AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Lale Karakoç Sökmensüer
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tüp Bebek Ünitesi Laboratuvar Direktörü Prof. Dr. Lale Karakoç Sökmensüer

18 Mayıs 2016, Çarşamba

Prof. Dr. Lale Karakoç Sökmensüer

 

 

Prof. Dr. Sökmensüer: “Akademisyen işini severek yapan, öğretmeyi ve paylaşmayı seven bir yapıda olmalıdır. Bilim paylaştıkça çoğalır.  Çok donanımlı, konunuza hâkim bir bilim insanı olabilirsiniz, ancak öğretmeye ve paylaşmaya açık değilseniz iyi bir akademisyen ve bilim insanı sayılmazsınız.”

 

Öncelikle sizi tanımak isteriz, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1996 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden (İngilizce) mezun oldum. Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS)’nda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalını kazandım. 2001 yılında uzmanlığımı aldıktan sonra Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Tüp Bebek Ünitesinde çalışmaya başladım. 2003-2004 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde Harvard Üniversitesi Massachusetts General Hospital IVF Laboratuvarında ve Center for Engineering in Medicine, Harvard Tıp Fakültesinde “research fellow” olarak çalıştım. 2009 yılında doçent, 2014 yılında profesör unvanını aldım. On beş yıldır Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tüp Bebek Ünitesi Laboratuvar Direktörü olarak çalışmaktayım.

Doktorluk mesleğini neden tercih ettiniz? O süreci biraz anlatır mısınız?

Çocukken hastalandığımızda bizi tedavi eden bir pediatrist vardı Kırşehir’de, sanırım ondan etkilendim. Okul hayatımda ise matematik benim için ön planda idi. Öğretmen olan annem ve lisedeki matematik öğretmenim bilgisayar veya elektronik mühendisliğine girmem için beni yönlendirmeye çalıştı.  Lise son sınıfta üniversite sınavına gireceğim dönemde bir kararsızlık sürecinden sonra, sanırım insanlara yardım etme isteğim ağır bastı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini ilk tercihime yazdım. 

Branşınızın iyi/kolay ve zor tarafları nelerdir?

İyi tarafı şu ki canlı hücrelerle çalışıyoruz, işimin her aşaması bana heyecan veriyor. Her gün yaşamın başlangıcına tanıklık ediyorum. Bizler embriyolog olarak yumurta ve spermi birleştirirken yaşamı başlatıyoruz bir anlamda. Beş gün canlı embriyoyu laboratuvarda saklayıp misafir ediyoruz, sağlıkla gelişimini sağlıyoruz ve sonrasında anneye yerleştiriyoruz. Bütün bu süreçler çok hassas, bir o kadar da heyecan verici. Bir diğer önemli işimiz ise kanser hastalarında kemoterapi ve radyoterapi öncesinde üreme hücrelerini ve dokularını dondurarak saklayıp, sonrasında bu hastaların çocuk sahibi olmasını sağlamak, üreme potansiyelini korumak.  Bu hücre ve dokuları dondururken de aslında umut sakladığımızı, bu kişilerin umutlarını koruduğumuzu düşünüp, heyecanlanıyorum. Benim en mutlu olduğum anlar ise hastaların kucaklarında bebekleriyle bizi ziyarete geldikleri anlar. O minik bebeklerle biz embriyo döneminde tanışıyoruz,  en erken gelişimlerini izliyoruz; sonrasında kucağımıza almak inanılmaz tatmin edici bir duygu.

Elbette işimizin zor tarafları da var. Çalıştığımız canlı hücrelerin, dokuların, embriyoların elde edilebilirliğindeki zorluk herhangi bir hataya izin vermeyecek, oldukça hassas bir ortamda çalışmamızı gerektiriyor. Laboratuvar ortamında her zaman maksimum konsantrasyonda çalışmamız olmazsa olmaz bir gereklilik. Laboratuvardaki arkadaşlarıma her zaman stresli, yorgun veya uykusuz iseler o gün izinli olabileceklerini söylerim. Huzurlu çalışma ortamı da bizim işimizi kolaylaştıran, laboratuvarda geçirdiğimiz uzun saatleri keyifli kılan bir unsur. Bu sebeple iyi ilişkiler içinde olduğumuz, her çalışanın mutlu olduğu, işini severek yaptığı, şeffaf, paylaşımcı bir iş ortamını sağlamaya çalışıyorum.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

İşini severek yapan, öğretmeyi ve paylaşmayı seven bir yapıda olmalıdır. Bilim paylaştıkça çoğalır.  Çok donanımlı, konunuza hâkim, iyi bir bilim insanı olabilirsiniz, ancak öğretmeye ve paylaşmaya açık değilseniz, öğrencilerinize veya ekibinizdeki genç meslektaşlarınıza bilgi ve deneyimlerinizi öğretmiyorsanız, multidisipliner araştırmalar yapmıyorsanız iyi bir akademisyen ve bilim insanı sayılmazsınız. Üniversite hocası olmak ise çok farklı özellikler barındırıyor. Öğrencilerle yakın olmak, ulaşılabilir olmak, iyi insan ve iyi vatandaş olarak model olabilmek gerektiğini düşünüyorum.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Uzmanlığımı aldıktan ve Tüp Bebek Ünitesine embriyolog olarak başladıktan sonra 2003-2004 yılları arasında ABD’de Harvard Üniversitesi Massachusetts General Hospital IVF Laboratuvarında ve Center for Engineering in Medicine, Harvard Tıp Fakültesinde “research fellow” olarak çalıştım. IVF laboratuvarında çalışmamın yanı sıra; “microfluidic sperm sorting”, embriyonik kök hücre elde etme teknikleri, sperm kriyoprezervasyonu konularında çalıştım.

Üniversitelerdeki sağlık hizmetleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Üniversiteler arasında değişiklik göstermekle birlikte bürokratik bazı sorunlar yaşanmakta. Ancak Hacettepe Üniversitesinde bizlerin yaşadığı veya hastaların bize aktardığı temel sorunlarla sık karşılaşmıyoruz. Ancak şunu söylemek isterim ki; üniversitelerde her zaman bilimsel araştırmalara öncelik verilmeli ve bu bütçeler artırılmalıdır.

Embriyolog olmasaydınız başka ne iş yapmak isterdiniz?

Yine tıp okurdum ve yine embriyolog olurdum. Embriyolojiyi TUS sınavında bilinçli olarak seçmedim, ancak şu an yaptığım işi çok seviyorum.

Yeni jenerasyon hekimlere bir öneriniz var mı?

Mümkün olduğunca kendilerini tanımalarını ve mutlu olacakları branşı seçmelerini öneririm. Ayrıca, mutlaka yurt dışı deneyimi yaşamalarını, oradaki sağlık sistemini ve araştırma olanaklarını görmelerini tavsiye ederim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Düzenli spor yapamıyorum, ancak kilo kontrolüme ve sağlıklı, doğal beslenmeye özen gösteriyorum. Eve giren yiyeceklerin neredeyse tamamı doğal ve farklı yörelerden gelen doğal yiyecekler. Hiç üşenmeden nereden olursa olsun, bulup getirtirim. Bu biraz da aile kültürümüz ile ilgili. Anadolu’da geleneksel, bağ evimizin, elma ve üzüm bahçelerimizin olduğu bir ortamda büyüdüm.   Hâlâ domates soslarımızı, turşularımızı evde yaparız; marketten hazır gıda alışverişimiz yoktur.

Kendinizi üç kelime ile tanımlamanızı rica etsek bunlar ne olurdu?

Pozitif, samimi ve çözüm odaklı…

Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz,  hobileriniz var mı?

Kitap okumayı ve film izlemeyi çok severim, Evde zaman geçirmek benim için en büyük keyif. Son birkaç yıldır Ayvalık’ta kendi doğal zeytinyağımı ürettiğim bir zeytinliğim var. Bu aralar bana en fazla keyif veren hobim, zeytinyağımın isim, marka, ambalaj işleriyle uğraşmak ve arkadaşlarıma ürünümü tattırıp geri bildirim almak.

Hayatınızda “keşke” ve “iyi ki” dediğiniz iki durum neydi?

Çok şükür ki şükretmeyi biliyorum, her zaman ileri bakan ve pişmanlık yaşamayan bir yapım var. İddialı olacak belki ama hayatımda “keşke”lere yer yok. Her hatamızın bizlere tecrübeler kattığına inanıyorum, önemli olan ders çıkarmak. Ayrıca, yaşamımızda her olayın bir nedeni olduğunu düşünüyorum.   “İyi ki” dediğim durum ise kızım Lal’in doğumu. Her gün şükrediyorum. Kızıma da şükretmeyi öğretiyorum.

Tatil için nereleri tercih edersiniz?

Çocukluğumdan bu yana her yaz tatillerimizi Ayvalık’ta geçiriyoruz. Oradaki bahçemizde de kendi sebze meyvelerimizi yetiştiriyoruz, sakin bir ortamda tatilimizi yapıyoruz. Onun dışında büyük aile olarak senede bir kez kız kardeşlerim, kızım, yeğenim, annem yurt dışına gidiyoruz. İş nedeniyle de sık sık yurt içi ve yurt dışı otellerde kaldığımdan otel tatili benim için cazip değil, her zaman evimde olmayı tercih ediyorum. 

Yemek kültürünüzle ilgili neler söylersiniz? Özellikle sevdiğiniz bir yemek var mı?

Çok geniş bir yemek kültürüne sahibim, maalesef bu bir dezavantaj benim için. Yemek yemeyi ve geniş aile sofralarını çok seviyorum.

Geleneksel Anadolu yemeklerimizi çok severim, evimizde her yemek pişer. Etli yaprak sarması en sevdiğim yemektir.

Çok güzel bir ülkede yaşıyoruz, farklı kültürleri barındıran bir dokumuz var. Antakya mutfağından tutun, Ege otları, Güneydoğu Anadolu yemekleri gibi geniş bir yelpazede damak zevkim olduğunu düşünüyorum.

Dünya mutfaklarını da seviyorum. Uzak Doğu mutfağına özel ilgi duyuyorum, evde “sushi” ve Çin yemeklerini dahi yapabiliyorum.

Lal’in annesi olarak kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Çocuğunuza yeterince vakit ayırabiliyor musunuz ya da ayırabildiniz mi?

Arkadaşlarım çok iyi bir anne olduğumu söylüyorlar. Kızım doğduğunda ilk aylarında doçentlik sınavına hazırlanıyordum, hep annemin kucağındaydı, İstanbul’da sınava birlikte gitmiştik, üç aylıktı. Belki o dönemde yeterince vakit ayıramadım ona ama sonradan telafi ettiğimi düşünüyorum.

Mutlu bir çocuk olması için elimden geleni yapıyorum, hırslardan uzak büyütmeye çalışıyorum, onunla arkadaş olmaya ve her konuyu dürüstçe paylaşmaya gayret ediyorum. Tüketim toplumuna ayak uydurmasını istemiyorum, istediği her şeyi satın almıyorum. Dünya vatandaşı olmasını, her yerde her koşulda mutlu olmayı öğrenmesini istiyorum.

 

Geldik En’li sorularımıza;   

En çok mutlu olduğunuz veya dinlendiğiniz zamanlar?

En mutlu olduğum zamanlar, gün sonunda evde olduğum anlar.

Sizi en çok yoran insan profili?

Sürekli şikâyet eden, çözüme değil soruna takılıp kalan insanlar.

En son okuduğunuz kitap ve sizde bıraktığı iz?

Saramago’nun “Fil’in Yolculuğu”nu okudum. Eğlenceli ve ince bir mizaha sahip bir roman. Alışılagelmiş dilbilgisi kuralları kullanılmamış. Fil terbiyecisinin pasifist felsefesi, erdemli bakış açısı beni etkiledi, diyebilirim.

En son gittiğiniz şehir veya ülke /Neden?

Kızım, minik yeğenim, kız kardeşlerim ve annemle Paris’e gittik. Kızım ve yeğenim Fransız okulunda okuyorlar, onların neden yabancı dil öğrendiklerini algılayıp, dil öğrenmenin önemini kavramalarını istedik. Ayrıca, bir ara tatille enerji topladık.

En son gittiğiniz film veya tiyatro?

En son gittiğim film, kızımla birlikte izlediğimiz “Orman Çocuğu”.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
9
1) Teslime Türkan (Ebe)
19.04.2018 12:00:33
Hayatınızın şiir gibi olduğunu düşünüyorum.
"Her gün yaşamın başlangıcına tanıklık ediyorum."
"Bu hücre ve dokuları dondururken de aslında umut sakladığımızı, bu kişilerin umutlarını koruduğumuzu düşünüp, heyecanlanıyorum".
Cümlelerdeki samimiyet, içtenlik ve yaşanmışlık insanı heyecanlandırıyor. Başarılarınızın devamını dilerim.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA