmesi gerekeni diye düşünüyorum. Multidisipliner çalışmak zorundayız. Her yaştan ve çok farklı klinik özelliklere sahip hastalarımız var. Ancak bu zorluklar işin aynı zamanda dinamik ve renkli olmasını sağlıyor. Maalesef hâlâ halkımız anestezinin önemini tam öğrenebilmiş değil. Bunda mutlaka bizlerin de rolü vardır. Bazı meslektaşlarımıza bile anlatmakta zaman zaman güçlükle karşılaşıyoruz.   

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyenlik bir yasam biçimidir bence. Hep öğrenmeye çalışan, bir diğer yandan öğreten, yönlendiren, öte yandan araştıran, toplumun her kesimine örnek olmaya çalışan bireydir. Ancak, akademisyenin nasıl olması gerektiği sadece kendisine bağlı bir faktör değildir. Beklenen özellikleri yerine getirebilmesi için gerekli koşulların bilimsel, idari ve sosyal anlamda sağlanması gerekir. Örneğin; yaşam kaygısı ya da performans puanı vb. peşinde koşmak akademisyenliğin işi ve gereği değildir.  

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Elbette var, üstelik birden çok var. Aramızdan ayrılmış olan duayen hocalarımız var. Bazıları ile çalışma fırsatı buldum, bazıları ile bulamadım. Ama yaşam öyküleri ile büyüdük. Hepsini saygı ve rahmetle anıyorum. Halen hayatta olan, emekli olmuş ya da fiilen görevde olan çok değerli hocalarım var. Sadece benim için değil, camiamız için örnek teşkil ederler. Hepsinden hâlâ bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Burada isimler sıralamak da mümkün, ancak sehven de olsa hata ve eksiklik yapmak istemiyorum.  

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bütün paydaşlarının iyi niyetli olduğuna inandığım çabalarına rağmen bir kaos söz konusudur. Halkın hastaneye kolay ulaşabilir olması iyi sağlık hizmeti aldığı anlamına gelmiyor maalesef. Sistem çok değerli elemanlarını kaybetti. Herkes mutsuz. Kısa sürede halkın yararına görünen bazı faktörler uzun vadede zararına olacaktır. Halkın önemli bir kesimi de bunun farkında sanırım. Hekimler ve sağlık çalışanları ile halkı iki ayrı kutup gibi değerlendirmek ya da göstermek sorunları çözmekten ziyade daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Kısa süreli görevlendirmelerle bulundum. Artık bilimsel toplantılarda konuşma ve konferanslar için gidiyorum.  

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Mesleğimi seviyorum. Her yerde yapabilirim. Yurt dışı tanımınızın ne olduğuna göre de farklı yanıt verebilirim. Bu soru insana hep gelişmiş ülkeleri çağrıştırıyor. Ancak, az gelişmiş pek çok ülkede durum pek içi açıcı olmayabilir. Böyle bir ülkede sosyal yardım çerçevesinde kısa süreli bulundum. Ama oradaki inanılmaz kısıtlı ve zor koşullarda çalışmaktan da keyif aldım. Gelişmiş ülkelerde hekimliğin çalışma, sosyal ve ekonomik koşullarının bize göre oldukça iyi olduğu düşünülürse, buralarda aynı işi yapmak söz konusu olabilir. Ancak, sanırım kendi ülkemde insanımıza hizmet etmeyi tercih ederim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Uluslararası hakemli dergilerde 50’den fazla ve ulusal hakemli dergilerde 100’den fazla yayınım vardır. Ayrıca, beş kitapta da bölüm yazarlığım vardır.

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?
Kısaca, zor durumda olduğunu söyleyebilirim. Tanımı, standardı, desteği olmayan bir yapıdır. Başta doçentlik başvuru kriterlerine bakınız; hemen hemen hiçbir akademik yükseltilme ya da değerlendirme kriterinde, ulusal tıbbi dergilerde yayın zorunluluğu yoktur. Puanlamaya dâhil edilirler, ama zorunlu değildir. Üstelik puanlamada takdir edilen puanlar hep düşük tutulur. Herkes bu nedenle bütün çabasını uluslararası yayına vermektedir. Ulusal dergilerde yayın zorunlu hale getirilse bile tanımı yoktur bu dergilerin. Dün kurulan bir tıp fakültesi size yarın tıp dergisi çıkartır, buyurun size bilimsel dergi. Öncelikle tanım, yani standardizasyon ve sınıflama getirip sonra buralarda yayın yapmaya insanları zorlarsanız, dergilerin kantitesi yanında kalitesi de artacaktır. İşte size YÖK ya da benzeri kurumlar için bir iş.
Yayıncılık elbette dergilerle kısıtlı değildir. Hemen her branşta Türkiye kaynaklı kitapların yazılıyor olmasını görmek elbette mutluluk ve gurur verici. Hedef bunları uluslararası platforma taşıyabilmek olmalıdır.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Mevcut yasalarla YÖK başkanı olmak istemezdim. Öncelikle sistemi bir bütün olarak ele alıp yüksek öğretimi, üniversiteleri bütün ögeleri ile gerçekten özerk, demokratik, bilimsel yapıya kavuşturacak yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Bunun için yeni yöntemler keşfetmeye de gerek yoktur. Dünyada uygulanan sistemleri incelerseniz uygun sistemi oluşturabilirsiniz. Ancak bizde 1980 sonrası oluşturulan mevcut sistem siyasi otoritelerin ve yetkiyi elde edenlerin hep işine gelmiş. Bazı değişiklikler yapılmış, ancak mevcut sistemi güçlendirici nitelikte olmuş. Bilim ve toplum yararına bir değişim olursa o zaman belki benim YÖK başkanı olmama da ihtiyaç olmaz!

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Daha önce de ifade ettiğim gibi, dinamik ve renkli bir mesleğimiz var. İyi kötü pek çok anı var elbette. 1999 depremi sonrası acı anılarla dolu, hemen her gün gerek tıbbi gerek sosyal açıdan iz bırakabilecek ilginç anlara tanık oluyoruz. Hepsinden de farklı yaşam dersleri çıkarmak mümkün. Burada hem ilginç hem de hoş bir anıyı aktarmak isterim. Uzmanlığımın ilk yılları; elektif olarak kolesistektomi yapılacak bir hastayı o zamanki olanaklarımız ve belki de becerimiz ya da beceriksizliğimiz sonucu entübe edemedim ve uyandırdık, cerrahisi ertelendi. Gerçekten çok uğraşmama rağmen olamadı. Koşullar şimdiki gibi de değil. Bunun dışında da bir sorun olmadı. Hastaya uyandığında durumu izah edince “Siz de para istiyorsunuz değil mi?” diye serzenişte bulundu. Merak ettim, hasta ile sohbeti biraz sürdürünce her şey anlaşıldı. Meğer aynı olay daha önce başka bir kurumda da söz konusu olmuş, benzer olarak entübe edilememiş ve cerrahisi ertelenmişti ve hasta bu bilgiyi benden saklamıştı. Muhtemelen diğer kurumu da benzer olarak suçlamıştı. Hem hoş bir anı oldu hem de eğitici oldu. Cerrahi öncesi hasta öyküsünü tam olarak alabilmenin önemini vurgulamak açısından önemlidir.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Özen göstermeye çalışıyorum. Ama yeterince yapamadığımı söylemek zorundayım. Yoğun iş ve yaşam temposu kendimizi ihmal etmek sonucunu doğuruyor. Yaşamımıza biraz daha hareket katmak gerekiyor. Yani, düzenli fiziksel egzersiz yapmak isterim, hem ruh hem de beden sağlığı için yararlı olduğunu biliyoruz. Belli aralıklarla bazı rutin tetkikleri ve kontrolleri yaptırmaya çalışıyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Sualtına meraklıyım. SCUBA-Aletli Dalış yapıyorum. TSSF-CMAS iki Yıldız Eğitmen belge sahibiyim. Üniversitemizdeki öğrenci kulübü Kocaeli Üniversitesi Sualtı Topluluğu-KOUSAT’ın danışmanı ve eğitmeniyim. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun çeşitli kurullarında görevliyim. Dalış yapmaktan çok keyif alıyorum, yaz-kış fırsatları değerlendirmeye çalışıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Pişman olmayacak, keşke demeyecek şekilde yaşamaya çalışıyorum. Bazı güzellikleri kaçırınca “keşke” diyorum. “Keşke şu konsere gitseydim” gibi.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Yeterince olamasa da, vakit ayırmak için çok gayret ediyorum. Bunun yeteri yok zaten, ne kadar çok o kadar güzel. Yorgunluk ve stresimi ailemle birlikte olunca unutuyorum. İşime ve işimin gerektirdiği uğraşlara ailemden daha fazla vakit ayırmak zorunda kaldığım da bir gerçek maalesef.
 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer