AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca : Kaliteli hekim yetiştirilmeli “Part-time, full-time ayrımı ortadan kalkmalı”
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca

05 Şubat 2006, Pazar

Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca : Kaliteli hekim yetiştirilmeli

“Part-time, full-time ayrımı ortadan kalkmalı”
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca.

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1940 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. İstanbul Atatürk Kız Lisesi’nden mezun oldum. 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim ve 1966 yılında mezun oldum. Mezun olur olmaz, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda ihtisas yapmaya başladım. 1969 yılında uzman oldum. 1968’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Kliniği bünyesinde retina-vitreus bölümünün kuruculuğunu yaptım ve halen başkanlığına devam ediyorum. 1976 yılında doçent, 1982 yılında profesör oldum. 1988-1997 arasında Türk Oftalmoloji Derneği Retina-Vitreus Birimi Başkanı olarak görev yaptım. Türkiye’de ilk kez fundus hastalıklarında tanı yöntemi olan flöresein anjiyografi uygulamasını 1968 yılında, ilk lazer uygulamasını 1975 yılında ve ilk kez dijital flöresein-indocyanine green anjiyografi uygulamasını da 1993 yılında gerçekleştirdim. 1995-1998 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı yaptım. 1986 yılında Fransız Oftalmoloji Derneği’ne ve 1991’de Uluslararası Okuler İnflamasyon Derneği’ne Türk Delegesi olarak seçildim; 1995 yılından bu yana bu derneğin yürütme kurulu üyesi ve 2003 yılından beri de chairman’ı olarak görev yapmaktayım. Ayrıca, Amerika Retina Uzmanları Derneği, Belçika Oftalmoloji Derneği, Uluslararası Club Jules Gonin, Uluslararası Akdeniz Oftalmoloji Derneği, Amerikan Akademi Oftalmoloji Derneği, Uluslararası Retina Derneği, Uluslararası Afrika-Asya Oftalmoloji Derneği üyeliklerim bulunuyor. 2004 yılından bu yana Uluslararası Akdeniz Oftalmoloji Derneği Başkanlığı görevini yürütüyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Şu an için yok. Emekli olduktan sonra hobilerim olacak. Şimdi, pek çok çalışmaya katıldığımdan, hobiler için zaman ayıramıyorum. Fırsat buldukça müzik dinlemeyi seviyorum.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Prof. Dr. Cahit Örgen hocamı örnek aldım. Beni o yönlendirdi ve çalışmayı öğretti. Bu yılın mayıs ayında 2. ölüm yıldönümü dolacak.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
25-27 Haziran 2004 tarihlerinde düzenlenen Mediterranean Retina 2004 Kongresi’nde “vitreoretinal excellene” için Ayhan Şahenk Ödülü’nü aldığım gün çok duygulandım. Benim için onur vericiydi. ABD’li göz doktoru Prof. Zakov, ödülün bana verilmesini istedi. Bu beni çok mutlu etti.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sağlık ortamı son yıllarda bozuldu. Özellikle, her branşta, insanın çok çalışması gerekiyor. Dürüst çalışacak, doğru yayın verecek insanlar lazım. Sağlık ve hukuk çok önemli alanlar. Bu alana alınacak kişilere ayrıcalık tanınması gerekir. Herkesin, hakim-avukat veya hekim olmaması gerektiğini düşünüyorum. Tıp alanı için TUS yerine ayrı bir değerlendirme sistemi getirilmesi lazım. Bütün doktorların mesaisi saat 16.00 veya 17.00’da bitmeli. Hepsi aynı ücreti almalı. Part-time, full-time ayrımı ortadan kaldırılmalı. Çünkü, full-time çalışan hekimlerin çoğu vakit doldurmaya çalışıyor ve part-time çalışanlar da çok çalışmasına rağmen diğerlerine göre az ücret alıyor.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Ben aslında eczacı olmak istiyordum. Eczacılığı kazanamadığım için ikinci tercihim olan tıp fakültesine girdim. Eskiden, eczacılık hekimlikten daha gözde bir meslekti. Doktoramı tamamladıktan sonra eczacılığa geçebilirdim. Fakat iyi ki eczacı olmamışım. Rahat olduğu için eczacılığı istiyordum. Zor bir mesleğe girdim. Ben çocuk hastalıklarında ihtisas yapmak istiyordum ama eşimin teşvikiyle göz hastalıklarını seçtim. Bu yüzden de pişman değilim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Çok çalışmak. Ama ben bu yaşımda hala çalışıyorum. Çalışmayacak, okumayacak kişiler bu mesleğe hiç girmemeli. Hekimlik çok çalışmayı gerektirir. Aslında işimizin en zor tarafı takdir edilmemek. Çalışmalarınızın takdir edilmesi, ödüllendirilmesi lazım.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen, yurtiçi ve yurtdışında Türkiye’yi temsil edebilmeli. Hem yurtiçi hem yurtdışı kongrelere katılabilmeli. Ama gezmek için değil, çalışmalarıyla katılmalı. Akademisyen, asistanına, öğrencisine örnek olmalı ve onları çalışmaya teşvik etmeli. Maalesef bizde öyle değil.

Yurtdışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Kısa sürelerle çalıştım. 1973’te Lozan ve Cenevre Tıp Fakültesi’nde flöresein anjiografi ve ışık koagülasyonu, 1974 yılında, Almanya-Essen’de ışık koagülasyonu, flöresein anjiyografi, retina hastalıkları ve göziçi tümörleri kursuna katıldım, 1978’de Londra’da Moorfields Eye Hospital’de retina eğitimi, 1982’de Viyana Tıp Fakültesi’nde vitreoretinal cerrahi eğitimi, 1987’de Paris, Lyon ve Albi’de vitreoretinal cerrahi ve ultrasonografi eğitimi aldım. 1990 yılında Luzern’de ileri oftalmik lazer tedavisi uluslararası eğitim kursuna katıldım. 1993’te ise Chicago’da retinada yeni boyutlar kursuna gittim. Fakat bunlar kısa süreli eğitimlerdi.

Yurtdışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yurtdışında bir yere yerleşmek istemezdim ama 1-2 yıllık sürelerle kalmayı isterdim. Zaman zaman ABD’de olsaydım daha farklı olurdu diye düşünüyorum. Bizim zamanımızda yurtdışına gitmek daha zordu. Sürekli kalmak istemezdim. Çünkü, orada daima 2. adam olacağımızı düşünürdüm. Türkiye’de kalmayı, hizmet vermeyi istedim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Evet, gösteriyorum. 6 ayda bir tüm tetkiklerimi yaptırıyorum. Hastalıklarımı ciddiye alır, gerektiğinde doktora giderim. Spor yapmanın gerekliliğine inanmama karşın spor yapamıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hayır, hiç pişmanlığım olmadı.

Yurtiçi ve yurtdışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurtiçinde 214, yurtdışında 64 yayınım var. 1977 yılından 2005’in sonuna kadar 86 yurtdışı kongreye katıldım. 1996’dan beri konuşmacı olarak davet edildiğim yurtdışı kongre sayısı ise 26’dır.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Bilimsel çalışma, insanın içinden gelecek. Çalışırsa bu bir hobidir. Fakültemizin, çalışmak isteyen kimseye engel olma gibi bir tutumu yok. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi eski bir fakülte. 1966’dan beri buradayım ve burada çalışmaktan mutluyum.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Doçentlik ve profesörlük unvanlarının sadece üniversitede çalışıldığı sürece kullanılmasını sağlardım. Bence bunlar üniversiteye ait unvanlar. Doçentlik tezini tekrar getirirdim. Doçent olmak çok kolaylaştırıldı. Tezsiz ve derssiz öğretim üyesi olunmasını kabul edemiyorum. Ayrıca, başarılı, çalışkan öğretim üyesi ile diğerlerini ayırırdım; maddi değil manevi yön önemli. Atamaların hakkıyla yapılmasını sağlardım. Üniversitelerin sayıca fazla olmasına karşıyım. Kaliteli hekim yetiştirilmesine dikkat ederdim.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Çalışma arkadaşlarımla aram iyidir ama onların beni nasıl tanımladığını bilemiyorum. Ancak, duyduğum kadarıyla onlar beni çok çalışkan, dürüst ve prensip sahibi olarak tanımlamaktadır. Bilimsel olarak yoğunum, dolayısıyla hiçbir öğretim üyesiyle çok samimi değilim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Ulaştım. Yurtdışındaki kongrelerde ve derneklerde çok faalim. Türkiye’de 2001 yılında İstanbul’da, 2004 yılında İstanbul ve Antalya’da olmak üzere 3 uluslararası kongre düzenledim. Yurtiçi ve yurtdışındaki kongrelerde ülkemi tanıtmayı amaçladım. Bu yüzden yaptığım sunuma, üstüme başıma dikkat ettim.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Uzmanlık ve doçentlik için imtihan zamanlarında fazla zaman ayıramadım. Bu duruma gelene kadar nöbetçi oluyorsunuz, ömrünüz hastanelerde geçiyor. Eşinizin anlayışlı olması ve sizi desteklemesi şart. Şimdi aileme zaman ayırabiliyorum. Ama artık çocuklar büyüdüler ve evlendiler.

Teşekkürler.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA